Bir haberleşmenin tarafı veya muhatabı olmak, haberleşmenin diğer tarafının rızası hilafına haberleşme içeriğini üçüncü kişilere aktarma, özel hayatına ilişkin bilgileri ifşa etme veya kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde yayma hakkı vermez. Bununla birlikte, her paylaşımın otomatik olarak suç oluşturduğu da söylenemez. Eylemin hukuki ve cezai niteliği; paylaşımın kime yapıldığına, hangi amaçla gerçekleştirildiğine, paylaşımın kapsamına ve mesajın içeriğine göre değişebilir.

Peki, kişi kendi tarafı olduğu bir WhatsApp konuşmasını hangi durumlarda paylaşabilir ve hangi noktada cezai sorumlulukla karşılaşabilir?

1. Haberleşmenin tarafı olmak, yazışma içeriğini paylaşma hakkı verir mi?

Haberleşmenin tarafı veya doğrudan muhatabı olmak, yazışma içeriklerini serbestçe paylaşma, üçüncü kişilere aktarma veya alenen ifşa etme hakkı vermez. Nitekim kanun koyucu, TCK m. 132/3 hükmüyle, failin haberleşmenin tarafı olduğu durumlarda da haberleşme içeriğinin diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı şekilde ifşa edilmesini ayrıca düzenlemiştir. Dolayısıyla kişinin bir WhatsApp konuşmasının tarafı olması, o konuşmanın içeriği üzerinde sınırsız bir tasarruf yetkisine sahip olduğu anlamına gelmez.

Haberleşmenin gizliliği, yalnızca mesajı gönderen veya alan kişinin tek başına tasarruf edebileceği bir alan değildir. Anayasa'nın 22. maddesi ve AİHS'nin 8. maddesi kapsamında korunan özel alanın bir parçası olan haberleşmenin gizliliği, haberleşmenin tarafları bakımından hukuki koruma doğurur. Bu nedenle taraflardan birinin, kendisine gönderilen bir mesajı diğer tarafın rızası dışında üçüncü kişilere aktarması veya alenen ifşa etmesi, paylaşımın amacı, kapsamı, yöntemi ve içeriği dikkate alınarak hukuka aykırılık bakımından değerlendirilmelidir.

Özellikle iki kişi arasında gerçekleşen özel bir konuşmada kullanılan anlık, kişisel veya sert ifadelerin sosyal medya platformlarında ya da geniş katılımlı gruplarda paylaşılması, haberleşmenin taraflar arasındaki sınırını aşan bir ifşa niteliği taşıyabilir. Bu nedenle “Mesaj bana gönderildi, dolayısıyla istediğim gibi paylaşabilirim.” yaklaşımı hukuken kabul edilebilecek genel bir kural değildir. Ancak burada da her paylaşımın kendiliğinden suç oluşturduğu sonucuna varılmamalıdır; somut olayda mesajın içeriği, paylaşımın kime yapıldığı, hangi amaçla gerçekleştirildiği ve paylaşımın kapsamı ayrıca değerlendirilmelidir.

2. Her WhatsApp ekran görüntüsünün paylaşılması aynı hukuki sonucu doğurur mu?

İki kişi arasında WhatsApp, veya benzeri iletişim araçlarıyla gerçekleştirilen yazışmaların üçüncü bir kişiye aktarılması, her olayda aynı hukuki sonucu doğurmaz. Değerlendirmede; paylaşımın kime yapıldığı, hangi amaçla gerçekleştirildiği, paylaşımın kapsamı ve mesajların içeriği birlikte dikkate alınmalıdır.

Özellikle haberleşmenin tarafı olan kişinin, kendisine gönderilen mesajları üçüncü bir kişiye aktarması bakımından TCK m. 132/3 önem taşır. Bu nedenle “Yalnızca bir kişiye gönderdim, dolayısıyla suç oluşmaz.” şeklinde genel bir kuraldan söz edilemez. Paylaşımın hukuki niteliği, haberleşme içeriğinin nasıl ve ne şekilde ifşa edildiği ve somut olayın diğer özellikleri dikkate alınarak belirlenmelidir.

Bunun yanında, mesajların içeriğinde kişisel veri niteliğindeki bilgiler bulunması halinde, olayın şartlarına göre TCK m. 136 kapsamında kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi suçu da gündeme gelebilir. Ancak bir yazışmada isim, adres veya benzeri bir bilginin bulunması, tek başına TCK m. 136'nın her olayda otomatik olarak uygulanacağı anlamına gelmez. Verinin niteliği ve paylaşımın hukuka uygun olup olmadığı somut olay üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir.

Benzer şekilde, yazışmanın karşı tarafın özel hayat alanına ilişkin bilgiler içermesi halinde TCK m. 134 bakımından da değerlendirme yapılması mümkündür. Cinsel hayat, sağlık durumu, ailevi meseleler veya kişinin dış dünyaya karşı gizli tuttuğu mahrem alanına ilişkin bilgilerin rıza dışında üçüncü kişilere aktarılması ya da daha geniş bir çevreye yayılması, paylaşımın niteliğine göre özel hayatın gizliliğinin ihlali sonucunu doğurabilir.

Sosyal medyada paylaşım

Sosyal medya hesapları veya kalabalık mesajlaşma grupları, içeriğin belirsiz veya geniş bir kişi kitlesi tarafından görülmesine elverişli ortamlardır. Bu nedenle burada paylaşımın aleniyet boyutu ayrıca önem kazanır.

Fail mesajın tarafı olsa dahi, karşı tarafın rızası olmaksızın haberleşme içeriğini kamuya açık şekilde paylaşması halinde TCK m. 132/3 kapsamında cezai sorumluluk gündeme gelebilir. Paylaşımın niteliğine göre kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi veya yayılması ya da özel hayatın gizliliğinin ihlali bakımından TCK m. 136 ve m. 134 hükümleri de ayrıca değerlendirilebilir.

Dolayısıyla aynı ekran görüntüsünün farklı şekillerde paylaşılması, farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Bir kişiye özel olarak gönderilen mesaj ile sosyal medya hesabında geniş bir kişi kitlesinin erişimine açılan mesaj, yalnızca “paylaşılmış” olmaları bakımından aynı değerlendirmeye tabi tutulamaz.

Yetkili makama delil olarak sunmak

Öte yandan, kişinin uğradığı bir haksızlığı veya suç teşkil ettiğini düşündüğü bir eylemi ispatlamak amacıyla ilgili yazışmayı yetkili adli veya idari makamlara delil olarak sunması, sosyal medyada paylaşmaktan farklı değerlendirilmelidir.

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyeti çerçevesinde, somut olayın koşullarına göre TCK m. 26/1'de düzenlenen hakkın kullanılması kapsamında hukuka uygunluk gündeme gelebilir.

Bu nedenle “Bana hakaret etti, herkes görsün.” amacıyla bir yazışmayı sosyal medyada paylaşmak ile aynı yazışmayı hakkın korunması veya bir iddianın ispatı amacıyla yetkili makama sunmak aynı hukuki değerlendirmeye tabi değildir. Burada da paylaşımın amacı, gerekli olup olmadığı, kapsamı ve somut olayın diğer özellikleri dikkate alınmalıdır.

3. Mesajın içeriği neden önemli?

Bir WhatsApp mesajının, sohbet kaydının veya ekran görüntüsünün üçüncü kişilerle paylaşılması ya da ifşa edilmesi halinde, eylemin hukuki niteliğinin belirlenmesinde mesajın içeriği önemli bir unsurdur. Uygulamada yapılan en yaygın hatalardan biri, yazışmanın yalnızca WhatsApp gibi bir iletişim platformu üzerinden gerçekleştirilmiş olmasına odaklanarak içeriğin mahiyetini göz ardı etmektir. Oysa mesajın içerisinde yer alan bilgilerin niteliği, özel hayat kapsamında olup olmadığı ve kişisel veri içerip içermediği, uygulanabilecek hukuki düzenlemelerin belirlenmesinde önem taşır.

Kişinin kamuya açmadığı, yalnızca muhatabına güvenerek paylaştığı cinsel hayatına, ailevi meselelerine, sağlık durumuna veya mahrem yaşam alanına ilişkin bilgiler, özel hayatın gizliliği bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Bu tür bilgilerin rıza dışında üçüncü kişilere aktarılması veya daha geniş bir çevrenin erişimine sunulması halinde, somut olayın özelliklerine göre TCK m. 134/2 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal suçu gündeme gelebilir.

Bunun yanında mesajın veya ekran görüntüsünün içerisinde T.C. kimlik numarası, telefon numarası, açık adres, banka hesap veya IBAN bilgisi, e-posta adresi, profil fotoğrafı ya da kişiyi belirli veya belirlenebilir hale getiren diğer bilgiler bulunabilir. Bu verilerin hukuka aykırı olarak üçüncü kişilere verilmesi veya internet ortamında yayılması halinde, somut olayın koşullarına göre TCK m. 136/1 kapsamında kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi veya yayılması suçu gündeme gelebilir. Ancak bir yazışmada kişisel veri bulunması, paylaşımın her durumda kendiliğinden TCK m. 136 kapsamında suç oluşturduğu anlamına gelmez; verinin niteliği ve paylaşımın hukuka uygun olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Mesajın içeriği, paylaşımın amacı bakımından da önem taşır. Örneğin karşı tarafın mesajında tehdit (TCK m. 106), hakaret (TCK m. 125), şantaj (TCK m. 107) veya cinsel taciz (TCK m. 105) niteliğinde ifadeler bulunması halinde, bu yazışmanın bir hakkın korunması veya bir suçun ispatlanması amacıyla yetkili adli makamlara sunulması ile aynı yazışmanın sosyal medya üzerinden kamuya açık şekilde paylaşılması aynı hukuki değerlendirmeye tabi değildir.

Kişinin uğradığı bir haksızlığı veya suç teşkil ettiğini düşündüğü bir eylemi ispatlamak amacıyla elindeki yazışmayı yetkili adli veya idari makamlara sunması, somut olayın koşullarına göre TCK m. 26/1'de düzenlenen hakkın kullanılması kapsamında hukuka uygunluk gündeme getirebilir. Buna karşılık, “Bana hakaret etti, herkes görsün.” düşüncesiyle aynı yazışmanın sosyal medya üzerinden geniş bir kitleye sunulması, hak arama amacıyla gerekli ve ölçülü bir delil sunma faaliyetinden farklıdır.

Dolayısıyla aynı WhatsApp ekran görüntüsünün farklı amaçlarla ve farklı kişilere sunulması, farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Mesajın tarafı olmak tek başına sınırsız bir paylaşma yetkisi sağlamadığı gibi, mesajın suç teşkil eden bir içerik taşıması da bu içeriğin doğrudan kamuya açık şekilde paylaşılmasını kendiliğinden hukuka uygun hale getirmez.

4. Sonuç

WhatsApp üzerinden gönderilen bir mesajın tarafı olmak, kişiye o mesajı sınırsız şekilde paylaşma veya ifşa etme hakkı vermez. Kişinin haberleşmenin tarafı olması, mesajın içeriğinin hukuki koruma dışında kaldığı anlamına gelmediği gibi, yapılan paylaşımın hukuki niteliği de mesajın içeriğine, paylaşımın amacına, kime ve hangi kapsamda yapıldığına göre değişebilir.

Bu nedenle bir WhatsApp yazışmasının diğer tarafın rızası alınarak paylaşılması ile rıza dışında üçüncü kişilere veya sosyal medya üzerinden geniş bir kitleye sunulması aynı şekilde değerlendirilmemelidir. Özellikle özel hayat alanına ilişkin bilgiler veya kişisel veriler içeren yazışmaların hukuka aykırı şekilde paylaşılması halinde, somut olayın özelliklerine göre TCK m. 132, m. 134 ve m. 136 kapsamında cezai sorumluluk gündeme gelebilir.

Bununla birlikte, kişinin elindeki yazışmayı bir hakkını korumak, uğradığı haksızlığı ortaya koymak veya bir suçun ispatlanmasını sağlamak amacıyla gerekli ve ölçülü şekilde yetkili adli veya idari makamlara sunması farklı değerlendirilmelidir. Somut olayın koşullarına göre bu tür bir paylaşım, TCK m. 26/1 kapsamında hakkın kullanılması nedeniyle hukuka uygun kabul edilebilir.

Dolayısıyla “Bana gönderdi, ben de istediğim gibi paylaşırım.” şeklindeki yaklaşım hukuken geçerli bir kural değildir. Aynı mesajın sosyal medyada binlerce kişinin erişimine açılması ile bir mahkeme veya Cumhuriyet Başsavcılığına delil olarak sunulması arasında, paylaşımın amacı ve kapsamı bakımından önemli bir fark bulunmaktadır.

Sonuç olarak, WhatsApp yazışmalarının tarafı olmak sınırsız bir paylaşma yetkisi vermez. Bir yazışmanın paylaşılmasının hukuka uygun olup olmadığı; mesajın içeriği, paylaşımın amacı, paylaşımın yapıldığı kişi veya kişiler, paylaşımın kapsamı ve somut olayın diğer koşulları birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Stj. Av. Ozan SERİNDERE