T.C.

Yargıtay

2. Hukuk Dairesi

2023/4980 E., 2024/3638 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/848 E., 2023/4 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/616 E., 2022/157 K.

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadının davasının ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı-davalı erkek vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin huzurlu ve mutlu bir yuvanın hayalini kurarken daha ilk yıllardan kadının müvekkiline, "ben ilk kocamı özledim keşke onunla ayrılmasaydık, seninle evlendiğime pişmanım, sen çok yaşlısın, seni içim almıyor" şeklinde söylemlerde bulunduğunu, müvekkilinin bu durumun zamanla düzeleceğini düşündüğünü ancak durumun gitgide daha kötü bir hal aldığını ve evliliklerinin çekilemez hale büründüğünü, kadının, müvekkiline ve ortak 4 çocuğa karşı olan soğuk, ilgisiz, samimiyetten uzak ve saygısız tavırlarının tartışmaların ana gündemini oluşturduğunu, söz konusu tartışmaların ve kadının anlaşılmaktan uzak tavırlarının neticesinde taraflar arasında şiddetli geçimsizliğin baş gösterdiğini, şiddetli geçimsizliğin doğal bir sonucu olarak müvekkilinin evlilik birliğinin devamına karşı duyduğu inancı yitirdiğini, yaklaşık olarak otuz yıllık evlilik birliği içerisinde bu zamanki sürece kadar müvekkilinin çocukların hatırına evliliği devam ettirmeye çalıştığını ancak artık hem yaşı sebebi ile hem de rahatsızlığı sebebi ile bu evliliğin ızdırap haline dönüştüğünü, kadının 2011 yılında Sivas'ta karakola gidip "beni dövüyorlar" şeklinde şikayette bulunduğunu, müvekkili ve ortak çocukların karakola ifadeye çağrıldıklarını, her zamanki gibi evde huzursuzluk çıkarıp "siz görürsünüz, gidip beni dövüyorlar deyip sizi içeri aldırtacağım" diye çekip gittiğini ama bu şikayetinin ortada herhangi bir delil olmadığı için sonuçsuz kaldığını, kadının amacına ulaşamadığını, müvekkilinin 2018 yılına kadar davalı taraf ile Sivas'ta ikamet ederken şiddetli ağrıları neticesinde hastaneye gidip kanser hastası olduğunu ve bu hastalığın son evresinde olduğunu öğrendiğini, doktorların çok fazla ömrünün kalmadığını ancak iyi bir tedavi ile hayata tutunabileceğini söylediklerini, müvekkilinin bu durumu kadın ile paylaştığında, kadının "öl, geber, sana bir bardak su bile vermem, git çocukların baksın" şeklinde sözler işittiğini, bunun üzerine müvekkilinin Sivas'tan İstanbul'a gelip çocuklarının evine yerleştiğini ve burada tedavi sürecinin başladığını, yaklaşık olarak iki yıldan beri kemoterapi ve radyoterapi tedavisi gördüğünü, geçmişten bu yana kadının müvekkile ve dört çocuğa karşı sürekli olarak şiddet uyguladığını, annelik ve eşlik vasfını hiçbir zaman yerine getirmediğini, ev temizliği, yemek gibi annenin yapması gereken hiçbirşeyi yapmayıp bu görevleri hep kız çocuklarına yüklediğini, çocukların bir yandan okullarına giderken bir yandan ev işleriyle ilgilenip bir yandan da karınlarını doyurmaya çalıştıklarını, evin içerisinde çocukları hep sopa ve demir ile dövüp, müvekkile de sürekli saldırdığını, müvekkilinin de üstüne tükürüp, bıçakla saldırıp, kıyafetlerini yırtmak suretiyle "ağzına sıçarım şerefsiz pezevenk" gibi sinkaflı sözler sarfettiğini, 2019 senesinde de müvekkilinin evde otururken şiddetli bir karın ağrısının başladığını, bunun üzerine kadının ne oldu bir bakayım diyerek aniden müvekkilinin karnına şiddetli bir darbe uygulayıp müvekkilinin bağırsaklarının dışarı çıktığını, kadının evlilik birliği içerisinde iken sürekli sinirli ve agresif tavırlar sergileyip ve herhangi bir duruma kızdığı zaman evdeki tüm eşyaları kırıp döküp, ortalığı dağıttığını, çocuklara ve müvekkile karşı hakaretler yağdırdığını, bunun dışında da devamlı evde tedirginlik yaratıp muska, büyü ve fal gibi işlerle uğraşıp çocuklara ve müvekkile büyük korkular saldığını, çocukların evin heryerinde çeşitli muskalar bulup ve kadının beddualarına maruz kaldıklarını, bu nedenlerle taraflar arasında kadının bu hareketlerinden ve sevgisizliğinden ötürü sevgi ve saygı ilişkisinin bittiğini bildirerek tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı-karşı davacı kadın vekili dava dilekçesinde; erkeğin beyanlarının doğru olmadığını, sürekli hakaret ve şiddetine maruz kaldığını, taraflar arasındaki geçimsizlik nedeninin erkeğin ilk evliliğinden olan çocukları olduğunu, müvekkilinin çocuklarının elinden alındığını, büyük kızın 6-7 senedir görmediğini, diğer çocukları ise sonradan gördüğünü, erkeğin hastalığı ile ilgili söylediği sözlerin tamamen asılsız olduğunu, erkeğin çocuklarının müvekkilini arayarak "babamı alıyorum, sen orada öl, geber, seni kabul etmiyoruz, işte orada tek başına gebereceksin, sen İstanbul'u rüyanda bile göremezsin, senin burada yerin yok" sözler söylediğini, erkeğin müvekkiline İstanbul'a giderken "ben gidiyorum geri geleceğim" dediğini, çocuklarını ziyarete gittiğini söyleyerek müvekkilinden habersiz oraya yerleştiğini, müvekkilini köyde 2 yıl boyunca yalnız bıraktığını, müvekkilinin hasta olmasına rağmen ev ve temizlik işlerini kendinin yaptığını, müvekkili köyde yalnız olduğu için müvekkilinin kardeşinin Sivas'tan İstanbul'a getirdiğini, müvekkilini erkeğin bulunduğu ortak konuta bıraktığını, erkeğin müvekkilini önce eve almak istemediğini sonradan kabul ettiğini ancak sürekli müvekkiline "ben seni köye göndereceğim, burada kalamazsın" diye söylemlerde bulunduğunu, 27.11.2020 tarihinde eve gelen polislerin uzaklaştırma kararı olduğunu söylediğini, okuma yazması olmayan müvekkilinin "burası benim evim bir şeyden haberim yok" demesine rağmen erkek tarafından kendisine şiddet uygulandığını, kalacak yeri olmadığı için müvekkilinin kadın sığınma evinde kalmak zorunda kaldığını bildirerek asıl davanın reddine, karşı davalarının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, müvekkili için aylık 1.500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin bir süre önce kanser tedavisi görmek için İstanbul'da yaşayan ortak çocuklarının yanına gelmek istediği, kadının erkeğin hasta olması nedeniyle erkeğe telefonda "git sana çocukların baksın, sana bir bardak su vermem" dediği, bir süre sonra kadının da İstanbul'a gelmek istediği, ancak ortak çocuklarının annelerini istemediği, kadının erkeğe zaman zaman evlilik içerisinde "orospu, orospu çocukları, sizin ağzınıza..." gibi sözler söylediği, erkeğin de çocuklarının etkisinde kalarak kadını istemediği, kadını terk ettiği taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı meydana gelen bu halde erkeğe ve çocuklarına hakaret eden, hastalandığı dönemde eşine bakmayacağını söyleyen kadının, kadını terk eden çocuklarının etkisi altında kalıp birlik görevlerini yerine getirmeyen erkeğin eşit kusurlu oldukları, kadın bizzat duruşmada alınan beyanında boşanmak istemediğini ve davasından feragat ettiğini beyan ettiği gerekçesiyle erkeğin davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi gereği boşanmalarına, kadının davasının feragat nedeniyle reddine, kadına aylık 750,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilin hastalığı nedeniyle yoğun bakımda olup çalışmadığı, şu anda yalnızca emekli maaşı bulunduğu, müvekkilin gerek maddî durumu gerekse yaşam koşulları göz önüne alınacak olunursa nafaka ödemesi olanaksız olduğu, bu durumda mevcut koşulların göz önüne alınarak şimdilik tedbir, kararın kesinleşmesiyle birlikte ise yoksulluk nafakası olarak nitelendirilecek olan nafakanın kaldırılmasını, aksi kanaatte ise nafaka miktarında indirime gidilmesi istemi ile nafakalar yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2.Davalı-davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde; kusurlu olan ya da daha fazla kusurlu olan erkek olmasına rağmen tarafların eşit kusurlu kabul edilip, boşanmaya karar verilmesinin ve aylık olarak 750,00 TL takdir edilen nafakasının da çok düşük olmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek erkeğin kabul edilen davası ve nafakalar yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkek istinaf incelemesi aşamasında 12.05.2022 tarihinde vefat etmiş; boşanma kararı kesinleşmeden vefat etmiş olması nedeni ile duruşma açılarak yasal mirasçılarına 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesi gereğince duruşmaya davet edilerek davaya kusur yönünden devam edip etmeyecekleri yolunda beyanlarının alınması için gerekli usuli işlemler tamamlanmış, erkek mirasçıları davaya katılma taleplerinin olduğu ve boşanma davasına devam edeceklerini beyan etmişler, evlilik birliğinin temelden sarsılmasına neden olan olaylarda eşine ve çocuklarına hakaret eden, hastalandığı dönemde eşine bakmayacağını söyleyen kadın ile eşini terk eden çocuklarının etkisi altında kalıp birlik görevlerini yerine getirmeyen erkek bu halde eşit kusurlu kabul edilecekken kadın, kendi davasından feragat etmesi nedeniyle erkeğin kusurlarını affetmiş olduğundan boşanmaya neden olan olaylarda erkeğe kusur atfedilmesi mümkün olmadığı için kadının evlilik birliğinin temelden sarsılmasına neden olan olaylarda tam kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle evlilik ölüm ile sona erdiğinden boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve kadının boşanmayı gerektirecek kadar kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı-davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde; kusurunun olmadığını ileri sürerek kusur belirlemesi yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, erkeğin ölümü nedeniyle evlilik ölümle son bulmuş olup kusur tespiti olarak devam eden davada sağ kalan eş olan kadının evlilik birliğinin sarsılmasında kusurunun ispatlanıp ispatlanmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun)190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 181 inci maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı- davacı kadın vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

---

T.C.

Yargıtay

2. Hukuk Dairesi

2023/7701 E., 2024/1740 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/200 E., 2023/1061 K.
DAVA TARİHİ : 26.01.2022
KARAR : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 17. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/56 E., 2022/849 K.

Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:


I. DAVA
Davacı kadın dava dilekçesinde özetle; davalının evlilik süresince sudan sebeplerle kavga çıkardığını, sürekli hakaret ve küfür ettiğini, fiziksel şiddet uyguladığını, tehditler savurduğunu, aşırı baskıcı ve kıskanç tavırlar serglediğini belirterek, tarafların boşanmalarına, aylık 2.000,00 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde özetle; kadının hakaret ve küfürler ettiğini, sürekli müvekkili kontrol etmeye çalıştığını, şiddet uygulamadığını, aksine şiddet gördüğünü belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların fiilen 4 ay evli kaldıkları, davalının davacıya bağırarak "sen oruspusun, seninle evlendiğime pişmanım, senin sülaleni sinkaf ederim, ben seninle evlenmesem ortada kalırdın, seninle kimse evlenmezdi" şeklinde sözlerle hakaret ve sinkaflı şekilde küfür ettiği, davacı eşinin yaptığı şeyleri beğenmeyerek "bu nasıl yemek, bu nasıl çay demleme" şeklinde sözlerle davacı eşini küçümseyerek rencide ettiği, ailesinin yanında davacı eşini küçük düşürdüğü, eşine fiziki ve psikolojik şiddet uyguladığı, son şiddet olayından sonra davacının uzaklaştırma kararı aldığı, davacının ise evlilik birliği sürecinde sürekli eşini iş yerinde iken aradığı, bu aramaların bazen görüntülü olduğu, "kiminle duruyorsun, yanında kim var" diyerek kıskanç davranışlarda bulunduğu, davalı erkeğin ağır, davacının az kusurlu olduğu gerekçesiyle 4721 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, davacının biyolog olarak çalıştığı, düzenli ve sabit bir gelirinin olduğu anlaşılmakla kadının tedbir ve yoksulluk nafakasına ilişkin talebinin reddine, koşulları oluştuğundan 50.000,00 TL maddî, 40.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı erkek vekili özetle; ceza dosyası ile hakaret suçundan beraat ettiğini belirterek boşanma davasının kabulü, kusur tespiti ve tazminatlar yönünden istinaf buşvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.


V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı erkek vekili özetle; istinaf sebeplerinin tekrar ederek boşanma davasının kabulü, kusur tespiti ve tazminatlar yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kusur belirlemesine bağlı olarak kadının boşanma davasının kabulünün, kadın yararına tazminat takdirinin isabetli olup olmadığı, isabetliyse tazminat miktarlarının hakkaniyete ve dosya kapsamına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu, 174 üncü maddesi.
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı erkek vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

---

T.C.

Yargıtay

2. Hukuk Dairesi

2023/3218 E., 2024/423 K.

"İçtihat Metni"


MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3129 E., 2022/3132 K.
DAVA TARİHİ : 18.04.2019
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/218 E., 2022/472 K.

Taraflar arasındaki asıl boşanma ve birleşen tedbir nafakası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kadının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin düzeltilmesine, İlk Derece Mahkemesi kararının birleşen dava yönünden kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle birleşen tedbir nafakası davasının kısmen kabulüne, erkeğin tüm, kadının diğer istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Dosya içeriğine göre birleşen tedbir nafakası davasında hüküm altına alınan ve erkek vekili tarafından temyize konu edilen aylık 600,00 TL tedbir nafakasının yıllık toplam miktarı 7.200,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; ... erkek vekilinin temyiz dilekçesinin birleşen bağımsız tedbir nafakası davası yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı-davacı kadın vekilinin tüm yönlere, ... erkek vekilinin yukarıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan diğer yönlere ilişkin, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:


I. DAVA
... erkek dava ve cevaba cevap dilekçesinde; kadının kanser rahatsızlığı olduğunu sakladığını, bu durumu hastanede öğrendiğini, kadının çocuk sahibi olmak istediğini ancak kendisinin, kadının kanser olması sebebi ile imkansız diye cevap verdiğini, kanserden ölen abisinin kalp krizinden öğrendiğini, taksit için ayırdığı paranın eksildiğini, kadına paranın ne olduğu sorulduğunda kadının alınganlık yaptığını, sürekli küstüğünü, sürekli hakaret ettiğini, aşağıladığını, yüzüne tükürdüğünü, sık sık evi terk ettiğini, en son kendisine bıçak çektiği için aralarında sürmekte olan ceza davası olduğunu, özel hayat anlattığını, sadakatsizlikle ve iktidarsızlıkla suçladığını, ailesi ve komşuları ile görüşmesini istemediğini, aile müdahalesine sessiz kaldığını, birlik görevlerini yerine getirmediğini, istemediğini soğuduğunu söylediğini, intihara teşebbüs ettiğini, izinsiz para aldığını iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi gereğince tarafların boşanmalarına, erkek yararına, 20.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı-davacı kadın vekili cevap ve birleşen dava dilekçesinde; erkeğin, müvekkiline sevgisiz davrandığını, seninle ev işi yap diye evlendim, istemiyorum, seninle evlendiğime pişmanım dediğini, evde düzensiz bir alan olursa bunu akrabalarına göstererek küçük düşürmeye çalıştığını, sürekli hakaret edip aşağıladığını, cinsel içerikli videolar izlediğini, ters ilişkide bulunduğunu, her tartışmada evin anahtarını değiştirip eve almadığını, müvekkilinin son olayda bebeğini düşürdüğünü, hırsızlıkla itham ettiğini, birlik görevlerini yerine getirmediğini iddia ederek asıl davanın reddine, boşanmaya karar verilmesi halinde kadın yararına, 20.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata, birleşen davanın kabulü ile kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 197 nci maddesi gereğince aylık 750,00 TL tedbir nafakasına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
İlk Derece Mahkemesinin Malatya 1. Aile Mahkemesinin 11.02.2021 tarih, 2019/124 Esas 2021/99 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kabulü ile, eşit kusurlu tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile boşanmalarına, tarafların maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine, kadın yararına aylık 500,00 TL tedbir nafakasına, birleşen tedbir nafakası davası hakkında asıl davada hüküm kurulmasından dolayı karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ... erkek vekili, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, tedbir nafakası ile birleşen davada vekâlet ücretine hükmedilmemesi; davalı-davacı kadın vekili ise tüm yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin 20.04.2022 tarih ve 2021/1548 Esas, 2022/970 Karar sayılı kararı ile kadının bağımsız tedbir nafakası davası konusunda olumlu olumsuz karar verilmesi ve tarafların delil olarak dayandıkları ceza dosyasının dosya arasına alınıp incelenerek karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile esasa yönelik istinaf itirazları incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

C. İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının evden ayrılıp gittikten sonra yeniden evine gelerek eşyalarını almak istediği, erkeğin ise kapının kilidini değiştirdiğini gördüğü, kapı açıldıktan sonra kadının erkeğe bıçak çekerek tehdit ettiği, hakaret ettiği, kadının kanser hastalığını gizlediği iddiası ise ispat edilemediği, erkeğin ise kadının akrabası olan tanık ...' a gardrobun içini gösterdiği, tanığın beyanında gardropta fazlaca bir dağınıklık göremediğini ifade etmesi ile erkeğin kadını üçüncü kişilere karşı küçük düşürdüğü, erkeğin kaybolan parayı eşine sorduğu anlaşılmış ise de kadını hırsızlıkla suçlandığı iddiasının ispat edilemediği, kadının tehdit ve hakaret eylemlerinde bulunması, erkeğin ise kadını akrabası önünde küçük düşürmesi eylemleri ile evlilik birliğinin temelden sarsıldığı, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları, boşanma sebebiyle maddî ve manevî tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat isteyen tarafın kusursuz ya da diğerine göre az kusurlu olması gerektiğinden eşit kusurlu oldukları anlaşılan tarafların maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi gerektiği, boşanma veya ayrılık davası açılınca hakimin, davanın devamı süresince, gerekli olan özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden almak zorunda olduğu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek kadın yararına uygun bir miktar tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği, birleşen davanın tedbir nafakasına ilişkin olduğu, kadının ayrı yaşamakta haklılığı ispat edilemediği gerekçesi ile asıl davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi gereğince boşanmalarına, tarafların tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, kadın yararına dava tarihinden itibaren aylık 250,00 TL, 06.11.2020 tarihinden itibaren aylık 500,00 TL tedbir nafakasına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.... erkek vekili, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, tedbir nafakası yönlerinden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı-davacı kadın vekili, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; her iki dava yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller, dosya içine alınan ceza dava dosyası ve özellikle ceza dava dosyasındaki ifadeler birlikte değerlendirildiğinde; tarafların evlilik içinde bir kaç kere ayrılıp tekrar bir araya geldikleri, son olarak 08.02.2019 tarihinde ayrıldıkları, bu ayrılma olayında kimin kusurlu olduğunun iki tarafça ispat edilemediği, ceza dava dosyasına konu olan olayda kadının 14.02.2019 tarihinde ortak konuta geldiği, ... erkek kapı kilidini değiştirdiği için anahtarı ile kapıyı açamadığı, erkeğin kapıyı açtığı ve devamında kadına "niye geldin, senden iğreniyorum, şerefsiz, haysiyetsiz" diye hakaret ettiği, kadının da buna karşılık "pezevenk, şerefsiz" diye hakaret edip mutfağa giderek bıçak alıp erkeğe saldırıp tehdit ettiği, bu durumda tarafların iddiaları, savunmaları, bu dosyadaki deliller ve özellikle olayın akabinde alınan ceza dava dosyasındaki tanık ifadeleri değerlendirildiğinde; tarafların birbirlerine karşı ağır hakarette bulundukları, erkeğin ortak konutun kapı kilidini değiştirdiği, bu davranışını her ayrılma olayında gerçekleştirerek alışkanlık haline getirdiği, kadının da ceza dava dosyasına konu olayda erkeği tehdit ettiği, evliliğin temelinden sarsıldığı, tarafların eşit kusurlu oldukları, ... erkeğin kadına ağır hakaret etmesi, her ayrılmadan sonra aile konutunun kapı kilidini değiştirmeyi alışkanlık haline getirmesinin davalı-davacı kadın için ayrı yaşama hakkını doğurduğu, birleşen davanın da kabulü gerektiği gerekçesi ile kadının birleşen davaya ve kusur tespitine yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ilgili bölümlerinin kaldırılmasına yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduklarının tespitine, davalı-davacı kadının birleşen davasının kısmen kabulü ile, boşanma davasında 4721 sayılı Kanun'un 169 uncu maddesine göre takdir edilen tedbir nafakası ile tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde birleşen dava tarihinden itibaren davalı-davacı kadın yararına aylık 600,00 TL tedbir nafakasına, fazlaya ilişkin talebinin reddine, ... erkeğin tüm, davalı-davacı kadının diğer istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.... erkek vekili; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; birleşen davanın kabulü, kusur belirlemesi ve tazminat taleplerinin reddi yönlerinden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.... kadın vekili; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, tazminat teleplerinin reddi yönlerinden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, boşanma, birleşen dava 4721 sayılı Kanun'un 197 nci maddesinde düzenlenen bağımsız tedbir nafakası davası olup, uyuşmazlık taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, erkeğin boşanma davasının kabulü şartlarının oluşup oluşmadığı, taraflar yararına maddî-manevî tazminata hükmedilmesinin yasal koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 6 ncı, 166 ncı, 174 üncü, maddeleri; 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci, 371 inci maddesi,

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ... erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesince, taraflara yüklenen ve gerçekleşen kusurlu davranışların yanında, dosya kapsamında bulunan tanık beyanlarından, erkeğin, evdeki temel ihtiyaç maddelerinin kullanımını kısıtlayarak birlik görevini ihmal ettiği, kadını akrabalarının önünde küçük düşürdüğü de anlaşılmaktadır. O hâlde, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda, ... erkeğin ağır, davalı-davacı kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru görülmeyip kararın bu nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

3. Yukarıda (2) nolu paragrafta açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O hâlde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.... erkeğin birleşen tedbir nafakası davasına yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE,

2. Davalı-davacı kadın vekilinin tüm, ... erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

a) Yukarıda (2) ve (3) numaralı paragraflarda belirtildiği üzere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi yönlerinden davalı-davacı kadın yararına BOZULMASINA,

b) Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere ... erkeğin tüm, davalı-davacı kadının diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temiz eden Bülent'e yükletilmesine,

Peşin alınan harcın istek halinde yatıran Nuray'a iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.