I. Bir Müddetnamedeki Üç Tarih
Kocaeli'de bir hükümlünün müddetnamesinde üç tarih var. Cezaevine giriş 22.06.2022, koşullu salıverilme 01.11.2031, hak ederek tahliye 15.12.2034. Kâğıt üzerinde görünmeyen dördüncü tarih ise ne yazık ki diğerlerinden daha belirleyici çıktı: hükmün kesinleştiği 30.04.2024.
Bu kişi uyuşturucu ticareti suçundan Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.06.2023 tarihli kararıyla mahkûm edildi. Karar istinaf ve temyizden geçene kadar tutuklu kaldı; 2022 yazından itibaren kesintisiz olarak kapalı kurumdaydı. 2024'te açık ceza infaz kurumuna ayrılmak için başvurduğunda talebi tek bir gerekçeyle reddedildi: cezası 31.07.2023'ten sonra kesinleşmişti.
Eylül 2026'da basına yansıyan haberlere göre yeni bir infaz düzenlemesi hazırlanıyor. Etki analizlerinin Ekim'de Adalet Komisyonu üyeleriyle konuşulması, metnin yılbaşından sonra Meclis'e gelmesi bekleniyor. Kaynaklar düzenlemeyi "Kovid benzeri" olarak tarif ediyor ve af niteliği taşımayacağını vurguluyor. Oranlar için de "istisnai suç tipleri hariç 1/2" ifadesi kullanılıyor. Metin henüz ortada yok. Ama "Kovid benzeri" bir düzenlemenin nerede tökezleyebileceğini, yukarıdaki dosya ve onu çevreleyen Anayasa Mahkemesi kararı oldukça net gösteriyor.
II. "Kovid Benzeri" Ne Demek?
İfadeyi doğru okumak için 2020'ye dönmek gerekir. 14.04.2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanun, iki farklı türde değişiklik yaptı.
Birincisi kalıcıydı. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un (CGTİK) 107. maddesinin ikinci fıkrasında süreli hapis cezaları için koşullu salıverilme oranı üçte ikiden yarıya indirildi. Kasten öldürme, cinsel suçların bir kısmı, işkence, özel hayata karşı suçlar gibi sayılan suçlar için üçte iki oranı korundu. Yani haberlerde anılan "1/2" bugün de genel kuraldır. Değişecek olan, oranın kendisinden çok istisna listesinin genişliği olacaktır.
İkincisi geçiciydi ve asıl "Kovid" etkisini bu yarattı. Geçici 6. madde, 30.03.2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından denetimli serbestlikte bir yıllık süreyi üç yıl olarak uyguladı. Geçici 9. maddenin beşinci fıkrası ise açık cezaevindeki ve denetimli serbestlikteki hükümlüleri salgın nedeniyle "izinli" saydı. Bu izin, 7407 sayılı Kanun'la on dokuz kez uzatılabilir hâle getirildi ve fiilen 2023 yazına kadar sürdü.
Burada dikkat edilmesi gereken ayrıntı, 2020 düzenlemesinin ölçüt olarak suç tarihini almasıdır. "30.03.2020 tarihine kadar işlenen suçlar" ifadesi kişinin kontrolünde olan tek tarihe, fiili işlediği güne bakar.
III. 2023'te Ölçüt Değişti
Kovid izninin sona ermesiyle birlikte 7456 sayılı Kanun, CGTİK'e geçici 10. maddeyi ekledi. Maddenin altıncı fıkrası, belirli suçlar hariç olmak üzere "31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerden" şartları taşıyanların açık cezaevine daha erken ayrılabilmesini ve denetimli serbestlikten üç yıl erken yararlanmasını öngördü.
Ölçüt artık suç tarihi değil, belirli bir günde "hükümlü" sıfatıyla kapalı kurumda bulunmaktı. Kocaeli'deki hükümlü 31.07.2023'te o kurumdaydı. Ama hükmü henüz kesinleşmediği için hukuken "hükümlü" değil, tutukluydu.
IV. Anayasa Mahkemesi: Çoğunluk ve Üç Karşı Oy
Bu ölçüt kısa sürede Anayasa Mahkemesi önüne geldi. Sinop İnfaz Hâkimliği, suç tarihi yerine hükümlü olma tarihinin esas alınmasının adil olmayan sonuçlar doğuracağını ileri sürerek itiraz yoluna başvurdu.
Anayasa Mahkemesi, 07.03.2024 tarihli ve E.2023/148, K.2024/70 sayılı kararıyla itirazı oy çokluğuyla reddetti. Çoğunluğa göre kural açık ve belirliydi, kamu yararı amacı taşıyordu. İnfaz rejimine ilişkin tercihler de kanun koyucunun takdir alanındaydı. Mahkeme bu takdirin sınırını kendi yerleşik içtihadına dayanarak şöyle çizdi: "Kanun koyucunun bu konudaki tercih ve takdirinin yerindeliğinin incelenmesi, anayasal denetimin kapsamı dışında kalmaktadır."
Engin Yıldırım, Selahaddin Menteş ve Basri Bağcı karşı oy kullandı. Karşı oyun kurduğu örnek, Kocaeli dosyasının neredeyse birebir tarifidir. Aynı suç nedeniyle tutuklanan iki sanıktan birinin hükmü erken kesinleşir ve bu kişi belirlenen tarihte hükümlü sıfatını kazanır. Diğerinin kararı ise savcının temyizi yüzünden o tarihten sonra kesinleşir. İkisi de aynı gün cezaevindedir, ama yalnız biri düzenlemeden yararlanır. Karşı oy bu sonucu şu cümleyle özetliyor: belirli bir tarihte hükümlü olma kriteri "objektif verilere dayanmamakta, anılan tarihte bu iki şartın gerçekleşmesi yaşanan süreçlerin etkisiyle bir nevi tesadüflere kalmaktadır."
Karşı oy, bu tesadüfün kaynağına da işaret ediyor. İnfaz indirimlerinde gelenek, 4616 sayılı Kanun'da da 7242 sayılı Kanun'da da olduğu gibi, belirli bir tarihten önce işlenen suçları esas almaktır. 2023 düzenlemesi bu gelenekten ayrılmıştı.
Kanaatimizce çoğunluğun takdir yetkisine yaptığı vurgu doğru bir başlangıç noktasıdır. Ancak takdir yetkisi, aynı durumdaki iki kişiyi, kendi iradeleri dışındaki bir olguya (temyiz incelemesinin süresine) göre ayırmayı da kapsıyor mu? Soru buradadır. Kesinleşme tarihi hükümlünün değil, savcılığın, istinaf dairesinin ve Yargıtay'ın iş yükünün sonucudur. Bu tarihe hak bağlamak, bir anlamda kişinin haklarını mahkemelerin takvimine bağlamak demektir.
V. Kanun Koyucu Karşı Oyu Benimsedi
Anayasa Mahkemesinin reddettiği yaklaşımı, yaklaşık iki yıl sonra kanun koyucu benimsedi. 24.12.2025 tarihinde kabul edilip 25.12.2025'te Resmî Gazete'de yayımlanan 7571 sayılı Kanun'un 27. maddesi, geçici 10. maddenin altıncı fıkrasını değiştirdi. "31/7/2023 tarihi itibarıyla" ibaresi, "31/7/2023 tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle" şeklini aldı.
Kanun koyucu aynı değişiklikle istisna listesini de genişletti. TCK m.82'nin birinci fıkrasının (d), (e) ve (f) bentlerindeki nitelikli kasten öldürme hâlleri, deprem nedeniyle yapıların yıkılması, çökmesi ya da hasar alması sonucu meydana gelen öldürme suçları ve bazı cinsel suçlar kapsam dışına alındı. Tarih ölçütü adaletli hâle gelirken, yararlanacak kişi çemberi de başka bir yerden daraldı.
VI. Yargıtay: Kapı Açıldı, Ama Bu Dosyaya Değil
Kocaeli'deki hükümlünün talebi 15.08.2024'te infaz hâkimliğince reddedilmişti. Hâkimlik ertesi gün verdiği ek kararla talebin değerlendirilmesinin önünü açsa da, Cumhuriyet başsavcılığının itirazı üzerine Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi 06.09.2024'te ret kararını yeniden geçerli kıldı. Adalet Bakanlığı, 2025 Ekim'inde kanun yararına bozma yoluna gitti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi, hükümlünün 22.06.2022'den beri kesintisiz tutuklu olduğunu ve kurum giriş tarihinin kesinleşme tarihi değil bu tarih olarak kabul edilmesi gerektiğini savunuyordu.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 15.05.2026 tarihli ve E.2025/7342, K.2026/4000 sayılı kararıyla istemi oy birliğiyle reddetti. Daire, 7571 sayılı Kanun'la yapılan değişikliğin farkındaydı; ama bunu inceleme dışında bıraktı. Gerekçesi şuydu: "kanun yararına bozma, kesinleşen hükümde verildiği zaman yürürlükte bulunan usul ve maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olduğundan, inceleme karar tarihindeki mevzuat hükümlerine göre yapılmıştır."
Eski metin karşısında Dairenin vardığı sonuç tutarlıdır. Kanun "hükümlü" demişti, kişi o tarihte hükümlü değildi. Kanun yararına bozmanın dar çerçevesi de sonradan gelen bir değişikliğin geçmiş bir karara taşınmasına izin vermez.
Ne var ki hikâye burada bitmek zorunda değil. TCK m.7/3'e göre koşullu salıverilme, erteleme ve tekerrür dışındaki infaz rejimi hükümleri derhal uygulanır. Hükümlünün suçu 31.07.2023'ten önce işlenmiştir. Uyuşturucu ticareti de yeni metnin istisna listesinde yer almamaktadır; karar metninde suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiğine dair bir bilgi de bulunmamaktadır. Kanaatimizce hükümlü, diğer şartları taşıması hâlinde, değişen metin karşısında yeniden başvurabilecek konumdadır. Kanun yararına bozmanın reddi bu yeni başvurunun önünde bir engel oluşturmaz, çünkü o karar yalnızca eski metne göre verilmiş bir kararın hukuka uygunluğunu denetlemiştir. Aynı konumdaki pek çok hükümlü için de durum aynıdır: 2024 ve 2025'te "kesinleşme tarihi" gerekçesiyle reddedilen talepler, 25.12.2025'ten sonra yeniden değerlendirilmeye açıktır.
VII. Yeni Düzenleme İçin Çıkarılacak Dersler
Tarih ölçütü suç tarihine bağlanmalı. "Kovid benzeri" bir düzenleme büyük ihtimalle yine geçici bir madde ile ve bir tarih kesimiyle gelecek. Bu kesimin hükümlü sıfatına ya da belirli bir günde kurumda bulunmaya bağlanması, 2023'teki eşitsizliği yeniden üretir. Suç tarihinin esas alınması hem 2020'deki uygulamayla hem de 2025'te yapılan düzeltmeyle uyumlu olacaktır.
"1/2" başlığı yanıltıcı olabilir. Genel oran zaten yarıdır. Asıl belirleyici olan, CGTİK m.107'nin ikinci ve dördüncü fıkralarındaki üçte iki listesinin ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin (m.108) nasıl şekilleneceğidir. Bu listelerde yapılacak bir daraltma koşullu salıverilme oranını doğrudan değiştirir. TCK m.7/3 koşullu salıverilmeyi "derhal uygulanır" kuralının dışında tuttuğundan, böyle bir değişiklik lehe kanun ilkesine göre değerlendirilecektir. Denetimli serbestlik sürelerine ilişkin geçici hükümler ise infaz rejimine ilişkin olup derhal uygulanır. Bu ayrım, kimin ne zamandan itibaren yararlanacağını belirleyen asıl teknik sorudur.
Af değil, ama sonucu afa yakın. Anayasa'nın 87. maddesi genel ve özel affı TBMM üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuna bağlar. İnfaz düzenlemeleri bu nisaba tabi değildir. Kovid dönemindeki uygulama da cezaevlerinden çıkışın affa gerek kalmadan infaz hukukunun araçlarıyla sağlanabildiğini göstermiştir. Bu esneklik, düzenlemenin kapsamı ve istisnaları konusunda kanun koyucuya geniş bir alan bırakıyor. Anayasa Mahkemesi de 2024 kararında kanun koyucunun bu alandaki takdirini geniş yorumlamıştır.
Denetimli serbestlik kapasitesi. 2020'den bu yana ceza infaz kurumlarından erken çıkışın ana aracı denetimli serbestlik oldu. Yeni bir erken çıkış dalgası, denetimli serbestlik müdürlüklerinin yükünü doğrudan artıracaktır. Etki analizlerinde bu kapasitenin de hesaba katılması gerekir.
VIII. Hükümlüler ve Yakınları İçin Pratik Notlar
Müddetnamedeki tarihleri kontrol edin. Suç tarihi, cezaevine giriş tarihi ve kesinleşme tarihi ayrı ayrı önemlidir. Yeni düzenlemede hangi tarihin ölçüt alınacağı netleşince, kişinin kapsama girip girmediği bu üç tarihten anlaşılacaktır.
Reddedilen eski talepler yeniden gözden geçirilmeli. Geçici 10. madde kapsamında 2024 veya 2025'te "31.07.2023 itibarıyla hükümlü değildi" gerekçesiyle reddedilmiş başvurular, 7571 sayılı Kanun'un getirdiği metin karşısında yeniden ele alınabilir. İlk adım, ceza infaz kurumu idaresine yeni bir talep sunmaktır.
İstisna listesine dikkat. 7571 sayılı Kanun'la istisnalar genişledi. Hükümlünün mahkûmiyetine esas suçun tam maddesi (fıkrası ve bendiyle birlikte) kontrol edilmeden, yeni düzenlemeden yararlanacağı ya da yararlanamayacağı sonucuna varılmamalıdır.
IX. Sonuç
Kocaeli'deki hükümlü, 2023 düzenlemesinin kesme tarihinde cezaevindeydi. Ama hukukun o gün kendisine taktığı etiket yanlıştı. Anayasa Mahkemesi bu durumu kanun koyucunun takdiri içinde gördü. Üç üye bunun bir tesadüfe hak bağlamak olduğunu yazdı. Kanun koyucu sonunda üç üyeyi haklı çıkardı. Yargıtay ise, kendi yetki sınırları içinde kalarak, bu düzeltmeyi geçmiş bir karara taşımadı.
Bu dört halkalı zincir, yeni infaz düzenlemesi için basit bir ders içeriyor: hangi tarih esas alınacaksa, o tarih kişinin kendi fiiline bağlı olmalıdır. Mahkemelerin takvimine bağlanan bir hak, aynı koğuştaki iki kişiye farklı sonuç vermeye mahkûmdur.
Yararlanılan Kaynaklar
1. Anayasa Mahkemesi, E.2023/148, K.2024/70, T.07.03.2024 (RG 19.04.2024, S.32522), karşı oylarıyla birlikte.
2. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E.2025/7342, K.2026/4000, T.15.05.2026.
3. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m.105/A, m.107, m.108, geçici m.6, geçici m.9, geçici m.10.
4. 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (14.04.2020).
5. 7456 sayılı Kanun, m.15 (14.07.2023).
6. 7571 sayılı Kanun, m.27 (24.12.2025; RG 25.12.2025).
7. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.7.
8. 1982 Anayasası, m.87.
Next