2026 itibarıyla Türk hukukunda iş, ticaret ve tüketici uyuşmazlıklarının önemli bir kısmı artık mahkeme kapısından önce arabulucunun masasından geçiyor. 1 Eylül 2023‘te yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun’la bu zorunluluk kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarını da kapsayacak şekilde genişledi. Peki bu “zorunlu” ifadesi tam olarak ne anlama geliyor, hangi uyuşmazlıkta dava açmadan önce arabulucuya gitmek gerçekten şart, hangisinde isteğe bağlı?

Arabuluculuk Nedir, Dava Açmaktan Nasıl Farklıdır?

Arabuluculuk, tarafların bağımsız ve tarafsız bir üçüncü kişinin (arabulucunun) yardımıyla, mahkeme kararı olmadan kendi çözümlerini üretmelerini sağlayan bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile 2012 yılında sisteme giren bu yöntem, önceleri tamamen ihtiyariydi; taraflar isterse başvururdu.

Zamanla kanun koyucu belirli uyuşmazlık türlerinde arabuluculuğu bir dava şartı haline getirdi. Yani bazı davalarda, dava açmadan önce arabulucuya başvurmuş ve süreci tamamlamış olmak, mahkemenin işi esastan inceleyebilmesinin ön koşulu. Örneğin Bahçelievler’de küçük bir atölye işleten bir esnaf, tedarikçisiyle fatura bedeli konusunda anlaşmazlığa düştüğünde, doğrudan ticaret mahkemesine dilekçe verse dahi mahkeme, arabuluculuk şartı yerine getirilmediği için davayı usulden reddeder.

Arabuluculukta varılan anlaşma, imzalandığı andan itibaren bağlayıcı hale gelir.

Hangi Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Dava Şartı?

Kanun koyucu bu zorunluluğu tek bir maddede değil, farklı kanunlara serpiştirilmiş hükümlerle düzenledi. Bugün itibarıyla dava açmadan önce arabulucuya başvurmak şu uyuşmazlık gruplarında zorunlu:

- İş hukuku uyuşmazlıkları: 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca, işçi-işveren alacak ve tazminat davaları ile işe iade talepleri arabuluculuğa tabi.

- Ticari davalar: Türk Ticaret Kanunu m.5/A kapsamındaki para alacağı ve tazminat talepli ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk şart.

- Tüketici uyuşmazlıkları: Belirli bir parasal sınırın üzerindeki tüketici davalarında da arabuluculuk aranıyor.

- Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar: Kira bedeli, tahliye taahhüdüne dayalı olmayan tazminat gibi talepler bu kapsamda; yalnızca ilamsız icra yoluyla tahliye istisna tutuldu.

- Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu): Taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ilişkin uyuşmazlıklar.

- Kat mülkiyetinden ve komşuluk hakkından doğan uyuşmazlıklar.

Örneğin Bakırköy’de üç kardeşin miras yoluyla ortak sahip olduğu bir daireyi satamadığı için anlaşamadığı bir durumda, artık doğrudan ortaklığın giderilmesi davası açılamıyor; önce arabulucuya gidilmesi gerekiyor. Aynı şekilde ev sahibinin kiracısından biriken kira bedelini tahsil etmek istediği, ancak tahliyeyi icra yoluyla talep etmediği durumlarda da süreç arabulucudan başlıyor.

Zorunlu Arabuluculuk Süreci Adım Adım Nasıl İşler?

Süreç, uyuşmazlığın yaşandığı yerdeki adliyede bulunan arabuluculuk bürosuna yazılı bir başvuru ile başlar. Büro, başvuruyu kabul ettikten sonra sicile kayıtlı arabulucular arasından tarafsız bir arabulucu görevlendirir; taraflar da ortak kararla bir arabulucu üzerinde anlaşabilir.

Diyelim ki Zeytinburnu’nda çalışan bir işçi, kıdem tazminatı ödenmeden işten çıkarıldı. Arabuluculuk bürosuna başvurduktan birkaç gün içinde arabulucu atanır, taraflara toplantı için davet gönderilir. Toplantıda işçi ve işveren (veya vekilleri) karşılıklı olarak taleplerini ve gerekçelerini anlatır; arabulucu burada hâkim gibi karar vermez, tarafları ortak bir noktaya yaklaştırmaya çalışır.

Kanun, sürecin makul bir sürede tamamlanmasını öngörür; iş uyuşmazlıklarında bu süre üç haftayla sınırlıdır ve zorunlu hallerde bir hafta daha uzatılabilir. Süreç sonunda ister anlaşma sağlansın ister sağlanmasın, arabulucu bir son tutanak düzenler.

Arabuluculukta Anlaşma Sağlanırsa Ne Olur?

Taraflar arabuluculuk görüşmesinde bir çözümde uzlaşırsa, bu anlaşma arabuluculuk tutanağına yazılır ve taraflarca imzalanır. Bu belge, tarafların ve arabulucunun avukatlarının da imzasıyla veya asliye hukuk mahkemesinden alınacak bir icra edilebilirlik şerhiyle ilam niteliğinde hale gelir; yani mahkeme kararı gibi doğrudan icraya konulabilir.

Örneğin Güngören’deki bir ticari uyuşmazlıkta taraflar toplam alacağın belirli bir kısmının belirli bir takvimde ödenmesinde anlaşırsa, borçlu bu ödeme planına uymadığında alacaklı, yeniden dava açmak zorunda kalmadan doğrudan icra takibi başlatabilir. Bu, mahkeme sürecine kıyasla hem zaman hem masraf açısından ciddi bir avantaj sunar.

Arabuluculuk görüşmeleri, mahkeme ortamına göre çok daha sakin ve esnek bir zeminde ilerler.

Anlaşma Sağlanamazsa Dava Açma Süreci Nasıl İlerler?

Taraflar bir çözümde buluşamazsa arabulucu, anlaşmazlığı ve tarafların katılıp katılmadığını belirten anlaşmamama tutanağını düzenler. Bu tutanak, dava şartının yerine getirildiğini gösteren belgedir ve dava dilekçesine eklenmesi gerekir.

Diyelim ki bir tüketici uyuşmazlığında satıcı, arabuluculuk toplantısına gelmesine rağmen taraflar bedel konusunda anlaşamadı. Bu durumda tüketici, elindeki son tutanakla birlikte tüketici mahkemesinde dava açabilir; mahkeme artık dava şartının yerine getirildiğini kabul eder ve işi esastan inceler. Arabuluculuğa hiç gitmeden doğrudan dava açılmışsa mahkeme, davacıya kısa bir süre vererek eksikliği tamamlamasını ister; tamamlanmazsa dava usulden reddedilir.

Bir noktanın altını çizmek gerekir: arabuluculuk görüşmesinde ileri sürülen teklifler, kabuller veya öneriler, sonradan açılan davada delil olarak kullanılamaz. Bu gizlilik ilkesi, tarafların görüşme sırasında çekinmeden esnek teklifler sunabilmesi için tasarlanmıştır.

Zorunlu Arabuluculuk Gerçekten Bir Formalite mi, Yoksa Fırsat mı?

Meslek çevrelerinde sık duyulan bir eleştiri var: zorunlu arabuluculuğun, dava açabilmek için önce atlanması gereken bir bürokratik engelden ibaret olduğu, tarafların zaten anlaşmaya niyeti yoksa sürecin sadece zaman kaybettirdiği yönünde. Bu eleştirinin bir gerçeklik payı var; özellikle bir taraf toplantıya katılmayı reddettiğinde süreç, dava açmadan önce geçilmesi gereken bir bekleme istasyonuna dönüşebiliyor.

Ancak bu görüşe tam olarak katılmıyorum. Sürece ciddiyetle yaklaşıldığında arabuluculuk, mahkeme sürecine kıyasla çok daha hızlı ve daha az yıpratıcı bir sonuç ihtimali sunuyor. Örneğin bir işe iade uyuşmazlığında dava süreci aylarca, bazen bir yılı aşan bir süre alabilirken, arabuluculuk görüşmesi birkaç hafta içinde sonuçlanıyor ve taraflar işin bitmesini beklemeden kendi çözümlerini kurgulayabiliyor. Sorun arabuluculuk kurumunda değil, sıklıkla tarafların (veya vekillerin) sürece hazırlıksız ve uzlaşmaya kapalı bir zihniyetle gelmesinde. Bu nedenle taraflara önerim, arabuluculuk toplantısına “zorunlu bir formalite” gözüyle değil, davanın getireceği belirsizlikten ve maliyetten kurtulma fırsatı gözüyle hazırlanmaları yönünde.

Zorunlu Arabuluculuk ile İhtiyari Arabuluculuk Arasındaki Fark

Yukarıda sayılan uyuşmazlık türleri dışında kalan konularda da taraflar arabulucuya başvurabilir; buna ihtiyari arabuluculuk denir ve dava açmak için ön şart değildir. Örneğin aile içi bir miras paylaşımı tartışmasında kardeşler dava şartı aranmasa dahi, mahkemeye gitmeden önce kendi istekleriyle bir arabulucuya başvurup vasiyetnamenin uygulanışı konusunda ortak bir yol haritası oluşturabilir.

İhtiyari arabuluculuğun avantajı, tarafların süreci daha esnek kurgulayabilmesi ve toplantıya katılım zorunluluğu bulunmamasıdır. Zorunlu arabuluculukta ise taraflardan biri mazeretsiz katılmazsa, dava açıldığında bu durum yargılama giderleri açısından o taraf aleyhine değerlendirilebilir.

Sonuç: Bir Uyuşmazlıkla Karşılaştığınızda İzlemeniz Gereken Yol

Bir uyuşmazlıkla karşılaştığınızda ilk yapmanız gereken, uyuşmazlığın hangi hukuk dalına girdiğini ve bu dalda arabuluculuğun dava şartı olup olmadığını netleştirmek. İş, ticaret, tüketici, kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşuluk uyuşmazlıklarında arabulucuya başvurmadan açılan dava, zaman ve masraf kaybına yol açar.

İkinci adım, arabuluculuk toplantısına hazırlıklı gitmek: talebinizi somut rakamlarla ve belgelerle destekleyin, karşı tarafın da makul bir çözüme ihtiyacı olabileceğini göz önünde bulundurun. Anlaşma sağlanamazsa son tutanağı mutlaka saklayın; bu belge olmadan dava dilekçeniz eksik sayılır. Kıdem tazminatı gibi işçilik alacaklarında sürecin nasıl işlediğini merak ediyorsanız, kıdem ve ihbar tazminatı hesaplaması üzerine yazımıza da göz atabilirsiniz. Her uyuşmazlık kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir; bu nedenle somut bir başvuru öncesinde durumunuzu bir uzmana anlatmanız, hem zaman hem hak kaybını önler.

Yasal Uyarı

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir; hukuki işlem yapmadan önce mutlaka bir avukata danışınız.