Kıdem tazminatında zamanaşımı süresi, 25 Ekim 2017’den sonra sona eren iş sözleşmelerinde beş yıldır. 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun ile belirsiz alacak davası kaldırıldı. Bugün işçi, alacağının tamamını değil bir kısmını kısmi dava olarak açabilir ve bu talebi tahkikat bitene kadar bir defaya mahsus artırabilir. Artırılan kısım için zamanaşımı, dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Neden Tartışmalıydı, Şimdi Ne Değişti?
Yıllarca işçilik alacaklarında en çok sorulan soru şuydu. Alacak gerçekten belirsiz mi, yoksa hesaplanabilir olduğu hâlde işçi kolaylık olsun diye mi belirsiz alacak davası açıyor? Yanlış seçim ciddi sonuçlar doğuruyordu. Belirsiz alacak davasında zamanaşımı alacağın tamamı için dava tarihinde kesiliyordu. Kısmi davada ise yalnızca dava edilen tutar için kesiliyordu.
Bu ayrım artık yeni açılacak davalar bakımından tarihe karıştı. 7589 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 31 Temmuz 2026, sayı 33326) Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesini yürürlükten kaldırdı ve 109. maddeye yeni bir dördüncü fıkra ekledi. Bu fıkraya göre alacağın yalnızca bir kısmı dava edilmişse talep, iddianın genişletilmesi yasağına takılmadan artırılabilir. Zamanaşımı da artırılan kısım bakımından dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Kıdem tazminatı hesabı çoğu zaman belgelerin toparlanmasıyla başlar
Beş Yıllık Süre Ne Zaman Başlar?
Kıdem tazminatına hak doğduğu an, iş sözleşmesinin kanunda sayılan sebeplerden biriyle sona erdiği andır. Süre de bu tarihten itibaren işler. Beş yıllık süre, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu’na eklenen düzenlemeye dayanır ve 25 Ekim 2017 sonrasında sona eren sözleşmeler için geçerlidir. Bu tarihten önce sona eren sözleşmelerde önceki, daha uzun süre uygulanmaya devam eder.
Somut bir örnek verelim. İstanbul’da bir tekstil atölyesinde çalışan Mehmet, işyerinden Mart 2022’de haklı nedenle ayrıldı. Kıdem tazminatı için son gün Mart 2027 olur. Mehmet “önce işverenle konuşayım” diyerek bekler ve süreyi kaçırırsa işverenin zamanaşımı def’i alacağı tümden ortadan kaldırabilir. Yazışmalar ya da sözlü görüşmeler süreyi tek başına durdurmaz.
Zamanaşımını Kim, Nasıl Keser?
Zamanaşımı, Türk Borçlar Kanunu’nun 154. maddesi uyarınca alacaklının dava açması gibi işlemlerle kesilir. İşçilik alacaklarında ise dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk dava şartıdır. Bu şart 7589 sayılı Kanun’la değişmedi. Arabuluculuk sürecinin yürüdüğü dönemde zamanaşımı işlemez, süreç anlaşamamayla bitince dava açılır.
Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Arabuluculuk başvurusunda hangi alacak kalemlerinin ve hangi tutarların talep edildiği, sonraki dava ile uyumlu olmalıdır. Anlaşamama tutanağında yer almayan bir kalem için doğrudan dava açmak, dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddedilme riski taşıyabilir. Bu nedenle başvuru formunu aceleyle doldurmak yerine kıdem, ihbar, fazla mesai ve yıllık izin gibi kalemleri baştan tek tek gözden geçirmek daha sağlıklıdır.
Kısmi Davada Asıl Risk Nerede?
Kanun koyucunun getirdiği çözüm işçi lehine görünüyor, çünkü kısmi davanın en büyük tehlikesi ortadan kalktı. Eskiden dava edilmeyen kısım zamanaşımına uğrayabiliyordu. Şimdi artırım hakkı, zamanaşımı bakımından koruma sağlıyor. Bana göre asıl yeni risk artırım hakkının tek seferlik olması ve tahkikatın sonuna kadar kullanılmak zorunda bulunmasıdır.
Şöyle düşünün. Ayşe Hanım kıdem tazminatı için 100.000 TL’lik kısmi dava açtı. Bilirkişi raporu 180.000 TL çıktı. Ayşe Hanım talebini 180.000 TL’ye çıkardı. Sonra karşı tarafın itirazıyla yeni bir rapor alındı ve tutar 210.000 TL göründü. İkinci bir artırım artık mümkün olmayabilir. Bu yüzden ilk dilekçedeki tutarı gerçekçi bir hesapla belirlemek, tek artırım hakkını rapor sonrasına saklamak yerinde bir yaklaşımdır. Hesap yönteminde kıdem ve ihbar tazminatının nasıl hesaplandığını ve güncel tavan tutarını göz önünde tutmak gerekir.
Zorunlu arabuluculuk, işçilik davalarının ilk durağı olmaya devam ediyor
Eski Belirsiz Alacak Davaları Ne Olacak?
7589 sayılı Kanun’un geçiş hükmüne göre, 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış davalarda kaldırılan 107. madde uygulanmaya devam eder. Yani o tarihten önce belirsiz alacak davası olarak açılan bir kıdem tazminatı davası, eski kurallarla sonuçlanır. Zamanaşımının alacağın tamamı için dava tarihinde kesilmiş sayılması ilkesi bu davalar açısından geçerliliğini korur.
Örneğin Haziran 2026’da belirsiz alacak davası açan bir işçi, dosyasında talep artırımı yaptığında yeni rejime değil eski rejime tabidir. Buna karşılık Ağustos 2026’da açılan bir davada belirsiz alacak seçeneği yoktur. Dilekçeyi kısmi dava olarak kurmak gerekir. Dava tarihi hangi kuralın uygulanacağını belirler.
Sonuç: Hangi Sırayla Ne Yapılmalı?
Belirsiz alacak davasının kaldırılması, kıdem tazminatı gibi çoğunlukla hesaplanabilen alacaklar için zaten isabetli bir sadeleşmeydi. Çalışma süresi ve ücret belgelerle ortaya konabiliyorsa alacağın belirsiz sayılması her zaman tartışmalıydı. Kısmi dava ve tek artırım hakkı, hem işçiye zamanaşımı güvencesi veriyor hem de yargılamayı daha öngörülebilir kılıyor. Bedeli ise ilk hesabın önem kazanması.
Uygulamada şu sıra izlenebilir.
- Fesih tarihini ve beş yıllık sürenin bitiş gününü not edin.
- Arabuluculuk başvurusunda tüm alacak kalemlerini eksiksiz yazın.
- Kısmi dava tutarını SGK kayıtları, bordrolar ve ücret belgelerine dayanarak belirleyin.
- Tek artırım hakkını bilirkişi raporu sonrasına saklayın.
- Dava tarihi 31 Temmuz 2026 öncesine denk geliyorsa eski kuralların sürdüğünü hatırlayın.
Kıdem tazminatı, iş sözleşmesinin nasıl sona erdiğine göre değişen bir hak olduğundan, önce iş hukuku alanındaki çalışma alanlarına göz atarak sürecin hangi aşamada olduğunu belirlemek yararlı olur. Mevzuatın güncel metnine mevzuat.gov.tr üzerinden erişebilirsiniz.
Yasal Uyarı
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Hukuki işlem yapmadan önce bir avukata danışılması önerilir.
Next