1. Olayın Gelişimi ve Kamusal Önemi

Kamuoyunda “fon skandalı” olarak anılan gelişmeler, eylül ayında bazı yatırım fonlarında yatırımcılara yapılması gereken ödemelerin gecikmesiyle gündeme gelmiştir. Bir portföy yönetim şirketinin 15 Eylül’de bazı fonlarda katılma payı iade ödemelerinde temerrüt oluştuğunu açıklamasını, başka fonlara ilişkin ödeme sorunları izlemiştir. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar vermiştir. Kurul, bu fonlarda 455.758 tekil yatırımcı bulunduğunu açıklamıştır [1].

Adalet Bakanlığının açıklamasına göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı fon ve hisselerdeki olağan dışı hareketler üzerine 19 Ağustos’ta SPK’dan bilgi ve belge isteyerek soruşturma sürecini başlatmıştır [2].

2. Soruşturmanın Gizliliği ve Halkın Haber Alma Hakkı

Bu ölçekte bir olayda, soruşturmanın gizliliği gerekçe gösterilerek kamuoyunun bilgi almasının önüne geçilebilir mi? Anayasa’nın 26 ve 28. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesindeki güvenceler buna genel bir yasakla cevap verilmesine engeldir. CMK m. 157 soruşturma işlemlerini gizli tutarken TCK m. 285/6., haber verme sınırları aşılmadan bu işlemlerin haberleştirilmesini suç saymamaktadır. Soruşturmanın gizliliği soruşturulan olayın hiç konuşulamayacağı anlamına gelmez.

FAZLA ÇALIŞMA ONAYININ GERİ ALINMASI VE İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİ: YARGITAY’IN 2026 TARİHLİ KARARI IŞIĞINDA İŞÇİNİN ÇALIŞMA SÜRELERİ ÜZERİNDEKİ HAKLARI
FAZLA ÇALIŞMA ONAYININ GERİ ALINMASI VE İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİ: YARGITAY’IN 2026 TARİHLİ KARARI IŞIĞINDA İŞÇİNİN ÇALIŞMA SÜRELERİ ÜZERİNDEKİ HAKLARI
İçeriği Görüntüle

AİHM, Dupuis ve Diğerleri/Fransa kararında, devlet başkanlığı bünyesindeki bir birim tarafından gerçekleştirilen hukuka aykırı telefon dinlemelerini konu alan bir kitapta gizli soruşturma belgelerinden yararlanan gazetecilerin cezalandırılmasını ifade özgürlüğünün ihlali olarak kabul etmiştir. Mahkeme; konunun güçlü kamusal yararını, bilgilerin kısmen kamuoyuna yansımış olmasını ve yayının yargılamaya veya masumiyet karinesine olumsuz etkisinin gösterilememesini birlikte değerlendirmiştir. Basının bilgi aktarma görevinin yanında halkın bu bilgileri alma hakkının da altını çizmiştir (Dupuis [3], §§ 39–46). Fonların yönetimine ve denetimine ilişkin haberlerin değerlendirilmesinde de bu ayrım önemlidir.

3. Özel Hayatın Korunması ve İsimlerin Açıklanması Tartışması

Olayın kamuoyunda ilgi görmesi, dosyadaki her kişisel ayrıntının yayımlanması için yeterli değildir. AİHM, Bédat/İsviçre kararında; yayının içeriğini, kamuya sağladığı katkıyı, yargılama üzerindeki etkisini ve özel hayatı dikkate alarak karar vermiştir. Sonuç olarak gazeteciye uygulanan yaptırımı ifade özgürlüğüne aykırı bulmamıştır (Bédat [4], §§ 55–81). Axel Springer AG/Almanya kararında ise haberin kamu yararına katkısına, kişinin tanınmışlığına ve önceki davranışlarına, bilginin nasıl elde edildiğine ve doğruluğuna, yayının içeriğine ve sonuçlarına, uygulanan yaptırımın ağırlığına bakmıştır (Axel Springer [5], §§ 89–95, 105–110). İsimlerin açıklanması meselesi de aynı çerçevede ele alınmalıdır. Fon olaylarında ismin açıklanmasına ilişkin değerlendirme de kişinin olayla bağlantısına ve kimliğinin bilinmesinin habere ne kattığına göre değişebilir. İsimlerin açıklanması, kişinin fonların yönetimi, yatırım kararları veya denetimi bakımından üstlendiği görev ve ileri sürülen iddialarla bağlantısı üzerinden değerlendirilmelidir. Kimliğin bilinmesi, olayın işleyişinin ve sorumluluk ilişkilerinin anlaşılmasına katkı sağlıyorsa açıklama yönündeki kamu yararı güçlenir. Tanınmışlık ve kamusal konum da dikkate alınmalıdır. Özellikle siyasetçi veya kamu görevlisi olması, olayla bağlantısının kamuoyunca bilinmesindeki yararı artırabilir. Buna karşılık kişinin yalnızca tanınmış olması veya adının doğrulanmamış iddialarda geçmesi, isminin yayımlanmasını tek başına haklı kılmaz. Haber, güvenilir bir olgusal temele dayanmalı; kişinin süreçteki konumunu doğru aktarmalı ve suçluluğunun kesinleştiği izlenimini yaratmamalıdır. Dolayısıyla her kişi bakımından, kimliğinin açıklanmasının kamusal tartışmaya katkısı ile özel hayatı ve itibarı üzerindeki muhtemel etkileri birlikte değerlendirilmelidir

Fonların nasıl yönetildiğini, ödemelerin neden aksadığını ve denetimin nasıl işlediğini ortaya koyan, yeterli dayanağı bulunan haberlerde halkın haber alma hakkına ağırlık verilmelidir. Olayla ilgisiz bilgilerin açıklanmasında aynı kamu yararı bulunmayabilir. Tanığın güvenliği yahut bir soruşturma işleminin sonuç vermesi için bazı bilgilerin açıklanmaması da gerekebilir. Sınırlama, bu ihtiyacın gerektirdiği kapsam ve süreyi aşmamalıdır (Dupuis [3], §§ 35–46; Bédat [4], §§ 55–81).

Masumiyet karinesi, iddiaların aktarılmasına engel değildir; haberin kişiyi kesin suçlu gibi göstermemesi gerekir. Başlık dâhil yayının bütünü bu ayrımı gözetmeli, ilgililerin açıklamalarına yer verilmelidir. Bir yayına müdahale edilecekse hangi bilginin hangi nedenle korunması gerektiği gösterilmelidir. Kişisel bir ayrıntının çıkarılması veya belirli bilginin geçici olarak açıklanmaması yeterliyken haberin bütünü engellenmemelidir (Dupuis [3], §§ 35–38 ve 43–49).

Sonuç

Yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren bu süreçte kamuoyunun ödeme sorunlarını ve bunların nedenlerini öğrenmesinde açık bir yarar vardır. Bu bilgilendirmeyi soruşturmanın sonuna bırakmak, yönetim ve denetim sorumluluğunun zamanında tartışılmasını engelleyebilir. Özel hayatın ve soruşturmanın gizliliğinin korunması gereklidir; ancak bu gerekçeler, olayın tamamını kamusal tartışmanın dışına çıkarmak için kullanılmamalıdır. Yeterli dayanağı bulunan, kişileri peşinen suçlu ilan etmeyen ve gereksiz mahrem ayrıntılar içermeyen haberler korunmalıdır. Müdahale gereken hâllerde de haberin neden ve ne ölçüde sınırlandırıldığı somut olarak açıklanmalıdır.

Av. Arb. Ahmet Oğuzhan TARHAN

Kaynakça

[1] SPK. (23.09.2026). Tasfiye konusu fonlardaki yatırımcı sayısına ilişkin açıklama; (28.09.2026). Tasfiye süresine ilişkin basın duyurusu. https://spk.gov.tr/duyurular/basin-duyurulari/2026

[2] Adalet Bakanlığı. (08.10.2026). Basın açıklaması. https://basin.adalet.gov.tr/basin-aciklamasi-08102026

[3] AİHM. Dupuis ve Diğerleri/Fransa, B. No. 1914/02, 07.06.2007. https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-80903

[4] AİHM Büyük Daire. Bédat/İsviçre, B. No. 56925/08, 29.03.2016. https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-161898

[5] AİHM Büyük Daire. Axel Springer AG/Almanya, B. No. 39954/08, 07.02.2012. Türkçe özet: https://hudoc.echr.coe.int/tur?i=001-119076