Evlilik sırasında eşe verilmesi kararlaştırılan altın, para, taşınır veya başka bir malvarlığı değerinin boşanma sonrasında talep edilip edilemeyeceği, uygulamada sık karşılaşılan hukuki uyuşmazlıklardan biridir. Mehir, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmemiştir. Bu nedenle bir kişinin yalnızca “bana mehir verilmişti” demesi, her durumda otomatik olarak mahkemeden mehir bedelini tahsil edebileceği anlamına gelmez.
Mehirin nasıl kararlaştırıldığı, yazılı bir belge bulunup bulunmadığı, belgenin içeriği, mehirin daha önce teslim edilip edilmediği, hangi tarihte ödenmesinin kararlaştırıldığı ve talebin hangi hukuki ilişkiye dayandığı birlikte değerlendirilmelidir.
1. Mehir Nedir?
Mehir, geleneksel olarak evlilik nedeniyle kadına verilmesi veya ileride verilmesi kararlaştırılan para, altın, taşınır mal, taşınmaz ya da ekonomik değeri bulunan başka bir malvarlığı değerini ifade eder.
Kavramın kökeni İslam hukukuna dayanmaktadır. Dini açıdan mehir, evlilik nedeniyle kadına tanınan mali bir hak olarak kabul edilir. Ancak Türkiye’de mahkemeye taşınan bir mehir uyuşmazlığında mesele yalnızca dini kurallara göre değerlendirilmez. Türk mahkemeleri bakımından esas olan, taraflar arasında hukuken geçerli bir borçlandırıcı işlem veya kazandırma taahhüdünün bulunup bulunmadığıdır.
Dolayısıyla mehir kavramının dini kökenli olması, onun Türk hukukunda hiçbir şekilde dava konusu yapılamayacağı anlamına gelmemektedir.
2. Boşanmada Mehir Talep Edilebilir mi?
Evet, belirli şartların bulunması halinde mehir alacağı boşanma sonrasında talep edilebilir. Ancak mehir alacağının boşanmanın kendisinden doğduğu düşünülmemelidir. Bu nedenle; “Boşandım, dolayısıyla otomatik olarak mehir alacağım doğdu.” şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Öncelikle mehir taahhüdünün hukuken geçerli olup olmadığı, neyin taahhüt edildiği, borcun ne zaman muaccel olduğu ve daha önce ifa edilip edilmediği incelenmelidir.
3. Mehir Senedi Nedir?
Mehir senedi, tarafların mehir kapsamında kararlaştırdığı para, altın veya malvarlığı değerinin yazılı hale getirildiği belgedir.
Uygulamada bu belgeler;
● eş tarafından imzalanmış adi yazılı belge,
● ailelerin veya tanıkların da imzasını taşıyan belge,
● noter belgesi,
● evlilik öncesinde düzenlenmiş yazılı taahhüt,
● düğün sırasında hazırlanmış belge şeklinde karşımıza çıkabilir.
Ancak belgenin “senet” olarak adlandırılması tek başına yeterli değildir. Belgenin içeriği, imzası, düzenlenme şekli, hangi edimin taahhüt edildiği ve edimin hangi koşula bağlandığı birlikte incelenmelidir.
4. Mehir Senedi Yazılı Olmak Zorunda mıdır?
Bu sorunun cevabı, mehirin hangi hukuki işlem olarak değerlendirileceğine göre değişebilir. Özellikle gelecekte yapılması vaat edilen bağışlama bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun şekil hükümleri önem taşımaktadır. Bu nedenle gelecekte verileceği vaat edilen bir mehir bakımından yazılı belgenin bulunması son derece önemlidir.
5. Mehir Alacağı Nasıl İspatlanır?
Mehir davasında en önemli konulardan biri ispat meselesidir. Mehir talebinde bulunan taraf, öncelikle kendisine belirli bir mal, para veya ekonomik değer verilmesinin taahhüt edildiğini ve bu taahhüdün kapsamını ortaya koymalıdır.
Bu kapsamda kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
● Mehir Senedi
● Banka Kayıtları
● Mesajlaşmalar
● Fotoğraf ve Video Kayıtları
● Tanık Beyanları
6. Mehir Senedinde İmza Bulunması Neden Önemlidir?
Mehir senedinde borç altına giren kişinin imzasının bulunması, belgenin ispat gücü açısından son derece önemlidir. Buna karşılık kimin tarafından düzenlendiği, kimin borç altına girdiği ve hangi edimin taahhüt edildiği belli olmayan belgeler bakımından daha farklı bir hukuki değerlendirme yapılabilir.
7. Mehir Alacağı Boşanma Davasıyla Birlikte İstenebilir mi?
Boşanma davasında evlilik birliğinin sona erdirilmesi, velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat gibi aile hukukundan kaynaklanan talepler gündeme gelirken; mehir alacağı çoğu durumda taraflar arasındaki ayrı bir borç ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle mehir talebinin boşanma davasının içine otomatik olarak dahil edilebileceği düşünülmemelidir.
Özellikle yazılı mehir taahhüdünün bağışlama vaadi niteliğinde olduğu durumlarda, Yargıtay uygulamasında bu taleplerin ayrı bir alacak davasının konusu yapılması gerektiği yönünde kararlar bulunmaktadır. Bu nedenle boşanma davası açılırken mehir alacağının ayrıca değerlendirilmesi ve görevli mahkeme bakımından hata yapılmaması gerekir.
Mehir alacağı, boşanma davası dilekçesinde talep edilmiş olsa dahi, talebin hukuki niteliği ve görevli mahkeme bakımından yapılan değerlendirme sonucunda uygulamada çoğunlukla boşanma dosyasından tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmekte ve ayrı bir dava olarak görülmektedir.
8. Mehir Alacağında Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Boşanma davasıyla birlikte veya boşanmadan sonra açılan mehir alacağı davalarına Aile Mahkemesi bakar. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise davaya Asliye Hukuk Mahkemesi Aile Mahkemesi sıfatıyla bakar.
Fakat Yargıtay kararlarına göre mehir alacağı davaları, bazı durumlarda (örneğin üçüncü kişilere karşı istenen talepler ) Asliye Hukuk Mahkemesi görevine girebilmektedir.Belgenin niteliği, talebin hukuki sebebi ve istenen edim birlikte değerlendirilmelidir.
Buna karşılık somut olayda talep edilen şeyin niteliği değiştiğinde görev değerlendirmesi de değişebilir. Bu nedenle “mehir davalarının tamamında kesin olarak Aile Mahkemesi görevlidir” veya “her durumda Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir” şeklinde kategorik bir ifade kullanmak doğru değildir.
Mehir alacağı bakımından genel yetki kuralı uyarınca, kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi dikkate alınır. Bunun yanında sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin yetkisine ilişkin kurallar da somut olay bakımından önem taşıyabilir. Bu nedenle boşanma davasının açılabileceği yer ile mehir alacağı davasının açılabileceği yer her zaman aynı olmayabilir.

Av. Fatma ER
Next





