ABD'nin Tennessee eyaletinde idam cezasına çarptırılan cinayet zanlısı Christa Pike'ın infaz girişimindeki başarısızlıklar dünya gündemine oturdu.
50 yaşındaki Pike'ın 18 yaşındayken vahşice işlediği cinayet sonrası aldığı idam cezası, belirlenen tarihe iki saat kala, çarşamba akşamı ABD Yüksek Mahkemesi tarafından onaylanmıştı.
Pike, 1995'te, 19 yaşındaki Colleen Slemmer'ı öldürmekten hüküm giymişti. Cinayet tarihinden bir yıl sonra ölüm cezasına çarptırılmıştı.
Ancak başarısız infaz girişiminde, iki kez zehirli iğne uygulamasından sağ kurtulan kadın mahkum, hastaneye kaldırıldı ve durumunun kritik olduğu bildiriliyor.
Pike'ın idamında neyin ters gittiği ve bundan sonra hangi prosedürlerin uygulanacağı merak konusu oldu.
İki doz ilaç uygulandı ama Pike'ın kalbi durmadı
İnfaz sırasında Pike'a güçlü bir yatıştırıcı olan pentobarbitalden iki doz enjekte edildi. Ancak avukatları, ilaçların Pike'ın kalbini durdurmadığını ve kadının hâlâ horlayarak uyuduğunu duyduklarını ifade etti.
Verilen dozun neden idamı tamamlamaya yetmediği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadı. Yalnızca, damar içi ilaç iletim sisteminin ilacı kan dolaşımına başarılı bir şekilde veremediği belirtiliyor.
Yetkililer Pike'ın iyileşmesi durumunda yeniden idam edilmeye çalışılıp çalışılmayacağını da henüz açıklamadı.
Associated Press'e göre Tennessee'nin idam protokolünde, ikinci dozun ardından mahkumun hayatta kalması durumunda ne yapılması gerektiği açıkça belirtilmiyor.
Ancak ölüm cezasına çarptırılmış mahkumlarla çalışan avukat John Mills'in BBC'ye yaptığı açıklamaya göre ABD Yüksek Mahkemesi geçmişte ikinci idam girişimlerini engellememişti.
Örneğin, 2024'te Alabama'da mahkeme, Kenneth Eugene Smith'in ikinci kez idam etmeye çalışılmasına izin vermişti. Smith'in 2022'de zehirli iğneyle gerçekleştirilmeye çalışılan ilk infazı başarısız olmuş, iki yıl sonra ise azot gazıyla oksijensiz bırakılarak idam edilmişti.
Ayrıca, Pike'ın idam girişimi, bu yıl planlandığı şekilde gerçekleştirilemeyen ilk infaz değil.
1994'te üç kişiyi kaçırıp öldürmekten hüküm giyen Tony Carruthers'ın mayıs ayında gerçekleştirilmesi planlanan idamı, görevlilerin zehirli iğne için uygun bir damar bulamaması üzerine ertelenmişti. Tennessee Valisi, Carruthers'a bir yıllık erteleme vermişti.
Beyin hasarı ihtimali gündemde
Prosedür sırasında yaşanan aksaklıkların ardından Tennessee Valisi Bill Lee, infaz ekibine operasyonu durdurma talimatı verdi.
Tennessee Ceza İnfaz Kurumu da başarısız idam girişiminin ardından Pike'ın cezaevi dışındaki bir sağlık kuruluşuna götürüldüğünü açıkladı.
Olayın ardından Vali Lee, eyaletin infaz prosedürlerine ilişkin bağımsız ve tarafsız bir inceleme yapılabilmesi amacıyla, Tennessee'de yılın geri kalanında gerçekleştirilmesi planlanan tüm infazların geçici olarak durdurulduğunu açıkladı.
Bu karışıklık esnasında Pike'a acil müdahalede de gecikme yaşanmış olabilir. Emory Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Joel Zivot, BBC'ye yaptığı açıklamada, yeniden canlandırma müdahalesindeki gecikmenin Pike'ta beyin hasarına yol açmış olabileceğini söyledi.
Mahkumun avukatı Randy Spivey, hafta başında af talebini reddeden Tennessee Valisi Bill Lee'ye Pike'ın idam cezasını kaldırması çağrısında bulundu. Spivey, "20 yıldan uzun süre hücre hapsinde tutulduktan ve ölümcül iğneyle infaz edilmesi için tüm bir girişime maruz kaldıktan sonra Christa, Amerikan idam cezası tarihinde başka hiçbir kişinin karşılaşmadığı kadar ağır bir cezaya maruz kaldı. Vali, Christa'nın cezasını derhal başka bir cezaya çevirmeli," dedi.
Birleşmiş Milletler (BM) insan hakları yüksek komiseri Volker Türk de Tennessee eyaletine Pike'ı idam etmeye yeni bir girişimde bulunmama çağrısı yaptı.
Pentobarbital maddesine dair bilinenler
Pentobarbital, merkezi sinir sisteminin aktivitesini yavaşlatan "barbitürat" sınıfına ait bir ilaç. Tıbbi ortamlarda genellikle sodyum tuzu formunda (pentobarbital sodyum) kullanılıyor ve sakinleştirici, anestezik veya antikonvülsan (nöbetleri durduran) özellikleriyle biliniyor.
Pentobarbital bugün idam cezalarının infazında da aktif olarak kullanılıyor. Özellikle ABD, "zehirli iğne" (lethal injection) yöntemiyle gerçekleştirilen infazlarda bu ilaca sıklıkla başvuruyor.
Geçmişte infazlar için üç farklı ilacın karışımı kullanılırken, ilaç üreticilerinin bu amaçla ürün sağlamayı kısıtlaması üzerine birçok eyalet tek başına yüksek doz pentobarbital kullanımına geçti.
İdam uygulamalarında, ilacın normal tıbbi tedavi düzeylerinin çok üzerinde bir dozu damar yoluyla enjekte ediliyor. Bu yüksek doz, merkezi sinir sistemi üzerinde baskılayıcı etki göstererek sistemlerin durmasına yol açıyor.
Pentobarbital ile yapılan infazlar, yarattığı olası komplikasyonlar nedeniyle insan hakları ve tıp uzmanları tarafından sıkça eleştiriliyor. Son olarak Pike'a yönelik başarısız infaz girişimi de bu tartışmaları hızlandırdı.
Pike'ın işlediği cinayet
Christa Pike ve 19 yaşındaki maktul Colleen Slemmer, sorunlu gençlere yönelik bir mesleki eğitim merkezinde tanışmıştı.
Slemmer'ın cesedi, göğsüne ters bir pentagram kazınmış halde bulunmuştu. Slemmer'ın dövülerek öldürüldüğü anlaşılmıştı.
Pike, Slemmer'ın kendisine hakaret ettiğini ve o dönemki erkek arkadaşı Tadaryl Shipp'i elinden almaya çalıştığını öne sürmüştü.
Kampta kalan iki kişi daha sonra verdikleri ifadelerde Pike'ın cinayetle övündüğünü ve kendilerine Slemmer'ın kafatasından bir parça gösterdiğini söylemişti.
Pike'ın cinsel istismar ve akıl sağlığı sorunlarıyla karşı karşıya kaldığı çocukluk yaşantısı da kamuoyunda tartışmalara neden olmuştu. (Cagla Uren / Euronews)
İnfazlar nasıl yapılıyor?
ABD Yüksek Mahkemesi'nin 1976'da ölüm cezasına ilişkin geçici yasağını kaldırmasından bu yana, ABD'de 1683 kişi infaz edildi.
Ölüm Cezası Bilgi Merkezi'ne (DPIC) göre bu infazların yalnızca %1'ini, yani 18 vakayı kadınlar oluşturdu.
Veritabanına göre, geçen yıl 47 kişi infaz edildi. Bu, 2009'dan bu yana kaydedilen en yüksek yıllık sayı oldu. Dahası 2024'teki 25 infaza kıyasla keskin bir artışı gösterdi.
Ancak, ölüm cezasına yönelik kamuoyu desteği son 50 yılın en düşük seviyesinde bulunuyor.
Yakın geçmişte yapılan bir Gallup kamuoyu anketi, 2025'te Amerikalıların % 52'sinin idamı desteklediğini gösteriyor. Aynı anket, % 44'ünün karşı çıktığını ortaya koydu. Bu, Gallup'un Mayıs 1966'dan bu yana kaydettiği en yüksek karşıtlık oranına karşılık geliyor.
1976'dan beri ABD eyaletleri infazlarda beş ana yöntem kullanıyor:
-
Ölümcül enjeksiyon
-
Elektrikli sandalye
-
İdam mangası
-
Gaz
-
Asma
İnfazların % 89'unu oluşturan zehirli iğne, 1976'dan beri en yaygın infaz yöntemi olmaya devam ediyor. DPIC'e göre, şu anda infaz gerçekleştiren her eyalet bu yöntemi kullanıyor, ancak birçoğu alternatif yöntemlere de izin veriyor.
1996'da Delaware'de Billy Bailey'nin idamından bu yana hiçbir eyalette asma yöntemi kullanılmadı.
New Hampshire, zehirli iğnenin kullanımının pratik olmadığı durumlarda yedek yöntem olarak asılarak idamı hukukunda tuttu. Eyalet 2019'da ölüm cezasını kaldırmasına karşın hüküm geriye dönük uygulanmadı, bu nedenle bir mahkum hala infaz riski altında ama New Hampshire 1939'dan beri hiç kimse infaz edilmedi.
ABD'de 27 eyalette, federal yasalarda ve askeri mahkemelerde idam cezası hala yasal.
California, Ohio, Oregon ve Pennsylvania infazları durdurdu. Ölüm cezasının yasal olduğu diğer birçok eyalet de yıllardır infaz gerçekleştirmedi.
Florida'da geçen yıl 19 kişi idam edildi. Bu sayı ülke genelindeki toplam idamların yaklaşık % 40'ını oluşturuyor.
Hangi ilaçlar kullanılıyor?
Geçmişten beri birçok eyalet üç ilaçlı bir protokol kullandı:
-
Bir anestezik veya yatıştırıcı (çoğunlukla sodyum tiyopental, daha sonra midazolam)
-
Felç edici bir madde (vekuronyum bromür)
-
Kalbi durdurmak için potasyum klorür
Sodyum tiyopental, yıllarca ölümcül enjeksiyonlarda yaygın kullanıldı. Ancak ilaç şirketleri, geliştirdikleri ilaçların infazlarda kullanılmasına giderek çok karşı çıkmaya başladı.
Üreticiler idam için ilaç tedarikini durdurdu ve Avrupa'nın ihracat kısıtlamaları da bulunabilirliği daha da azalttı.
Bunun üzerine birçok eyalet, beyin aktivitesini ve solunumu baskılamak amacıyla mahkuma yüksek dozda pentobarbital verilmesine dayalı tek ilaçlı bir protokole geçti.
O dönemde ilaç ABD'de yaygın olarak bulunuyordu. Daha küçük dozlarda sakinleştirici olarak ve nöbetleri kontrol etmek için kullanılıyordu. Ayrıca veterinerler tarafından hayvanları uyutmak için de yaygın kullanılıyordu.
Sonuç olarak, birçok eyalet, özel sipariş ilaç üreten ve ilaç üreticilerine göre daha az sıkı denetime tabi ilaç hazırlayan eczanelere yöneldi.
Bazı eyaletler ayrıca tedarikçilerin kimliğini gizleyen yasalar çıkarttı. Bu nedenle ilaçların nereden geldiği genellikle belirsiz kılındı.
DPIC, idam cezalarında kullanılan ilaçların yasal yollarla temin edilmesindeki artan zorluğun bazı eyaletleri yeni ilaçlar ve kombinasyonlar denemeye yönelttiğini, bunun da mahkumların acı ve sıkıntı çekmesine yol açan infazlara yol açtığını belirtiyor. Ayrıca, ilaç kıtlığının maliyetleri de artırdığını ekliyor.
2014'te Oklahoma valisi, başarısız bir zehirli iğne uygulaması sonrasında idamları askıya aldı.
Louisiana ise gerekli ilaçları temin edememesi nedeniyle 15 yıl boyunca hiçbir idam gerçekleştirmedi. Verilen bu ara, 18 Mart 2025'te Jessie Hoffman Jr.'ın azot gazı kullanılarak idam edilmesiyle sona erdi.
Ne değişti?
ABD Adalet Bakanlığı'nın Nisan ayında yayınladığı 48 sayfalık bir belgede bu ilacın "ölümcül enjeksiyon ilaçlarının altın standardı" olduğu belirtildi.
Nisan ayında yayınlanan Adalet Bakanlığı notunda ayrıca federal hapishanelerin infaz yöntemleri yelpazesini genişleterek kurşuna dizme, gazla boğma ve elektrikle infazı da bulunduracak şekilde düzenlemesi talimatı verildi.
Biden yönetimi, federal idam cezalarının çoğunu askıya almıştı ve görevden ayrılmadan önce eski başkan, idam cezasına çarptırılmış 40 federal mahkumdan 37'sine af çıkarmıştı.
Uzun süredir idam cezasının destekçisi olan ABD Başkanı Donald Trump, Ocak 2025'te göreve geri döndüğü ilk gün Adalet Bakanlığı'na idam cezalarının uygulanmasına yeniden başlanması talimatını verdi.
Elektrikli sandalye
Elektrikli idam bir zamanlar en yaygın infaz yöntemiydi ancak şimdi nadir görülüyor.
Dokuz eyalette ise halen yasal durumda. Güney Carolina, elektrikli sandalye ile idamı başlıca yöntem olarak belirlerken, diğer sekiz eyalet bunu zehirli iğneyle idamın yanında bir seçenek veya yedek yöntem olarak tutuyor. 1976'dan beri 163 idam elektrikli sandalye ile gerçekleştirildi ancak 2000'den beri sadece 19 kişi bu şekilde infaz edildi. Sonuncusu 2020'de Tennessee'deydi.
İdam mangası
İnfaz mangaları bir zamanlar geçmişin bir kalıntısı olarak kabul edilirdi. Ancak Güney Carolina 2025'te kurşuna dizerek infazlara yeniden başladı.
Idaho ise ölümcül enjeksiyon ilaçlarını temin etmede yaşanan zorlukların ardından Temmuz 2026'da kurşuna dizerek infazı birincil infaz yöntemi haline getirdi.
Azot gazı
Alabama, 2024 yılında nitrojen hipoksi yöntemiyle infaz gerçekleştiren ilk eyalet oldu.
Louisiana ise Mart 2025'te bu yöntemi uygulamaya başladı. Bu yöntem, bir mahkumu saf nitrojen solumaya zorlayarak oksijensiz bırakmayı içeriyor.
Destekçileri bunu ölümcül enjeksiyona pratik bir alternatif olarak tanımlarken, diğerleri ise büyük ölçüde test edilmemiş olduğunu ve ciddi etik endişeler doğurduğunu savunuyor.
Karşıtları ne diyor?
Ölüm cezası karşıtları, ölümcül enjeksiyon ilaçlarının teminindeki zorlukların ve bir dizi sorunlu infazın, infazların insancıl bir şekilde yapılıp yapılmadığı konusunda soru işaretleri yarattığını savunuyor.
Hukuki itirazlar sıklıkla bazı ilaç protokollerinin gereksiz acı veya ıstıraba neden olabileceği endişeleri etrafında yoğunlaşıyor. Bu protokollerin ABD Anayasası'nın acımasız ve olağandışı cezaları yasaklayan maddesini ihlal ettiğini söylüyorlar.
Ölüm cezası karşıtları ayrıca, bazı eyaletlerde tedarikçilerin kimliklerinin gizlenmesi nedeniyle şeffaflık eksikliğine işaret ediyor. Bu durum, infaz ilaçlarının kaynağını ve kalitesini incelemeyi zorlaştırıyor.
İdamların etkisinin sadece mahkumlar ve kurbanların aileleriyle sınırlı kalmadığını da savunuyorlar.
1990'larda Georgia eyaletinin cezaevi sistemini yöneten Allen Ault, 2014'te BBC'ye verdiği bir röportajda, idam cezalarının cezaevi gardiyanları, görevlileri, sağlık personeli ve tanıklar üzerindeki kalıcı psikolojik yükünü anlatmıştı.
"Hala kabuslar görüyorum" demişti.
Bu, hayal edebileceğiniz en önceden planlanmış cinayet biçimi ve sonsuza dek ruhunuzda kalıyor." (BBC Türkçe)
Next





