Evet, arabuluculuk son tutanağı dava dilekçesine eklenmez ve mahkemenin tanıdığı bir haftalık kesin süre içinde de dosyaya sunulmazsa dava, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca usulden reddedilir. 2026 itibarıyla hâlâ yürürlükte olan bu kural, dosyanın esasına hiç girilmeden davanın kapının önünde geri çevrilmesi anlamına geliyor ve uygulamada tartışmalı sonuçlar doğuruyor.
Arabuluculuk Neden Dava Açmadan Önce Zorunlu Hale Getirildi?
2018 yılında 7155 sayılı Kanun'la Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesi, iş hukuku, ticari uyuşmazlıklar ve tüketici davaları başta olmak üzere pek çok uyuşmazlık türünde arabuluculuğa başvurmayı dava açmadan önceki zorunlu ilk adım haline getirdi. Amaç, mahkemelerin üzerindeki iş yükünü azaltmak ve tarafları dava masrafına girmeden önce bir kez de masada müzakereye teşvik etmekti.
Somut bir örnek üzerinden bakalım. Bahçelievler'de bir işçi, işten çıkarıldıktan sonra kıdem ve ihbar tazminatı alacağı için doğrudan iş mahkemesine gidemez. Önce bir arabulucuya başvurması, işveren tarafla bir araya gelmesi ve süreç sonunda anlaşma sağlanamadığına dair bir tutanak alması gerekir. Bu tutanak olmadan açılan dava, mahkemenin önüne bile gelmeden bir hazırlık sorunu olarak karşımıza çıkar.
Arabuluculuk görüşmesi, dava açılmadan önceki zorunlu aşamadır.
Son Tutanak Dilekçeye Eklenmezse Mahkeme Ne Yapar?
Arabuluculuğa başvurulmuş ama süreç anlaşmayla değil anlaşmama tutanağıyla sonuçlanmışsa, davacının bu tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemesi gerekir. Bu ek unutulursa mahkeme, dosyayı kendiliğinden inceler ve davacıya, tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulması gerektiğini, aksi halde davanın usulden reddedileceğini bildiren bir davetiye gönderir.
Örneğin bir kiracı, ev sahibiyle kira bedeli uyuşmazlığı için arabuluculukta anlaşamadıktan sonra dava açar ama arabulucudan aldığı onaylı tutanağı dilekçeye eklemeyi unutur. Mahkeme kendisine bir haftalık süre tanır; bu süre içinde tutanak dosyaya girerse dava normal seyrinde devam eder. Girmezse, davacının hiçbir ek işlem yapılmasına gerek kalmadan dava usulden reddedilir. Arabuluculuğa hiç başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması durumunda ise mahkeme süre bile tanımadan doğrudan ret kararı verir.
Usulden Ret Kararının Bedeli Gerçekten Ağır mı?
Bu sonuç, ilk bakışta teknik bir eksiklik gibi görünse de pratikte davacı için ciddi bir zaman ve emek kaybı anlamına gelir. Dava yeniden açılmak zorunda kalınır, harç ve vekalet giderleri tekrar işletilir, dosya sil baştan sıraya girer.
Asıl kritik risk, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerde ortaya çıkar. Örneğin kıdem tazminatı alacağında beş yıllık zamanaşımı süresinin sonuna yaklaşmış bir davacı için, tutanağın eksik kalması yüzünden davanın usulden reddedilip yeniden açılması gerekmesi, alacağın tamamen zamanaşımına uğraması riskini doğurabilir. Bu yüzden mesele sanıldığı kadar şekli ve önemsiz değildir.
Aynı risk miras, ticaret ve tüketici uyuşmazlıklarında da geçerli. Örneğin izale-i şuyu talebiyle önce arabulucuya başvuran bir mirasçı, tutanağı dilekçeye eklemeyi atlarsa dosya reddedildiğinde diğer mirasçılarla süren müzakere süreci de fiilen sıfırlanmış olur; taraflar arasında zaten kırılgan olan uzlaşma zemini, yeniden dava açma sürecinde gerginleşebilir. Bu yüzden tutanağın eksiksiz sunulması yalnızca teknik bir formalite değil, sürecin ilerleyişini de doğrudan etkileyen bir adımdır.
Tartışmalı Nokta: Şekilcilik mi, Hak Arama Özgürlüğü mü?
Uygulamada asıl tartışma burada başlıyor. Arabuluculuk süreci zaten UYAP Arabuluculuk Bilgi Sistemi üzerinden yürütülüyor ve son tutanak, sistemde elektronik olarak kayıtlı bulunuyor. Bir görüşe göre, tutanağın içeriği mahkeme tarafından UYAP üzerinden zaten teyit edilebiliyorsa, salt fiziki ibrazın eksik olması yüzünden davanın reddedilmesi aşırı bir şekilciliktir ve hak arama özgürlüğünü ölçüsüzce sınırlar.
Buna karşılık, yerleşik yargı uygulaması hâlâ daha katı bir çizgide duruyor. Arabuluculuk dava şartının tamamlanamaz bir dava şartı olduğu, yani dava açıldıktan sonra eksikliğin giderilmesinin yeterli sayılmayacağı yönündeki görüş ağırlık kazanıyor ve mahkemeler çoğu zaman tutanağın ayrıca ve usulüne uygun şekilde dosyaya sunulmasını arıyor. Kanaatimizce, UYAP kaydı üzerinden içeriği tartışmasız biçimde doğrulanabilen bir tutanak için salt fiziki ibraz eksikliğinden dava kaybettirmek ölçüsüz olsa da, mevcut yargı eğilimi bu yönde olmadığından davacı tarafın bu riski göze alması doğru bir strateji değildir.
Bu Durumda Ne Yapılmalı? Uygulamaya Dönük Öneriler
Bu tartışma netleşene kadar, davacı ve vekillerinin pratikte alabileceği somut önlemler var. Miras paylaşımı, iş uyuşmazlığı veya kira davası fark etmeksizin dilekçe hazırlanırken şu adımlar izlenmeli:
- Dava dilekçesi hazırlanırken arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu onaylı örneği, dilekçenin ek listesine mutlaka yazılmalı ve dosyaya fiziken ya da UYAP üzerinden yüklenmeli.
- Mahkemeden bir haftalık kesin süre tanıyan bir davetiye gelirse bu tarih hemen takvime not edilmeli, son güne bırakılmamalı.
- Tutanağın arabulucuda kaldığı veya kaybolduğu durumlarda, arabulucudan onaylı ikinci bir örnek talep etme süreci gecikmeden başlatılmalı.
- Zamanaşımına yakın alacaklarda, dava şartı eksikliği fark edilir edilmez harekete geçilmeli; bu tür dosyalarda tek günlük gecikme bile hak kaybına yol açabilir.
Nitekim arabuluculuğun zorunlu olduğu uyuşmazlık türleri son dönemde genişliyor; bu konudaki güncel kapsamı ayrı bir yazımızda ele aldık.
Bir haftalık kesin süreyi kaçırmamak, davanın akıbetini belirliyor.
Özetle, arabuluculukta anlaşmama tutanağının eksik kalması küçük bir unutkanlık gibi görünse de usulden ret gibi ağır bir sonuca yol açabiliyor. Tartışma, sistemin katılığının UYAP çağında hâlâ gerekli olup olmadığı üzerine sürerken, davacı tarafın bugünkü uygulamaya göre hareket edip tutanağı eksiksiz ve zamanında sunması en güvenli yoldur.
Yasal Uyarı
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir; hukuki işlem yapmadan önce mutlaka bir avukata danışınız.
Next