Anayasa Mahkemesi İptalleri Sonrasında Önceki Hasar Kayıtlarının Değer Kaybı Hesabındaki Yeri ve Bölge Adliye Mahkemesi Uygulamasındaki İki Çizgi
GİRİŞ
Trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı uyuşmazlıklarında sigorta şirketlerinin en sık başvurduğu savunmalardan biri, zarar gören aracın kaza öncesinde de hasar görmüş olduğu, hatta aynı bölgeden hasar aldığı ve bu nedenle yeni kazanın araçta "yeni ve müstakil" bir değer kaybı doğurmadığı iddiasıdır. Bu savunma, TRAMER kaydı bulunan ya da bir parçası boyalı olan her araçta neredeyse otomatik biçimde ileri sürülmekte; bilirkişi raporlarında ise kimi zaman hiçbir hesap yapılmaksızın "önceden hasarlı, değer kaybı oluşmaz" biçiminde bir sonuca dönüşmektedir.
Sorun görünürde teknik bir hesap meselesi gibi dursa da, arka planında normatif bir tercih yatmaktadır: Değer kaybı, parça bazında mı yoksa aracın piyasa değerindeki fark üzerinden mi ölçülecektir? Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın ekindeki hesap yöntemi ilk yaklaşımı benimsemiş; Anayasa Mahkemesi'nin iki iptal kararı ise bu yöntemin kanuni dayanağını ortadan kaldırmıştır. Buna rağmen bölge adliye mahkemesi uygulamasında, "aynı bölgeden önceki hasar bulunan araçta değer kaybı oluşmaz" biçiminde, parça bazlı yaklaşımın izlerini taşıyan bir kural hâlâ yaşamaktadır. Bu çalışmada önce normatif çerçeve, ardından güncel içtihattaki iki farklı çizgi ele alınacak; sonuçta önceki hasarın değer kaybı hesabında nasıl konumlandırılması gerektiğine ilişkin bir değerlendirme ölçütü önerilecektir.
I. NORMATİF ÇERÇEVE: GENEL ŞARTLAR EKİNDEKİ YÖNTEMDEN GERÇEK ZARAR İLKESİNE
Değer kaybı, Türk Borçlar Kanunu m. 49 anlamında haksız fiilden doğan bir malvarlığı zararıdır ve tazminat hukukunun temel ilkesi olan gerçek zararın giderilmesi esasına tabidir. Yargıtay'ın yerleşik tanımıyla değer kaybı, aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş piyasa değeri ile onarılmış hâldeki piyasa değeri arasındaki farktır. Bu tanımın belirleyici özelliği, ölçünün parça değil araç olması; sorunun "hangi parça değişti" değil, "bu araç ikinci el piyasasında artık kaç liraya satılır" biçiminde sorulmasıdır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde 6704 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların "bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan Genel Şartlarda öngörülen usul ve esaslara" tabi olduğu hükme bağlanmış, Genel Şartlar'ın Ek-1'inde de değer kaybının hesabına ilişkin bir yöntem düzenlenmişti. Anayasa Mahkemesi 17.07.2020 tarihli ve E. 2019/40, K. 2020/40 sayılı kararıyla 90. maddedeki Genel Şartlar ibarelerini, tazminatın kapsam ve hesabının idari düzenlemeye bırakılmasının kanunilik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etmiştir.
Kanun koyucu bunun üzerine 7327 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle 90. maddeye, değer kaybı tazminatının "aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak" hesaplanacağını öngören bir cümle ile uygulamaya ilişkin usul ve esasların Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceğini öngören bir fıkra eklemiş; Genel Şartlar da 04.12.2021 tarihli değişiklikle bu çerçevede yeniden düzenlenmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi 29.12.2022 tarihli ve E. 2021/82, K. 2022/167 sayılı kararıyla (RG 14.02.2023, S. 32104) 90. maddenin birinci fıkrasına eklenen bu ikinci cümleyi Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiş; ikinci fıkrayı da uygulanma imkânı kalmadığı gerekçesiyle 6216 sayılı Kanun m. 43/4 uyarınca iptal etmiştir.
Bu iki iptalin birlikte sonucu açıktır: Değer kaybının hesabında ne Genel Şartlar ekindeki yöntemin ne de "hasara uğrayan parçalar" ölçütünü kanun düzeyine taşıyan 7327 sayılı Kanun cümlesinin bir dayanağı kalmıştır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin isabetle belirttiği üzere, iptal sonrasında değer kaybı tazminatı öncelikle Karayolları Trafik Kanunu'nun, orada düzenlenmeyen hususlarda Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin hükümlerine göre belirlenecek; Genel Şartlar'ın Kanun'un kapsamını daraltan ya da genişleten hükümleri uygulanmayacaktır (Ankara BAM 35. HD, E. 2022/710, K. 2023/416, 22.03.2023). İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi de poliçe tarihi itibarıyla eski ya da yeni Genel Şartlar'ın yürürlükte olmasının sonucu değiştirmediğini, iptal kararından sonra değer kaybının yeni Genel Şartlar'a göre hesaplanmasının mümkün olmadığını kabul etmiştir (İzmir BAM 11. HD, E. 2024/100, K. 2026/970, 05.06.2026). Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti uygulaması da aynı yöndedir; Heyet, Genel Şartlar ve ekindeki hesaplama yöntemlerinin dayanak maddesinin iptal edildiğini, bu yöntemlerin doğrudan hesaplamaya esas alınamayacağını belirtmektedir (STK İtiraz Hakem Heyeti, 2026/İHK-22659, 17.03.2026).
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin güncel içtihadı bu çerçeveyi somutlaştırmaktadır: Değer kaybı hesabında aracın markası, modeli, yaşı, kilometresi, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği ile birlikte "boyanmış olan yerler ve hasarlı bölgelerin özelliği" dikkate alınmalı; kaza öncesi ikinci el rayiç değeri ile onarım sonrası rayiç değer arasındaki fark bulunmalıdır. Daire, kasko bedelinin belirli bir yüzdesi gibi oranlamaya dayanan hesapları bu nedenle denetime elverişsiz saymaktadır (Yargıtay 4. HD, E. 2024/3822, K. 2024/10404, 05.11.2024).
Bu noktada altı çizilmesi gereken husus şudur: Yargıtay'ın ölçütünde "boyanmış yerler ve hasarlı bölgeler", değer kaybını dışlayan bir unsur olarak değil, aracın kaza öncesi rayicini belirleyen ve dolayısıyla farkın büyüklüğünü etkileyen bir unsur olarak yer almaktadır. Önceki hasar, hesabın girdisi olduğu hâlde sonucu değildir.
II. ÖNCEKİ HASARIN HESAPTAKİ YERİ: "GİRDİ" Mİ, "SONUÇ" MU?
Serbest piyasa farkı ilkesi tutarlı biçimde uygulandığında önceki hasarın hesaba etkisi kendiliğinden ortaya çıkar. Kaza öncesinde TRAMER kaydı bulunan ya da bir parçası boyalı olan aracın kaza öncesi ikinci el rayici, aynı marka-model-yıl-kilometredeki hasarsız araca göre zaten düşüktür. Bilirkişi bu düşük rayici belirledikten sonra, yeni kazanın ve onarımının bu rayici daha da düşürüp düşürmediğini sorar. Sonuç, önceki hasarın niteliğine göre değişir: Önceki hasar hafif ve başka bölgede ise yeni kaza büyük ölçüde "ilk ciddi hasar" etkisi yaratır; önceki hasar aynı bölgede ve benzer ağırlıkta ise ikinci onarımın alıcı algısına ek etkisi sınırlı kalır; önceki hasar aracı zaten en alt fiyat bandına çekmişse (ağır hasar kaydı gibi) ek düşüş ölçülemeyecek kadar küçük olabilir. Bu üç ihtimal de aynı yöntemin farklı girdilere verdiği farklı sonuçlardır; hiçbiri hesabı yapmadan varılabilecek sonuçlar değildir.
Genel Şartlar ekindeki yöntem ise bu mantığı tersine çevirmekteydi. Parça bazlı hesap, daha önce hasar görüp işlem görmüş parçaları hesabın dışında bıraktığından, aynı parçadan ikinci hasarda sonuç tanım gereği sıfıra yaklaşmaktaydı. Uygulamada sigorta şirketlerinin "mükerrer hasar nedeniyle değer kaybı oluşmaz" savunmasının kaynağı da budur: Savunma, Anayasa Mahkemesi'nce dayanağı ortadan kaldırılan bir hesap yönteminin sonucunu, yöntemin kendisinden bağımsız bir hukuk kuralı gibi sunmaktadır.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ UYGULAMASINDA İKİ ÇİZGİ
1. "Hesaplanır" çizgisi: Önceki hasar incelenmeden değer kaybı ne kabul ne de reddedilebilir
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 2025 ve 2026 tarihli kararları bu çizginin en açık örnekleridir. Daire, aracın kaza tarihinden önce karıştığı kazalar varsa bu kazalar sonucu oluşan hasarların hem aracın kaza tarihindeki değerine etkisinin hem de "söz konusu kaza kayıtları olan araçta meydana gelen kaza neticesinde değer kaybı meydana gelip gelmeyeceği, gelecek ise ne miktarda geleceğinin" denetime elverişli bir raporla belirlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. Bilirkişinin "dosya muhtevasına göre aracın kaza öncesine ait herhangi bir hasar kaydı bulunmamaktadır" demekle yetindiği, TRAMER kayıtları ve önceki hasar dosyaları getirtilmeden değer kaybına hükmedilen bir dosyada karar bu gerekçeyle kaldırılmıştır (Ankara BAM 35. HD, E. 2024/1376, K. 2025/1547, 04.12.2025).
Aynı Daire, arka kısmı yedi ay önce hasar görmüş bir araçta, önceki hasarın niteliği ve etkisi incelenmeksizin verilen değer kaybı kararını da aynı ilkeyle kaldırmıştır (Ankara BAM 35. HD, E. 2025/17, K. 2026/132, 29.01.2026). Bu kararın önemi, "aynı bölgeden ikinci hasar" olgusunun mahkemece peşin bir ret sebebi olarak değil, bilirkişinin cevaplaması gereken bir soru olarak ele alınmasındadır: Değer kaybı doğmuş mudur, doğmuşsa ne kadardır?
Bu çizgide önceki hasar, davacının talebini düşüren ya da tamamen ortadan kaldıran bir olgu olabilir; ancak bu sonuç ancak somut bir hesapla ulaşılabilecek bir sonuçtur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin, kaza öncesinde ciddi bir kaza geçirmiş araçta bilirkişinin "önceki hasarlar dikkate alındığında değer kaybı oluşmaz" yönündeki gerekçeli tespitine dayanarak verilen ret kararını onaması bu bakımdan çizgiyle çelişmez; aksine hesabın yapılıp sıfır sonucuna ulaşılmasının meşru bir ihtimal olduğunu gösterir (Ankara BAM 26. HD, E. 2024/526, K. 2025/1638, 18.12.2025).
2. "Aynı bölge → değer kaybı yok" çizgisi: Bir per se kuralın doğuşu
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 06.07.2026 tarihli kararı ise başka bir yaklaşımı temsil eder. Daire, Yargıtay'ın kapatılan 17. Hukuk Dairesi'nin 22.03.2018 tarihli bir kararına atıfla, "araçta kaza sonucu değer kaybı oluşmadığının belirlenmesinde, aracın söz konusu kaza öncesinde karıştığı trafik kazaları nedeniyle yine aynı bölgeden hasar görmüş olması koşulunun arandığını" belirtmiş; önceki hasarın da ön bölgeden olduğu ve benzer onarım-boya işlemi yapıldığı bir dosyada, "iki hasar sonrası yapılan tamir işlemlerinin aynı mahiyette kabul edilebilmesi için bire bir aynı parçalar ve aynı tamir işlemine ilişkin olması zorunlu olmayıp aynı bölgeden ve benzer şekilde bir hasar oluşması ve tamir işlemi yapılmasının yeterli olduğu" gerekçesiyle değer kaybı talebinin reddini onamıştır. Kararın en dikkat çekici cümlesi, "aracın aynı bölgeden ikinci kez hasar almasının aracın satışı sırasında değerine etki etmeyeceği" tespitidir (Antalya BAM 13. HD, E. 2024/1685, K. 2026/1029, 06.07.2026).
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi de, dokuz önceki hasar kaydı bulunan ve dava konusu kazada hasarlanan motor kaputu, sol ön çamurluk ve ön panelin önceki kazalarda da hasarlanıp değiştiği tespit edilen bir araçta, "değer kaybına etki edecek derecede zarar gören parçaların dava konusu kazadan önceki kazalarda da hasar görüp değiştiği, bu nedenle artık değer kaybı zararı oluştuğunun kabul edilemeyeceği" gerekçesiyle ret kararını onamıştır (Ankara BAM 35. HD, E. 2024/965, K. 2025/1413, 13.11.2025). Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda anılan kararında da, önceki hasarlar değerlendirilerek yapılan 40.000 TL'lik değer kaybı hesabı onanmakla birlikte, gerekçede "geçmişte aynı bölgeden aynı mahiyette hasara uğrayan araçta değer kaybı oluşmayacaktır" biçiminde genel bir cümleye yer verilmiştir.
Bu kararların ortak özelliği, önceki hasarla yeni hasar arasındaki bölgesel örtüşmeyi, piyasa etkisini ölçmeye gerek bırakmayan bir sonuç kuralı olarak ele almalarıdır. Antalya kararı bunu açıkça bir "koşul" olarak formüle etmekte; üstelik örtüşmenin parça bazında değil bölge ve işlem benzerliği bazında aranmasıyla kuralın uygulama alanını genişletmektedir.
3. Ara bir yaklaşım: Yaş, kayıt sayısı ve ispat yükü
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 08.05.2026 tarihli kararı, iki çizgi arasında üçüncü bir yol açmaktadır. Daire, değer kaybının "araç gereği gibi onarılsa dahi meydana gelen kazanın kişilerin araç alım satımındaki tercihlerine etkisi çerçevesinde" belirleneceğini; kazanın aracın mevcut durumu itibarıyla alım-satım tercihlerine etkisinin olmayacağı ya da sınırlı olacağı hâllerde değer kaybından söz edilemeyeceğini ve bu ihtimalde davacının, kazanın aracında değer kaybı doğurduğunu somut delillerle kanıtlamakla yükümlü olduğunu kabul etmiştir. On yedi yaşında ve sekiz önceki kaza kaydı bulunan bir araçta dokuzuncu kazanın alım-satım tercihlerine etkisinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle değer kaybı talebi reddedilmiştir (Ankara BAM 26. HD, E. 2024/1419, K. 2026/858, 08.05.2026).
Bu karar, sonucu bölgesel örtüşmeye değil piyasa etkisine bağlaması bakımından ilk çizgiye yakındır; ancak belirli bir eşik aşıldığında ispat yükünü fiilen davacıya yüklemesiyle ondan ayrılır.
IV. DEĞERLENDİRME: PER SE KURALIN ELEŞTİRİSİ
"Aynı bölgeden önceki hasar bulunan araçta değer kaybı oluşmaz" kuralı, dört yönden eleştiriye açıktır.
Birincisi, kural gerçek zarar ilkesiyle bağdaşmaz. Değer kaybının ölçüsü aracın piyasa değerindeki fark ise, bu farkın bulunup bulunmadığı ancak piyasaya bakılarak anlaşılabilir. Aynı bölgeden ikinci hasarın satış değerine "etki etmeyeceği" yönündeki tespit, ampirik bir önermedir ve dosyadan dosyaya değişebilir. İkinci el piyasasında alıcının gördüğü şey "aynı bölge" değil, TRAMER dökümündeki iki ayrı hasar kaydı, iki ayrı onarım tarihi ve toplam hasar tutarıdır. İki kayıtlı aracın tek kayıtlı araca göre daha düşük değerlendirileceği, en azından çürütülmesi gereken bir başlangıç varsayımıdır.
İkincisi, kural Anayasa Mahkemesi'nce dayanağı ortadan kaldırılan parça bazlı hesap mantığının içtihat yoluyla yeniden kurulması anlamına gelir. Genel Şartlar ekindeki yöntemin uygulanamayacağı konusunda bölge adliye mahkemeleri ve Sigorta Tahkim Komisyonu görüş birliği içindedir; ancak aynı yöntemin "daha önce işlem görmüş parça hesaba katılmaz" sonucunun, bu kez "aynı bölgeden hasar görmüş araçta değer kaybı oluşmaz" biçiminde yaşatılması, iptal kararlarının etkisini dolaylı yoldan sınırlamaktadır. Kaldı ki 7327 sayılı Kanun'la 90. maddeye eklenen ve "hasara uğrayan parçaları" ölçütünü kanunlaştırmaya çalışan cümle de iptal edilmiştir.
Üçüncüsü, "aynı bölge" kavramı belirsizdir ve kararlar arasında farklı tanımlanmaktadır. Ankara 35. Hukuk Dairesi'nin 2025/1413 sayılı kararında ret gerekçesi, değer kaybına etki edecek parçaların önceki kazalarda "hasar görüp değiştiği" tespitine dayanmaktadır; yani örtüşme parça ve işlem düzeyinde aranmıştır. Antalya 13. Hukuk Dairesi ise bire bir aynı parça ve aynı işlemi zorunlu görmemiş, bölge ve benzerlikle yetinmiştir. Bir aracın "ön bölgesi" tampon, kaput, çamurluklar, ön panel, farlar ve şase uçlarını kapsar; önceki kazada tamponu boyanmış bir aracın yeni kazada kaputu ve ön paneli değişmişse iki hasar "aynı bölgeden" sayılacak mıdır? Bu belirsizlik, kuralın uygulanmasını bilirkişinin nitelendirme tercihine bırakmakta ve öngörülebilirliği azaltmaktadır.
Dördüncüsü, kural ispat yükü dağılımını bozmaktadır. Değer kaybının varlığını ve miktarını ispat yükü kural olarak zarar görene aittir (TMK m. 6, HMK m. 190); ancak "araç zaten hasarlıydı, yeni kazanın değere etkisi yoktur" savunması, zararın doğmadığına ilişkin bir itiraz olmayıp zararın sebebine ve miktarına ilişkin bir indirim savunmasıdır. Bu savunmanın olgusal temelini (önceki hasarın niteliği, ağırlığı, hangi parçaların hangi işlemle onarıldığı) ortaya koymak, önceki hasar dosyasına ulaşma imkânı da bulunan sigortacıya düşer. Per se kural, sigortacıyı bu külfetten kurtararak TRAMER'deki bir kayıt satırını ret için yeterli hâle getirmektedir.
Öte yandan "hesaplanır" çizgisinin de bir sınırı olmalıdır. Ağır hasar kaydı bulunan ya da kısa aralıklarla çok sayıda kaza geçirmiş araçlarda her yeni kazanın ölçülebilir bir ek değer kaybı doğurduğunu varsaymak da gerçekçi değildir. Ankara 26. Hukuk Dairesi'nin 2026/858 sayılı kararındaki "alım-satım tercihlerine etki" ölçütü bu bakımdan doğru soruyu sormaktadır; eleştiriye açık olan yön, bu ölçütün belirli bir yaş ve kayıt sayısı eşiğinde ispat yükünü kendiliğinden davacıya kaydırmasıdır.
V. ÖNERİLEN DEĞERLENDİRME ÖLÇÜTÜ
Yukarıdaki içtihat birlikte okunduğunda, önceki hasarın değer kaybı hesabında üç aşamalı bir sorgulamayla konumlandırılması hem gerçek zarar ilkesine hem de hesap disiplinine uygun düşer.
Birinci aşamada önceki hasar somutlaştırılmalıdır. TRAMER dökümü tek başına yeterli değildir; önceki hasarın tarihi, tutarı, hangi parçaların onarılıp hangilerinin değiştiği, boya kalınlık ölçümleri ve o hasara ilişkin eksper raporu dosyaya getirtilmelidir. Ankara 35. Hukuk Dairesi'nin 2025/1547 sayılı kararında önceki hasar dosyaları celbedilmeden verilen kararın kaldırılması bu aşamanın zorunluluğunu göstermektedir. Aynı gereklilik davacı için de geçerlidir: Önceki hasarı gizlemek yerine belgeleyerek sunmak, hem bilirkişinin hesabını hem de raporun denetime elverişliliğini güçlendirir.
İkinci aşamada örtüşmenin derecesi belirlenmelidir. Bu belirleme bölge etiketiyle değil, işlem düzeyinde yapılmalıdır: Önceki hasarda boyanan parça yeni kazada değişmişse, önceki hasarda onarılan parça yeni kazada şase ya da taşıyıcı elemanlara kadar uzanan bir hasara konu olmuşsa, iki hasarın "aynı mahiyette" olduğu söylenemez. Örtüşme ancak aynı parçaların aynı düzeyde işlem gördüğü hâllerde tamdır; bunun dışındaki hâllerde kısmi örtüşme, değer kaybını ortadan kaldırmaz, miktarını etkiler.
Üçüncü aşamada piyasa etkisi ölçülmelidir. Bilirkişi, kaza öncesi rayici önceki hasarı da yansıtacak biçimde belirledikten sonra, iki hasar kayıtlı onarılmış aracın emsal ilanlar ve piyasa araştırmasıyla ulaşılan rayicini bulmalı ve farkı hesaplamalıdır. Sonuç sıfır çıkabilir; ancak bu sonuç, Ankara 26. Hukuk Dairesi'nin 2025/1638 sayılı kararında olduğu gibi, gerekçeli bir hesabın ürünü olmalıdır. "Aynı bölgeden hasar aldığı anlaşıldığından değer kaybı oluşmamıştır" cümlesi, hesap yerine geçen bir sonuç olarak HMK m. 279/2'nin aradığı gerekçeli ve denetime elverişli rapor niteliğini taşımaz.
Bu ölçüt, ispat yükü dağılımını da netleştirir: Zarar gören, aracın kaza öncesi ve sonrası rayiçlerini ve aradaki farkı ispatla yükümlüdür; önceki hasarın bu farkı ortadan kaldırdığı savunması ise olgusal temeliyle birlikte sigortacı tarafından ortaya konulmalıdır.
SONUÇ
Önceden hasarlı ya da boyalı araçta değer kaybı sorunu, Anayasa Mahkemesi'nin 2020 ve 2022 tarihli iptal kararlarıyla normatif düzeyde çözülmüş görünmektedir: Değer kaybı, Genel Şartlar ekindeki parça bazlı yöntemle değil, Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümleri ve gerçek zarar ilkesi çerçevesinde, aracın piyasa değerindeki fark üzerinden hesaplanır. Bu yöntemde önceki hasar, hesabın bir girdisidir; kaza öncesi rayici düşürür ve dolayısıyla farkın büyüklüğünü etkiler, ancak farkın bulunup bulunmadığını hesaptan önce belirlemez.
Buna karşılık bölge adliye mahkemesi uygulamasında, "aynı bölgeden önceki hasar bulunan araçta değer kaybı oluşmaz" biçiminde, parça bazlı yaklaşımın izlerini taşıyan bir per se kural varlığını sürdürmektedir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2026 tarihli kararı bu kuralı bir "koşul" olarak formüle etmiş ve örtüşmeyi bölge düzeyinde arayarak uygulama alanını genişletmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 2025-2026 tarihli kararları ise önceki hasarın ancak somut bir hesapla değerlendirilebileceğini, değer kaybının doğup doğmadığının ve miktarının bilirkişi raporuyla belirlenmesi gerektiğini kabul ederek gerçek zarar ilkesine daha uygun bir çizgi izlemektedir.
Kanaatimizce ikinci çizgi tercih edilmelidir. Önceki hasarın belgelendiği, örtüşmenin işlem düzeyinde belirlendiği ve piyasa etkisinin emsal araştırmasıyla ölçüldüğü üç aşamalı bir değerlendirme, hem sigortacının haklı itirazlarına (ağır hasarlı ya da çok sayıda kayıtlı araçlarda ölçülemeyen ek zarar) hem de zarar görenin gerçek zararına cevap verir. Per se kural ise, iptal edilen bir hesap yönteminin sonucunu içtihat yoluyla yaşatmakta ve TRAMER'deki bir kayıt satırını hesap yerine geçirmektedir. İçtihat farklılığının Yargıtay 4. Hukuk Dairesi önüne taşınması hâlinde, Dairenin "boyanmış yerler ve hasarlı bölgelerin özelliği dikkate alınarak" fark hesabı yapılması yönündeki yerleşik ölçütünün, önceki hasarı bir ret sebebi değil bir hesap girdisi olarak konumlandırdığı gözetilmelidir.
KAYNAKÇA
Anayasa Mahkemesi, E. 2019/40, K. 2020/40, 17.07.2020 (RG 20.10.2020, S. 31280).
Anayasa Mahkemesi, E. 2021/82, K. 2022/167, 29.12.2022 (RG 14.02.2023, S. 32104).
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/3822, K. 2024/10404, 05.11.2024.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2022/710, K. 2023/416, 22.03.2023.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2024/965, K. 2025/1413, 13.11.2025.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2024/1376, K. 2025/1547, 04.12.2025.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2025/17, K. 2026/132, 29.01.2026.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2024/526, K. 2025/1638, 18.12.2025.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2024/1419, K. 2026/858, 08.05.2026.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/1685, K. 2026/1029, 06.07.2026.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/100, K. 2026/970, 05.06.2026.
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti, 2026/İHK-22659, 17.03.2026.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 90 (6704 ve 7327 sayılı Kanunlarla değişik hâli); 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49-52; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190, 279; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları (RG 14.05.2015; 04.12.2021 değişikliği) ve Ek-1.
Next