T.C.
Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
2026/3466 E., 2026/4586 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/991 E., 2024/546 K.
DAVA TÜRÜ : Tazminat
Taraflar arasında görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında bozma sonrasında yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince verilen yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı mirasçıları vekili tarafından duruşma istemli olarak 6 nolu taşınmaz yönünden davanın reddi, 9 nolu taşınmaz yönünden maddi ve manevi tazminatın miktarı yönünden; davalı banka vekili tarafından ise hükmün tamamı yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı ... mirasçıları ve vekilleri gelmedi. Karşı taraf temyiz eden davalı banka vekili Avukat ... geldi. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı ... (vasisi eşi ...); bankaya sunulan eş muvafakatnamesindeki imzaya itiraz ederek iptalini istemiş, daha sonra davasını tamamen ıslah ederek aile konutu olarak kullanılan taşınmaza diğer eşin rızası olmadan ipotek konulamayacağını, davalı bankanın davalı eşin rızasını almadığını, sahte belgeyi kullanarak işlemler yaptığını, neticesinde bu usulsüz işlemler sonucunda dava konusu edilen iki taşınmazın elden çıktığını, davalı bankanın ortaya çıkan zararları karşılaması gerektiğini iddia ederek maddî ve manevî tazminat isteminde bulunmuştur. Dairemizin 04.07.2023 tarihli bozma kararında da belirtildiği üzere davacı tarafın davasının dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi kapsamında aile konutu olduğu iddia edilen taşınmazlar üzerindeki hakların diğer eşin açık rızası olmadan sınırlandırılamayacağı düzenlemesinden kaynaklanmaktadır.
Bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin (davacının) veya o hakka uymakla yükümlü olan borçlunun (davalının); bir başka deyişle o davada davacı ve davalı sıfatının kime ait olacağı tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Görüldüğü üzere, taraf sıfatı sadece usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan; taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel teşkil etmekle def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.
O halde, dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise, dava da bu hakka sahip kişilerce açılabilir.
Aile konutu korumasından kaynaklanan davada malik eşin dava açma hakkı yoktur. Zira 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinin 3 üncü fıkrası hükmü ile taşınmazın maliki olmayan eşe bu hak tanınmıştır.
Somut olaya gelince; eldeki dava, vasisi tarafından malik eş Ahmet adına 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasına dayalı olarak açılan tazminat davası olmakla tasarrufta bulunan malik eşin bahsi geçen maddeye dayalı korumadan yararlanarak dava açmakta aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
40.000,00 TL vekâlet ücretinin davacı ... mirasçılarından alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davalı ...'na verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Next





