AYM, Karar Tarihi: 26/3/2026, Esas Sayısı: 2025/10 (Değişik İş), Karar Sayısı: 2026/3

Davaya konu olayda CHP, Cumhuriyetçi Milletin Partisi'nin isim ve amblemine benzerlik itirazında bulunmuş; AYM, parti isminin sicilden silinmesi talebinin reddine karar vermiştir.

A. KARARIN GEREKÇESİ

“Talepte bulunan Cumhuriyet Halk Partisi 9/9/1992 tarihinde; isminin ve ambleminin hükümsüzlüğüne ve siyasi parti sicilinden terkinine karar verilmesi istenen Cumhuriyetçi Milletin Partisi ise 20/10/2025 tarihinde kuruluşuna dair bildirge ve eklerinin İçişleri Bakanlığına verilmesi suretiyle tüzel kişilik kazanmıştır.

Siyasi partilerin seçmenlere verecekleri mesajları daha anlamlı kılmak ve hitap ettikleri seçmen kitlesinin önemsediği değerlere sahip çıktıklarını göstermek için “cumhuriyet”, “millet”, “adalet”, “demokrasi”, “özgürlük”, “millî” ve “hak” gibi kelimeleri, söz konusu kelimeler siyasi parti siciline kayıtlı bir başka siyasi parti isminde yer alsa dahi parti isimlerinde —karışıklığa yol açmamak kaydıyla— kullanabilmeleri mümkündür (AYM, E.2025/1, (Değişik İş) K.2025/1, 27/03/2025, § 7).

Belirtilen ilkeler çerçevesinde Türkçe Sözlük’te “Milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimi” şeklinde tanımlanan “Cumhuriyet” kelimesinin birden çok parti tarafından kullanılmasının mümkün olduğu ve davalı Partinin “Milletin” kelimesine isminde yer vermek suretiyle ismini Cumhuriyet Halk Partisinin isminden belirgin bir şekilde farklılaştırdığı dikkate alındığında, söz konusu parti isminin “Cumhuriyet Halk Partisi” ismi ile iltibasa mahal verecek nitelikte benzer olduğunun söylenmesi mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle “Cumhuriyetçi Milletin” ibaresinin parti isminde yer almasının 2820 sayılı Kanun’un 96. maddesine aykırılık oluşturmadığı anlaşıldığından Cumhuriyetçi Milletin Partisinin isminin hükümsüzlüğüne ve siyasi parti sicilinden terkinine karar verilmesi talebinin reddi gerekir.”

B. DEĞERLENDİRMELERİMİZ

Bilindiği üzere Yenilik Partisi ile yeni kurulan YENİ Parti arasındaki isim benzerliği davasında, Anayasa Mahkemesi (AYM) hukuki süreci 29 Eylül 2026 tarihinde esastan görüşmek üzere gündemine almıştır. Şimdi gözler 29 Eylül’e çevrilmiştir.

1. Anayasa Mahkemesi’nin Parti Adlarının İltibası Değerlendirmesinde Esas Aldığı Temel İlke ve Kriterler

Yukarıda paylaştığımız Anayasa Mahkemesi’nin yeni tarihli kararı ve onun atıf yaptığı 27/03/2025 tarihli daha eski kararı dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesi’nin parti adlarının iltibası (karıştırılma ihtimali) değerlendirmesinde oldukça esnek davrandığı anlaşılmaktadır. AYM'nin 27/03/2025 tarihli kararı (E.2025/1), Yüksek Mahkeme'nin siyasi parti isimlerinde iltibas sınırlarını çizdiği ana dayanak kararıdır.

Bu kararda, parti isimlerinin karıştırılmasında aşağıdaki temel ilkeler esas alınmıştır:

a) "Siyasi Kavram Havuzu" İlkesi: AYM, 2025/1 sayılı bu kararında, siyaset biliminde ve toplumsal dilde geniş yer tutan kelimelerin tek bir partinin tekeline verilemeyeceğini karara bağlamıştır. Mahkemeye göre bir kelimenin, siyasi parti siciline kayıtlı bir başka partinin isminde yer alması, o kelimenin "karışıklığa yol açmamak kaydıyla" yeni kurulan başka partiler tarafından da kullanılabilmesine engel değildir.

b) "Ortalama Seçmen Algısı" ve Ayırt Edilebilirlik: Atıf yapılan kararda AYM, iltibas değerlendirmesi yaparken kelimelerin sözlük anlamlarından ziyade, sandık başındaki ortalama seçmen algısını kriter almıştır. Eğer iki isim arasında görsel veya işitsel (fonetik) olarak seçmenin yanılmasını önleyecek asgari bir farklılık varsa, bu durumu partilerin kurulma özgürlüğü lehine yorumlamıştır.

AYM, 2026/3 sayılı güncel kararında da 2025/1 içtihadındaki ilkelerin arkasında durduğunu vurgulamıştır.

2. Siyasi Parti İsimleri Arasındaki Karıştırılma İhtimalinin Markalar Arasındaki Karıştırılma İhtimali ile Karşılaştırılması

Bir fikri mülkiyet hukukçusu olarak bu alanda uzun süreden beri kitap ve makale yazmış, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinde 20 yıl bilirkişilik yapmış bir kişi olarak; markalar arasındaki karıştırılma ihtimaline ve bu konudaki emsal Yargıtay kararlarına değinmeden geçemeyeceğim.

Anayasa Mahkemesi emsal kararları gibi Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) hükümleri ve Yargıtay kararlarına göre de, markalar arasındaki iltibas değerlendirmesinde esnek davranıldığını söyleyebiliriz.

SMK m. 5/1-c hükmüne göre; ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler marka olarak tescil edilemez. Bu hükmün temel amacı, ilgili sektörde faaliyet gösteren herkesin kullanımına açık olması gereken tasviri (tanımlayıcı) işaretlerin bir şahsın inhisarına verilmesinin önüne geçerek kamu yararını gözetmektir. Bu işaretlerin bir şahsın tekeline verilmesi, rekabet imkânının haksız biçimde sınırlandırılmasına yol açar. Örneğin “Haberin Merkezi” ibaresi; haberleşme, radyo-televizyon program hizmetleri ve yayın hizmetleri bakımından tanımlayıcı nitelikte olduğundan bu hizmetler için tescil edilemez.

Önceki markanın ayırt edici niteliği düşük ise küçük farklılıklarla birlikte iltibasın oluşması önlenebilir. Buna karşılık özgün, ayırt ediciliği yüksek markalarda iltibası önlemek için daha büyük farklılıklar gereklidir. Özellikle çok unsurlu markalar bakımından karıştırma ihtimalinin olup olmadığı konusundaki değerlendirmede, jenerik ve tanımlayıcı unsurlar bir yana bırakılarak, markaların ayırt edici unsurları dikkate alınmalıdır. Zira markanın özgün kısımları ortalama tüketicilerin dikkatini daha fazla çekmektedir.

Ayırt edici niteliği yüksek işaretler iltibas değerlendirmesinde daha geniş bir korumayı hak ederken, ayırt edici niteliği zayıf işaretler daha dar bir korumayı hak etmektedir. Örneğin Yargıtay, "CEP TV" ile "CEP HABER" markaları arasında bir iltibas görmemiştir (Ayrıntılı bilgiler ve ilgili Yargıtay kararları için bkz. Karasu, Rauf / Suluk, Cahit / Nal, Temel; Fikri Mülkiyet Hukuku, 9. Baskı, Eylül 2026, s. 235).

3. Anılan İlke ve Kriterlere Göre "Yenilik Partisi" ile "Yeni Parti" Arasındaki Karıştırılma İhtimalinin Değerlendirilmesi

AYM; "cumhuriyet", "millet", "adalet", "demokrasi" gibi toplumun ortak değerlerini ifade eden kelimelerin birden çok parti tarafından kullanılabileceğini, bu kelimelerin tek bir partinin uhdesine/tekeline bırakılamayacağını açıkça belirtmiştir. İnceleme konumuz olan Yeni Parti isminde yer alan “Yeni" ile Yenilik Partisi isminde yer alan "Yenilik" kavramları da siyasi hayatta değişim, modernleşme ve gelecek vizyonunu temsil eden toplumsal ortak kavramlardır. Bu nedenle AYM'nin 2025/1 kararı uyarınca, Yenilik Partisi bu kelime üzerinde mutlak bir "isim tekeli" iddia edemez.

AYM, Cumhuriyetçi Milletin Partisi'nin ismindeki "Milletin Partisi" ibaresinin, onu Cumhuriyet Halk Partisi'nden "belirgin bir şekilde farklılaştırdığını" kabul etmiştir. "Cumhuriyet" kelimesi ortak olsa da yanına gelen eklerin ayırt edici olduğunu belirtmiştir.

Somut olayımızda da "Yenilik Partisi" ile "YENİ Parti" yazılış, ekler ve telaffuz bakımından (fonetik olarak) birbirinden ayrışmaktadır.

Özetle AYM’nin 26/3/2026 tarihli bu yeni kararı, Anayasa Mahkemesi'nin iltibas iddialarında artık çok daha esnek davrandığını, kelime benzerliklerini siyasi partilerin kurulma özgürlüğünü kısıtlayacak şekilde dar yorumlamadığını göstermektedir. Bu güncel içtihat doğrultusunda, YENİ Parti'nin isminin silinmesi veya değiştirilme talebinin reddedilme ihtimali oldukça yüksektir.

4. AYM’nin İsim Kararı Ne Olursa Olsun: Yenilik Partisi Her Senaryoda Kazançlı

Son olarak belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararı hangi yönde olursa olsun, sonuç Yeni Parti’nin değil, Yenilik Partisi’nin lehine olacaktır. Bunun nedenlerini iki olası senaryoyla açıklayabiliriz:

Birinci Senaryo: AYM’nin İtirazı Kabul Etmesi (Yeni Parti İsminin Silinmesi)
AYM, düşük bir ihtimal de olsa Yenilik Partisi’nin itirazını haklı bulup isimlerin benzer olduğu ve seçmenlerin iki partiyi karıştıracağı gerekçesiyle "Yeni Parti" isminin sicilden silinmesine karar verebilir. Bu durumda Yeni Parti artık bu ismi kullanamayacaktır. Ancak gerek dava öncesi gerek dava süreci boyunca "Yeni Parti" ismi ulusal medyada ve halk arasında sıkça gündeme gelmiş ve ciddi bir tanınırlık kazanmıştır. Dolayısıyla Yenilik Partisi, isim benzerliği sayesinde bu hazır tanınırlıktan ve reklamdan dolaylı olarak haksız bir avantaj sağlayacaktır.

İkinci Senaryo: AYM’nin İtirazı Reddetmesi (Her İki İsmin de Kalması)
AYM, parti isimlerinin iltibas (karışıklık) oluşturacak kadar benzer olmadığına hükmederek Yenilik Partisi’nin itirazını reddedebilir. Bu durumda her iki parti de mevcut isimlerini kullanmaya devam edecektir. Seçmenlerin büyük kısmı bu iki partiyi ayırt edebilse bile bir kısmının karıştırma ihtimali her zaman masada kalacaktır. Kamuoyu araştırmalarına göre Yeni Parti’nin oy oranı ve halk nezdindeki bilinirliği, Yenilik Partisi ile kıyaslanamayacak kadar çok yüksektir. Bu olası karışıklıktan, bilinirliği az olan Yenilik Partisi'nin fayda sağlayacağı kuşkusuzdur.

5. Sonuç ve Stratejik Tavsiye

Bu tablodan hareketle; ben Yenilik Partisi Genel Başkanı olsaydım, zaten kendi lehime olan bu benzerliği ortadan kaldıracak herhangi bir hukuki girişimde bulunmazdım.

Diğer taraftan Yeni Parti Genel Başkanı olsaydım; AYM isim benzerliği konusunda lehimize karar verse bile riske girmez ve "Yeni Parti" ismiyle birlikte hafızalarda yer edecek, son derece ayırt edici bir logo kullanırdım. Böylece seçmen nezdindeki olası karıştırılma tehlikesini tamamen ortadan kaldırırdım.

Rauf Karasu

Prof. Dr. Rauf Karasu

Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Öğr. Üyesi