Özet

Bu çalışma, komşu ve bölgesel jeopolitikte kritik konuma sahip iki ülke olan Türkiye Cumhuriyeti ve İran İslam Cumhuriyeti ceza hukuku sistemlerinin uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarına yönelik ceza politikalarını, yaptırım rejimlerini ve uluslararası yargı yetkisi sınırlarını karşılaştırmalı bir perspektifle incelemektedir. İran İslam Cumhuriyeti’nin Narkotik Maddelerle Mücadele Kanunu (1396/2017 reformu çerçevesinde) ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188-192. maddeleri normatif analize tabi tutulmuştur. İnceleme sonucunda, İran ceza politikasının nizamın maslahatı ve kamu düzeni doğrultusunda tazir-i hükümetî temelinde kurgulanan sert ve kademeli yaptırımlara (idam, kırbaç, müsadere) dayandığı; Türk ceza hukukunun ise hapis ve adli para cezalarını esas alarak kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve etkin pişmanlık gibi rehabilitasyon ve pişmanlık odaklı müesseseleri ön plana çıkardığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte her iki sistem, kişisel kullanım ve bağımlılık olgusunda cezalandırma yerine tedavi ve rehabilitasyon yaklaşımında birleşmektedir. Yargı yetkisi bakımından ise İran’da Devrim Mahkemeleri’nin mutlak görev alanı belirlenmişken, Türkiye mülkiyet ilkesinin yanı sıra koruma ve evrensellik ilkeleri uyarınca sınır aşan uyuşturucu suçlarında yargı yetkisini genişletmektedir. Bu durum, iki komşu ülke arasında adli yardımlaşma ve bölgesel iş birliğinin normatif ve pratik bir zorunluluk olduğunu ortaya koymaktadır.

Giriş

Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin insan sağlığı, toplum huzuru ve kamu düzeni bakımından zararları devletleri düzenleyici ve önleyici mevzuat çalışmaları yapmaya zorlamıştır. Devletler ayrıca ceza hukuku düzenlemeleriyle bireyleri, halkı ve kamu düzenini korumayı amaçlamaktadır.

Hem İran İslam Cumhuriyeti’nde hem Türkiye Cumhuriyet’ inde, düzenleyici ve önleyici kurallara aykırı olarak uyuşturucu ve uyarıcı maddenin kullanımı, üretilmesi, ticareti, bulundurulması, ihracatı, ithalatı gibi fiiller, ceza hukukunun konusunu oluşturmaktadır.

Her iki hukuk sisteminde de bireyi ıslah etmek arzusu açıkça görülmekte ise de fiilin ağırlığına göre sert ve ceza hukuku yaptırımları yer almaktadır.

İran İslam Cumhuriyeti’nde hapis cezası, kırbaç cezası, para cezası ile müsadere ve kamu görevinden çıkarma tedbirleri; Türkiye Cumhuriyeti’nde hapis cezası ve adli para cezası ile müsadere ve diğer güvenlik tedbirleri öngörülmektedir.

İki devletin sınırdaş olması nedeniyle suç soruşturma ve yargılamaları ile cezaların infazlarının hangi devletin yetkisinde olacağının ortaya koyulması gerekmektedir.

Eldeki çalışmada her iki devlet ceza hukuku sistemlerinden, suç, ceza ve güvenlik tedbirlerinden bahsedildikten sonra devletlerin yargı yetkilerine dair izahatta bulunulacaktır.

A. İran İslam Cumhuriyeti Ceza Hukuku Sisteminde Uyuşturucu Suç ve Cezaları

İran İslam Cumhuriyeti ceza sisteminde uyuşturucu ve psikotrop madde ticareti ile kullanımı; yalnızca bireysel bir adalet ve kamu sağlığı sorunu olarak değil, ülkenin jeopolitik konumu (Afganistan ile olan coğrafi komşuluk ve transit güzergâhı niteliği), kamu düzeni, ulusal güvenlik ve toplumsal istikrarı doğrudan tehdit eden yapısal bir problem alanı olarak tanımlanmaktadır. Bu durum, devlete ceza hukuku müdahalesinin yoğunluğunu meşrulaştıran normatif bir zemin sunmuş ve ceza politikasının temel eksenini belirlemiştir.

İran uyuşturucu mevzuatının ana hukuki dayanağını, 3 Kasım 1988 (12 Aban 1367) tarihinde Maslahat Teşhis Konseyi (Mecma’-ı Teşhīṣ-i Maṣlaḥat-ı Niẓām) tarafından kabul edilen ve 1997, 2011, 2017 (1396) ile 2020 yıllarında kapsamlı revizyonlara uğrayan Narkotik Maddelerle Mücadele Kanunu (Qānūn-i Mobāreze bā Mawādd-i Mokhadder) oluşturmaktadır. Söz konusu kanunun Maslahat Teşhis Konseyi tarafından kabul edilmiş olması, rejimin bu suçlarla mücadeleyi İslam düzeninin bekası için bir “maslahat” (nizamın maslahatı) meselesi olarak gördüğünü açıkça ortaya koymaktadır.

A.1. Suç Tipolojileri ve Kademeli Yaptırım Mimarisi

İran ceza hukuku dogmatiği, maddeleri geleneksel (doğal) ve sentetik (endüstriyel/psikotrop) olmak üzere iki temel kategoride ele almakta; yaptırım rejimini ise fiilin niteliği (bulundurma, taşıma, ticaret, imal) ve ele geçirilen maddenin miktarına dayalı tipolojik ve kademeli bir ceza mimarisi üzerine inşa etmektedir.

Geleneksel Narkotik Maddeler (Afyon, Esrar ve Türevleri)

Kanun’un 4. ve 5. maddeleri uyarınca yaptırım cetveli şu şekilde kademelenmiştir:

• Bulundurma ve Taşıma:

◦ 50 grama kadar: Adli para cezası ve 50 darbeye kadar kırbaç.

◦ 500 gram – 5 kilogram arası: 3 ila 15 yıl hapis, 50 ila 74 darbe kırbaç ve adli para cezası.

◦ 5 kilogramı aşan miktarlar: Kural olarak idam cezası ve malvarlığının müsaderesi. Ancak failin ilk suçu olması ve maddenin henüz dağıtılmamış/piyasaya sürülmemiş bulunması durumunda müebbet hapis, 74 darbe kırbaç ve kısmi müsadere uygulanır.

• Ticaret, İmalat, İthalat ve İhracat: Alım-satım, imal, ithalat ve ihracat fiilleri, organizasyon yapısı ve kasıt unsurunun yoğunluğu nedeniyle bulundurmaya kıyasla daha ağır yaptırımlara tabidir. 5 kilogramı aşan ticari faaliyetler, malvarlığının tamamının müsaderesiyle birlikte doğrudan idam cezasını gerektirmektedir.

Sentetik Narkotik ve Psikotrop Maddeler (Eroin, Metamfetamin, Kokain vb.)

Kanun koyucu, sentetik maddeleri toplum ve birey sağlığı açısından “üstün tehlike” kategorisinde değerlendirdiğinden, tipiklik şartlarında son derece düşük miktarlara dahi ağır cezai sonuçlar bağlamıştır:

• Bulundurma ve Taşıma:

◦ 1–5 santigram arası: Adli para cezası ve 20 ila 50 darbe kırbaç.

◦ 4–15 gram arası: 10 ila 15 yıl hapis ve ağır adli para cezası.

◦ 30 gramı aşan miktarlar: Doğrudan idam cezası ve malvarlığının tamamının müsaderesi.

• Ticaret:

◦ 4–15 gram arası: 10 ila 20 yıl hapis.

◦ 30 gramı aşan miktarlar: İdam cezası ve müsadere yaptırımı kaçınılmaz hale gelmektedir.

A.2. İdam Cezasının Hukuki-Fıkhi Yapısı, Doktrinsel Tartışmalar ve 1396 (2017) Reformu

İran ceza sisteminde idam cezası rastlantısal veya otomatik bir yaptırım olmayıp, belirli nicel eşiklerin ve nitelikli ağırlaştırıcı koşulların birlikte gerçekleşmesiyle devreye giren bir ultima ratio (son çare) yaptırımdır.

Dogmatik ve Fıkhi Altyapı

Uyuşturucu suçları fıkhi açıdan müstahdes (modern/yeni) suçlar kapsamında olduğundan, bunlara öngörülen idam cezası özü itibarıyla bir tazir cezasıdır. Fıkıhtaki genel ilke “el-tazīru bimā dūne'l-ḥadd” (tazir cezasının had sınırını aşmaması) olmasına rağmen, haksızlığın tipik yapısı kamu düzenini ve toplum sağlığını ağır şekilde tehdit ettiğinde hâkim-i şer' veya kanun koyucu tazir-i hükümetî yetkisine dayanarak veya fiili Fesad fi'l-Arz (m. 286 İCK) ya da Muharebe (m. 279 İCK) kapsamında değerlendirerek sərbat-ı hayat (idam) cezası öngörebilmektedir.

Doktrinsel Çatışma ve Uluslararası Boyut

İdam cezasının meşrulaştırılmasında “müstahak olma” (retributive theory) ve “caydırıcılık” (deterrence theory) teorileri öne sürülmüştür. Buna karşın ceza hukukçuları suç ile ceza arasındaki orantısızlığı eleştirmiş, uluslararası insan hakları organları yaşam hakkı ihlallerine dikkat çekmiş ve Şii fakihlerin bir kısmı tazir idamlarının şer'i sınırlarını sorgulamıştır.

1396 (2017) Tarihli 45. Madde Reformu

Bu baskılar sonucunda kabul edilen 45. Madde Değişiklik Kanunu ile idam cezasının uygulanma alanı daraltılmış ve şu dört ağırlaştırıcı koşuldan en az birinin mevcudiyeti zorunlu kılınmıştır:

1. Suçun işlenmesi sırasında ateşli veya kesici silah kullanılması ya da taşınması,

2. Suçun bir örgüt/çete çerçevesinde işlenmesi, örgüt liderliği/finansörlüğü yapılması veya suçun işlenmesinde çocukların (18 yaş altı) ve akıl hastalarının kullanılması,

3. Failin daha önce uyuşturucu suçlarından dolayı 15 yıldan fazla hapis veya idam cezası mahkûmiyetinin (adli sicil) bulunması,

4. Ele geçirilen madde miktarının kanunda belirlenen yeni yüksek eşikleri aşması (Geleneksel maddelerde 50 kg, sentetik maddelerde 2 kg / 3 kg eşikleri).

Bu nitelikli koşulları taşımayan failler hakkında idam cezası yerine 30 yıla kadar hapis, müebbet hapis ve ağır adli para cezaları uygulanmaktadır. Söz konusu kanun geçmişe yürürlük (retroactivity) ilkesi uyarınca uygulanmış ve infaz aşamasındaki yüzlerce idam kararı uzun süreli hapis cezalarına dönüştürülmüştür.

A.3. Kişisel Kullanım Suçu, Bağımlılığın Hukuki Statüsü ve Önleme Politikaları

İran mevzuatı, bağımlı olan ve olmayan kullanıcılar arasında normatif açıdan net bir ayrım yapmaktadır:

• Bağımlı Olmayan Kullanıcılar: İlk suçta adli para cezası ve 30 darbeye kadar kırbaç ile cezalandırılır. Failin kamu görevlisi olması halinde meslekten ihraç tedbiri zorunludur.

• Bağımlı Bireyler ve Rehabilitasyon: 2011 (1389) kanun değişikliğinden itibaren bağımlılık bir suç olmaktan çıkarılarak hastalık olarak tanımlanmıştır. Bağımlı bireylere devlet, özel veya sivil toplum kuruluşlarına bağlı rehabilitasyon merkezlerinde tedavi olma yükümlülüğü getirilmiştir. Belirlenen süre içinde zorunlu tedaviye katılan ve bağımlılıktan kurtulan kişiler hakkında cezai kovuşturma ertelenir/düşer; tedaviyi reddedenler ise cezai yaptırımlara ve denetimli serbestlik tedbirlerine tabi tutulur.

A.4. Tamamlayıcı Cezalar, Müsadere ve Tekerrür Rejimi

• Malvarlığının Müsaderesi (Zaptı): Kanun’un 28. maddesi uyarınca uyuşturucu kaçakçılığından elde edilen tüm maddi kazançlar, suçta kullanılan araçlar ve taşınmazlar devlet yararına müsadere edilir. Ancak mahkûmun ailesinin insani yaşam sürdürebilmesi için gerekli olağan yaşam giderleri (mūnet-i emr-i ma'īşet) müsadere kapsamından istisna tutulmaktadır.

• Tamamlayıcı ve Tali Cezalar: Asıl cezaya ek olarak kamu hizmetinden ihraç, ticari lisansların iptali, rütbe tenzili ve belirli yerlerde ikamet etme yasağı (sürgün) gibi tedbirler uygulanır.

• Tekerrür Rejimi: Tekerrür halinde kademeli bir ağırlaştırma mekanizması işletilir. İlk tekerrürde ceza bir kat, ikinci tekerrürde iki kat artırılır; önceki mahkûmiyeti müebbet veya idam sınırında olan faillerin yeniden suç işlemesi halinde doğrudan idam cezası devreye girmektedir.

B. Türkiye Cumhuriyeti Ceza Hukuku Sisteminde Uyuşturucu Suç Ve Cezaları

Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel ceza hukuku düzenlemeleri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer almaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun, uyuşturucu ve uyarıca maddelere ilişkin özel düzenlemeleri 188 ile 192 nci Maddeler arasında yer almaktadır.

Türk Ceza Kanunu sisteminde suç konusu düzenlemeleri:

Kullanmaya Dair,

Kullanımı Kolaylaştırmaya ve Özendirmeye Dair,

İmal, İthal Ve İhraca Dair,

Ticarete Dair,

Hammedeye Dair düzenlemeler, ve etkin pişmanlık düzenlemeleri olarak gruplandırılabilir.

İran İslam Cumhuriyeti düzenlemelerinde idam ve kırbaç cezası yer almakta ise de Türk Ceza. Hukukunda idam ve kırbaç cezaları yer almamaktadır.

İran İslam Cumhuriyeti düzenlemelerinde miktara göre ayrımlar yapıldığı görülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti ceza hukuku sisteminde miktara göre kanuni bir düzenleme bulunmamaktadır. Miktar, cezanın bireyselleştirilmesi aşamasında önem kazanmaktadır. Türk Ceza Kanunu’ nun 61 nci Maddesine göre Hakim, somut olayda;

a) Suçun işleniş biçimini,

b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,

c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,

d) Suçun konusunun önem ve değerini,

e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,

f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,

g) Failin güttüğü amaç ve saiki,

Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.

Ayrıca Türk Ceza Kanunu’na göre süreli hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı belirlenen sonuç ceza, otuz yıldan fazla olamaz.

B.1. Kullanmaya Dair Düzenleme

Kanun koyucu, 191 nci Maddede kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde:

Satın alan,

Kabul eden,

Bulunduran,

Veya Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişilerin cezalandırılacağını düzenlemiştir. Cezanın miktarı 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak bu suçlar okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Bununla birlikte aynı maddede, ilk defa bu suç kapsamında ceza soruşturmasına muhatap olan kişi hakkında kamu davasının açılmasının erteleneceği, erteleme süresinde yükümlülüklerine uygun davranmayan şüpheliler hakkında kamu davası açılacağı, erteleme süresinde yükümlülüklerine uygun davranan kişiler hakkında kamu davası açılmayacağı düzenlenmektedir.

Türk ceza yargılaması sisteminde ceza ve güvenlik tedbirleri, hakim veya mahkeme kararıyla verilebilir. Hakim veya mahkeme tarafından yargılama yapılabilmesi ise kural olarak cumhuriyet savcısının iddianame düzenleyerek kamu davası açmasına bağlıdır.

Kanun koyucu uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden, bulunduran ve kullanan kişilerin cezalandırılması yerine öncelikle suç konusu hakkında rehabilite edilmesini daha faydalı bulmaktadır.

Benzer yönde Kanunun 192 nci Maddesinde Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezalandırılmayacağı düzenlenmiştir.

B.2. Kullanımı Kolaylaştırmaya ve Özendirmeye Dair Düzenleme

Kanun koyucu, 190 ncı Maddede kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için:

Özel yer, donanım veya malzeme sağlayan,

Kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler alan,

Kullanma yöntemleri konusunda başkalarına bilgi veren kişinin beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacağını düzenlenmiştir.

Aynı maddede uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendiren veya bu nitelikte yayın yapan kişi veya kişilerin de beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacağı öngörülmüştür.

Bu kısımda düzenlenen suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.

B.3. İmal, İthal Ve İhraca Dair Düzenleme

Kanun koyucu, 188 nci Maddede uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişilerin yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacağını düzenlemiştir.

Bu suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.

B.4. Ticarete Dair Düzenleme

Kanun koyucu, yine 188 nci Maddede uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden ve bulunduran kişilerin cezalandırılacağını düzenlemiştir. Ceza miktarı on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezasıdır.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamayacaktır.

Ayrıca uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik cannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri olması ile fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi, nitelikli hal sayılarak cezalar yarı oranında artırılacaktır.

Bu fiillerin üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılacaktır.

Bu suçların suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.

B.5. Hammedeye İlişkin Düzenleme

Kanun koyucu, yine 188 nci Maddede uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan ve ihraç eden kişilerin cezalandırılacağını düzenlemiştir. Kanunda öngörülen cezanın miktarı sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezasıdır.

Bu suçların suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.

B.6. Etkin Pişmanlık Düzenlemesi

Türk Ceza Kanunu sistematiğinde, bir suç oluştuktan sonra nedamet duyularak suçun ortaya çıkmasına failin katkı sağlaması halinde ceza verilemeyebileceği gibi daha az ceza da verilebilir. Ancak etkin pişmanlık her suç tipi için değil, kanunda açıkça öngörülen suçlar için uygulanabilir.

Kanunun 192 nci Maddesinde:

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezalandırma kararı verilmeyeceğini,

Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişinin, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezalandırma kararı verilmeyeceğini düzenlemektedir.

Yine Kanunun 192 nci Maddesinde bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek cezanın, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirileceği düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere kanunda suçun haber alınmasına dair bir ayrıma gidilmiştir.

C. İran İslam Cumhuriyeti Ceza Mahkemelerinin Yetkisi

İran ceza yargılaması sisteminde uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarına ilişkin görevli ve yetkili mahkemelerin belirlenmesi; 2014 tarihli İran Ceza Muhakemesi Kanunu, Uyuşturucu Maddelerle Mücadele Kanunu ve Yargıtay (Divān-ı Āli-yi Keşvar) İçtihadı Birleştirme Kararları çerçevesinde yürütülmektedir. Bu kapsamda yargı yetkisi; madde (görev), yer, şahıs ve uluslararası boyutlarıyla aşağıda detaylandırılmıştır.

C.1. Görev Yönünden Yetki / Madde Bakımından Yetki (Madde 303)

İran Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 303/ç maddesi uyarınca, uyuşturucu, psikotrop ve öncül maddelere ilişkin tüm suçlara bakmakla münhasıran Devrim Mahkemeleri (Dādgāh-ı Enqelāb) görevlidir. Yargılamayı yürütecek Devrim Mahkemesi’nin heyet yapısı, cezanın ağırlığına göre şu şekilde teşekkül eder:

• Heyet Halinde Toplanan Devrim Mahkemesi (Çok Hakimli): İdam, müebbet hapis veya 10 yıldan fazla hapis (1. ila 3. derece tazirî) cezasını gerektiren ağır uyuşturucu suçlarında Devrim Mahkemesi, bir başkan ve iki üye hakimden (en az iki hakimin katılımıyla) oluşur (Ceza Muhakemesi Kanunu m. 297).

• Tek Hakimle Toplanan Devrim Mahkemesi: Daha hafif nitelikteki uyuşturucu suçlarında (4. ila 8. derece arası hapis, adli para veya kırbaç cezaları) yargılama tek hakim tarafından yürütülür.

• Görev Uyuşmazlığının Çözümü: Devrim Mahkemesi ile Ceza Mahkemesi arasında görev konusunda bir uyuşmazlık çıkması halinde yetkili itiraz mercii Yargıtay’dır (Divān-ı Āli-yi Keşvar).

C.2. Yer Yönünden Yetki (Mülki Yetki)

Yer yönünden yetkide temel kural suçun işlendiği yer mahkemesinin (forum delicti comissi) yetkili olmasıdır (m. 310). Ancak uyuşturucu suçlarının niteliği gereği şu özel usul kuralları uygulanır:

• Müstatedir/Kesintisiz Suçlar (Taşıma ve Transit): Uyuşturucu nakli veya kaçakçılığı müstatedir (kesintisiz) suç niteliğinde olduğundan, şüphelinin yakalandığı veya uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yer savcılığı ve Devrim Mahkemesi soruşturma ve yargılamayı yürütmeye yetkilidir.

• İhale / Dosya Devri (Ehāle): Bir uyuşturucu şebekesinin üyeleri farklı şehirlerde yakalandığında, yargılamanın selameti ve bütünlüğü açısından dosya, ana faillerin yakalandığı veya suçun yoğunlaştığı yere devredilebilir.

C.3. Şahıs Bakımından Yetki (Kişisel İstisnalar)

Devrim Mahkemesi’nin uyuşturucu suçlarındaki yetkisi kural olarak mutlak olmakla birlikte, failin kişisel sıfatı görevli mahkemeyi değiştirebilir:

• Suça Sürüklenen Çocuklar ve Gençler (18 Yaş Altı):

◦ 15 Yaş Altı: Soruşturma ve kovuşturma doğrudan Savcılık olmaksızın Çocuk ve Gençlik Mahkemesi tarafından yürütülür.

◦ 15–18 Yaş Arası: Suçun cezası idam veya ağır hapis (3. derece ve üzeri) ise yargılama Devrim Mahkemesi’nde değil, Gençlere Özel 1. Derece Ceza Mahkemesi’nde yapılır. Daha hafif uyuşturucu suçları ise Çocuk Mahkemesi’nde görülür (m. 304, 315).

• Askeri Personel ve Güvenlik Güçleri: Görev sırasında veya görevi nedeniyle uyuşturucu suçu işleyen askeri personel Askeri Ceza Mahkemeleri bünyesinde yargılanır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; askeri personelin sivil kişilerle uyuşturucu kaçakçılığında iştirakçi veya yardım eden sıfatıyla suç işlemesi halinde, yargılamanın uzamaması için dosya ayrılmayarak tüm failler Genel ve Devrim Savcılığı bünyesinde yargılanır.

• Üst Düzey Devlet Görevlileri: Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307. maddesi kapsamında yer alan üst düzey yetkililerin (bakanlar, milletvekilleri, hakimler vb.) uyuşturucu suçları Devrim Mahkemesi’nde değil, doğrudan Tahran Ceza Mahkemeleri’nde görülür.

C.4. Yabancıların (Özellikle Türk Vatandaşlarının) Yargılanması ve Yetki İstisnası

İran sınırları içerisinde yabancı uyruklu kişiler (örneğin Türk vatandaşları) tarafından işlenen uyuşturucu suçları, mülkiyet/ülkesellik ilkesi (İran Ceza Kanunu m. 3) uyarınca İran ceza kanunlarına tabidir.

• Görevli Mahkeme: Türk vatandaşının İran’da uyuşturucu imal, ithal, ihraç veya ticaretini yapması halinde görevli mercii Devrim Mahkemeleridir.

• Tahran Mahkemelerinin Özel Yetkisi (Milletlerarası Boyut): İran Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 316. maddesi uyarınca; bir yabancı ülke vatandaşı (örneğin bir Türk vatandaşı), İran ülkesi dışında bir İran vatandaşına veya İran’ın egemenlik haklarına karşı bir suç işler ve ardından İran’da yakalanır veya bulunursa, yargılama münhasıran Tahran Ceza Mahkemeleri bünyesinde yapılır.

• Yabancı Sanıkların Temel Hakları: İran mahkemelerinde yargılanan yabancı ülke vatandaşlarına, Farsça bilmemeleri halinde masrafları devletçe karşılanan yeminli tercüman, avukat seçme/teshiri avukat hakkı verilir ve Viyana Sözleşmesi uyarınca durum Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliği veya Konsolosluklarına bildirilir.

C.5. Soruşturma Evresi ve Kanun Yolları (Temyiz/İstinaf)

• Soruşturma Evresi: Uyuşturucu suçlarında soruşturma (15 yaş altı çocuklar hariç) Genel ve Devrim Savcılığı bünyesindeki sorgu hakimleri (Bāzpers) tarafından yürütülür ve savcının iddianamesi (Keyferhvāst) ile mahkemeye açılır.

• Temyiz Mercii (Yargıtay): İdam, müebbet hapis veya 25 yıldan fazla hapis (1. derece tazirî) cezalarına karşı temyiz mercii Yargıtay’dır (Divān-ı Āli-yi Keşvar).

• İstinaf Mercii: Diğer hapis cezaları (2. ila 8. derece), kırbaç ve adli para cezalarına karşı itirazlar Eyalet İstinaf Mahkemelerince (Dādgāh-ı Tajdidnazar-ı Ostān) incelenir.

D. Türkiye Cumhuriyeti Ceza Mahkemelerinin Yetkisi

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türkiye'de işlenen suçlar hakkında Türk kanunlarını uygular (Türk Ceza Kanunu Madde 8). Fiili işleyenin Türk olması, yabancı olması veya vatansız olması, Türk Mahkemelerinin yetkisini değiştirmez.

D.1. Fiilin Türkiye'de İşlenmiş Sayıldığı Haller

Türk Ceza Kanunu’nun 8 nci Maddesine göre fiilin:

Kısmen veya tamamen Türkiye'de işlenmesi,

Neticenin Türkiye'de gerçekleşmesi,

Türk kara ve hava sahaları ile Türk işlenmesi,

Açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında, Türk deniz ve hava araçlarında veya bu araçlarla işlenmesi,

Türk deniz ve hava savaş araçlarında veya bu araçlarla işlenmesi,

Türkiye'nin kıt'a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş sabit platformlarda veya bunlara karşı işlenmesi hallerinde suç Türkiye’ de işlenmiş sayılır.

Bir kişi hakkında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde işlediği bir suç nedeniyle yabancı ülkede hüküm verilmiş olsa dahi Türkiye'de yeniden yargılama yapılır.

D.2. Yabancı Ülkede İşlenen Suçlarda Türk Mahkemelerinin Yetkisi

Bir yabancı veya Türk, şu suçları nerede işlerse işlesin, Türk mahkemeleri yetkilidir:

İkinci Kitap, Birinci Kısım altında yer alan suçlar. (Adalet Bakanının talebi gerekir) (Yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş olsa bile, Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye'de yargılama yapılır)

İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı, Yedinci ve Sekizinci Bölümlerde yer alan suçlar. (Yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş olsa bile, Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye'de yargılama yapılır)

İkinci Kitap, Sekizinci Bölümlerde yer alan suçlar. (Adalet Bakanının talebi gerekir)

İşkence (madde 94, 95). (Adalet Bakanının talebi gerekir)

Çevrenin kasten kirletilmesi (madde 181). (Adalet Bakanının talebi gerekir)

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190). (Adalet Bakanının talebi gerekir)

Parada sahtecilik (madde 197), para ve kıymetli damgaları imale yarayan araçların üretimi ve ticareti (madde 200), mühürde sahtecilik (madde 202). (Adalet Bakanının talebi gerekir)

Fuhuş (madde 227). (Adalet Bakanının talebi gerekir)

Deniz, demiryolu veya havayolu ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması (madde 223, fıkra 2, 3) ya da bu araçlara karşı işlenen zarar verme (madde 152) suçları. (Adalet Bakanının talebi gerekir)

Nerede işlenmiş olursa olsun bir suçtan dolayı, yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre, aynı suçtan dolayı Türkiye'de verilecek cezadan mahsup edilir.

Türkiye'nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye'de yargılama yapılırken, Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz. Ancak suçun Türkiye'nin güvenliğine karşı veya zararına olarak veya Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına olarak işlenmesi durumunda, bu hüküm uygulanmaz.

D.3. Türk Vatandaşının Yabancı Ülkede İşlediği Suçlar

Bir Türk vatandaşı, yabancı bir ülkede bir suç işlerse:

Bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemişse,

Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçsa,

Türk vatandaşı Türkiye’ de ise,

Suç Türkiye’ de kovuşturulabiliyorsa, bu kişi Türk kanunlarına göre cezalandırılır. (Ancak D.2’ de belirtilen suçlar istisnadır.)

Türkiye'nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye'de yargılama yapılırken, Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz. Ancak suçun Türkiye'nin güvenliğine karşı veya zararına olarak veya Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına olarak işlenmesi durumunda, bu hüküm uygulanmaz.

SONUÇ

Bu çalışma, coğrafi yakınlıkları ve jeopolitik konumları gereği sınır aşan uyuşturucu ticareti transit güzergâhında yer alan Türkiye Cumhuriyeti ve İran İslam Cumhuriyeti’nin ceza hukuku sistemlerinde uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarına yönelik normatif mimariyi, yaptırım rejimlerini ve yargı yetkisi esaslarını karşılaştırmalı olarak ortaya koymuştur. Yapılan inceleme neticesinde, her iki ülkenin ceza politikalarında hem metodolojik ayrışmalar hem de kayda değer ilkesel paralellikler tespit edilmiştir. İncelemenین ilk boyutunda, ceza politikası ve yaptırım rejimleri açısından belirgin bir yaklaşım farkı öne çıkmaktadır: İran İslam Cumhuriyeti, uyuşturucu ile mücadeleyi nizamın maslahatı ve kamu düzeninin bekası kapsamında değerlendirerek ceza politikasını baskılayıcı (serkūbger) ve kademeli bir yaptırım mimarisi üzerine inşa etmiştir; tazir-i hükümetî temelinde kurgulanan bu sistemde hapis, kırbaç ve malvarlığının müsaderesinin yanı sıra belirli nicel ve nitelikli eşiklerin aşılması halinde idam (sərbat-ı hayat) cezası tatbik edilmektedir (1396/2017 reformu ile idam cezasının uygulanma alanının örgütlü yapı, silah kullanımı ve tekerrür gibi nitelikli hallerle daraltılması ise ceza politikasında orantılılık ve insan hakları odaklı bir dönüşüm arayışını yansıtmaktadır). Buna karşılık Türkiye Cumhuriyeti, Türk Ceza Kanunu (TCK m. 188-192) kapsamında yaptırım rejiminde özgürlüğü bağlayıcı ceza (hapis) ve adli para cezasını esas almış, bedensel ve senede dayalı ağır cezaları tamamen sistem dışı bırakarak orantılılık ilkesi ile müsadere ve güvenlik tedbirleri üzerinden suçun ekonomik boyutunu çökertmeyi hedeflemiştir. İncelemenin ikinci boyutunda, kullanıcı ve bağımlı bireylere yönelik hümanist yaklaşım birliği göze çarpmaktadır: Her iki ceza sistemi de uyuşturucu madde ticareti yapanlar ile bunu kişisel ihtiyacı için kullanan/bağımlı olan bireyler arasında net bir ayrım yapmakta; İran hukukunda bağımlılık normatif düzeyde "hastalık" kabul edilerek rehabilitasyon merkezlerinde zorunlu tedavi esası getirilirken, Türk Ceza Hukuku'nda TCK m. 191 uyarınca "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" ve "denetimli serbestlik/tedavi" tedbirleri ile bireyin cezai leke almadan topluma kazandırılması amaçlanmaktadır. İncelemenین üçüncü boyutu olan yargı yetkisi ve görevli mahkemeler açısından ise İran, uyuşturucu suçlarının tamamını uzmanlaşmış bir özel yargı mercii olan Devrim Mahkemeleri'nin (Dādgāh-ı Enqelāb) münhasır görev alanına bırakmışken, Türkiye’de görev cezanın üst sınırına göre Ağır Ceza veya Asliye Ceza Mahkemeleri arasında dağıtılmıştır; uluslararası yetki bakımından ise Türkiye TCK m. 8 uyarınca mülkiyet ilkesini esas almakla birlikte TCK m. 13 kapsamındaki evrensellik ve koruma ilkeleri doğrultusunda Adalet Bakanı'nın talebiyle yurt dışında işlenen suçlarda da Türk mahkemelerini yetkili kılmakta, İran ise mülkiyet ilkesinin yanında ülke dışında işlenen suçlarda belirli şartlarla Tahran Mahkemeleri'ni yetkili saymaktadır. Genel bir değerlendirmeyle; uyuşturucu ve psikotrop madde suçları tek bir devletin ulusal mevzuatı ve polisiye tedbirleriyle sınırlanamayacak boyutta küresel ve bölgesel bir tehdit olduğundan, İran ve Türkiye gibi iki komşu ülkenin yaptırım felsefelerindeki farklılıklara rağmen suçun önlenmesi ve adli yardımlaşma konularındaki ortak hukuki paydaları son derece güçlüdür; sınır aşan suç örgütleriyle etkin mücadele edilebilmesi ise soruşturma, yargılama, istihbarat paylaşımı, suçtan elde edilen malvarlığı değerlerinin müsaderesi ve suçluların iadesi süreçlerinde iki ülke arasındaki ikili adli yardımlaşma mekanizmalarının normatif ve pratik düzeyde kararlılıkla işletilmesine bağlıdır.

Hazırlayanlar:

Av. Yasaman AGHAZADEH

(Doğu Azerbaycan Barosu)

Av. Erdem Serdar VURGUN

(Ankara 1 Numaralı Barosu)