İtirazın İptali Davası İcra İflas Kanunumuzun 67.maddesinde düzenlenen bir davadır. İtirazın iptali davasından önce kısaca icra takibinde itiraz hususuna değinmekte fayda vardır. İcra İflas Kanununda itiraz m.62 ve devamında düzenlenmiştir. İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapıldığı takdirde bu daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir; alınmayan masraftan memur şahsen sorumludur. Takibe itiraz edildiği, 59 uncu maddeye göre alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir. Borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere borçluya ait yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır. Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni adres bildirmediği ve tebliğ memurunca yurt içinde yeni adresi tespit edilemediği takdirde, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat borçlunun kendisine yapılmış sayılır. Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısman cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır. Borçlu takibin müstenidi olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. İtiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur.
İtirazın İptalini düzenleyen 67.maddede ;
“Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” Şeklinde düzenleme yapılmıştır.
İtirazın iptali davası için kanunda bir yıllık hak düşürücü sürenin olduğu açıkça belirtilmiştir. Buradaki süre itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten sonra başlamaktadır. Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri itirazın iptali davasıdır .İtirazın iptali davası açılabilmesi için
1-İlamsız takip yapılmış olması,
2- Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
3-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde itirazın iptali için mahkemeye başvurmuş olması, gerekir.
İtirazın İptali Davasının amacı itirazla duran icra takibinin devam etmesini sağlamaktır. İtirazın İptali Davası alacaklı tarafından süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş borçluya karşı açılır. Bu davada davacı alacaklı davalı ise borçlu konumunda olan kişidir. Söz konusu davada davacı alacaklının amacı itirazla duran takipteki alacağın varlığını ispat edip , borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini sağlamaktır. Yapılan yargılama neticesinde mahkeme tarafından verilen karar kesin nitelikteki karar olduğu için davanın reddi halinde alacaklı taraf borçlu hakkında yeni bir alacak davası açamayacak aynı şekilde davanın kabulü halinde borçlu taraf söz konusu alacak için menfi tespit davası ve istirdat davası açamayacaktır. Bu davada tespit edilecek husus borçlunun süresi içinde yaptığı itirazın haklı olup olmadığının ortaya çıkarılmasıdır. Borca itiraz ve imzaya itiraz durumlarında söz konusu dava açılabilir. Borçlu tarafından borcun bir kısmına itiraz edilmişse bu davanın konusunu itiraz eden kısım oluşturur. Eğer borçlu tarafından borca itiraz edilmemiş veya yapılan itiraz süresinden sonra yapılan bir itiraz ise HMK m.114/1-h gereği hukuki yarar yokluğundan dava ret edilmelidir. Bu davada ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu taraf , takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı taraf, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir. Söz konusu icra inkar tazminatı için ayrı bir dava açılamaz. İcra inkâr tazminatı hüküm altına alınan alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. İcra inkâr tazminatı Borçlar Kanunu anlamında bir tazminat olmayıp borçlunun ödeme emrine haksız yere itiraz etmesini önlemek için konulmuş bir müeyyidedir (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku, Ankara 2017, s. 112) İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekmektedir. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse “mahkeme” bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır.
İtirazın iptali davası kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile açılan takiplerde gündeme gelme. Kambiyo senetlerine özgü takiplerde itiraz icra dairesine değil icra mahkemesine yapılmaktadır. Söz konusu itiraz kambiyo senetlerine mahsus takibi kendiliğinden durdurmadığı için , ortada itiraz ile duran bir takip olmadığı için itirazın iptali davası gündeme gelmez. Borçlu yalnızca yetki itirazında bulunmuşsa , borca veya imzaya itirazda bulunmadıysa , itirazın iptali davası açılamaz.
İtirazın iptali davasında görevli mahkeme İİK m.67 gereğince asliye hukuk mahkemesidir. İcra takibi ticari bir ilişkiden kaynaklanıyor ise dava ticaret mahkemesinde görülür. İtirazın iptali ticari davalar kapsamında kalıyorsa ayrıca dava açılmadan önce ticari uyuşmazlıklarda arabulucu başvurusunun yapılması da şarttır. İtirazın iptali davasında yetkili mahkeme belirlenirken Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenen genel yetki kuralları uygulanır. Genel yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir. Bu nedenle itirazın iptali davası kural olarak borçlunun yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
Konu ile ilgili yüksek mahkeme kararları şu şekildedir;
· “…Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır.” (YHGK, E.2019/757, K.2022/694, 18.05.2022)
· “…itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır.” (Y. 6.HD, E.2021/3838, K.2022/1695)
· “…Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davası İİK’nin 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için; ilamsız takip yapılmış olması, borçlunun bu takibe itiraz etmesi, alacaklının itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurmaması ve itirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması gerekmektedir. İtirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı ise itirazla duran takibin devamını sağlamaktır…”( YHGK, E.2017/1299, K.2021/779, 17.06.2021)
· “…Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın 06.07.2015 tarihli iş makinesi kiralama sözleşmesinden kaynaklandığı ve bu sözleşmenin sadece iş makinesinin kiralanmasına ilişkin hususları içerdiği açıktır. Bu durumda, uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir …”(Y20HD-K.2016/11289).
· “…Genel haciz yolu ile takipte borçlunun yasal sürede yapmış olduğu itiraz, İİK'nun 66. maddesi gereğince icra takibini durduracağından, alacaklı itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davası açıp takibin devamı yolunda bir karar almadıkça takibe devam edemez. İİK'nun 67. maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasının kabulü halinde alacaklı, itiraz ile durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. İtirazın iptali davasını kazanan alacaklının, ilamsız icra takibine devam edilmesini (haciz, satış, paranın ödenmesini) isteyebilmesi için itirazın iptali kararının kesinleşmesi gerekmez. Ancak, itirazın iptali kararını temyiz eden borçlu, Yargıtay'dan icranın durdurulmasına karar verilmesini isteyebilir.
Somut olayda, alacaklı vekili tarafından borçlu hakkında itirazın iptali davası açılmış, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce 12.09.2013 tarih ve 2012/107 E,- 2013/474 K. sayılı hükümle itirazın iptaline karar verilmiştir. Ancak, itirazın iptaline yönelik bu kararın Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından 24.12.2014 tarih ve 2014/31560 Esas, 2014/41413 Karar sayılı ilamla bozulduğu görülmüştür.
Alacaklının itirazın iptaline karar verilmesinden sonra anılan ilamı dosyaya sunarak takibe devam ve haciz işlemleri yapması mümkün ise de, itirazın iptaline dair ilam bozulmakla ortadan kalktığından, bozulmakla hükmünü yitiren itirazın iptali kararına dayanılarak, bozma kararından sonra takibin devamına olanak yoktur. İtirazın iptali kararı bozulmakla İİK'nun 40. maddesi uyarınca takip olduğu yerde duracağından ve takibin durması gereken bu dönemde takip işlemi yapılamayacağından, mahkemece itirazın iptali yolunda yeni bir hüküm verilinceye kadar haciz yapılamaz. Aksinin kabulü İİK'nun 66. maddesine aykırı bir durum yaratır…” (12. Hukuk Dairesi 2016/11977 E. , 2017/4018 K.)
· “…İtirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Somut uyuşmazlıkta eldeki davalar, davalı tarafından 24.10.2017 tarihinde imzalanmış olan taahhütnameye dayalı olarak davalı aleyhine başlatılan ilâmsız icra takibine karşı davalı tarafın itirazı üzerine, davacı tarafça açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı tarafından davalı işçiye 10.01.2019 tarihli ihtarname gönderilerek 24.10.2017 tarihli taahhütnameden kaynaklanan yurt dışındaki görevlendirmeye ilişkin eğitim ve diğer masrafların ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 iş günü içinde davacının banka hesabına ödenmesi ihtar edilmiş, bu ihtarname davalıya 18.01.2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı tarafından verilen 23.01.2019 tarihli yazılı cevap ile davacının ödeme taleplerinin kabul edilmediği bildirilmiştir. Bunun üzerine davacı tarafından davalı aleyhine 25.02.2019 tarihinde ilâmsız icra takipleri başlatıldığı, takip taleplerinde borcun sebebi olarak belirtilen taahhüt alacağının eldeki itirazın iptali davalarının konusunu oluşturduğu anlaşılmaktadır. Buna göre itirazın iptali davalarındaki alacağın kaynağı ile icra takiplerine konu edilen alacağın kaynağının aynı olduğu dikkate alındığında aksi yöndeki gerekçe ile Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddi kararının yerinde bulunması hatalıdır. İlk Derece Mahkemesince, tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirilip işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir…” (9. Hukuk Dairesi 2023/19397 E. , 2024/3800 K.)
· “…İİK’nın 67/2 ile 67/5. maddeleri uyarıca icra inkâr tazminatının alt sınırı yüzde yirmi olarak gösterilmiş ancak üst sınır konulmadığı ve tazminat oranının hâkimin takdirine bırakıldığı anlaşıldığından, takip talebinde belirtilen ve itirazın iptali davasına konu edilen asıl alacak istinaf kesinlik sınırının üzerinde olduğundan Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir..." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.01.2022 tarihli ve 2021/(17)4-859 Esas, 2022/62 Karar)
Av. Mehmet Emin KÜLTÜR
Next





