02.05.2025 tarihli makalemizde kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmak suçu ve bu suç kapsamında zincirleme suç hükümlerinin tatbiki konularını ele almıştık.
Bu makalemizde ise TCK 192/2 kapsamında failin kendi beyanıyla suçunu açığa çıkarması halinde etkin pişmanlık hükümlerinin tatbik edilmesinin şartlarını iki farklı yargı kararını inceleyerek ele alacağız.
Uyuşturucu kullanma suçlarında, failin kolluk görevlilerine henüz resmi makamların bilgisi yokken kendi beyanıyla suçunu itiraf etmesi ve bu suretle soruşturmanın açılmasını sağlaması durumunda TCK'nın 192/2 maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçlarında, yasa koyucu cezalandırma siyasetinin yanı sıra faillerin suçun ve suçluların makamlarca öğrenilmesini kolaylaştırmasını teşvik etmek amacıyla etkin pişmanlık mekanizmalarına yer vermiştir. Bu kapsamda TCK m. 192/2 hükmü, resmî makamlar tarafından durum henüz haber alınmadan önce failin maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini bildirerek suçluların yakalanmasını veya maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırması halinde hakkında cezaya hükmolunmayacağını öngörmektedir.
Uygulamada en sık karşılaşılan ve mahkemelerin sıklıkla hatalı kararlar verdiği temel ihtilaflardan biri, kolluk güçlerinin somut bir ihbar olmaksızın, tamamen sokak devriyesindeki mesleki tecrübelerine dayalı şüpheyle şahısları durdurdukları anlarda ortaya çıkmaktadır. Kimi zaman başkaca bir suçtan soruşturma yürütülürken, kimi zaman da yapılan kaba üst aramalarında herhangi bir suç unsuruna ulaşılamadığı halde şüphelinin anlık bir ikrarla uyuşturucu kullandığını beyan etmesi durumlarıyla karşılaşılmaktadır. Soruşturmanın tamamen bu beyanla fiilen başlaması halinde, söz konusu ikrarın hukuki niteliğinin nasıl değerlendirileceği büyük önem arz etmektedir.
Nitekim Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2020/18137 Esas ve 2023/1431 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, kolluğun elinde sanığın suç işlediğine dair önceden edinilmiş somut bir ihbar veya delil bulunmadığı aşamada, failin kendi iradi beyanı ile soruşturmanın açılmasını sağlaması hali yasadaki etkin pişmanlık şartlarını doğrudan uygulanabilir hale getirmektedir. İlgili kararda şüpheli hakkında başkaca bir soruşturma yürütülürken şüpheli uyuşturucu madde kullandığı beyan etmiş, idrar tahlil sonuçlarında ise uyuşturucu madde tespit edilmiştir. Yerel mahkemede tarafından sanığa ceza verilir iken Yargıtay tarafından "ceza verilmesine yer olmadığına dair karar" verilmesi gerektiği gerekçesi ile hüküm bozulmuştur.
Somut uygulamaya daha yakın bir örnek vermek gerekir ise , Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin 2023/3627 Esas ve 2024/1937 Karar sayılı dosyasında kolluk görevlileri uyuşturucu kullandığın şüphelenerek sanığın yanına gelmiş, olay yerinde ve sanıkların üzerinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçirilmemiştir. Sanık bu aşamada kendi beyanı ile uyuşturucu madde kullandığını beyan etmiş ve bu beyanı üzerine soruşturma işlemlerine başlanmıştır. Sanık resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce kendi beyanı ile suçunu açığa çıkarmış ve soruşturma işlemlerine başlanmasını sağlamıştır. Sanık hakkında işbu eylem yönünden ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekir iken sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin tatbiki ile 2 yıl 1 ay hapis cezası verilmiş, istinaf mahkemesi tarafından ise yerel mahkeme kararı kaldırılarak teselsül hükümlerinin uygulanmasına sebebiyet veren mahkumiyet yönünden ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş neticeten sanığa etkin pişmanlık hükümlerinin tatbikinin mümkün olmadığı tek eylem yönünden 1 yıl 8 ay hapis cezası verilmiştir.
Sonuç olarak, kolluk tutanaklarına yansıyan bu tür samimi beyanların sırf soruşturmanın resmiyet kazanmasına vesile oldu diye sanığın aleyhine yorumlanması ve etkin pişmanlık hükümlerinin göz ardı edilmesi kanuna ve yerleşik yargı içtihatlarına aykırıdır. Yerel mahkemeler tarafından kullanma suçlarında etkin pişmanlık, usulsüz tebligat , hukuka aykırı delil gibi hususlar genellikle göz ardı edilse de kanun yolu mahkemeleri tarafından bu hususlar detaylı bir şekilde incelenmektedir.
KARARLAR :
"TCK'nın 192/2.maddesinde "Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmayacağı" ifade edilmiştir. Sanığın 07/05/2022 tarihli eyleminde, kolluk tarafından olayla ilgili olarak düzenlenen "olay yeri görgü tespit tutanağı" ve dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere; Kolluk görevlilerinin sanık ve arkadaşının yanına şüphe üzerine gittikleri, olay yerinde ve şahısların üzerinden herhangi bir suç unsuru ele geçmediği, bu sırada sanığın uyuşturucu madde kullandığını söylemesi üzerine başlatılan soruşturmada uyuşturucu madde kullandığının tespit edilmiş olması karşısında; sanığın, uyuşturucu madde kullandığını belirterek, bu suçtan soruşturma yapılmasını sağlaması ve resmi makamların bilgisinin bulunmadığı aşamada kendi beyanı ile suçunu ortaya çıkarması nedeniyle, 07/05/2022 tarihli eylemine ilişkin olarak TCK’nın 192/2. maddesi gereğince “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiğinden"
(Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesi 2023-3627 Esas, 2024-1937 Karar)
"Hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılmış herhangi bir soruşturma olmadığı halde, 22.06.2014 tarihinde hırsızlık olayından ifade veren sanığın hakkında durma kararı verilen diğer sanık ... ile uyuşturucu kullandığını söyleyerek, hastaneye sevkini sağladığı ve yapılan analizde kanında MDMA, idrarında THC, MDMA ve MDA etkin maddesi çıktığı olayda; sanığın, uyuşturucu madde kullandığını belirterek, bu suçtan soruşturma yapılmasını sağlaması ve resmi makamların bilgisinin bulunmadığı aşamada kendi beyanı ile suçunu ortaya çıkarması nedeniyle, hakkında TCK’nın 192/2. maddesi gereğince “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine kararı verilmesi, nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur."
(Yargıtay 10.Ceza Dairesi 2020/18137 Esas, 2023/1431 Karar)
Next