T.C.

Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu

2026/397 E., 2026/433 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/740 E., 2025/486 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 17.09.2024 tarihli ve
2024/8214 Esas, 2024/11891 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki işçilik alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun'un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek davalı vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

A. Ön Sorun

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme olarak adlandırılan kararın yeni delile ve gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

B. Gerekçe

Değerlendirme

1. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek yeni bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.

2. Mahkemenin yeni bir delile dayanmak veya bozmadan esinlenmek suretiyle gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.

3. Yargıtayın istikrar kazanmış içtihatlarına göre, mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm niteliğindedir.

4. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilinin yaptığı istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir. Bu kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece taraflar arasında 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1. maddesi kapsamında hukuk seçimi anlaşması bulunduğu, davacı tarafın dava dilekçesinde dava konusu taleplerden fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına Türkmenistan Hukukunun uygulanması gerektiğini belirttiği, dava dilekçesinin kapsamı dikkate alındığında tarafların fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti dışındaki alacaklar yönünden Türk Hukukunun uygulanması konusunda zımni olarak anlaştıkları sonucuna varılması yerinde ise de fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından seçilen hukuk olarak Türkmenistan Hukukuna göre değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının sair temyiz itirazları incelenmeksizin karar bozulmuştur.

5. İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası yapılan yargılamada 16.12.2024 tarihli tensip ile,

“…1- Taraflara Duruşma gününü bildirir davetiye gönderilmesine,

2-Türkmenistan iş hukuku kurullarının mahkememiz elinde bulunması halinde dosya içerisine alınmasına mahkememiz elinde bulunmaması halinde ilgili yerlere müzekkere yazılarak istenilmesine,

3- ilgili belgeler gelince veya mahkememiz elinde bulunması halinde dosyanın kaldırma (doğrusu bozma) ilamı doğrultusunda YABANCI HUKUK KONUSUNDA UZMAN HESAP BİLİRKİŞİSİNE tevdiine, bilirkişiye 4500,00TL ücret takdirine, tebligat giderleri ile birlikte 4700,00-TL masrafın gider avansından karşılanmasına, eksik olması halinde davacı vekiline eksik ücreti yatırması için 2 iki haftalık kesin süre verilmesine,

4- Taraf vekillerine kaldırma (doğrusu bozma) ilamına karşı beyanda bulunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine,

5- Türkmenistan resmi tatil ve dini bayram günlerinin gönderilmesinin istenilmesine,…” karar verilerek Türkmenistan İş Kanunu ve Türkmenistan resmî tatil ve bayram günlerine ilişkin bilgiler celbedildikten sonra bilirkişiden ek rapor alındığı, 08.04.2025 tarihli duruşmada tarafların rapora karşı yasal beyan sürelerinin dolmadığı tespiti ile taraf vekillerinin beyanlarının alındığı, davacı vekilinin 5718 sayılı Kanun’un 27/1. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini belirterek direnme kararı verilmesini, davalı vekilinin ise yürürlükte bulunan güncel mevzuata göre karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince;

“…1- Tarafların rapora karşı yasal beyan süresinin dolmasının beklenilmesine,

2- Davacının beyan dilekçesi ve Anayasa Mahkemesinin yürürlükte olan kanunu iptal ederek 6 ay sonra yürürlüğe gireceğine dair verdiği hüküm uyarınca bozma ilamına uyulup uyulmamasının gelecek celse değerlendirilmesine,..” dair ara karar kurulduğu, 15.09.2025 tarihli duruşmada ise taraf vekillerinin beyanlarından sonra önceki hükümde direnildiği anlaşılmıştır.

6. Direnme kararında ise Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Kanun’un 27/1. maddesinin iptal gerekçesine yer verilerek bozma kararı sonrasında çalışılan ülke ve Türk Hukuku kurallarına göre alacakların seçenekli şekilde hesaplandığı bilirkişi raporu alındığı, mutad/çalışılan ülke hukukuna göre işçiye daha yüksek standartta koruma sağlayan hukukun sıkı ilişkili olan Türk Hukuku olduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere uyuşmazlık yönünden Türkmenistan İş Kanunu’nun 382/2. maddesi kapsamında sürelerin geçerli bir sebeple geçirilmiş olduğunun kabulü durumunda Türkmenistan İş Kanunu hükümlerinin daha avantajlı sonuçlar doğuracağı ancak davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmamış olması nedeniyle Türk Hukukuna göre yapılan hesaplamaların davalı lehine müktesep hak oluşturduğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi dikkate alınarak sıkı ilişkili olan Türk Hukukunun uygulanması gerektiği gerekçesine yer verilmiştir.

7. Bu durumda Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozmadan sonra bozma konusuyla ilgili toplanan yeni delile ve gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu açıktır.

8. Hâl böyle olunca verilen bu yeni hükmün temyiz incelemesini yapma görevi Hukuk Genel Kuruluna değil Özel Daireye aittir.

9. O hâlde yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.