Duruşmada hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamaması ve/veya hüküm verilememesi kuralının istisnalarından 5’ine bir önceki yazımızda yer vermiştik. Bu yazımızda ise, belirtilen husustaki başlıca istisnalardan 6’sı ana hatlarıyla açıklanmaya çalışılacaktır. Sistematiğin bozulmaması için önceki sıralama esas alınarak devam edilecektir.
6. Yaptırım Türü Nedeniyle Sanığın Yokluğunda Duruşma
Kovuşturmaya konu suçun yaptırımının sadece adli para cezası ya da müsadere olması veya yaptırımın adli para cezası ile müsadereyi birlikte içermesi halinde, sanığın savunması alınmadan yokluğunda karar verilebilir (CMK.m.195/1).
Bu halde sanığa davetiye çıkarılması zorunlu olup, sanığı haberdar etmeden karar verilebilmesi mümkün değildir. Sanığın yokluğunda karar verilebilmesi için sanığa tebliğ edilen davetiyede, “duruşmaya katılmasa bile yokluğunda duruşma yapılarak karar verileceği” yazılmak zorundadır. Aksi halde bu durum tek başına bozma nedenidir.
Yargıtay 19. CD (E: 2020/2758 K: 2020/12350 T: 06.10.2020) Dosyanın tetkikinde sanık adına çıkartılan kanunun 195/1. maddesi uyarınca yokluğunda karar verilebileceğine dair şerhi içerir tebligatın yukarıdaki usule uyulmaksızın doğrudan MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmakla, soruşturma aşamasında da savunması alınmayan sanık B…’e CMK’nın 195/1. maddesindeki şerhi içerir duruşma davetiyesi usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden ve sanığın savunması alınmadan, yazılı şekilde karar verilmesi kanuna aykırı…
Belirtmek gerekir ki bu hükme istinaden sanığın yokluğunda duruşma yaparak karar vermek bir zorunluluk olmayıp, mahkemenin takdirindedir; mahkeme, sanığın sorgusunu yaparak da karar verebilir.
Yine belirtmek gerekir ki sanığın yokluğunda duruşma yapılmasına karar verilse bile, duruşmaya katılan sanık ve/veya müdafii gibi tarafların beyanları alınmak zorundadır.
7. Açıklanması Geri Bırakılan Hükmün Açıklanması
Mahkûmiyete konu cezanın 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası olması halinde mahkeme, diğer şartların da varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmektedir (CMK.m.231/5). Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı şartlı bir mahkûmiyet niteliğinde olup, müsadereye ilişkin hükümler dışında, sanık yönünden hukuki sonuç doğurmamaktadır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde, sanık hakkında 5 yıllık (çocuklar hakkında 3 yıllık) denetim süresi öngörülmesi zorunlu olup, denetim süresi içerisinde sanığın kasıtlı bir suç işlememesi ve -kararda belirtilmiş ise- yüklenen yükümlülüklere uygun davranması halinde, hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkmaktadır (CMK.m.231/10).
Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde, mahkeme tarafından açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilecektir. Bu halde mahkemece duruşma açılması zorunlu olmakla birlikte sanığın duruşmada dinlenilmesi zorunlu değildir. Dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işleyen sanığın yokluğunda karar vermek mümkündür. Bu halde sanığa davetiye çıkarılması ve davetiyede “duruşmaya katılmasa bile yokluğunda duruşma yapılarak karar verilebileceğinin” ihtar edilmesi zorunlu olup, sanığı haberdar etmeden karar verilmesi mümkün değildir.
Yargıtay 2. CD (E: 2025/8426 K: 2025/14561 T: 10.07.2025) Sanık hakkında denetim süresinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilirken, 5271 sayılı CMK’nın 195/1. maddesine göre sanığa yokluğunda karar verilebileceği ihtarını içeren tebligatın usulüne uygun sanığa tebliğ edilmediği, anılan tebligatın usulsüz olduğu ve sanığın savunması alınmaksızın yokluğunda hükmün açıklandığı anlaşılmakla; bu itibarla deneme süresi içinde suç işlediği iddia edilen sanığın savunması alınmadan hükmün açıklanmasına karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması…
Bu noktada, açıklanması geri bırakılan hükümde denetim serbestlik tedbirine de karar verilmesi ve bu tedbire aykırı davrandığı iddiası ile hükmün açıklanması amacıyla yargılama yürütülmesi halinde, denetim ihlali nedeniyle sanığın savunmasının alınması gerektiği düşüncesinde olduğumuzu belirtmekte fayda görüyoruz.
8. Yargı Çevresi Dışındaki Hastane veya Tutukevinde Bulunma
Sorgusu yapılmış olan sanığın hastalık veya disiplin önlemi ya da diğer zorunlu nedenlerle kovuşturmayı yürüten mahkemenin yargı çevresi dışındaki bir hastane veya tutukevine nakledilmiş olması halinde, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için oturumlara getirilmemesine mahkemece karar verilebilir (CMK.m.196/5).
Ancak bugün itibarıyla sesli ve görüntülü bilişim sisteminin (SEGBİS) sunduğu etkin ve yaygın kullanım imkânı karşısında, bu hükmün ceza infaz ve tutukevinde kalan ve duruşmaya katılmak isteyen sanık yönünden uygulanmasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olacağı kanaatindeyiz.
Ayrıca -aşağıdaki içtihatta gerekçesi yer aldığı üzere- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196/5. maddesinde yer bulan hükmün uygulanma olanağı doğan koşullarda da sanığın karar duruşmasında hazır edilmesi ve savunmasının alınması gerekir.
Yargıtay CGK (E: 2018/13-457 K: 2019/272 T: 02.04.2019) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak şartıyla hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebileceği düzenlenmiştir. Her iki fıkrada da sanığın sorgusunun yapılmış olması hâli bağışık tutulmanın şartı olarak belirtilmiş ancak sanığın sorgusunun ne şekilde yapılacağı hususunda iki fıkrada da herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olup, bu konu maddenin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre alt sınırı beş yıldan az hapis cezasını gerektiren bir suçtan yargılanan sanığa, sorgusundan önce ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulduktan sonra istinabe suretiyle sorguya çekilebilecektir. Alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı ise sanıkların sorgusunun mutlaka yargılamayı yapan mahkemece gerçekleştirilmesi zorunludur. Sorgusundan önce sanığa ifadesini yargılamayı yapan mahkeme huzurunda vermek isteyip istemediğinin sorulmaması veya sorulması üzerine duruşmadan bağışık tutulmak istemediğini belirtmesine karşın istinabe ile alınan ifadesiyle yetinilmesi savunma hakkının sınırlanması sonucunu doğuracaktır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; aynı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan ve asıl mahkemesince yapılan sorgusu sırasında duruşmadan bağışık tutulma isteğinde bulunmayan sanık ...’in Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği ve hükmün açıklandığı … tarihli son oturumda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mahkûmiyetine karar verilmesi savunma hakkının sınırlandırılması niteliğindedir.
9. Sanığın Duruşma Salonundan Çıkarılması
Ceza muhakemesi sistemimizde sanığın duruşma salonundan çıkarılması hali, iki durumda öngörülmüştür.
Birinci durum, sanığın bulunduğu ortamda suç ortaklarından birinin veya olayın bir tanığının gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilmesi halinde, suç ortağı sanığın sorgusu veya tanığın dinlenmesi sırasında sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasıdır (CMK.m.200/1). Belirtilen gerekçe ile duruşma salonundan çıkarılan sanık tekrar salona alındığında, yokluğunda yapılan tutanaklar okunur ve gerektiğinde içeriği anlatılır; sanık da bunlara karşı beyanda bulunabilir (CMK.m.200/1).
İkinci durum ise duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacak davranışlarda bulunan sanığın mahkeme tarafından duruşma salonundan çıkarılmasıdır. Bu halde mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını savunması bakımından zorunlu görmezse, oturumu yokluğunda sürdürüp bitirebilir. Oturuma yeniden alınmasına karar verilen sanığa yokluğunda yapılan işlemler açıklanır. Belirtilen nedenle duruşma salonundan çıkarılan sanığın seçilmiş ya da atanmış bir müdafii yoksa mahkeme barodan sanığa bir müdafi görevlendirilmesini istemek zorundadır (CMK.m.204/1).
Yargıtay 4. CD (E: 2010/29353 K: 2013/6573 T: 11.03.2013) Olayın mağduru ve aynı zamanda tek tanığı olan A…’in aynı duruşmada eşi olan sanığın yanında rahat ifade veremeyeceği kanaati ile sanığın duruşma salonu dışına çıkarılmasına karar verilirken, CMK’nın 200. maddesi yerine davranışları nedeniyle hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağına dair herhangi bir kanıt olmadığı halde CMK’nın 204. maddesinin uygulanması, ifade sonrasında da sanık tekrar duruşma salonuna alınarak anlatımlara karşı diyeceği ve son sözleri sorulmadan, CMK’nın 200/2 ve 216/1-3. maddelerine aykırı olarak hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması bozmayı gerektirmiş…
10. Kaçak Sanık Hakkında Duruşma Yapılması
Hakkındaki soruşturma veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan ve kanunda öngörülen usul işlemleri yerine getirilen fail, “kaçak” kabul edilir (CMK.m.247/1-2). Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılmasına bir engel bulunmamaktadır. Ancak kaçak sanığın yokluğunda duruşma yapılması mümkün olmakla birlikte, sorgusu yapılmadığı sürece hakkında mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez (CMK.m.247/3).
Hakkında kovuşturma evresi başlayıp duruşma yapılan kaçak sanığın müdafiinin bulunmaması halinde mahkeme, sanık için barodan bir avukat görevlendirilmesini istemek zorundadır (CMK.m.247/3-4).
11. Lehe Bozma Sonrası Yargılama
Bozma üzerine yapılan yargılamada, bozmanın sanık lehine olması ve ilgili tarafların dosyada bulunan adreslerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri halinde, bu kişilerin beyanları alınmaksızın duruşmaya devam edilerek yokluklarında karar verilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise her halde sanığın dinlenilmesi gerekmektedir (CMK.m.307/2). Dolayısıyla bozmanın sanık lehine olması halinde, ihtaratlı davetiye tebliğ edilmesi şartıyla, sanığın yokluğunda duruşma yapılıp karar verilebilmesi mümkündür.
Yargıtay 7. CD (E: 2022/6304 K: 2022/19295 T: 27.12.2022) Bozma kararı sanık lehine olsa dahi, bozmadan sonra yapılan yargılamada yerel mahkemece sanık, katılan ve varsa müdafi ve vekillerine duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilip, duruşmadan haberdar olmalarının sağlanması gerekmekte olup, somut olayda, bozma sonrasında, talimat mahkemesince, 5271 sayılı CMK’nun 307/2. maddesi uyarınca sanığa davetiye çıkarılarak, davetiyenin tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek davanın yokluklarında bitirilebileceğinin ihtar edilmesi gerekirken, sanık … için talimat mahkemesince çıkarılan davetiyenin belirtilen ihtarı içermemesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması…
>> Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Zorunluluğunun İstisnaları - 1
KAYNAK : Eyüp Kara, Aslan, Ahmet, Ceza Avukatı ve Savunma, 5. Baskı, Adalet
Yayınevi, 2026
UYAP
Next