KARARIN ÖZETİ

12. HD, 2025/519 E., 2025/2154 K., 11.03.2025 T.

“Borçlu tarafından ödeme emrinin UYAP üzerinden açılması durumunda borçlunun bu açılma tarihinde takipten haberdar olduğu kabul edilmektedir. "Somut olayda, UYAP evrak işlem kütüğünde yapılan incelemede, borçlu tarafından ödeme emrinin 26.04.2023 tarihinde 15:43 50'de Uyap tan açılmış olduğu görülmekle borçlunun bu tarih itibariyle takipten haberdar olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda borçlu tarafından şikayetin yasal 7 günlük süreden sonra 23.05.2023 tarihinde yapıldığı görülmektedir. O halde, mahkemece, ıttıla tarihinin, borçlu tarafından ödeme emrinin uyaptan açıldığı tarih olan 26.04.2023 olarak kabulü ile ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna yönelik 23.05.2023 tarihli şikayetin süreden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir".

DEĞERLENDİRME

UYAP log; sistemdeki tüm işlem ve hareketlerin tarih, saat ve kullanıcı bilgisiyle kronolojik olarak kaydedilmesini ifade eder. Hukuki açıdan, bir belgenin veya dosyanın ilgili kişi tarafından ne zaman görüntülendiğinin kanıtlanması ve sistemde hata ayıklama yapılması amacıyla kullanılır.

UYAP evrak işlem kütüğüne yansıyan teknik bir log kaydı, belgenin bütünüyle okunduğunu, takip dayanağı senedin incelendiğini ve hukuki sonuçlarına tereddütsüz vakıf olunduğunu kanıtlayıp kanıtlamadığını değerlendirmek için öncelikle ıttıla ve öğrenme kavramları arasındaki farkların izah edilmesi gerekir. Zira sürelerin başlaması, hak arama hürriyeti (Anayasa m.36) ile hukuki istikrar ve hukuki güvenlik ilkeleri arasındaki hassas dengenin korunmasını gerektirir ve bu dengenin kurulmasında, "ıttıla" ve "öğrenme" kavramlarına farklı hukuki misyonlar yüklenmiştir.

Ittıla (haberdar olma), kelime anlamı itibarıyla bir durumun, işlemin veya olayın varlığından genel hatlarıyla haberdar olmayı ifade eder. Buna karşılık öğrenme, hak düşürücü veya zamanaşımı sürelerini başlatan asıl olgudur. Sadece bir olayın varlığından haberdar olmayı değil; o olayın içeriğine, hukuki niteliğine, taraflarına ve doğurduğu somut sonuçlara davanın açılmasını mümkün kılacak ölçüde, şüphe ve tereddütten arınmış şekilde vakıf olmayı gerektirir.

Gerek maddi hukukta (haksız fiil zamanaşımı, evliliğin nisbi butlanı) gerekse usul hukukunda (hâkimin reddi, usulsüz tebligat), tarafların zihnindeki salt "şüphe", söylenti veya duyumlar hak düşürücü süreleri başlatmaz. Öğrenmenin "kesin, somut ve duraksamasız" olması ortak bir kuraldır. Sürenin geçtiğini ileri süren taraf (davalı/alacaklı), muhatabın kesin öğrenme tarihini somut ve şüphe götürmez delillerle kanıtlamak zorundadır.

Yargıtay içtihatları, Tebligat Kanunu m.32’nin uygulanmasında "beyan güvenliği" ilkesini benimser. Bu kapsamda öğrenme tarihi ile basit bir "haberdar olma" (ıttıla) durumu arasında keskin bir çizgi çizilmiştir. Öğrenme, usulsüz yapılan tebligatın içeriğinden ve buna bağlı hukuki sonuçlardan (örneğin ödeme emrindeki borç miktarı, itiraz süreleri) haberdar olmayı gerektirir.

İİK m. 62 uyarınca ödeme emrine itiraz süresi 7 gündür. Bu sürenin başlaması için borçluya usulüne uygun bir tebligatın yapılmış olması veya usulsüzlük halinde borçlunun takibi tam anlamıyla öğrendiği tarihin tereddütsüz tespiti gerekir. Teknik ve sistemsel belirsizlikler içeren log kayıtları üzerinden süre başlatılması, hak arama hürriyetini ve adil yargılanma hakkını zedeleyeceğinden kabul görmemelidir. Yine TEBK m. 32 uyarınca, usulüne aykırı tebliğ halinde muhatabın tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarih tebliğ tarihi sayılır. Öğrenme kavramı, borçlunun takibin türü, borcun miktarı, alacaklı, icra dairesi ve dosya numarası gibi tüm esaslı unsurlardan eksiksiz şekilde haberdar olmasını gerektirir. Sadece UYAP logunda 'evrak açıldı' kaydının bulunması, belgenin tamamının okunduğunu, eklerinin incelendiğini ve hukuki sonuçlarının idrak edildiğini tek başına ispatlamaya yetmez.

Her ne kadar İİK m. 16’da tebliğ veya tefhim değil öğrenme ifadesi kullanılmış olsa da, öğrenme ifadesinden hareketle bir kimsenin UYAP portalına girmesi veya dosya muhteviyatındaki bir evrakı teknik olarak ekrana yansıtması, ödeme emrinin içerdiği yasal ihtarların ve eklerini öğrendiği anlamına gelmez. Zira kanun koyucu elektronik tebligat usullerini dahi Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesinde (UETS vasıtasıyla) sıkı güvencelere bağlamıştır. Resmi elektronik tebligat altyapısı dışındaki sistemsel sorgulamalar veya salt dosya inceleme logları, hukuki süreleri başlatan geçerli bir tebliğ işlemi veya öğrenme zamanı olarak vasıflandırılamaz. Nitekim tebligat hukukundaki bu emredici rejimin sınırları, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20 Nisan 2021 tarihli, E.2017/1824, K.2021/520 sayılı kararı ile kesin olarak çizilmiştir. Anılan kararda; hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak "ilgilinin bilgilenmesi şeklen değil, gerçek anlamda sağlanmaya çalışılmalıdır" ilkesi tesis edilmiş ve muhatabın UYAP üzerinden işlem tesis etmesinin veya süreci sistemden takip etme iradesinin kanuni tebligat yerine geçmeyeceği vurgulanmıştır.

İİK m. 16’yı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi ile birlikte değerlendirmek gerekir. Anılan hüküm uyarınca, usulsüz yapılan tebligat muhatap tarafından öğrenilmiş ise muteber sayılır ve MUHATABIN BEYAN ETTİĞİ TARİH TEBLİĞ TARİHİ ADDOLUNUR. Bu kapsamda vurgulamak gerekir ki, usul hukuku bağlamında "ıttıla" (öğrenme); borçlunun icra dairesini, alacaklıyı, takibin türünü, borcun miktarını, ferilerini ve en önemlisi itiraz süreleri gibi yasal haklarını tüm esaslı unsurlarıyla eksiksiz idrak etmesini gerektirir. UYAP evrak işlem kütüğüne yansıyan teknik bir log kaydı, belgenin bütünüyle okunduğunu, takip dayanağı senedin incelendiğini ve hukuki sonuçlarına tereddütsüz vakıf olunduğunu kanıtlayan mutlak bir delil değildir. İlgilinin UYAP portalına girerek evrakın mevcudiyetini sistemsel olarak görmesi, icra tehdidinin tüm hukuki ve maddi teferruatını anladığına karine teşkil etmez. Sistemsel donmalar, evrakın eksik yüklenmesi, ekranın hızla kapatılması gibi teknik varyasyonlar söz konusuyken, bir tıklama kaydı üzerinden hak düşürücü sürelerin başlatılması, Anayasal hak arama hürriyetini ihlal eder.

Nitekim öğrenme olgusunun somut bir okuma kaydından ziyade içeriğe vakıf olma şartına bağlı olduğu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 06.06.2024 tarihli, E.2024/929, K.2024/5967 sayılı kararının karşı oy gerekçesinde de isabetli olarak belirtilmiştir.

Sonuç olarak "beyan güvenliği" ilkesi gereği, öğrenme tarihi ile basit bir "haberdar olma" (ıttıla) durumu arasında keskin bir çizginin çizilmesi gerekir. Öğrenme, usulsüz yapılan tebligatın içeriğinden ve buna bağlı hukuki sonuçlardan (örneğin ödeme emrindeki borç miktarı, itiraz süreleri) haberdar olmayı gerektirir. Bu usulsüz tebligat şikayetinde 7 günlük hak düşürücü sürenin başlangıcı olan "öğrenme, borçlunun takibin varlığından ve içeriğinden haberdar olduğu andır. UYAP portalı üzerinden yapılan görüntülemeler konusunda borçlunun beyan ettiği öğrenme tarihini öncelikli tutmak gerekir. Belirtilen nedenlerle 12. Hukuk Dairesinin kararına katılmamaktayım.

Rauf Karasu

Prof. Dr. Rauf Karasu

Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Ticaret Hukuku ABD Başkanı