Saç ekiminin üzerinden aylar geçti ancak aynaya baktığınızda size vaat edilen görüntüyle karşılaşmıyorsunuz. Saç çizginiz doğal görünmüyor olabilir. Ekilen saçlar beklenen yoğunluğa ulaşmamış, bazı bölgeler tamamen boş kalmış, donör bölgede belirgin açıklıklar veya kalıcı izler oluşmuş olabilir. Hatta operasyon öncesinde görüştüğünüz hekimi işlem sırasında neredeyse hiç görmemiş ve saç ekiminin büyük bölümünün kim olduğunu dahi bilmediğiniz kişiler tarafından gerçekleştirildiğini fark etmiş olabilirsiniz. Böyle bir durumda mesele yalnızca “Saç ekimim güzel olmadı.” meselesi değildir. Saç ekimi sonrası ortaya çıkan bir uyuşmazlıkta; hastaya nasıl bir sonuç vaat edildiğinden işlemi gerçekte kimin yaptığına, kaç greft ekildiğinden donör bölgenin nasıl kullanıldığına, aydınlatılmış onamdan operasyon kayıtlarına kadar bütün sürecin birlikte incelenmesi gerekir.
Saç Ekimi Hukuken Nasıl Değerlendirilir?
Estetik amaçlı saç ekiminde hasta yalnızca bir tıbbi faaliyetin gerçekleştirilmesi için başvurmaz. Başvurunun temelinde, saçsız veya seyrek olan bölgenin belirli bir estetik görünüşe kavuşturulması amacı bulunmaktadır. Bu nedenle estetik amaçlı saç ekiminden doğan uyuşmazlıklarda taraflar arasındaki hukuki ilişkinin Türk Borçlar Kanunu'nun eser sözleşmesine ilişkin hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi önem taşır. Eser sözleşmesini klasik tedavi ilişkisinden ayıran temel noktalardan biri de burada ortaya çıkar. Klasik tedavi ilişkisinde hekimin borcu kural olarak belirli bir iyileşme sonucunu garanti etmek değil, tıp biliminin gereklerine uygun ve özenli şekilde tedaviyi yürütmektir. Eser sözleşmesinde ise yalnızca faaliyette bulunmak değil, hasta ile hekim arasında kararlaştırılan eserin meydana getirilmesi söz konusudur. Bu nedenle saç ekimi uyuşmazlığında hukuki inceleme yalnızca; “Operasyon tıbbi kurallara uygun yapıldı mı?” sorusuyla sınırlandırılmamalıdır. Aynı zamanda; “Taraflar arasında nasıl bir sonuç kararlaştırıldı ve ortaya çıkan sonuç buna uygun mu?” sorusu da cevaplandırılmalıdır. Örneğin operasyon öncesinde hastayla belirli bir ön saç çizgisi planlanmış, belirli bir bölgenin kapatılması hedeflenmiş, belirli bir greft sayısından veya yoğunluktan söz edilmiş olabilir. Bu durumda operasyon öncesindeki görüşmeler, çizimler, fotoğraflar, WhatsApp yazışmaları, hastaya yapılan açıklamalar ve diğer kayıtlar yalnızca iletişimden ibaret değildir. Bunlar, taraflar arasında nasıl bir sonucun kararlaştırıldığının belirlenmesinde önemli deliller haline gelebilir. Dolayısıyla saç ekimi dosyasında yalnızca hekimin kusurunun bulunup bulunmadığı değil; meydana getirilen sonucun sözleşmeye uygun olup olmadığı ve ayıplı bir ifanın bulunup bulunmadığı da değerlendirilmelidir.
Saç ekimini kim yaptı?
Saç ekimi uyuşmazlıklarında üzerinde özellikle durulması gereken konulardan biri budur. Hasta çoğu zaman sosyal medyada bir hekim veya klinikle karşılaşır, görüşmesini bir danışmanla gerçekleştirir ve operasyon günü farklı kişilerden oluşan bir ekiple karşılaşır. Ancak saç ekimi bir sağlık hizmetidir ve operasyonun bir klinikte gerçekleştirilmesi, işlemdeki her aşamanın herhangi bir kişi tarafından yapılabileceği anlamına gelmez. Saç Ekimi Birimleri Hakkında Yönetmelik; saç ekimi birimlerinin faaliyet şartlarını, görev yapabilecek personeli ve uygulamadaki sorumlulukları özel olarak düzenlemektedir. Bu nedenle uyuşmazlık halinde şu sorular önem kazanır: Saç ekimini gerçekleştiren ekip kimlerden oluşuyordu? Operasyonun hangi aşamasını kim gerçekleştirdi? Bu kişilerin ilgili işlemleri gerçekleştirmeye yetkisi var mıydı? Operasyondan sorumlu hekim kimdi ve gerekli gözetim gerçekten sağlandı mı? Dolayısıyla hukuki değerlendirme yalnızca saçın bugünkü görüntüsüne bakılarak yapılmaz. Operasyonun nasıl organize edildiği ve kimler tarafından gerçekleştirildiği de incelenmelidir.
“4.000 greft ekildi” Saç ekimi uyuşmazlıklarında greft sayısı hastaların en sık dile getirdiği konulardan biridir. “Bana 4.000 greft ekileceği söylendi ama gerçekten o kadar ekildiğini bilmiyorum.” Bu şüphe yalnızca hastanın beyanına bırakılmak zorunda değildir. Saç ekimine ilişkin mevzuat kapsamında uygulanan tekniğin, ekilen kök sayısının ve bölgesinin, operasyonu gerçekleştiren ekibin ve uygulamaya ilişkin diğer bilgilerin Saç Ekimi Birimi Hasta Bilgi Formu kapsamında kayıt altına alınması öngörülmektedir. Ayrıca operasyon öncesinde saç köklerinin alınacağı ve ekileceği alanların ve müdahale sonrasındaki durumun fotoğraflanmasına ilişkin özel kayıt yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu nedenle bir uyuşmazlıkta; Kaç greft ekildi? Hangi bölgeye ekildi? Hangi teknik kullanıldı? Operasyon ekibinde kimler vardı? gibi sorular bakımından sağlık kuruluşunun kayıtları önem taşır. Özellikle hastaya belirli bir greft sayısı taahhüt edilmişse, bildirilen sayı ile tıbbi kayıtların ve gerçekleştirilen işlemin uyumunun incelenmesi gerekebilir.
Aydınlatılmış onam imzaladım yine de hakkımı arayabilir miyim?
Hastaların en sık düştüğü yanılgılardan biri şudur: “Operasyon öncesinde bana belgeler imzalattılar. Herhalde artık hiçbir şey talep edemem.” Aydınlatılmış onamın bulunması, tek başına sağlık hizmetini sunan tarafı her türlü hukuki sorumluluktan kurtaran bir belge değildir. Aydınlatılmış onam ile hastanın belirli bir tıbbi müdahaleye ve gereği gibi açıklandığı ölçüde bu müdahalenin risklerine rıza göstermesi söz konusudur. Bu durum, hastanın özensiz uygulamayı, mevzuata aykırı müdahaleyi veya sözleşmeye aykırı şekilde ortaya çıkarılmış bir sonucu peşinen kabul ettiği anlamına gelmez. Üstelik saç ekimine ilişkin mevzuat, hastadan aydınlatılmış rıza alınmasını ve ilgili fotoğrafların bu sürece dahil edilmesini açıkça düzenlemektedir. Bu nedenle uyuşmazlıkta yalnızca hastanın bir formun altına imza atıp atmadığına bakılması yeterli değildir.Hastaya ne anlatıldığı, hangi risklerin açıklandığı, yapılan açıklamanın somut operasyona ilişkin olup olmadığı ve hastanın gerçekten bilgilendirilmiş şekilde rıza verip vermediği ayrıca değerlendirilmelidir.
Her istenmeyen sonuç doğrudan “hatalı saç ekimi” midir?
Hayır. Eser sözleşmesinin varlığı, saç ekimi yaptıran kişinin zihnindeki her sübjektif beklentinin mutlaka gerçekleştirilmesi gerektiği anlamına gelmez. Burada önemli olan hastanın sonradan hayal ettiği görüntü değil; taraflar arasında kararlaştırılan sonuç ve bu sonucun tıbben mümkün olan sınırlarıdır. Bu nedenle “Ben daha gür olmasını bekliyordum.” demek ile operasyon öncesinde kararlaştırılan saç çizgisinin tamamen farklı uygulanması, taahhüt edilen alanların açık kalması veya ortaya çıkan eserin sözleşmeyle kararlaştırılan nitelikleri taşımaması aynı şekilde değerlendirilmez. Aynı şekilde saç ekiminin tıbbi bir müdahale olduğu da unutulmamalıdır. Kişinin anatomik özellikleri, donör kapasitesi, iyileşme süreci ve tıbbi riskler ortaya çıkacak sonucu etkileyebilir.Bu nedenle hukuki değerlendirmede sözleşmeyle kararlaştırılan sonuç ile tıbbi müdahalenin doğasından kaynaklanan riskler birbirinden ayrılmalıdır.
Hatalı saç ekimi sonrasında hangi zararlar talep edilebilir?
Saç ekimi nedeniyle hukuki sorumluluğun şartlarının oluşması halinde, somut olayın özelliklerine göre hastanın uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini gündeme gelebilir. Yeniden yapılması gereken düzeltme işlemleri, gerekli tedaviler ve bunlara bağlı giderler ile ispatlanabilen diğer maddi zararlar değerlendirmeye konu olabilir. Ayrıca kişinin dış görünüşünde meydana gelen bozulmanın niteliği ve kalıcılığı, donör bölgede geri dönüşü olmayan bir zarar bulunup bulunmadığı, yeniden müdahaleye ihtiyaç duyulması ve yaşanan sürecin kişi üzerindeki etkileri manevi tazminat değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Bununla birlikte her dosyanın tazminat miktarı kendi koşullarına göre belirlenir. Hatalı saç ekimi uyuşmazlığı yalnızca birkaç fotoğrafa bakılarak “ekim başarılı olmuş” veya “başarısız olmuş” şeklinde değerlendirilebilecek bir konu değildir. Sağlıklı bir hukuki incelemede; taraflar arasında kararlaştırılan sonuç, operasyon öncesindeki planlama, eser sözleşmesinden doğan yükümlülükler, meydana getirilen sonucun sözleşmeye uygunluğu, varsa ayıp, işlemi gerçekleştiren kişilerin yetkileri, sağlık kuruluşunun sorumluluğu, greft ve operasyon kayıtları, aydınlatılmış onam, komplikasyon yönetimi, tıbbi takip ve ortaya çıkan zarar birlikte değerlendirilmelidir.
Av. Ceren TÜRKİŞ
Next





