Fon tasfiye kararı ve devamında alınan kararlar, yatırımcıların hukuki durumunu ve alacaklarının akıbetini henüz netleştirmiş değil. Belirsizlik sürerken dava süresi de işlemeye devam ediyor: 17 Eylül tarihinin süre başlangıcı alınması ve süreyi durduran bir başvuru bulunmaması hâlinde, 60 günlük genel dava süresinin son günü 16 Kasım 2026. Açılacak davada, tasfiye kararıyla bağlantılı olarak sonradan alınan ve yatırımcının alacaklılık durumunu, ödeme önceliğini ve ödeme tutarını etkileyen kararların da iptali istenebilir:
• 17 Eylül tarihli kararlar: Fonların TEFAS’ta alım satıma kapatılması ve tasfiyeye alınması.
• 28 Eylül duyurusunda açıklanan uygulamalar: 17 Eylül’de verilen talimatların iptal edilmesi ve talimat sahiplerine tasfiye bakiyesinden payları oranında ödeme yapılması; ayrıca 16 Eylül ve öncesinde iletilip temerrüt veya fiyat açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmeyen talimatların da tasfiye kapsamında değerlendirilmesi. Bu uygulamalar yönünden, yatırımcının hukuki durumunu etkileyen dayanak SPK kararları ve idari işlem niteliğindeki somut uygulamalar belirlenerek iptal talebi bunlara yöneltilmelidir.
• 22 Ekim’de açıklanan PBLK uygulaması: PBLK kaydı bulunan yatırımcıların, takas işlemlerinin tamamlanmadığı gerekçesiyle diğer fon pay sahipleriyle aynı şekilde değerlendirilmesi.
• 27 Ekim tarihli ve 76/1903 sayılı SPK kararı: Tera, Pusula ve Atlas Portföy’ün tasfiye kapsamındaki fonlarına ilişkin ara ve nihai ödeme usullerini ve ödeme önceliklerini belirleyen kararın, yatırımcının menfaatini ihlal eden kısımlarının iptali istenebilir. Bu kararın kapsamı ile doğrudan kanundan kaynaklanan hükümler ayrı değerlendirilmelidir.
Dava Nasıl Açılır, Nelere Dikkat Edilmeli?
Menfaati ihlal edilen yatırımcılar, doğrudan dava konusu edilebilen SPK kararlarına karşı, önceden Kurula başvuru zorunluluğu olmadan Ankara İdare Mahkemelerinde iptal davası açabilir. A/6 kapsamında fon borcu kaydı ve öncelikli ödeme esasının uygulanmamasına ilişkin taleplerde ise, yatırımcı hakkında tesis edilmiş ret veya uygulama işlemi belirlenmelidir. Henüz dava konusu edilebilir bir işlem bulunmuyorsa, somut duruma göre önce SPK’dan ilgili düzenlemenin uygulanmasının istenmesi gerekebilir. Başvuru yolu ve dava süresi, bu talebe verilen cevap veya idarenin cevapsız kalması dikkate alınarak değerlendirilir. İYUK m. 10 ve 14
Genel dava süresi 60 gündür. Hangi işlemin dava konusu edileceği ve dava süresinin başlangıcı; işlemin niteliği, bildirim, ilan veya öğrenme tarihi, varsa yapılan başvurular ve yatırımcının işlem kayıtları birlikte incelenerek belirlenir. Dava açılması işlemleri kendiliğinden durdurmaz. Bunun için ayrıca yürütmenin durdurulması istenmeli; işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu ve uygulanmaya devam etmesinin telafisi güç veya imkânsız zarar doğuracağı mahkemeye açıklanmalıdır. İşlemden kaynaklanan zararlar için tazminat da istenebilir. Bu talep, iptal davasıyla birlikte, doğrudan ayrı bir davayla veya iptal davasının ardından kanuni süresi içinde ileri sürülebilir.
Kriz öncesindeki denetim ihmaline dayanan tazminat talebinin ise ayrı bir başvuru yolu var: Önce SPK’ya yazılı başvuru yapılması gerekir. Başvuru süresi, ihmalin ve zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıldır. Talep reddedilirse ret cevabının tebliğinden; 30 gün içinde cevap verilmezse bu sürenin bitiminden itibaren 60 gün içinde dava açılır. Bu başvuru, tasfiye kararına karşı dava süresini kendiliğinden durdurmaz. Denetim eksikliklerini iptal davasında anlatmak da ayrı tazminat başvurusunun yerini tutmaz.
Başka bir yatırımcının elde ettiği iptal kararının sonuçlarından, kararın kapsamına göre diğer ilgililer de yararlanabilir. Ancak bu ihtimal, kişinin kendi dava ve tazminat sürelerini korumaz. Başkasının dava açması bu süreleri kendiliğinden durdurmadığı gibi, davanın nasıl ve ne zaman sonuçlanacağı da belli değildir. Bu nedenle her yatırımcının, başkasının açtığı davayı beklerken kendi başvuru haklarını ve sürelerini ayrıca gözetmesi gerekir.
Davada Hangi Hukuki Gerekçeler İleri Sürülmeli?
Hukuki gerekçeler, yatırımcının işlem kayıtları ve dava konusu kararın doğurduğu sonuçlar üzerinden kurulmalıdır. Satış talimatı bulunan yatırımcılar bakımından, talimatın ulaştığı aşama, para alacağının doğup doğmadığı ve buna bağlı ödeme önceliği belirleyicidir.
• Takas kesinliği: Talimatın tarihi, sistemde ulaştığı aşama, açıklanan fiyat, valör ve takas kayıtları birlikte incelenmelidir. 6362 sayılı Kanun’un 79/1. maddesi, takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemlerini geri alma ve iptale karşı korumaktadır. Somut talimatın bu korumaya girip girmediği, işlem kayıtları üzerinden ortaya konulmalıdır.
• Hukuki güvenlik ve idarenin tutarlılığı: A/6’nın ilgili kısmında öngörülen fon borcu kaydı ve öncelikli ödeme esası ile sonraki karar ve uygulamalar birlikte değerlendirilmelidir. Yatırımcının hukuki durumunun hangi gerekçeyle ve hangi hukuki dayanakla değiştirildiği sorgulanmalıdır.
• Kazanılmış hak ve haklı beklenti: Yatırımcının işlem tarihindeki kurallara göre doğmuş hakları ile açık düzenleme ve uygulamalara dayanan haklı beklentileri ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Korunması istenen hakkın veya beklentinin somut dayanağı gösterilmelidir.
• Kuralların geçmişe uygulanması: Sonradan getirilen tasfiye ve ödeme esaslarının, önceki işlemlerden doğmuş hakları yatırımcı aleyhine değiştirip değiştirmediği incelenmelidir. Değişikliğin geçmiş işlemlere etkisi, hukuki güvenlik ve mülkiyet hakkı yönünden değerlendirilmelidir.
• Mülkiyet hakkı ve ölçülülük: Ödeme tutarına, sırasına ve zamanına ilişkin düzenlemelerin yatırımcıya yüklediği mali külfet somutlaştırılmalıdır. Bu külfetin kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki adil dengeyi bozup bozmadığı ortaya konulmalıdır.
Bu uyuşmazlıklarda SPK kararları ile doğrudan kanundan kaynaklanan esaslar ayrılmalıdır. 7596 sayılı Kanun’un 3/5. maddesi, hükümde belirtilen koşullarla gerçekleşmeyen talimatlarda payları bloke edilmiş yatırımcıları fon pay sahibi olarak tasfiyeye tabi tutmaktadır. Kanun’un 4. maddesi net yatırım tutarı ve ödemelerin temel esaslarını düzenlemekte; 8. maddesi ise Kanun’un 17 Eylül 2026’dan geçerli olmasını öngörmektedir.
Kanun hükümleri idare mahkemesinde doğrudan iptal davasına konu edilemez. Ancak idari işleme karşı açılan davada, uyuşmazlıkta uygulanacak kanun hükümlerinin Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülerek mahkemeden Anayasa Mahkemesine başvurması istenebilir. Mahkemenin başvurması, ilgili hükmü Anayasa’ya aykırı görmesine veya itirazı ciddi bulmasına bağlıdır.
Dava dilekçesi, dosyayla ilgili ve elde bulunan belgelerle desteklenmelidir. MKK kayıtları, 17 Eylül öncesi ve sonrası fon hesap ekstreleri, pay adedi ve son açıklanan fiyatı gösteren belgeler, alım dekontları ve fona giriş çıkış dökümleri bu kapsamda sunulabilir. Satış talimatı bulunan yatırımcılar bakımından, talimatın tarih ve saatini gösteren kayıtlar, iptal veya bekletme bildirimleri ve varsa PBLK dökümleri de önem taşır. Elde bulunmayan kayıtların ilgili kurumlardan getirtilmesi mahkemeden istenebilir. Belgeleri tamamlamak için dava açma süresi geçirilmemelidir. İYUK m. 20
Yatırımcının hukuki güvenliği ve mülkiyet hakkı, tasfiye sürecinde de korunmalıdır. Alacaklılık durumu, ödeme önceliği ve sonradan değiştirilen kuralların etkisi, somut işlem kayıtları üzerinden yargı denetimine taşınabilir. Hakların korunması için yatırımcının kendi hukuki durumuna uygun taleplerini süresi içinde ileri sürmesi gerekir.
Next