Değerli okurlar bizim her işimiz iyi ya da kötü Türk usulüdür. Emniyet Teşkilatımız Türk usulüdür, Demokrasimiz Türk usulüdür, Belediyeciliğimiz Türk usulüdür ve elbette Sağlık sistemimiz de Türk usulüdür! Ama her yaptığımız işte Türklüğe adeta hakaret ediyor gibiyiz! Yargımız da Türk usulü olduğundan hiç biri sorun edilmiyor! Usulsüzlüğümüz ve sistemsizliğimiz, yazık ki, “Türk usulü” diye olumsuz bir ima ile dilimizde yer etti gitti!

Ama “Türk usulü” yemeklerimiz çok güzel! Ne Avrupa’da ne Arap topraklarında ne dünyanın başka yerlerinde böyle leziz yemekler bulamazsınız. Gerçekten! “Yemeyi” yemek yapmayı çok iyi biliyoruz! “Yemek” üzerine kimse elimize su dökemez. İyi “yeriz”, konuşurken yazarken mangalda kül bırakmayız! Mesela Anayasamız anayasal haklarımızı sayar, “dokunulamaz der, kısıtlanamaz” der sonra “ancaaaak” der ve hepsini elimizden alır. Bu “ancaaak” lafzına karşı siz “amaaa” diyemezsiniz!

Anayasamız bu olunca tabi, yasalarımız nasıl olsun? Bazı sihirli kelimelerimiz vardır bizim, işte bunlar tam bize göredir. “Zorunlu haller”, “ihtiyaç halinde”, “kamu menfaati” denildiği anda akan sular durur ve “yaşam hakkımız” bile tehlikeye girer! Bu kelimeleri hemen her yasamızda her yönetmeliğimizde bulabilirsiniz. Kazara, unutulmuşsa hemen tespit edilir ve bu boşluk doldurulur!

Tıpkı “Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği”nde olduğu gibi..! Yönetmelikteki bu boşluk “hamdolsun” ki tespit edilmiş, 19.07.2013 tarih ve 28712 sayılı resmi gazete ile yayımlanarak yürürlülüğe girmiştir!

Bakın ne buyuruyor yeni yönetme(siz)lik. Buradaki (siz) ifadesi olayın gerçek kısmıdır, dikkat buyurun! Zira bu şekilde, bu işin yönetilemeyeceği ve bunun “Aile Hekimliği” sistemini tepetaklak eden bir “yönetmesizlik” olacağı açıktır! Dikkat edin, bakalım yukarıda belirttiğim sihirli kelimeleri bulabilecek misiniz; “Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezler dışında, hastanelerde aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet tutturulmaması esastır. Anca(aaa)k 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde ihtiyaç ve zaruret hâsıl olduğunda haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet görevi verilebilir. Nöbete ilişkin planlama aile hekimliği uygulamasında aksamaya mahal vermeyecek şekilde yapılır ve hafta içi sekizer saat hafta sonu ise on altı saatten fazla olmamak üzere haftalık 30 saatten fazla nöbet tutturulamaz.”

Nasıl? Süper, olmuş değil mi!? Tıpkı Anayasamız gibi, iki kelime ile işin esasını ve bütün haklarınızı lağveder. Bu iş bu kadar basit! Kurnaz ve sinsice bir ilizyon! Ortaya çıkacak sorunları, değişikliği yapanın kendisi de çok iyi biliyor olmalı ki, aklı sıra önlem almış. Diyor ki; “Nöbete ilişkin planlama aile hekimliği uygulamasında aksamaya mahal vermeyecek şekilde yapılır…” Meali şu; “şimdi seni mancınıkla büyük bir çukura fırlatacağım ama düşmeyeceksin, ona göre, yoksa karışmam”… Yani tehdit de var..!!! Olacak şey değil! Hem vur, hem çelme tak, itekle sonra kendini yere attı düştü betona(sisteme) zarar verdi diye git şikâyet et! Var mı bunun daha ötesi!?

Sihirli kelimeleri buldunuz mu peki? “İhtiyaç” ve “zaruret” halinde diyor! Önce “aile hekimlerine nöbet tutturulmaması esastır” diyor, sonra “zaruret” ve” ihtiyaç” halinde diyerek esasa bir istisna getiriyor! Tıpkı Anayasamızda olduğu gibi. Bu ülkede esasların istisna, istisnaların ise bir esas olarak kullanıldığını bilmeyen yoktur! Ama ne çare…

Süpermen olmalısınız Aile Hekimi dostlarım, Süpermen! Haftalık 40 saatten aylık 160 saat çalışacaksınız, bunun yanı sıra ayda bir 24 saat adli nöbet, ayda bir 24 saat defin nöbeti, toplamda görev dışı nöbetlerle birlikte 208 saat çalışacaksınız, üstüne üstlük şimdi bir de haftada 30 saat “Acil Servislerde Nöbet” tutmanız isteniyor! 

Şuna emin oldum ki size insan gözü ile bakmıyorlar, “Süpermen” gözü ile bakıyorlar. “Örümcek Adam-Çizmeli Kedi-Batman ya da Himen” falan da olabilir. Sıradan bir insan Aile Hekimi iken devlet size bir süper kahraman olma fırsatı veriyor, değerlendirin bunu!

Sıkıştığınız yerde Süpermen gibi uçar, duvarlar size dar geldiğinde “Örümcek adam” gibi tırmanır, gücünüzün tükendiğini hissettiğiniz anda ise “gölgelerin gücü adına” der ve bir Himen’e dönüşürsünüz! Kahramanlıktan kahramanlık beğenin..!

Ya daaa, hadi biraz gerçekçi olalım. Böyle bir değişikliği yapan ve sizden süper kahramanlık bekleyen zihniyet, normal bir insanın bu yükün altından kalkamayacağını bilerek ve düşünerek, günün sonunda; “işte beceremediler, yapamadılar, biz ne güzel aile hekimliği kurmuştuk oysa ama yürütemiyorlar” deyip Aile Hekimliği dükkânını kapatıp, faturayı da size yükleyerek, herkesi evine göndermek! “Nerde benim aile hekimim” diyenlere de sizi hedef göstermek.. Valla çok zekice…

Eğer erken uyanmaz ve harekete geçmezseniz bu plan tutar haberiniz olsun! Bakanlık sizi ya kahraman yapacak ya da rezil edecek!

"Aile Hekimlerinin bir başka kuruluşta nöbet tutturulmaya zorlanmasının, dünya da örneği yok. Yasaya aykırı, geriye dönüş vs” demenin faydası yok. Tercih sizin…

“İyi güzel diyorsun da, siz bir Avukat olarak kendi mesleğiniz için ne yaptınız?” diye soranlar için söylüyorum; biz bir şey yap(a)madık ve Türkiye’de hak aramanın sembolü Avukatlar olarak çoktan öldük! Baroların cenazesi bile ortada kaldı! Siz de bizim gibi olmayın diye söylüyorum. Kahin değilim ama böyle giderse geleceğiniz hiç de parlak değil..!

Bugün size “sen sadece bir aile hekimi değilsin, bir süper kahraman olmalısın” diyenlere aldanırsanız, yarın; “durun vurmayın onlar da bir insan” demek ve savunmanızı yapmak yine biz kendi söküğünü dikemeyen Avukatlara düşecek…


(Bu köşe yazısı, sayın Av. Zafer KAZAN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)