T.C.
Yargıtay
11. Hukuk Dairesi
2023/318 E., 2024/3932 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1025 Esas, 2022/1467 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/424 E., 2018/209 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkilinin abisi olduğunu, müvekkilinin 5 adet taşınmazının ve abisi tarafından kullanılan bir otomobilinin olduğunu, 06.02.2014 tarihinde davalının kullandığı aracın sigorta işlemleri olduğu söylenerek kendisinden imza alındığını, hatta daha sonra bu işler ile uğraşmak istemeyen davacının aracı bedelsiz abisi olan davalıya devrettiğini, davalının müvekkilinin imzaladığı boş belgeyi kambiyo senedine dönüştürerek icra takibine konu ettiğini, bu belgenin davacının rızası hilafına doldurulduğunu, yapılan şikayet sonrası davalı hakkında soruşturma başlatıldığını, böyle bir kambiyo senedinin gerçek olmadığının bakılarak anlaşılabildiğini, taraflar arasında borç ilişkisinin de olmadığını ileri sürerek Kütahya 2.İcra Müdürlüğünün 2015/136 E. sayılı dosyasında takibe konu olan 400.000,00 TL'lik bono nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve takibin durdurulmasına ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu senedin bir kambiyo senedi olduğu ve usule uygun düzenlendiğini, davacının da imzasını inkar etmediğini, unsurları tamam olan senet ile ilgili tarafların aralarındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası varsa bunun davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, davacının müvekkiline karşı işlemiş olduğu konut dokunulmazlığını ihlal ve hırsızlık suçu sebebiyle de ceza mahkemesinde dava açıldığını savunarak davanın reddini ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 400.000,00 TL'lik senedin açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suretiyle ve davacının iradesi dışında düzenlendiğinin ceza mahkemesi kararı ile sübut bulduğu, bu şekilde düzenlenmiş senet ile bir kişinin borçlu haline gelemeyeceği, alacaklının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının Kütahya 2.İcra Müdürlüğünün 2015/136 E. sayılı dosyasında takibe konulan 10.04.2014 vade tarihli ve 400.000,00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, icra takibinin derhal durdurulmasına, karar kesinleştiğinde takibin iptaline, hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ceza yargılamasında hiçbir delil sunmadığını, bonodaki yazıların farklı olmasının sonuca etkili olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ceza mahkemesince verilen kesinleşmiş kararların maddi vaka yönünden hukuk mahkemesini bağlayacağı, ceza mahkemesince belirlenen maddi vakıanın hukuk mahkemesince de ispat edilmiş kabul olunacağı, davacının şikayeti üzerine davalı aleyhine ceza davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde, davalının, davacı tarafından kendisine boş olarak verilen imzalı A4 kağıdını bono haline getirerek düzenlediğinin belirlendiği ve sonuç olarak davalının dolandırıcılık suçundan 1 yıl 6 ay hapis 750,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve ayrıca resmi evrakta sahtecilik suçundan 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliyesince kararın kaldırılmasına “müşteki tarafından imzalı olarak boş verilen A4 kağıdının doldurularak icra takibine konulması” eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 209 uncu maddesinin ikinci fıkrasında beliritlen suçu oluşturması nedeni ile sanığın 7.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verildiği, kesinleşen ceza kararına göre davalının, davacı tarafından imzalı ancak üst kısımları boş olarak kendisine verilen A4 kağıdını bonoya dönüştürdüğünün maddi vakıa olarak sabit olduğu, bu maddi vakıa da hukuk hakimini bağladığından davacının, davalıya borçlu olmadığının kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ceza mahkemesinde davacı yararına karar verilmiş olsa da davacının iddiasını ispatlayacak hiç bir kesin delil dosyaya sunmadığını, davacı ile davalının önceden aralarında bulunan husumet de göz önüne alındığında bu şartlarda kimsenin kimseye boş bir imza vermeyeceğinin hayatın tartışılmaz bir gerçeği olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Next





