T.C.
DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
8. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2023/940
Karar Numarası: 2026/995
Karar Tarihi: 30.04.2026
İŞÇİLİK ALACAKLARI
TANIK DELİLİ
HUSUMETLİ TANIK
ÖZETİ: Dava bir kısım işçilik alacaklarının tahsili talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde, davacının 24 saatlik çalışma sisteminde 25 saat mesai yaptığı değerlendirilerek davacı lehine fazla mesai ücreti alacağı hesap edildiği görülmüş olup, söz konusu hesaplama hatalıdır. Mahkemece yapılması gereken iş, hesap bilirkişisinden denetime ve hüküm kurmaya elverişli hesap raporu aldırılmak suretiyle, tanık beyanına göre "24 saat çalışma-24 saat dinlenme" şeklinde geçen çalışmalarda vardiya döngüsünün 2 haftalık zaman diliminde tamamlandığının ve 24 saatlik çalışmalarda işçinin ancak 14 saat çalışabileceğinin kabulü ile, davacının fazla mesai ücreti alacağının yeniden hesaplanmasından ibarettir.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda gereği görüşülüp düşünüldü
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini, işçilik ücretlerinin ödenmediğini belirtilerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Sağlık Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının terör propagandası yaptığını tespit edildiğini, bu nedenle iş akdinin yüklenici firma tarafından haklı şekilde fesih edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... Özel Güvenlik Şirketi cevap dilekçesinde özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iş akdinin terör örgütleri ile bağlantısından dolayı üst işveren olan Sağlık Bakanlığı'nın talebi doğrultusunda feshedildiğini, talep ettiği yıllık izin, fazla çalışma, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, hafta tatili. ulusal bayram ve genel tatil ile asgari geçim indirimi alacaklarının ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dosya kapsamı ve toplanan delillere dayanılarak yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü ile yıllık izin alacağı hüküm altına alınmış, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile asgari geçim indirimi alacaklarına ilişkin taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında verilen HAGB kararının mahkûmiyet hükmü gibi değerlendirilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca denetim süresinin dolmasıyla kamu davasının düştüğünü, bunun yanında fazla çalışma, genel tatil, hafta tatili ve asgari geçim indirimi alacaklarının, tanık beyanları yeterince değerlendirilmeden ve soyut gerekçelerle reddedildiğini, yalnızca tanıkların davalı ile husumetli olmalarının beyanlarını geçersiz kılmayacağını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava bir kısım işçilik alacaklarının tahsili talebine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ile bağlı kalınarak, kamu düzenine aykırı bir yön bulunup bulunmadığı hususu ise resen gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasında davacının ödenmemiş fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışma yapıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, taraf tanıklarının beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir.
İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
İmzalı ücret bordrolarında anılan çalışmaların karşılığının ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yapıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin çalışmasının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, işçinin yapılan tahakkukun ayrıntılarını görme ve değerlendirme imkanı bulunmadığından, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir (Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 12/03/2019 tarihli ve 2016/8198 esas, 2019/5782 karar sayılı; 27/02/2018 tarihli ve 2017/10866 esas, 2018/5007 karar sayılı ilamları). Fakat bu durumda, banka aracılığıyla yapılan ödemelerin, hak kazanılan alacak miktarından mahsup edilmesi gereklidir.
Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde olan ya da işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte diğer delil ya da olgularla desteklenen bu tür tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar diğer delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2024/8355 Esas, 2024/12811 Karar ve 01/10/2024 Tarihli emsal kararı)
Yukarıda fazla çalışmanın ispatı konusunda anlatılan ilkeler, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmaların ispatı açısından da geçerlidir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin 24 saat çalışıp 24 saat dinlenme şeklinde vardiyalı bir şekilde çalıştığını bu çalışmalarını hafta sonu ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde hastanenin yer değiştirme tarihi olan 15/10/2015 tarihine kadar devam ettiğini, hastanenin yer değişiminden sonra çalışma saatlerinin 07:00 ile 20:00 saatleri arasında olduğunu ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.
Somut olayda; toplanan delillere ve dinlenen tanık beyanlarına göre mahkemece tanıkların aynı davalıya karşı açılmış davaları bulunması nedeniyle ispatlanamayan fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları taleplerinin reddine karar verilmiş ise de; tanık ....'ın Bismil 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı 2021/241 Esas sayılı davanın dava tarihi 05.05.2021 tarihi olduğu, eldeki davada tanığın beyanının 04.02.2021 tarihli celsede alındığı anlaşılmakla; tanığın beyanının alındığı tarih itibarıyla husumetinin bulunmadığı, buna göre tanık 'ın beyanının dikkate alınması gerekirken husumetli olduğu gerekçesiyle beyanlarına itibar edilmemesi hatalıdır. Buna göre mahkemece yapılacak iş; tanık ...'ın beyanının yeniden alınarak davacının ileri sürdüğü hastanenin yer değiştirme tarihinden önce ve sonra çalışma saatlerinde değişiklik olup olmadığı varsa hastanenin yer değiştirme tarihinden önce ve sonra davacının hangi saatler arasında çalıştığı, hafta tatilinde ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıp çalışmadığı detaylı sorularak çalışma koşulları netleştirilmeli, gerekirse bilirkişiden ek rapor alınmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının fazla mesai, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacağı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan; işyerinde 24 saat çalışma 24 saat dinlenme şeklinde gerçekleşen çalışma sisteminde, işçi birinci hafta 4 gün, ikinci hafta ise 3 gün çalışmakta, iki haftada bir bu düzen tekrar başa dönmektedir. Çalışma süresinin 24 saat olması durumunda işçinin ancak 14 saat çalışabileceği Yargıtay yerleşik uygulaması gereği kabul edilmektedir.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde, davacının 24 saatlik çalışma sisteminde 25 saat mesai yaptığı değerlendirilerek davacı lehine fazla mesai ücreti alacağı hesap edildiği görülmüş olup, söz konusu hesaplama hatalıdır.
Mahkemece yapılması gereken iş, hesap bilirkişisinden denetime ve hüküm kurmaya elverişli hesap raporu aldırılmak suretiyle, tanık beyanına göre "24 saat çalışma-24 saat dinlenme" şeklinde geçen çalışmalarda vardiya döngüsünün 2 haftalık zaman diliminde tamamlandığının ve 24 saatlik çalışmalarda işçinin ancak 14 saat çalışabileceğinin kabulü ile, davacının fazla mesai ücreti alacağının yeniden hesaplanmasından ibarettir.
Anılan sebeplerle, sair yönler incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, gerekli araştırma ve değerlendirmenin yapılması suretiyle davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ilgiliye iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesine,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanun'un 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, 30/04/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/05/2026
legalbank.net





