Giriş

Ticari hayatın hızına paralel olarak işletmeler arasındaki birçok işlem, ayrıntılı yazılı sözleşmeler yerine sipariş formları, faturalar, cari hesap kayıtları ve ticari defterler üzerinden yürütülmektedir. Bu durum, özellikle alacak davalarında ticari defterlerin ispat hukuku bakımından önemini artırmaktadır. Nitekim taraflar arasında mal teslimi, hizmet ifası veya bakiye cari hesap alacağı konusunda uyuşmazlık ortaya çıktığında, mahkemelerin ilk başvurduğu delillerden biri ticari defter kayıtları olmaktadır.

Ancak ticari defterler her durumda aynı ispat gücüne sahip değildir. Defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, karşı tarafın da tacir olup olmadığı ve kayıtların birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, delil değerinin belirlenmesinde kritik rol oynar.

Ticari Defter Tutma Yükümlülüğünün Hukuki Dayanağı

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen sonuçları açıkça ortaya koyacak şekilde ticari defterlerini tutmakla yükümlüdür.

Ticari defterlerin temel amacı yalnızca vergi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi değildir. Defterler aynı zamanda işletmenin faaliyetlerinin izlenmesini sağlayan ve gerektiğinde yargısal süreçlerde delil olarak kullanılabilen hukuki belgelerdir.

Ticari Defterlerin Delil Niteliğinin Hukuki Dayanağı

Ticari defterlerin delil niteliği esas olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde düzenlenmiştir.

Kanuna göre usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterler, belirli şartların varlığı halinde sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Ancak bu durum otomatik değildir. Mahkeme, öncelikle defterlerin kanunda öngörülen şekil şartlarına uygun tutulup tutulmadığını inceler.

Bu kapsamda özellikle;

  • Defterlerin yasal sürelerde açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması,
  • Defter kayıtlarının birbirini doğrulaması,
  • Kayıtların düzenli ve kronolojik şekilde tutulmuş olması,
  • Defterlerde sonradan müdahale veya tahrifat bulunmaması

önem taşımaktadır.

Bu şartları taşımayan defterler sahibi lehine delil olarak kullanılamayabilir.

Usulsüz Tutulan Defterlerin Sonuçları

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun benimsediği sistemde usulsüz tutulan ticari defterler, çoğu durumda sahibi lehine delil niteliği taşımaz. Buna karşılık, somut olayın özelliklerine göre bu kayıtlar sahibi aleyhine değerlendirmeye konu olabilir.

Bu nedenle ticari defterlerin yalnızca vergi incelemeleri açısından değil, ileride ortaya çıkabilecek ticari uyuşmazlıklar bakımından da usulüne uygun tutulması büyük önem taşımaktadır.

Karşı Tarafın Tacir Olmasının Önemi

Ticari defterlerin delil niteliği bakımından karşı tarafın hukuki sıfatı da önemlidir.

Uyuşmazlığın iki tacir arasında gerçekleşmesi halinde her iki tarafın ticari defterleri birlikte değerlendirilir. Tarafların usulüne uygun tutulmuş defter kayıtlarının birbirini doğrulaması durumunda, bu kayıtlar güçlü bir delil niteliği kazanabilir.

Buna karşılık karşı tarafın tacir olmadığı uyuşmazlıklarda ticari defterlerin delil değeri daha sınırlı olabilir ve çoğu zaman diğer delillerle desteklenmesi gerekir.

Ticari Defterlerin Birbirini Doğrulaması

Uygulamada mahkemeler sıklıkla taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmaktadır.

Örneğin davacı şirketin ticari defterlerinde yer alan bir satış kaydının, davalı şirketin ticari defterlerinde de alış kaydı olarak yer alması durumunda, bu durum mal tesliminin veya hizmet ifasının gerçekleştiğine ilişkin güçlü bir emare oluşturur.

Özellikle cari hesap ilişkilerinde karşılıklı kayıtların uyumu, alacağın varlığının ispatında belirleyici rol oynayabilmektedir.

Ticari Defterler ve Fatura İlişkisi

Ticari alacak davalarında ticari defterler çoğu zaman faturalarla birlikte değerlendirilmektedir.

Düzenlenen faturanın karşı tarafın ticari defterlerine işlenmiş olması, faturanın içeriğinin kabul edildiği yönünde önemli bir emare niteliği taşımaktadır. Özellikle faturaya süresinde itiraz edilmemesi ve faturanın ticari kayıtlara geçirilmesi halinde alacaklının ispat yükü önemli ölçüde hafiflemektedir.

Ancak yalnızca faturanın veya yalnızca ticari defter kaydının bulunması her zaman alacağın kesin olarak ispatlandığı anlamına gelmez. Mahkeme, somut olayın tüm delillerini birlikte değerlendirir.

Bilirkişi İncelemesinin Rolü

Ticari defterlere dayanan uyuşmazlıklarda bilirkişi incelemesi çoğu zaman kaçınılmaz hale gelmektedir.

Bilirkişi tarafından;

  • Defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı,
  • Taraf kayıtlarının birbirini doğrulayıp doğrulamadığı,
  • Cari hesap bakiyelerinin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı,
  • Fatura ve ödeme kayıtlarının uyumlu olup olmadığı

incelenmekte ve mahkemeye rapor sunulmaktadır.

Bu nedenle ticari defterlerin düzenli ve eksiksiz tutulması, dava sürecindeki bilirkişi incelemesinin sonucunu doğrudan etkileyebilmektedir.

Yargıtay Uygulaması

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında, usulüne uygun şekilde tutulmuş ve birbirini doğrulayan ticari defter kayıtlarının güçlü delil niteliğinde olduğu kabul edilmektedir.

Özellikle taraf defterlerinin karşılıklı olarak aynı ticari işlemi göstermesi halinde, mahkemeler bu kayıtları alacağın varlığı bakımından önemli bir ispat aracı olarak değerlendirmektedir.

Buna karşılık usulsüz tutulan veya birbirleriyle çelişen defter kayıtlarının tek başına hükme esas alınması çoğu durumda mümkün olmamaktadır.

Uygulamaya Yönelik Öneriler

Ticari işletmeler açısından aşağıdaki hususlar önem taşımaktadır:

  1. Ticari defterler yasal sürelerde açılış ve kapanış onayları yaptırılarak tutulmalıdır.
  2. Muhasebe kayıtları eksiksiz ve gerçeğe uygun şekilde işlenmelidir.
  3. Fatura, irsaliye, teslim tutanağı ve banka kayıtları düzenli şekilde saklanmalıdır.
  4. Cari hesap mutabakatları belirli aralıklarla yapılmalıdır.
  5. Elektronik muhasebe sistemleri kullanılsa dahi kayıtların hukuki denetime uygunluğu düzenli olarak kontrol edilmelidir.

Sonuç

Ticari defterler, ticari alacak davalarında çoğu zaman davanın kaderini belirleyen en önemli deliller arasında yer almaktadır. Ancak bu delil gücü mutlak değildir ve ticari defterlerin usulüne uygun şekilde tutulmuş olmasına bağlıdır.

Usulüne uygun tutulmuş, birbirini doğrulayan ve diğer delillerle desteklenen ticari defter kayıtları, alacağın ispatında son derece güçlü bir hukuki zemin oluştururken; düzensiz veya eksik kayıtlar ise işletmeler açısından ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir.

Bu nedenle işletmelerin ticari defterlerini yalnızca muhasebe yükümlülüğünün bir parçası olarak değil, aynı zamanda gelecekte ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda en önemli savunma ve ispat araçlarından biri olarak görmeleri gerekir.

Emrah Golgi̇yaz

Av. Emrah GOLGİYAZ