5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesinin 16. fıkrasında sayılan suçlardan dolayı verilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları hariç, bir suçtan hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin ceza infaz kurumunda bulundukları süreçte “Hükümlerin değerlendirmesi ve iyi halin belirlenmesi” başlıklı İnfaz Kanunu m.89 hükümleri dikkate alınarak, her ceza infaz kurumunun idare ve gözlem kurulları tarafından en geç altı ayda bir değerlendirmenin yapılıp, hükümlünün ceza infaz kurumunda iyi halli olup olmadığının raporlanması gerekmektedir.
Hapis cezası infazından dolayı ceza infaz kurumuna koyulan hükümlünün uslanıp uslanmadığı, kurumda geçirdiği sürede iyi halli olup olmadığına, yani kurumun bağlı olduğu disiplin kurallarına uyup uymadığına bağlıdır. Hükümlü; iyi halli olup olmadığının değerlendirilip tespit edilmesi amacıyla kanun koyucu tarafından öngörülen süreleri, yine kanun koyucunun gösterdiği disiplin kurallarına uyarak ve “iyi halli” geçirdiğinde, kapalıdan açık kuruma, doğrudan veya açık kurumdan denetimli serbestliğe ve/veya koşullu salıverilmeye hak kazanır ve hapis cezasının kalan kısmını dışarıda çekebilir.
Hükümlünün ceza infaz kurumunda geçirdiği sürede disiplin kuralları yönünden iyi halinin olup olmadığı ve belirli bir süre ceza infaz kurumunda kaldıktan sonra denetimli serbestlik veya koşullu salıverilme hükümleri uygulanarak, hapis cezasının geri kalanını dışarıda çekip çekemeyeceğine, Ceza İnfaz Kanunu m.105/A ve buna bağlı geçici maddeler ile suç türlerine göre m.107 ve m.108’de öngörülen koşullu salıverilme süreleri dikkate alınmak suretiyle infaz hakimliği tarafından karar verilir.
Cezanın üç fonksiyonu vardır; bunlardan ikisi caydırıcılık ve ödeticilik iken, bir diğeri ve en önemlisi de uslandırıcılığıdır ki, Modern Ceza Hukukundan beklenen de hükümlünün tasfiye edilmeden ve sürekli ceza infaz kurumunda tutulmadan, ceza infaz kurumunda kaldığı sürede yasal düzenleme ve yönetmelik hükümleri ile belirlenen disiplin kurallarına uygun davranması karşılığında, kanun koyucu tarafından tespit edilen sürede hapis cezasının hükümlünün topluma salıverilmesi suretiyle çektirilmesini öngörür.
Bu nedenle; gerek yasal düzenlemede ve gerekse yönetmelik hükümlerinde denetimli serbestlik, koşullu salıverilme süreleri ile hükümlünün ceza infaz kurumunda uyması gereken disiplin kurallarının çok iyi belirlenmesi gerekir. Bu şekilde, hem cezasızlık algısına sebebiyet verilmemeli ve hem de hükümlünün ceza infaz kurumunda işkenceye ve kötü muameleye tabi tutulmadan topluma kazandırılmasının yolu açılmalıdır. Hükümlünün ceza infaz kurumunda iyi halli olup olmadığının denetimi çok iyi ve dikkatlice yapılmalı, raporlanıp tutanak altına alınmalı ve buna ilişkin değerlendirmeler de ceza infaz kurumunun idare ve gözlem kurulu tarafından çok ayrıntılı şekilde incelenip karara bağlanmalıdır. Nitekim bu kararlara yapılacak itirazların da infaz hakimliği tarafından dikkatlice incelenmesi, idare ve gözlem kurulunun gerekçeli kararlarına müdahale edilmeksizin hukukilik denetimi ile sınırlı kalmak suretiyle gözden geçirilmesi gerekir.
Çünkü iyi halli olduğu halde hüküm aleyhine yapılacak tespitler ciddi bir haksızlığa sebebiyet vereceği gibi, tersi yönde, yani gevşek şekilde yapılacak iyi hal tespitleri ve otomatik iyi hal uygulamaları da hapis cezasının infazından beklenen faydaları azaltacak ve iyi halli olmak suretiyle topluma dönüşü hak etmeyen hükümlülerin ceza infaz kurumlarından çıkmalarına yol açacak, bu da ister istemez henüz uslanmamış ve dışarıda olmayı hak etmemiş hükümlünün toplum içine çıkmasına ve yeni suçlar işlemesine kapı açacaktır. İyi halli olduğunun tespiti suretiyle denetimli serbestlik veya koşullu salıverilme altında ceza infaz kurumundan çıkan hükümlülerin, denetimli serbestliği veya koşullu salıverilmeyi bozan ihlalleri olmadıkça, iyi halli olmadıkları yönünde ortaya çıkabilecek söz ve davranışları maalesef denetimli serbestlik veya koşullu salıverilme altında dışarıya çıkmış hükümlünün tekrar ceza infaz kurumuna alınmasına neden oluşturmayacaktır.
Kesinleşmiş bir iyi hal kararı; Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri İle Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik m.37’de sayılan “iyi hal karar tarihi ile işlem tarihi arasında iyi hali ortadan kaldıran herhangi bir disiplin eylemi” istisna hali dışında, ancak sahte olduğunun veya görevden kaynaklanan yetkinin kötüye kullanılması suretiyle verildiğinin anlaşılması halinde iptal edilebilir ki, bunun için de infaz hakimliğinin yeniden karar vermesinin veya önceki kararı ile ilgili kanun yararına bozma yoluna gidilmesinin gerekeceği söylenebilir. Bunun dışında; idare ve gözlem kurulu tarafından iyi halli olduğu tespit edilen bir hükümlünün, bihakkın, yani hak ederek tahliyeden önce yasal süreleri doldurarak, denetimli serbestlikte ve koşullu salıverilme ile topluma döndüğü durumda, kanun koyucu tarafından öngörülen ihlallerden en az birisi ile denetimli serbestliği veya koşullu salıverilmeyi bozmadıkça yeniden ceza infaz kurumuna alınabilmesi mümkün değildir.
Hükümlü koşullu salıverilmişse, hapis cezası gerektiren kasıtlı suç işlemesi ve bu suçtan ceza alıp kesinleşmesi gerekir. Başka türlü hükümlünün koşullu salıverilmesi bozulmaz. Denetimli serbestlikte ise hükümlü, ya yükümlülükleri ısrarla ihlal edecek veya yine kasıtlı suç işleyecek ve hakkında dava açılacaktır ki, ancak bu durumda tekrar ceza infaz kurumuna girer.
Hükümlü, denetimli serbestlikte iken yükümlülüklerini ısrarla ihlal ederse denetimli serbestlik kararı kaldırılır. Ayrıca; denetimli serbestlikte iken üst sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezası gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı hakkında kamu davası açılırsa, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hakimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebilir. Dava sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi halinde, önceki denetimli serbestlik devam eder. Arada geçen süre ise, bakiye infazdan mahsup edilir.
Özetle; hükümlü hakkında kesinleşmiş iyi hal kararı üzerine denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme kararları verilip de, hükümlü cezasının infazına dışarıda devam ettiği durumda, İnfaz Kanunu m.105/A’nın 6. ve 7. fıkralarında ve m.107’nin 12. fıkrasında sayılan hallerden birisi gerçekleşmediği sürece, bu kararların geri alınması mümkün değildir.
Kanaatimizce Kanunda gösterilen geri alma sebepleri yeterli değildir; özellikle hükümlü dışarıda uslanmadığına dair hal ve hareketler içinde olursa, suç işleme eğilimine girerse, gitmemesi gereken yerlere gidip veya görüşmemesi gereken kişilerle görüşürse, mahkumu olduğu suçtan dolayı çektiği hapis cezasının uslanmasına yol açmadığı gibi, ifade hürriyetinin sınırlarını aşan açıklamalar yaparsa, bunların da yükümlülük ihlali sayılacağına ve hükümlünün uslanmadığına dair tespitle yeniden ceza infaz kurumuna alınabileceğine dair hükümlerin İnfaz Kanununa eklenmesi isabetli olabilir. Bu şekilde; hükümlünün sadece ceza infaz kurumunda olduğu sürede değil, cezasının bihakkın tahliye tarihine kadar iyi halli olup olmadığının ve cezalandırma amacının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti ve denetimi yapılabilir.
İşlediği suçtan dolayı cezaevinde çektiği cezadan uslanmadığı ve cezasının kalanını dışarıda çekerken uslanmadığına dair söz ve davranışları tespit edilen hükümlünün, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme kapsamında dışarıda kalmasına izin verilmemelidir. Modern Ceza Hukukunda suç işleyene hapis cezası çektirmenin asıl amacı, hükümlünün uslanmasını sağlamak suretiyle topluma kazandırılması ve bu sırada başka suç işlemeyeceğinin sağlanmasıdır.
Prof. Dr. Ersan Şen
Av. Beyza Başer Berkün
(Bu makale, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)