TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

GENEL KURUL

KARAR

E. G. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/18263)

Karar Tarihi: 11/6/2026

R.G. Tarih ve Sayı: 6/11/2026 - 33422

GENEL KURUL

KARAR

​

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Başkanvekili

:

Basri BAĞCI

Başkanvekili

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Selahaddin MENTEŞ

Kenan YAŞAR

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Fatih ALKAN

Başvurucu

:

Vekili

:

Av. Lale KARADAŞ

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, soruşturma sürecinde düzenlenen tutanağın şüpheli tarafından talep edilmesine rağmen verilmemesi nedeniyle kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması soruşturmaları kapsamında İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığınca 5/8/2016 tarihinde gözaltına alınmış ve beş günlük gözaltı sürecinin akabinde İskenderun Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/8/2016 tarihli kararıyla tutuklanmıştır. Soruşturma dosyası yetki nedeniyle Hatay Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) gönderilmiştir.

3. Soruşturma neticesinde Başsavcılığın 25/5/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmıştır. Kovuşturma sürecini yürüten Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi) 2/5/2018 tarihli kararıyla başvurucunun anılan suçtan 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Karar, istinaf ve temyiz kanun yolu incelemesinden geçerek 9/4/2019 tarihinde kesinleşmiştir.

4. Başvurucu 5/3/2019 tarihinde İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğüne sunduğu dilekçede, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuruda bulunacağını belirterek gözaltında olduğu 10/8/2016 tarihinde kolluk tarafından alınan ifadesine ilişkin olarak düzenlenen tutanağın kendisine verilmesini talep etmiştir. Emniyet Müdürlüğünden verilen cevapta soruşturma dosyasının Başsavcılığa gönderildiği, bu nedenle talep yazısının anılan merciye iletildiği belirtilmiştir.

5. Başvurucu 11/4/2019 tarihinde Başsavcılığa gönderdiği dilekçede AİHM'e başvuru yapacağını ifade ederek bilgi alma/ifade tutanağının, araştırma tutanağının ve varsa diğer belgelerin tarafına gönderilmesini talep etmiştir.

6. Başvurucu, talebi hakkında Başsavcılık tarafından kendisine herhangi bir cevap verilmediğini belirterek 27/5/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

7. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

8. Birinci Bölüm, başvurunun Genel Kurul tarafından incelenmesine karar vermiştir.

9. Başvurucu, bireysel başvuruda bulunduktan sonra Anayasa Mahkemesine sunduğu 9/10/2023 tarihli ek beyanda söz konusu evrakı da içeren ve yargılamaya ilişkin olan belgelerin tarafına verilmesi talebiyle kovuşturmayı yapan Ağır Ceza Mahkemesine dilekçeyle başvurduğunu ancak ifade tutanağının kendisine verilmediğini belirtmiştir.

10. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemeye göre başvurucu, Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu 24/6/2019, 26/7/2019, 5/8/2019 ve 12/1/2021 tarihli dilekçelerle yargılama dosyasının içindeki tüm evrakın tarafına verilmesini talep etmiştir. Başvurucu, 5/8/2019 tarihli talep dilekçesinde "...bugüne kadarki 2017/104 esas dosyamdaki tüm evraklara-dosya özetine ihtiyaç duymaktayım. AYM bireysel başvurum için gerekli 2017/104 esas nolu dosyamdaki tüm evrakların tarafıma teslimen gönderilmesi hususunu; arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. Yine 12/1/2021 tarihli dilekçesinin içeriğinde "..2017/104 E nolu dosyamdaki tüm evrakların-dosya özetinin tarafıma gönderilmesi hususunu; arz ve talep ederim." şeklinde ifadeler yer almıştır.

11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun tutulduğu ceza infaz kurumuna gönderilen 6/8/2019 tarihli cevabi yazıda başvurucunun talebi doğrultusunda, dava dosyasına ait olup sistem üzerinde bulunan tüm evrakın gönderildiği ve başvurucuya tebliğ edilmesi gerektiği belirtilmiştir. İlgili ceza infaz kurumunca hazırlanan ve başvurucunun tebellüğ eden sıfatıyla imzaladığı 15/8/2019 tarihli tebliğ/tebellüğ tutanağında; gönderilen evrakın CD'ye aktarılarak başvurucunun dosyasında bekletildiği, ilgili evrakın bilgisayar ortamında incelenebileceği veya başvurucunun belirleyeceği kişiye teslim edilebileceği ifade edilmiştir. Ağır Ceza Mahkemesinin yazısı doğrultusunda sistemdeki ceza davası dosyasına ilişkin belgeleri başvurucu incelemiş ve belgeler, başvurucunun avukatına teslim edilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

12. Başvurucu, adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

13. Başvurucu; soruşturma sürecinde 10/8/2016 tarihinde alınan ifadesine ilişkin olarak düzenlenen tutanağın kendisine verilmesini İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğünden ve Emniyet Müdürlüğünün yönlendirmesiyle Başsavcılıktan yazılı şekilde talep ettiğini ancak talebinin karşılanmadığını, söz konusu belgeyi AİHM'e yapacağı bireysel başvuruda kullanmak istediğini belirtmesine rağmen Başsavcılığın sorumluluğunu yerine getirmediğini iddia etmiştir. Başvurucu, dava dosyasının içindeki diğer tüm belgelere erişiminin sağlandığını ancak 10/8/2016 tarihli söz konusu tutanağın kendisine verilmediğini, bu nedenle hak kaybı yaşadığını belirterek kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının, hak arama hürriyetinin, adil yargılanma hakkı ile bilgi edinme hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun başvuru tarihinden önceki ve sonraki bilgi ve belge taleplerine yanıt verildiği, ceza dosyasındaki tüm evrakın 6/8/2019 tarihinde sistem üzerinden gönderildiği, anılan evrakı başvurucunun 20/8/2019 tarihinde incelediği ve talebi üzerine 6/9/2019 tarihinde avukatına teslim edildiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşüne karşı sunulan 9/10/2023 tarihli dilekçede, talep dilekçelerinin konusunun başvurucunun gözaltında olduğu süreçte düzenlenen ifade tutanağı olduğu ancak avukatına verilen belgeler arasında söz konusu tutanağın bulunmadığı, bu nedenle hak kaybına uğrandığı ifade edilmiştir.

15. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereği bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Dolayısıyla temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle yargı mercileri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt [2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

16. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin ilgili yargı mercilerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir yoldur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun yollarının doğru merciler önünde yeterli şekilde ve özenle tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek [1. B.], B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

17. Olağan başvuru yolları ibaresinin başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili olarak anlaşılması gerekir. Ayrıca başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir olup bu kurala riayetin denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının varlığı değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun kişisel koşulları gerçekçi bir biçimde ele alınmalıdır. Bu nedenle başvurucunun kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediği başvurunun özellikleri dikkate alınarak değerlendirilir (S.S.A. [1. B.], B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl Yaykır [2. B.], B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42). Zira olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi, başvurucudan beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu da yoktur (Fatma Yıldırım [1. B.], B. No: 2014/6577, 16/2/2017, § 39). Bununla beraber talep konusunun ve içeriğinin konuyla ilgili değerlendirme yapma ve çözüm sunma imkânı bulunan mercilere sunulan şikâyet veya talep dilekçelerinde açıkça dile getirilmesi başvuru yollarının tüketildiğinin kabul edilebilmesi için önem arz etmektedir.

18. Başvurucuların somut olayın koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek yolları tüketmesi, bunu yaparken özen yükümlülüğüne uygun şekilde hareket ederek Anayasa Mahkemesi önüne taşıyacakları olguları, hukuki iddiaları ve talepleri ilgili idari ve yargı mercilerinin denetim yapmalarına ya da talep hakkında karar vermelerine imkân sağlayacak şekilde açıkça dile getirmeleri gerekir. Diğer bir anlatımla bireysel başvuruya konu edilecek olgular, iddialar ve talepler, makul derecede başarı şansı sunan ve çözüm sağlamaya elverişli olan merciler önünde Anayasa Mahkemesine başvurulmadan önceki aşamalarda açıkça ileri sürülmelidir. Aksi durumda bu hususta ilgilisince gerekli özenin gösterilmediği ve olağan başvuru yollarının usulüne uygun şekilde tüketilmediği sonucuna ulaşılabilir.

19. İncelenen olayda başvurucu; şüphelisi olduğu adli soruşturma kapsamında alınan 10/8/2016 tarihli ifadesine ilişkin tutanağın kendisine verilmesi talebinin Başsavcılık tarafından karşılanmadığını, bu bakımdan Başsavcılığın görevinin gereklerini yerine getirmediğini ileri sürmüştür. Başvuru formunda başvurucu, İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğünden gelen cevap yazısının ardından Başsavcılığa talep dilekçesi sunduğunu belirtmiştir. Başvurucu, talebi hakkında Başsavcılıktan bir cevap gelmemesi üzerine beklemediğini ve doğrudan bireysel başvuruda bulunduğunu ifade etmiştir.

20. Başvurucu hakkındaki kovuşturma sürecinin 25/5/2017 tarihli iddianameyle başladığı görülmektedir. Bu durumla cezai süreçle ilgili tüm evrakın kovuşturma sürecini yürüten Ağır Ceza Mahkemesinin uhdesinde olması ya da dosyasına dâhil edilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Zira iddianamenin kabulüyle başlayan ve hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi ifade eden kovuşturma sürecinde ilgili mahkeme maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak şekilde saptanması amacıyla tüm bilgi ve belgelere erişme, dava dosyasına ekleme ve bunları değerlendirme yetkisine sahiptir. Bu bakımdan başvurucunun kendisine verilmesini istediği, ceza soruşturmasına ya da kovuşturmasına ilişkin bilgi ve belgeleri kovuşturma sürecinin başlamasıyla beraber Ağır Ceza Mahkemesinden talep edebileceği ve anılan yargı mercinin başvurucunun talebi konusunda çözüm sunmaya elverişli olduğu açıktır.

21. Nitekim başvurucu, Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu 24/6/2019, 26/7/2019, 5/8/2019 ve 12/1/2021 tarihli dilekçelerle yargılama dosyasının içindeki tüm evrakın tarafına verilmesini talep etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi de başvurucunun talebi doğrultusunda dava dosyasına ait sistem üzerindeki tüm evrakı başvurucunun bulunduğu ceza infaz kurumuna 6/8/2019 tarihinde göndermiştir. Bu husus, başvurucuya tebliğ edilmiştir. Akabinde başvurucu, dava dosyasını incelemiş, dosya içeriğindeki belgeler başvurucunun avukatına teslim edilmiştir (bkz. §§ 10, 11).

22. Söz konusu gelişmelere rağmen başvurucu, Anayasa Mahkemesine sunduğu 9/10/2023 tarihli dilekçede başvuruya konu ettiği ve kendisine verilmesi talebinde bulunduğu evrakın gözaltında olduğu süreçte düzenlenen 10/8/2016 tarihli ifade tutanağı olduğunu ancak incelettirilen ve avukatına verilen belgeler arasında talep ettiği tutanağın bulunmadığını ileri sürmüştür. Bu durumda başvurucunun cezai süreç içinde hakkında tanzim edilen evrakın tümüne -10/8/2016 tarihli ifade tutanağı hariç olmak üzere- erişebildiği, kendi beyanlarından ve ilgili idari ve yargı mercilerinin yazılarından anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun kendisine teslim edilmediğini ileri sürdüğü tek evrakın 10/8/2016 tarihli ifade tutanağı olduğu anlaşılmaktadır.

23. Vurgulandığı üzere başvurucunun kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediği, başvurunun özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir (bkz. § 17). Bu bağlamda başvurucu, talep konusunu ve içeriğini konuyla ilgili değerlendirme yapma ve çözüm sunma imkânı bulunan mercilere sunmuş olmalıdır. Zira etkili olduğu saptanan bir başvuru yolunda, ilgili iddialar ayrıca ve açıkça ileri sürülmeden Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmaz. Bireysel başvuruya konu edilen olgular, iddialar ve talepler, çözüm sağlamaya elverişli olan merciler önünde Anayasa Mahkemesine başvurulmadan önce açıkça dile getirilmediği durumda işleyen başvuru yollarının tüketilmediği ve bu hususta ilgilisince gerekli özenin gösterilmediği kanaatine varılabilir (bkz. § 18).

24. Başvurucu, talebi hususunda çözüm sunma imkânı olan ve kovuşturma sürecini yürüten Ağır Ceza Mahkemesinden tüm evrakın ya da dosya özetinin kendisine verilmesini çeşitli tarihlerde talep etmiş ve Mahkemece ilgili tüm evrak başvurucunun bilgisine sunulmuştur. Bununla birlikte başvurucu, Anayasa Mahkemesine sunduğu başvuru formu ve dilekçesinde tüm bu süreçte erişemediğini belirttiği 10/8/2016 tarihli ifade tutanağına ilişkin olarak anılan Ağır Ceza Mahkemesine açık bir talep dilekçesi vermemiş veya bu hususta açık ve ayrı bir istemde ya da beyanda bulunduğunu gösterememiştir. Bu kapsamda başvurucunun ilgili mercilere sunduğu belgeler arasında da 10/8/2016 tarihli ifade tutanağının verilmesine ilişkin ayrı ve açık bir talep dilekçesi de yer almamaktadır.

25. Neticede başvurucunun talebi konusunda çözüm sunmaya elverişli bir merci olan Ağır Ceza Mahkemesi önünde bireysel başvuruya konu ettiği olgu, iddia ve talep konusunda açık beyanlarda bulunulmadığı, temel hak ve hürriyetlerin ihlal edildiği iddiasını ilgili merci önünde ayrıca ve tereddütsüz şekilde ileri sürmeden doğrudan Anayasa Mahkemesinin önüne taşıdığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla başvuru yollarının usulüne uygun şekilde tüketilmesi konusunda başvurucunun gerekli özeni göstermediği sonucuna ulaşılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 11/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.