Giriş

Anayasa Mahkemesi’nin 2 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararı (R.G. Tarih - Sayı : 2/4/2026-33212), Türk futbolunun sadece yargı organlarında değil, tüm idari ve teknik kurullarında köklü bir zihniyet ve yapı değişikliğini zorunlu kılmaktadır.

Türk futbolunun küresel standartlara ve güven iklimine kavuşabilmesi için idari vesayetçi zihniyet terk edilmeli; sistem liyakat, tarafsızlık ve tam özerklik ilkeleri doğrultusunda yeniden inşa edilmelidir.

Bu doğrultuda çalışmamızda, öncelikle mevcut sistemin kronik sorunlarını tespit edecek; ardından Anayasa Mahkemesi kararı ışığında Türk futbolunu uluslararası normlara taşıyacak somut çözüm önerilerini sunacağız.

1) Merkez Hakem Kurulu’nda Değişiklik İhtiyacı

Anayasa Mahkemesi’nin 2 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan tarihi kararı, Türk futbolunun sadece yargı organlarında değil, tüm idari ve teknik kurullarında köklü bir zihniyet ve yapı değişikliğini zorunlu kılmaktadır. Hatırlanacağı üzere Yüksek Mahkeme, TFF Tahkim Kurulu üyelerinin doğrudan Yönetim Kurulu tarafından seçilmesini öngören kuralları iptal etmişti. Mahkemenin en dikkat çekici gerekçesi ise şuydu: Uyuşmazlığın paydaşları arasında adil bir denge sağlayacak güvenceler oluşturulmadan, üyelerin sadece TFF Yönetim Kurulu tarafından seçilmesi bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle bağdaşmaz. (R.G. Tarih - Sayı : 2/4/2026-33212).

Daha önceki yazımızda, bu kararın son derece yerinde olduğunu belirtmiş ve TFF nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu benzeri, tüm paydaşların temsil edildiği bağımsız bir "Tahkim Komisyonu" kurulmasını önermiştik (https://m.haber7.com/yazarlar/prof-dr-rauf-karasu/3616964-turkiye-futbol-federasyonu-tahkim-kurulunun-bagimsiz-ve-tarafsiz-olmasi-icin-kanun-degisikligi-onerisi)

Ancak Türk futbolunda adaleti ve güveni zedeleyen tek yer yargı kurulları değildir. Kararlarıyla, atamalarıyla ve cezalarıyla futbolun kaderini doğrudan etkileyen Merkez Hakem Kurulu (MHK), mevcut yapısıyla AYM'nin işaret ettiği "bağımsızlık, tarafsızlık ve adil temsil" ilkelerinden çok uzaktadır.

Mevcut sistemde MHK Başkanı ve üyeleri, doğrudan TFF Yönetim Kurulu tarafından atanmaktadır. TFF Yönetim Kurulu’nun oluşumunda ise kulüplerin, futbolcuların, teknik direktörlerin ve diğer paydaşların dengeli bir şekilde temsil edilmediği malumdur. Hal böyle olunca, gücü elinde bulunduran kulüplerin veya TFF yönetimlerinin MHK üzerinde tahakküm kurduğu, hakem atamalarına ve klasman kararlarına müdahale ettiği algısı kamuoyunda bir türlü yıkılamamaktadır. Oysa hakemlik müessesesi, sahada adaleti dağıtan ve doğası gereği hiçbir gücün etkisi altında kalmaması gereken bir organdır.

AYM’nin Tahkim Kurulu için ortaya koyduğu hukuki çerçeveyi esas alarak, kangren haline gelen MHK yapısı için şu yapısal reform modelini öneriyorum:

2. Doğrudan TFF’ye Bağlı Olmayan Özerk Yapı

Nasıl ki Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta şirketlerinin tekelinden bağımsız bir üst organ (SEDDK) gözetiminde faaliyet gösteriyorsa, MHK de TFF Yönetim Kurulu'nun bir "alt kurulu" olmaktan çıkarılmalıdır. TFF bünyesinde ancak idari ve mali açıdan özerk, kararlarına hiçbir siyasi veya sportif yönetimin müdahale edemeyeceği yeni bir yasal statü oluşturulmalıdır.

MHK üyelerini ve başkanını doğrudan TFF seçmemelidir. Bunun yerine futbolun tüm paydaşlarının adil şekilde temsil edildiği bir bağımsız bir kurul oluşturulmalıdır. Tıpkı Sigorta Tahkim modelindeki beşli veya yedili yapı gibi, bu üst kurul şu şekilde formüle edilebilir:

· İki üye: TFF Yönetim Kurulu temsilcileri,

· İki üye: Kulüpler Birliği, Türkiye Profesyonel Futbolcular Derneği (TPFD) ve Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği (TÜFAD) gibi futbol ailesinin doğrudan bileşenlerinin önereceği adaylar arasından Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından seçilecek isimler,

· İki üye: YÖK tarafından spor yönetimi ve spor hukuku alanında uzman akademisyenler arasından seçilecek isimler,

· Bir üye: Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirilecek birinci sınıf bir hâkim veya idari görevde bulunan hakim kökenli bir bürokrat.

İşte bu bağımsız ve çok sesli Üst Kurul, Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı'nı ve üyelerini liyakat esasına göre atamalıdır.

3. Objektif Performans ve Denetim Sistemi

MHK’nin en çok eleştirilen yönü; hakem puanlamaları, ödül-ceza mekanizmaları ve VAR kararlarındaki standart dışılıktır. Önerdiğimiz bağımsız üst kurul bünyesinde görev yapacak bağımsız ve uzman kişiler, hakemlerin klasman yükselme kriterlerini, gözlemci rapor formatlarını ve performans algoritmalarını tamamen objektif verilere dayandırmalıdır. Hakem değerlendirmeleri bu kurulun denetiminde şeffaf ve hesap verilebilir şekilde yürütülmelidir.

Sonuç

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı, Türk futbolunu yönetenler için bir kriz değil, sistemi baştan aşağı temizlemek için tarihi bir fırsattır.

Eğer futbolumuzda şaibe, kaos ve güvensizlik iklimini bitirmek istiyorsak; AYM'nin "adil denge ve tarafsızlık" şiarını Merkez Hakem Kurulu’na da uyarlamak, MHK’yi TFF yönetimlerinin bir arka bahçesi olmaktan ivedilikle kurtarmak zorundayız.


Rauf Karasu

Prof. Dr. Rauf Karasu

Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuku ABD Başkanı

Tahkim Hakemleri Derneği Başkanı

Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakemi

İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) Genel Kurul Üyesi