I. Genel Olarak
İcra takiplerinde, icra müdürlüklerince bankalara gönderilen haciz müzekkerelerinde açık ve sınırlayıcı ifadeler yer almasına rağmen, zaman zaman bu müzekkerelerin içeriği dikkate almaksızın borçlunun hesabındaki tüm meblağ üzerine bloke koyduğu sıklıkla görülmektedir. Bu uygulama, hem İcra ve İflas Kanunu’na, hem ölçülülük ilkesine, hem de mülkiyet hakkına açıkça aykırıdır. Bu yazımızda, bankaların icra müdürlüğü müzekkeresine aykırı davranışlarının hukuki niteliği, sorumluluk rejimi ve uygulamada yarattığı hak ihlalleri ele alınmakta; çözüm önerileri sunulmaktadır.
İcra hukukunda haciz işlemi, alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamaya yönelik olmakla birlikte, borçlunun temel haklarını tamamen bertaraf eden sınırsız bir yetki de değildir. Özellikle banka hesaplarına yönelik hacizlerde, icra müdürlüğünün müzekkere içeriği belirleyici ve bağlayıcıdır.
Uygulamada bankaların zaman zaman, müzekkerede yer alan tutar veya sınırlamayı göz ardı ederek, borçlunun hesabındaki tüm bakiyeye bloke koyduğu, bu durumun borçlunun ekonomik faaliyetlerini zora soktuğu, hatta bazı durumlarda bu faaliyetleri adeta felç eden sonuçlar doğurduğu görülmektedir.
II. İcra Müdürlüğü Müzekkeresinin Hukuki Niteliği, Bağlayıcılığı ve Hesabın Tamamına Bloke Konulmasının Hukuka Aykırılığı
İcra müdürlüğü tarafından tesis edilen müzekkere bankanın yetki sınırlarını belirleyen bir icrai işlemdir. Dolayıyla muhatabı olan banka açısından emredici ve sınırlayıcıdır
Buna göre muhatap bankanın|bankaların görevi, müzekkereyi yorumlamak veya genişletmek değil, aynen ve sınırlı şekilde uygulamaktır. Müzekkerede belirtilen tutarı aşan bir bloke işlemi, icra müdürlüğünün iradesinin dışına çıkılması anlamına gelmekte olup hukuka aykırıdır. Şöyle ki:
1. İcra ve İflas Kanunu Bakımından
İİK sistematiğinde haciz, alacak miktarıyla sınırlı bir cebri icra işlemidir. Alacak miktarını aşan haciz açıkça hukuka aykırıdır. Bu sebeple, icra müdürlüğü müzekkeresi içeriğine aykırı (borç miktarını aşan) haciz şeklen var olup hukuken yok hükmündedir.
Bankanın icra müdürlüğü belirtilmeyen yada alacak miktarını aşarak borçlunun tasarruf özgürlüğünü tümden ortadan kaldıran bir bloke işlemi tesis etmesi, yetkisiz fiil niteliğindedir.
2. Ölçülülük İlkesi Bakımından
Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca, temel haklara yönelik sınırlamalar ölçülü olmak zorundadır. Borç miktarı belli iken hesabın tamamına bloke koyulması müzekkerede belirtilen miktarı aşan kısmı gereksiz hatta orantısız olacağından ölçülülük ilkesine açıkça aykırıdır.
3. Mülkiyet Hakkı Bakımından
Anayasa m. 35 kapsamında korunan mülkiyet hakkı, sadece taşınmazları değil, banka hesaplarındaki alacak haklarını da kapsar. Bankanın hukuka aykırı blokesi, idari ya da yargısal bir karara dayanmaksızın mülkiyetin kullanımını engelleme sonucunu doğurmaktadır.
III. Bankanın Hukuki Sorumluluğu
1. Haksız Fiil Sorumluluğu
Bankanın icra müzekkeresine aykırı olarak hesabın tamamına bloke koyması kusurlu, hukuka aykırı ve zarar doğurucu nitelikte olduğundan haksiz fiil teşkil eder. Bu nedenle TBK m. 49 uyarınca haksız fiil sorumluluğu doğabilir.
2. Tazminat Talepleri
Borçlu; ticari faaliyetlerin durması, çeklerin ödenememesi, müşteri kaybı vs sebeplerle maddi tazminat talep edebileceği gibi uygun şartlarda (itibar kaybı, müşteri kaybı vs gibi) manevi tazminat da talep edebilir.
3. Bankanın Sorumluluktan Kaçınma Savunması
Uygulamada bankalar, risk almamak veya icra dairesinin takdiri gibi savunmalar ileri sürmektedir. Oysa risk bankaya değil, hukuka aykırı işlem tesis edene aittir. İcra müdürlüğünün takdir yetkisi de bankaya devredilemez.
IV. Uygulamada Yaşanan Sorunlar ve Sistematik Eleştiri ve Çözüm Önerileri
Bankalar otomatik haciz yazılımları kullanmakta ve zaman zaman müzekkere içeriği (tam) okunmadan işlem tesis edilmektedir. Böyle durumlarda başvurulan şikayet ve dava yolları çoğu zaman geç ve etkisiz kaldığından borçlu, dolaylı olarak fiilen bir ekonomik yaptırıma (zarara) maruz bırakılmaktadır. Bu ise, icra hukukunun dengeleyici yapısını bozan ciddi bir sistem sorunu olarak tezahür etmektedir. Dolayısıyla bankalara yönelik açık idari düzenleme yapılmalı ve müzekkereye aykırı blokeler için otomatik yaptırım öngörülmelidir.
Ayrıca icra mahkemelerinin, bu tür işlemleri açık hukuka aykırılık kapsamında değerlendirmesi ve UYAP–banka entegrasyonunda tutar bazlı teknik sınır getirilmesi ilave çözümler düşünülebilir.
Sonuç
Bankaların zaman zaman icra müdürlüğü müzekkeresini aşan şekilde borçlunun hesabının tamamına bloke koyması, hukuki dayanağı olmayan, ölçüsüz ve temel hakları ihlal eden bir uygulamadır. Bu durum, icra hukukunun amacını aşan fiili bir cezalandırmaya dönüşmekte; uygulamada ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır.
Sorunun çözümü hem yargısal içtihatların netleşmesine hem de idari ve teknik düzenlemelerin yapılmasına bağlıdır.