TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ALİ ERGÜL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/1112)

Karar Tarihi: 16/9/2026

R.G. Tarih ve Sayı: 30/10/2026 - 33415

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Mehmet Fatih GÖKÇEK

Başvurucular

:

1. Ali ERGÜN

2. Abbas KOÇ

3. Abdullah BÖLÜK

4. Zübeyir GÖZÜBÜYÜK

Vekili

:

Av. İbrahim ÖZCAN

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvurular, eksik ödenen memur maaşlarının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takiplerinin düşmesine karar verilmesi sonrasında idari yargıda açılan davaların süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucular, Ankara'nın Haymana ilçesi -12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca tüzel kişiliği kaldırılan- Çalış Belediye Başkanlığında (mülga Belediye) memur olarak görev yapmıştır.

3. 2002-2014 yılları arasında bazı aylara ilişkin ödenmeyen maaş alacakları ile faiz alacakları toplamının tahsili için 2014 yılında başvurucular mülga Belediye aleyhine ilamsız icra takipleri başlatmıştır.

4. İlamsız icra takipleri devam etmekte iken 6360 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca Çalış Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılmış, taşınır ve taşınmazları ile alacak ve borçları Haymana Belediye Başkanlığına (Belediye) devredilmiştir. Bu durum nedeniyle Haymana İcra Müdürlüğü (İcra Müdürlüğü) mülga Belediyenin borçlu olup derdest olan takip dosyalarına Belediyeyi borçlu sıfatıyla kaydetmiş, Belediyeye gönderdiği muhtıralarda borçların tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde ödenmesi gerektiğini bildirmiştir.

5. Belediye, bu muhtıraların tebliğ edilmesi üzerine Haymana İcra Hukuk Mahkemesinde (İcra Hukuk Mahkemesi) şikâyet yoluna başvurarak muhtıraların iptalini, borçlara itirazla birlikte takiplerin durdurulmasını ve icra inkâr tazminatlarına hükmedilmesini talep etmiştir. İcra Hukuk Mahkemesi Belediyenin şikâyetlerinin reddine, ilamsız icra yoluyla takipte itirazın ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yapılacağı ve itiraz üzerine takibin duracağı, yanlış merciye yapılan itirazın ise sonuç doğurmayacağı gerekçeleriyle borca itiraz ve takibin durdurulması taleplerinin geçersiz sayılmasına, Belediyenin borçlu olmadığının tespiti yönündeki talepler yönünden Mahkemelerinin görevsizliğine farklı tarihlerde karar vermiştir. Bu kararlar, kanun yolu incelemelerinden geçerek kesinleşmiştir.

6. İlamsız icra takibi devam etmekte iken 25/8/2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (694 sayılı KHK) 8. maddesi ile 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 42. maddesine "İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz.” hükmü, 9. maddesi ile 2004 sayılı Kanun'a geçici 13. madde olarak "İdari yargının görev alanına giren konularda, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılmış ilamsız icra takipleri hakkında, talep üzerine icra müdürünce 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca dosya üzerinden düşme kararı verilir ve karar alacaklıya resen tebliğ edilir, Alacaklı, düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikayet yoluna başvurabilir. Düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargı merciinde dava açılabilir. Düşme talebinin reddine veya düşme kararı hakkındaki şikayetin kabulüne ilişkin karar kesinleşmeden takibe devam edilemez. Birinci fıkra kapsamındaki ilamsız icra takipleri hakkında açılmış itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davalarında talep üzerine, karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Tarafların yaptığı takip ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti üzerlerinde bırakılır. Bu kararın kesinleşmesi üzerine takip dosyası icra müdürlüğüne iade edilir ve takip hakkında birinci fıkra uyarınca işlem yapılır.” hükmü eklenmiştir. Anılan KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 7078 sayılı Kanun'da da söz konusu maddeler aynı şekilde yer almıştır.

7. İcra Müdürlüğü, Belediyenin talepleri üzerine 694 sayılı KHK'nın ilgili hükümleri gereğince icra takiplerinin düşmesine karar vermiştir. Bu kararlar üzerine başvurucular şikâyet yoluna başvurmuş, İcra Hukuk Mahkemesi şikâyetlerin reddine karar vermiştir. Bu kararlara karşı yapılan istinaf başvuruları Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi kararlarıyla esastan reddedilmiştir. Bu kararlar temyiz edilmeyerek farklı tarihlerde kesinleşmiştir.

8. Başvurucular, icra takiplerinin düşmesine ilişkin kararlar kesinleştikten sonra otuz gün içinde idare mahkemelerine dava açmıştır. Dava dilekçelerinde 694 sayılı KHK ile 2004 sayılı Kanun'a eklenen maddeler uyarınca düşmesine karar verilen icra takiplerine konu ettikleri asıl alacak ve ferîleri toplam tutarının icra takibi tarihlerinden itibaren talep edilen asıl alacaklara kamu alacaklarına uygulanacak olan en yüksek banka mevduat faizi işletilmek suretiyle taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

9. İdare mahkemeleri davalarda talep edilen eksik maaş ödemelerine dair alacakların ilişkin oldukları aylara göre değerlendirme yapmış ve davaların kısmen veya tamamen süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Kararlarda başvurucuların 2002-2014 yılları arasında süreklilik arz etmeyen bazı aylarda maaşının eksik ödendiği ve her ay yapılan bir eksik ödemenin söz konusu olmadığı belirtilmiştir. Eksik ödemenin süreklilik arz etmemesi sebebiyle kendilerine eksik ödeme yapıldığını ya da hiç ödeme yapılmadığını en geç başvurucuların aylıklarını aldığı tarihlerde öğrendiğinin kabulü gerektiği açıklanmıştır. Aylıkların alındığı tarihlerden itibaren altmış gün içinde doğrudan veya idareye yapılacak başvurunun reddi üzerine 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesinde öngörülen sürelere uyularak dava açılması gerektiğine dikkat çekilmiştir. Mahkemelerce başvurucuların icra takibi başlattıkları tarihler idareye başvuru tarihi olarak kabul edilmiş; bu tarihe göre süresinde talep edilen alacakları varsa ödenmesi gerektiği, bu tarihe göre süresinde olmayan alacakları için açtıkları davada süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu kararlara karşı yapılan istinaf başvuruları Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin farklı tarihli kararlarıyla kesin olarak reddedilmiştir.

10. Başvurucular, nihai kararı farklı tarihlerde öğrendikten sonra süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. 2021/3085, 2021/31451 ve 2021/31453 sayılı başvuruların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2021/1112 sayılı bireysel başvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin 2021/1112 sayılı bireysel başvuru dosyası üzerinden sürdürülmesine karar verilmiştir.

12. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

13. Başvurucular, maaşların eksik ödendiğine dair kendilerine bir tebligat yapılmaması sebebiyle bu hususu ve nedenlerini bilmelerinin mümkün olmayacağını, eksik yapılan ödemeleri öğrendikten sonra mülga Belediye aleyhine ilamsız icra takibi başlattıklarını, mülga Belediyenin borca itirazı olmadığını ve icra takibinin kesinleştiğini belirtmiştir. Mülga Belediye kayıtlarında eksik maaş ödemelerinin ödenecek borçlar arasında gösterildiğini, buna rağmen Mahkemece icra takibi, haciz işlemleri, adli yargı süreci ve KHK süreci dikkate alınmadan karar verildiğini vurgulamıştır. 694 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği tarih öncesinde ilamsız icra takibine gidilebildiğine, idare mahkemesine dava açılmasının zorunlu olmadığına dikkat çeken başvurucular davayı 694 sayılı KHK'da yer verilen otuz günlük süre içinde açtıklarını belirterek Mahkemenin aşırı şekilci yorumu neticesinde davalarının süre aşımından reddine karar verilmesi sonucunda mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Diğer yandan istinaf kararında yeterli gerekçe bulunmaması sebebiyle gerekçeli karar hakkının, çalışmalarının karşılığı olan maaşlarının eksik ödenmesi sebebiyle mülkiyet hakkının, 694 sayılı KHK'nın geçmişe etkili olarak uygulanması ve alacaklarına kavuşamamaları sebebiyle etkili başvuru hakkının, aynı konuya ilişkin başka bir davada davacı lehine karar verilmesi ve Belediye tarafından mülga Belediye dışında başka belediyelerden devredilen memur borçlarının ödenmesi sebebiyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucuların temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca görüşe eklenen ve Belediye tarafından hazırlanan yazıda başvuruya konu olan işçi (memur) alacaklarının ilamsız icra takibi ile talep edilemeyeceği, icra takibinin düşmesine karar verilmesinin ve sonrasında Mahkemece davanın kısmen süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin isabetli olduğu açıklanmıştır.

15. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucuların iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

18. Somut olayda davaların tamamen veya bazı alacaklar yönünden kısmen süre aşımından reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalede bulunulduğu görülmektedir.

19. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda etkili bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve yeterli fırsatlara sahip olmasını gerektirir. Özellikle hukuki ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. [1. B.], B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 34). Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç [1. B.], B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65). Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 38).

20. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahale ölçülülük bağlamında büyük önem taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Vurgulamak gerekir ki dava açma süresinin hangi tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın şartları ışığında incelemektir (Ahmet Yıldırım [1. B.], B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46).

21. Somut olayda başvurucular 694 sayılı KHK (7078 sayılı Kanun) ile 2004 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler öncesinde eksik ödenen memur maaşları nedeniyle o dönemde çalışmakta oldukları mülga Belediye aleyhine ilamsız icra takipleri başlatmıştır. Bu icra takipleri devam etmekte iken İcra Müdürlüğü 6360 sayılı Kanun uyarınca mülga Belediyenin tüzel kişiliği kaldırıldığından ve söz konusu borç Kanun'da yer alan ilgili düzenlemeyle ilçe belediyesine devredileceğinden Belediyeyi borçlu olarak kaydetmiş ve muhtıra göndererek borcun yedi gün içinde ödenmesini talep etmiştir. Muhtıra üzerine Belediye şikâyet yoluna başvurmuştur. İcra Hukuk Mahkemesi 6360 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan Ankara Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 27/8/2013 tarihli kararıyla söz konusu borcun Belediyeye devredildiğini tespit etmiştir. İlamsız icra takipleri devam etmekte iken 694 sayılı KHK yürürlüğe girmiş ve Belediyenin talebi üzerine İcra Müdürlüğünce takiplerin düşmesine karar verilmiştir. Bu kararlara karşı şikâyet yoluna gidilmişse de şikâyetin reddine karar verilmiş ve bu kararların kesinleşmesi üzerine KHK düzenlemesinde yer alan otuz gün içinde başvurucular icra takiplerine konu olan alacaklarının kamu alacaklarına uygulanan en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle idari davalar açmıştır.

22. Başvurucuların uyuşmazlık ile ilgili temel iddiası, her bir eksik maaş ödemesinden söz konusu ödemelerin yapıldığı ay itibarıyla haberdar oldukları kabulüne dayanan Mahkemenin süreye ilişkin değerlendirmesinin öngörülebilir olmadığıdır.

23. Öncelikle 2577 sayılı Kanun uyarınca idari işlemin tebliği veya aynı Kanun'un 10. veya 11. maddeleri kapsamında idareye yapılan başvurular üzerine açılan bir idari davanın söz konusu olmadığını not etmek gerekir. Olayda başvurucuların Belediye aleyhine başlattığı ilamsız icra takipleri devam etmekte iken 694 sayılı KHK ile 2004 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler nedeniyle takiplerin düşmesine karar verilmesi ve bu kararların kesinleşmesi üzerine açılan bir idari dava söz konusudur. Anılan KHK hükmünde alacaklının icra takibine ilişkin düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikâyet yoluna başvurabileceği, düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargı merciinde dava açılabileceği belirtilmiştir. Başvurucular da ilamsız icra takiplerinin düşmesine karar verilmesi üzerine şikâyet yoluna başvurmuş, şikâyetin reddi kararları akabinde verilen istinaf başvurusunun reddine dair kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine otuz günlük süre içinde idare mahkemesinde davalarını açmıştır. Bu noktada 694 sayılı KHK'da yer alan düzenlemede şikâyetin reddine dair kararın kesinleşmesi üzerine otuz gün içinde davanın açılmasının yeterli görüldüğü vurgulanmalıdır. Anılan düzenlemede 2577 sayılı Kanun'da yer alan dava açma süresine ilişkin düzenlemelerin de ayrıca uygulanacağına dair bir hüküm mevcut değildir. Eksik maaş ödemeleri akabinde başvurucular mülga Belediye aleyhine -o tarihte gidilmesi mümkün olan- ilamsız icra yoluna başvurmuştur. Mülga Belediye tarafından borca itiraz edilmemiştir. Mülga Belediyenin tüzel kişiliğinin kaldırılması sonrasında takiplere Belediye aleyhine devam edilmiş ve haciz işlemlerine kadar gelinmişse de KHK düzenlemeleri nedeniyle icra takiplerinin düşmesine karar verilmiş ve uyuşmazlıklar idari yargıya taşınmıştır. İdare mahkemelerince davanın 694 sayılı KHK'da belirlenen süre içinde açılmış olması yeterli görülmemiştir. Başvurucuların ilamsız icra takibi başlattığı tarihi idareye başvuru tarihi olarak kabul eden idare mahkemeleri, eksik maaş ödemelerinin bazı aylarda söz konusu olduğundan ve süreklilik arz etmediğinden bahisle başvurucuların eksik ödemeleri maaşların ödendiği tarihler itibarıyla öğrendiği yorumunda bulunmuştur. Mahkemenin süreye ilişkin yorumunda, KHK düzenlemeleri öncesinde idari yargının konusuna giren alacaklar için de ilamsız icra takibi yoluna gidilebildiği, somut olayda borca itiraz edilmemesi üzerine takiplerin kesinleşerek haciz aşamasına kadar ilerlendiği hususlarının dikkate alınmadığı anlaşılmıştır.

24. Bu durumda icra takibinin düşmesine ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine KHK'da belirlenen otuz günlük süre içinde açılan idari davada, eksik ödemelerin sürekli olmadığı gerekçesiyle başvurucuların her bir eksik ödemeyi ait olduğu ayda maaş ödemesiyle öğrendiği kabulüyle davanın süresinde olmadığının değerlendirilmesinin başvurucular açısından öngörülebilir olmadığı kabul edilmelidir. Ayrıca ilamsız icra takiplerinin kesinleştiği ve haciz aşamasına kadar gelindiği dikkate alındığında başvurucular açısından yüksek oranda başarı şansı sunduğu değerlendirilen ilamsız icra takibi sürecinin düşme ile sonuçlanması sonrasında açılan idari davaların kısmen veya tamamen süre aşımı nedeniyle reddedilmesiyle gerçekleştirilen müdahale nedeniyle alacakların önemli bir kısmının elde edilmesi imkânsız hâle gelmiştir.

25. Dolayısıyla idare mahkemelerinin dava açma süresinin başladığı tarihi belirlemesine ilişkin öngörülebilir olmayan yorumunun mahkemeye erişim hakkına yönelik katı bir yorum teşkil ettiği, bu yorumun başvurucular üzerinde ağır bir külfete sebebiyet verdiği, bu suretle başvurucuların katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçlarla karşılaştırıldığında orantısız olduğu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu kanaatine varılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

27. Başvurucuların gerekçeli karar hakkının, etkili başvuru hakkının, eşitlik ilkesinin ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü görülmekte ise de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşıldığından diğer ihlal iddiaları ile ilgili olarak bu aşamada bir değerlendirme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

28. Başvurucular, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama talebi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

29. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

30. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucuların tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

Ç. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 1. İdare Mahkemesine (E.2019/1882, K.2021/204), Ankara 5. İdare Mahkemesine (E.2019/1603, K.2020/1441), Ankara 6. İdare Mahkemesine (E.2019/1687, K.2020/914), Ankara 11. İdare Mahkemesine (E.2019/1646, K.2020/1052) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 1.950,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.950,40 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.