Nama İfa Nedir?

Müteahhittin temerrüdü hâlinde arsa sahibi, inşaatın tamamlanması ve teslimi borcunun aynen ifasını ve gecikme nedeniyle uğradığı zararın tazminini müteahhitten talep edebilir. Bununla birlikte, temerrüde düşen müteahhittin inşaatı tamamlama ihtimalinin zayıf olduğu veya edimin müteahhit tarafından bizzat yerine getirilmesinin artık arsa sahibinin ifa menfaatini karşılamadığı hâllerde, arsa sahibi müteahhittin ifasını beklemek yerine nama ifa yoluna başvurabilir[1].

Nama ifa, arsa sahibinin tamamlanmayan işlerin giderlerinin müteahhite ait olmak üzere kendisi veya üçüncü bir kişi tarafından yerine getirilmesine izin verilmesini mahkemeden talep etmesidir[2]. Nama ifa, arsa sahibinin sözleşmedeki ifa menfaatini korumaya devam etmesi nedeniyle aynen ifa kapsamında değerlendirilmekte; bu yola başvurulması, sözleşmeden dönme veya ifadan vazgeçme değil, sözleşmenin ifasında ısrar anlamına gelmektedir.

Nama ifa, dayanağını TBK m. 113/1 hükmünden almaktadır. Anılan hükme göre, “Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir; her türlü giderim isteme hakkı saklıdır.”

Nama İfanın Şartları Nelerdir?

Yargıtay’a göre, mahkemece nama ifa talebinin kabul edilebilmesi için aşağıdaki koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir:

a) Taraflar arasındaki sözleşme feshedilmemiş ve hâlen yürürlükte olmalıdır.

b) Müteahhit, ediminin ifasında borçlu temerrüdüne düşmüş olmalıdır.

c) Nama ifa talebinin konusu, müteahhittin sözleşmeden doğan bir yapma borcu olmalıdır. Yapma borcu niteliğinde olmayan edimler bakımından nama ifa talep edilemez[3].

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, somut olayın özelliği gerektirmedikçe, nama ifaya izin talebinin tüm arsa sahiplerince talep edilmesine gerek bulunmamaktadır[4].

Nama İfanın Kapsamı Nedir?

Nama ifa kapsamında, arsa sahibi kendisin isabet edecek bağımsız bölümlerdeki eksik ve ayıplar ile ortak alanlardaki eksik ve ayıplı işlerin tamamının tamamlanmasını talep edebilir. Müteahhittin payına düşen bağımsız bölümlerdeki eksik işlerin tamamlanması ve ayıpların giderilmesi zorunlu değildir. Ancak Yargıtay bir kararında, bağımsız bölümlerin paylaşımı yapılmamış ise, arsa sahibinin inşaatın tamamı için nama ifa izni talep etmek durumunda olduğuna karar vermiştir[5].

Nama ifa kavramından, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca müteahhit tarafından yerine getirilmesi gereken inşaata ilişkin tüm edimlerin anlaşılması gerekir. Bu doğrultuda, eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi ile yapı kullanma izin belgesinin alınabilmesi için gerekli işlemler ve giderler nama ifa kapsamında değerlendirilebilir.

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, müteahhittin iskân ruhsatını almakla yükümlü olduğu bir uyuşmazlıkta, iskânın alınabilmesi için gerekli SGK ilişiksizlik belgesinin temini amacıyla müteahhittin prim borcunun ödenmesini nama ifa kapsamında kabul etmiştir. Buna karşılık, yapı denetim hizmet bedelinin, arsa sahiplerinin kendi nam ve hesaplarına yerine getirmekle yükümlü oldukları bir ödeme olması nedeniyle nama ifa kapsamında değerlendirilemeyeceğine karar vermiştir[6].

Nama ifaya izin davasında, mahkemece, konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla eksik ve ayıplı işlerin ayrı ayrı belirlenmesi, bu işlerin tamamlanması ve ayıpların giderilmesi için gerekli masrafların hüküm fıkrasında açıkça gösterilmesi gerekmektedir[7].

Arsa sahibi, inşaatın tamamlanması gereken masrafların Müteahhitten peşin olarak alınmasını talep edilebilir[8]. Arsa sahibinin inşaatı tamamlamak için fiilen yaptığı masraflar, müteahhit tarafından ödenen bedelden daha az ise müteahhit fazla ödenen kısmın iadesini talep edebilir. Tam aksi durumda arsa sahibi tarafından yapılan masraflar ödenen bedelden daha fazla ise aradaki fark müteahhitten talep edilebilir[9].

Nama İfa Masraflarının Karşılanması İçin Bağımsız Bölümlerin Satışı

Yargıtay’a göre, arsa sahibi, masrafları karşılayacak oranda müteahhite kalacak bağımsız bölümlerin satışı için izin ve yetki talep edilebilir[10]. Bu doğrultuda, müteahhite kalacak bağımsız bölümün fiili durumları tespit edilerek bu halleri ile karar tarihine yakın tarihteki rayiç değeri tespit edilip bu değerden aşağı olmamak kaydı ile satılıp, elde edilecek paranın arsa sahibince eksik bırakılan iş ve işlemlerde kullanılması, artan paranın müteahhit hesabına depo edilmesi yönünde karar verilmektedir[11]. Bağımsız bölümün satış değerini sınırlayan herhangi bir kayıt ve süre koymadan satışa izin ve yetki verilmelidir[12].

Ancak nama ifa giderlerinin karşılanması amacıyla taşınmazın satışına izin verilebilmesi için, eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi için gerekli bedel ile satışına izin istenen taşınmazın değeri arasında aşırı bir oransızlık bulunmamalı; satış talebi ayrıca TMK m. 2’de düzenlenen dürüstlük kuralına ve hakkaniyete aykırı olmamalıdır.

Müteahhittin eksik ve ayıplı iş bedelini ödemeye hazır olduğunu bildirerek bu bedeli mahkeme veznesine depo etmesi veya nama ifa giderleri ile taşınmazın değeri arasında önemli ölçüde fark bulunması hâlinde, taşınmazın satışına izin verilmesi talebinin reddedilmesi gerekir[13].

Nama ifa giderlerinin karşılanması amacıyla kural olarak, müteahhite ait veya müteahhite devredilmesi gerektiği hâlde hâlen arsa sahibi adına kayıtlı bulunan bağımsız bölümlerin satışına izin verilmektedir[14]. Bununla birlikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, müteahhit adına kayıtlı bağımsız bölüm bulunmaması hâlinde, müteahhitten bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişiler adına kayıtlı bağımsız bölümlerin de satılarak nama ifa giderlerinin karşılanmasının talep edilebileceğini kabul etmiştir[15].

Arsa sahibinin aynen ifa talebi üzerine müteahhittin inşaatı tamamlayıp teslim etmesi veya arsa sahibinin mahkemeden aldığı izinle inşaatı tamamlaması veya tamamlattırılması hallerinde, arsa sahibinin, müteahhite devredilmesi kararlaştırılan arsa paylarını devretmesi gerekir[16].

Av. Arb. Seher ÇINGIL

-----------

[1] Y. HGK. T. 22.02.2022, E. 2019/303, K. 2022/180: "Sözleşmeden kaynaklanan edimlerini süresi içerisinde ifa etmeyerek temerrüde düşen yüklenicinin işi tamamlama olasılığı zayıf ise, iş sahibi, aynen ifayı değil; nama ifa yolunu seçebilir. Eksik kalan işin yüklenicinin nam ve hesabına, iş sahibinin bizzat veya başka yükleniciye tamamlattırılmasına “nama ifa” denir. İş sahibi nama ifa yolunu seçtiğinde, ifada ısrar ettiği anlamı çıkar. Nama ifada yüklenicinin inşaatı tamamlama ediminin bir kısmı, belirlenecek miktarda paraya dönüşmekte, iş sahibi açısından ise, ifa beklentisi aynı kalmaktadır.

[2] Büyükay, s. 229; Kılıçoğlu, Borçlar Özel, s. 514; Kurşat, s. 392; Öz, İnşaat Sözleşmesi, s. 152-153; Seçer,

s. 348-349.

Y. 23. HD. T. 10.10.2018, E. 2015/8897, K. 2018/4622: “Nama ifa, TBK nın 125/.... Fıkrası kapsamında aynen ifa kapsamında değerlendirilir. Bir başka ifade ile nama ifa, arsa sahibinin ifa menfaatini sözleşmedeki şartlara uygun olarak sağladığından aynen ifa niteliğindedir. Bu nedenle arsa sahibi nama ifa talep ettiğinde aynı zamanda sözleşmenin aynen ifasını ve tasfiyesini de talep etmiş kabul edilir.”.

[3] Y. HGK. T. 22.02.2022, E. 2019/303, K. 2022/180: "Alacaklı arsa sahibinin, masrafı borçlu yükleniciye ait olmak üzere, borcun kendisi tarafından ifasına izin verilmesi isteminin mahkemece kabul edilebilmesi için şu koşulların birlikte gerçekleşmesi zorunludur. a) Öncelikle taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmemiş ve hâlen yürürlükte olması gerekir. b) Yüklenici, ediminin ifasında mülga BK’nın 106 vd. maddeleri uyarınca borçlu temerrüdüne düşmüş olmalıdır.c) Nama ifaya izin, taraflar arasındaki sözleşmeye dayanılarak istenebileceğinden, borçlunun “yapma borcu” için nama ifa talep edilebilir. Yapma borcu olmayan işler için nama ifa istenemez."

[4] Y. 15. HD., T. 15.05.2018, E. 2018/1333, K. 2018/1961:"Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde, nama ifaya izin talebinin somut olayın özelliği gerektirmedikçe tüm arsa sahiplerince talep edilmesine gerek bulunmamaktadır (Emsal Y. 23. HD. 2014/6214 E 2015/7306 13.11.2015 T). Somut olayın özelliği olarak örneğin taraflar arasındaki sözleşmede teminat dairesi olarak kararlaştırılan dairenin, aynı zamanda dava dışı diğer arsa sahipleri ile yapılan sözleşmelerde de teminat dairesi olarak kararlaştırıldığının belirlenmesi durumunda satış suretiyle ifaya izin talep edilmesi halinde tüm arsa sahiplerinin davada taraf olmaları gerekir (Yarg. 23. HD. 2015/2422 E 2015/4416 K 9.6.2015 T). Somut olayda taraflar arasında 18.05.2005 tarihinde resmi şekilde kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği ihtilâfsız olup sözleşmede davacıdan başka arsa sahipleri de bulunmaktadır. Sözleşmeye göre davalı yüklenicinin inşaatı, anahtar teslimi yani iskânı alınarak bitirmeyi üstlendiği, dosya kapsamına göre inşaatın bitirildiği halen kullanılmakta olduğu anlaşılmakta ise de projesine aykırı olarak yapılan değişiklikler nedeniyle belediye tarafından bu kısımlarla ilgili yıkım kararı verildiği, henüz iskan belgesinin alınmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı gibi davacı arsa sahibinin talebi eksikliklerin giderilmesi için nama ifaya izin niteliğinde olup talebin niteliği itibariyle davanın tüm arsa sahipleri tarafından açılmasına gerek yoktur."

[5] Y. 6. HD., T. 17.12.2025, E. 2025/3235, K. 2025/4361: "Buna göre, inşaattan kendisine isabet edecek bağımsız bölümler ile ortak alanlarını yüklenici namına tamamlamak üzere Borçlar Kanunu'nun 97/1. maddesi (6098 sayılı BK 113. md) hükmüne dayanarak izin talep edebilir (Emsal Yarg. 15. H. D. 2008/69 08[...] /1163 K. 3.3.2009 T)."

Y. 15. HD., T. 03.03.2009, E. 2008/6908, K. 2009/1163:"Yüklenici ediminin ifasında borçlu temerrüdüne düşmesi durumunda; arsa-iş sahipleri, Borçlar Kanunu’nun 106. maddesinde düzenlenen üç ayrı seçimlik haktan birini kullanabilirler. Eksik ve kusurlu işlerin giderilmesinin istenmesi, Borçlar Kanunu’nun 106. maddesindeki seçimlik haklardan olan “akdin ifasına” yönelik hakkının kullanılmış olduğunu gösterir. Bu durumda, arsa sahibi ya da sahipleri, eksik ve kusurlu işlerin giderilmesini Borçlar Kanunu’nun 97. maddesi gereğince de talep edebilirler. Çünkü, “nama ifa” sözleşmenin “aynen ifası” kapsamındadır (Y. 15. HD. 11.12.2002 T, 5721/5764 ve 06.04.1989 T. 1988/2909 esas, 1989/1783 sayılı kararlar). Arsa payı karşılığı yapılan inşaatlarda “nama ifa” istenmesi durumunda; arsa sahibi, kural olarak nama ifa suretiyle tamamlayacağı inşaatın, yüklenicinin payına düşen bağımsız bölümlerin eksik işlerini tamamlamak ve kusurları gidermek zorunda değildir. Buna göre, inşaattan kendisine isabet edecek bağımsız bölümler ile ortak alanlarını yüklenici namına tamamlamak üzere Borçlar Kanunu’nun 97/1. maddesi hükmüne dayanarak izin talep edebilir."

[6] Y. HGK., T. 22.02.2022 E. 2019/303, K. 2022/180: "Sonuç olarak; arsa sahiplerince yapı denetim şirketine yapılan ödeme, yüklenici namına değil, kendi nam ve hesaplarına yapılan bir ödeme olduğu gibi yapı denetim hizmet bedeli, sözleşme ve ekleri ile mevzuata uygun olarak tamamlanması taahhüt edilen binada eksik ya da ayıplı bir imalatın karşılığı da değildir. Kanun’dan kaynaklanan yapı denetim ücretinden arsa sahipleri sorumlu olup, yapı denetim hizmet bedeli, nama ifa kapsamında değerlendirilemez… Buna göre sözleşme gereğince yapı kullanma izin belgesini almayı üstlenen yüklenicinin yapma borcu kapsamında olan bu edimini ifa edebilmesi için prim borçlarını ödeyerek SGK’dan ilişiksizlik belgesini eş deyişle borcu yoktur yazısını alıp belediyeye ibraz etmesi gerekir. Başka bir anlatımla iskân ruhsatını almakla yükümlü olan davalı yüklenici, SGK prim borcunu da ödemek zorundadır. Dosyada bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün “İşyeri Hakkında” konulu 03.04.2013 tarihli yazısı ile prim borcunun ödenmediği sabittir. Dolayısıyla mahkemece yüklenici tarafından ödenmemiş olan sigorta prim borcu nama ifa kapsamında değerlendirilerek arsa sahiplerinin SGK prim borcu bakımından nama ifaya izin ve yetki verilmesine ilişkin talepleri kabul edilmelidir."

[7] Y. HGK. T. 22.02.2022, E. 2019/303, K. 2022/180.

[8] Ayan, s. 179-180; Erman, Arsa Payı, s. 90.

[9] Seçer, s. 362.

[10]Y. 15. HD. T. 18.06.2020, E. 2020/729, K. 2020/1668: “Yargıtay uygulamalarında, nama ifaya izin davası talep edilmesi halinde, nama ifa talep edilen eksik ve kusurlu işlerin teker teker nelerden ibaret olduğu, bunların tamamlanması ve giderilmesi için yapılması gereken masrafların avans olarak da olsa miktarlarının tespit ettirilerek kararın hüküm fıkrasında teker teker gösterilmesinin zorunlu olduğu ve eksik ve kusurlu işlerin giderimini karşılayacak miktar ve değerde yükleniciye kalan bağımsız bölümün satışına izin ve yetki verilmesi gerektiği kabul edilmektedir.”;

Y. 15. HD. T. 08.06.2020, E. 2019/2614, K. 2020/1373: “Nama ifaya izin ve giderim bedellerini karşılamak için satışa izin ve yetki verilmesi davalarında, nama ifa giderlerini karşılamak üzere satışına izin verilecek bağımsız bölüm, bölümler, parsel ya da arsa payının aleyhine nama ifa talep edilen yüklenici adına kayıtlı ya da kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi gereğince yükleniciye devredileceği kararlaştırılan ve hakettiği bağımsız bölüm-bölümler, parsel ya da arsa payı olmalıdır.”, (www.sinerjimevzuat.com.tr).

[11] Y. 23. HD., T. 30.11.2015, E. 2014/7263, K. 2015/7714:"Dava, TBK'nın 113. maddesine dayalı nama ifaya izin istemine ilişkindir. Nama ifaya izinle, taraflar arasındaki sözleşme gereğince yükleniciye isabet eden bağımsız bölüm satılarak, yüklenicinin eksik bıraktığı iş ve işlemlerin tamamlanması amaçlandığından, davacı arsa sahibinin verilecek kararla eline geçecek para, yükleniciye isabet eden bağımsız bölümün satılması ile elde edeceğinden ve bu para da avans mahiyetinde olduğundan, bağımsız bölümün hüküm tarihine yakın tarihteki rayiç değeri saptanarak, o değerden aşağı olmamak kaydı ile satılıp, elde edilecek paranın arsa sahibince eksik bırakılan iş ve işlemlerde kullanması, kalanının yükleniciye iade edilmesi yönünde hüküm tesisi gerekirken, yükleniciye isabet eden ve arsa sahibi bakımından teminat dairesi olan bağımsız bölümün dava tarihi (15.12.2010) itibariyle tespit edilen değeri üzerinden hüküm tesisi doğru olmamıştır.";

Y. 23. HD., E. 2014/5796 K. 2015/889 T. 16.02.2015: "Alınan raporlarda, her bir bağımsız bölümün yaklaşık 235.000,00 TL değerinde olduğu tespit edilmiş ise de, bu değerin bağımsız bölümlerin mevcut halinin mi yoksa tamamlanmış halinin değeri mi olduğu anlaşılamamaktadır. Bu itibarla, arsa sahiplerinin satışa izin talepleri yönünden mevcut inceleme ile kesin bir kanaate varılamamaktadır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, öncelikle arsa sahiplerine ait villalar ile ortak alanlardaki eksik ve kusurlu işlerin giderilme bedeli yanı sıra sözleşme uyarınca yükleniciye ait olan yapı kullanma izin belgesi giderleri, sigorta primleri ve vergi borçlarının da hesaplanması, yükleniciye ait bağımsız bölümlerin mevcut hali ile satılarak eksik ve kusurlu işlerin giderileceği söz konusu olacağından, yükleniciye ait bağımsız bölümlerin fiili durumları tespit edilerek bu halleri ile bağımsız bölümlerin rayiç değerlerinin saptanıp, sonucuna göre bir değerlendirme yapılmasından ibarettir. Değinilen hususlar gözönüne alınmaksızın eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu itibarla tarafların karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 23.05.2013 gün ve 2013/1190 Esas, 2013/3447 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir."

[12] Y. 23. HD., T. 14.11.2018, E. 2016/4624, K. 2018/5275: “Nama ifaya izin kararının hüküm fıkrasında, eksik ve ayıplı iş kalemlerinin her birinin ve tespit edilen masraf bedelinin ayrı ayrı gösterilmesi ya da bilirkişi raporuna atıf yapılması ve bağımsız bölümün satış değerini sınırlayan herhangi bir kayıt ve süre koymadan satışa izin ve yetki verilmesi gereklidir.”;

Y. 6. HD., T. 08.11.2023, E. 2022/2999 K. 2023/3752:"Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği taktirde alacaklı, (arsa sahibi) masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir. Alacaklı, ayrıca borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasını veya bu konuda masrafı borçluya ait olmak üzere kendisinin yetkili kılınmasını isteyebilir. İstemin hukuki dayanağını sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 97. maddesi oluşturmaktadır. Yasa hükmüne göre nama ifaya izin verilebilmesi için sözleşmenin feshedilmemiş, yani yürürlükte olması, borçlunun edimin ifasında temerrüte düşmesi ve borcun “yapma borcu"na dair bulunması gerekir. Hakim bu talep üzerine konusunda uzman bilirkişi yardımı ile keşif yaparak eksik bırakılan ve ayıplı yapılmış olan iş kalemlerini ve bunların tamamlanması ile giderilmesi masraflarını, imalâtın metraj, yöntem ve takribi bedellerini, diğer kurumlara ve şahıslara olan borçları ve iskan masraflarını tahminen saptayarak izin kararını verir. İzin kararının hüküm fıkrasında da eksik ve ayıplı iş kalemleri ve diğer borç ve masrafların her birinin tahmini masrafları tek tek gösterilir. Genel nitelikli yetki ve izin verilemez.".

[13] Y., 23. HD., T. 16.04.2014, E. 2013/9354, K. 2014/2980: "Satış kararı verilebilmesi için ifasına izin istenilen işlerin bedeli ile satışına izin istenilen taşınmazın bedeli arasında aşırı oransızlık bulunmaması, satışa izin talebinin TMK'nın 2. maddesindeki dürüst davranma ilkesine ve hakkaniyete de aykırı olmaması gerekir. Yüklenicinin ifasına izin verilen işler bedelini ödemeye hazır olduğunu bildirip mahkeme veznesine depo etmesi veya bedeller arasında önemli oranda fark bulunması halinde taşınmaz satışına izin verilmesine dair talebin reddedilmesi gerekir."

[14] Y. (Kapatılan) 15. HD., T. 06.05.2019 E. 2019/848, K. 2019/2084: “Nama ifaya izin ve giderim bedellerini karşılamak için satışa izin ve yetki verilmesi davalarında, nama ifa giderlerini karşılamak üzere satışına izin verilecek bağımsız bölüm, bölümler, parsel ya da arsa payının aleyhine nama ifa talep edilen yüklenici adına kayıtlı ya da, arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi gereğince yükleniciye devredileceği kararlaştırılan ve hakettiği bağımsız bölüm-bölümler, parsel ya da arsa payı olmalıdır."

Y., 15. HD., T. 08.06.2020, E. 2019/2614, K. 2020/1373: "Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde yükleniciye düşecek olan bağımsız bölümlerin nama ifa için satışı istenen 1, 2, 5, 7 ve 13 olduğu anlaşılmıştır. Dosyada bulunan tapu kayıtlarında ise nama ifa sureti ile satışı istenen bağımsız bölümlerin davalı yüklenici adına değil karar düzeltme talebinde bulunan davalılar ile diğer davalılar adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda Mahkemece satışa izin yetkisi verilmeksizin sadece eksik işlerin tamamlanması için nama ifaya izin kararı verilmesi gerekirken satış suretiyle nama ifaya izin kararı verilmesinin doğru olmadığından ve mahkeme kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği bu kez yapılan incelemeden anlaşıldığından davalı ...Ş., Yapı Kredi Bankası A.Ş. ve ...'nin karar düzeltme talebinin kabulü ile kararın belirtilen davalılar yararına bozulması gerekmiştir."

[15] Y., HGK., T. 22.02.2022, E. 2019/303, K. 2022/180: "Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde, arsa sahibi mahkemeden istediği nama ifaya izin talebinde; yapacağı işlerin karşılığı paranın avans olarak depo edilmesini; iskân ruhsatı (yapı kullanma izin belgesi) alma yetkisi yükleniciye bırakılmışsa bu yetkinin arsa sahibine verilmesini; giderlerin yüklenici tarafından depo edilmesi mümkün değilse, yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin veya yüklenici adına bağımsız bölüm yoksa yükleniciden bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişiler adına kayıtlı bağımsız bölümlerin satılarak giderlerinin karşılanmasına karar verilmesini talep etmelidir."

[16] Akman, Burcuoğlu ve Altop, s. 961; Erman, Arsa Payı, s. 97, 99; Kurşat, s. 395; Öz, İnşaat Sözleşmesi, s. 154.

Y. 15. HD. 06.04.1989, E. 1989/2909, K. 1989/1783: “Arsa sahipleri açtıkları … dava ile seçimlik haklarını akdin ifası doğrultusunda kullanmış olduklarından … artık bununla bağlı sayılmaları gerekir. Bu aşamada mahkemece yapılacak iş davacıların temerrüde düştükleri tarihteki rayiç fiyatlara göre eksik iş bedellerini saptamak, bu bedelin davalılara ödenmesi kaydı ile sözleşme gereğince davacılara verilmesi gereken arsa payının tesciline ve böylece birlikte ifaya karar vermekten ibarettir.”, (Erman, Arsa Payı, s. 99).