T.C.
Yargıtay
12. Ceza Dairesi
2025/4393 E., 2026/4066 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/495 Değişik iş
SUÇLAR : Sahte belge düzenleme
İNCELEME KONUSU
KARAR : İtirazın reddi kararı
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.07.2023 tarihli ve 2015/730 Esas, 2018/860 Karar sayılı uyarlama yargılamasına ilişkin kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.08.2023 tarihli ve 2023/495 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 04.08.2023’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve ...-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9404 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9404 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Sahte fatura düzenlemek suretiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'ın, anılan Kanun'un 359/b, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43... . maddeleri gereğince 3 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/12/2028 tarihli ve 2015/730 esas, 2018/860 sayılı kararının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 22/02/2022 tarihli ve 2019/1079 esas, 2022/413 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteakip, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 15/04/2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4, 5 ve 6. maddeleri ile 213 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik nedeniyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinin talep edilmesi üzerine, yapılan uyarlama yargılaması sonunda, adı geçen sanığın 213 sayılı Kanun'un 359/b ve 5237 sayılı Kanun'un 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/07/2023 tarihli ve 2015/730 esas, 2018/860 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/08/2023 tarihli ve 2023/495 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/08/2023 tarihli kararının kesin nitelikte olması karşısında, anılan kararı müteakip, Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10/11/2023 tarihli ek karar ile Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/11/2023 tarihli ve 2023/465 değişik iş sayılı kararının hukuki değerden yoksun olduğu gözetilerek yapılan incelemede,
213 sayılı Kanun'un 359. maddesinin (a) fıkrasına 7394 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile son fıkrasından önce gelmek üzere eklenen fıkralarda yer alan, “Bu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir..." şeklindeki, Anılan Kanun'un geçici 34/1-2. maddesinde yer alan, "Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, 359 uncu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammını, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Hazineye ödedikleri takdirde 359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla soruşturma evresi için yapılan etkin pişmanlık düzenlemesinden faydalanabilir.
Birinci fıkra hükümleri bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımı tarihinde soruşturma ve kovuşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında da uygulanır..." şeklindeki düzenlemeler ile benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 18/02/2020 tarihli ve 2019/3793 esas, 2020/1413 karar sayılı ilâmında yer alan"...sahte fatura kullanma suçlarında her takvim yılında işlenen suçların birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu, ancak aynı takvim yılı içerisinde farklı zamanlarda kullanılan sahte fatura eylemlerinin zincirleme sahte fatura kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre,
1- Sanığın aynı takvim yılı içerisinde birden fazla kez sahte fatura düzenlemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediği anlaşılmasına rağmen, Mahkemesince koşulları oluşmadığından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, aynı takvim yılı içinde farklı zamanlarda sahte fatura düzenleme şeklindeki eylemlerin zincirleme suç teşkil ettiği, sonraki kanuni düzenleme ile bu hususta bir değişiklik öngörülmediği, bu sebeple yapılan uyarlama yargılaması sonunda sanık hakkında tayin olunan cezadan 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde,
2- Mahkemesince sanık hakkında yapılan uyarlama yargılaması sonunda, sanığın mahkûmiyetine ve 7394 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler uyarınca suça konu eyleme ilişkin vergi borcunun sanık tarafından süresi içinde vergi dairesine ödenmediğinden bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 17/05/2022 tarihli yazısı ile sanığın ödemesi gereken vergi/cezaların bildirilmiş olduğu, ancak anılan yazı cevabı ile sanık tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda bilgi verilmemiş olduğu, bununla birlikte sanık tarafından celse arasında, 35.809,33 Türk lirası tutarında vergi borcu ödemesi yapıldığına dair 13/04/2023 tarihli vergi dairesi alındı belgesi ile ... Vergi Dairesi Müdürlüğünce düzenlenen 14/04/2023 tarihli ve 75158061-250-03 sayılı sanığa ait vadesi geçmiş borç bulunmadığına dair yazının sunulmuş olduğu anlaşılmakla, sanığın inceleme konusu vergi borcunu ödeyip ödemediği hususunun ilgili vergi dairesinden sorulması ve ödenmiş olduğunun tespiti halinde, adı geçen sanık hakkında verilen cezanın infazı devam ederken kanun değişikliği yapılmış olması ve bu değişiklik uyarınca vergi borcunun ödenmiş olması sebebiyle 213 sayılı Kanun'un geçici 34. maddesi dikkate alınarak etkin pişmanlık hükümleri gereğince sanığın cezasında indirim uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesinin son fıkrasından önce gelmek üzere; “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” cümlesinin eklendiği ve 7394 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 213 sayılı Kanun'a eklenen geçici 34 üncü maddesinde; "Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, 359 uncu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammını, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Hazineye ödedikleri takdirde 359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla soruşturma evresi için yapılan etkin pişmanlık düzenlemesinden faydalanabilir.
359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemelerde yer alan zincirleme suça ilişkin koşulların belirlenmesi, duruşma açılmak suretiyle yapılır.”
Hükümlerinin yer aldığı anlaşılmıştır.
2. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 20.06.2006 tarihli ve 2006/10-124 Esas, 2006/165 Karar sayılı kararında da belirtiği üzere, kesin hükümde değişiklik yargılaması (uyarlama yargılaması) sonucu verilen hükümler ile tayin olunan cezaların kazanılmış hak oluşturmayacağı, bu hükümler yönünden cezada aleyhe değiştirme ilkesinin uygulanamayacağı kabul edilmiştir.
3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde, sanık hakkında 2012 takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2018 tarihli ve 2015/730 esas, 2018/860 karar sayılı kararı ile 3 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 22.02.2022 tarihli ve 2019/1079 esas, 2022/413 karar sayılı ile sanığın 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kararın 22.02.2022 tarihinde kesinleştiği, 7394 sayılı Kanun gereği yapılan uyarlama yargılaması neticesinde, Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.07.2023 tarihli ve 2015/730 Esas, 2018/860 Karar sayılı ek kararı ile sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığı eylemini tek takvim yılı içerisinde işlediği anlaşılmakla koşulları oluşmadığından TCK'nun 43. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanık tarafından kesinlen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının ödenmediği anlaşılmakla koşulları oluşmadığından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına yönelik hükme itiraz edilmesi üzerine, merci Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.08.2023 tarihli ve 2023/495 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmış ise de, 5237 sayılı Kanun’un zincirleme suç başlıklı 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." hükmünün yer aldığı, 7394 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesinin son fıkrasından önce gelmek üzere; “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” hükmüne göre aynı vergilendirme dönemi içerisinde farklı tarihlerde birden fazla sahte belge düzenlemesi halinde de zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden 5237 sayılı TCK'nun 43. Maddesi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, ayrıca uyarlama yargılaması esnasında sanık tarafından dosyaya ibraz edilen ... Vergi Dairesi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü yazısında " 14.04.2023 tarihi itibarıyla vadesi geçmiş borcu bulunmamaktadır" yazısı karşısında; ilgili vergi dairesinden dava konusu mükellefiyete ilişkin etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünden araştırma yapılmasından sonra, sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
II. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.08.2023 tarihli ve 2023/496 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.04.2026 tarihinde karar verildi.
---
T.C.
Yargıtay
12. Ceza Dairesi
2025/3449 E., 2026/3806 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/555 E., 2023/602 K.
SUÇ : Sahte belge düzenleme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık hakkında "2011 takvim yılında sahte belge düzenleme, defter, kayıt ve belgeleri gizleme" suçlarından açılan kamu davasında; Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 26.02.2013 tarihli ve 2011/722 Esas, 2013/245 Karar sayılı kararıyla sanığın defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 359/a-2, 5237 sayılı Kanun'un 62... . maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine, sanık hakkında ayrıca 20 10... yıllarında sahte fatura düzenlediğinden bahisle vergi suçu mütalaası verildiğinden sanık hakkında gereğinin takdir ve ifası için Cumhuriyet savcılığına yazı yazılmasına karar verilmiş, Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 11.12.2013 tarih ve 2013/537 Esas sayılı ihbar müzekkeresi ile sanık hakkında 20 10... yıllarına ait sahte belge düzenleme suçundan açılan kamu davasının, mahkemece karar verilmesi için reddine karar verilerek ihbarda bulunulması üzerine 2013/614 Esas sırasına kaydedilen dosyada, 10.03.2015 tarih, 2013/614 Esas, 2015/134 Karar sayılı ilamı ile 2011 takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan 213 sayılı Vergi Usul Kanun'un 359/b-1, 5237 sayılı Kanun'un 62... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, sanık ve katılan vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 06.02.2019 tarih, 2018/5287 Esas, 2019/1127 Karar sayılı ilamı ile "Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/10/20 11... /23005 Esas numaralı iddianamesi ile sanık hakkında 2010 takvim yılında sahte fatura düzenleme ve defter ve belge ibraz etmeme suçlarından dava açıldığı ancak bu eylemler yönünden karar verilmediği anlaşılmakla zamanaşımı süresince bu suçlar yönünden hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.11.2018 tarihli, 2018/427 Esas ve 2018/517 Karar sayılı kararına göre, sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarının oluşması için suça konu faturaların, 213 sayılı VUK'nin 230. maddesinde yer alan unsurları taşımasına gerek olmadığından tebliğnamedeki fatura aslı aranmasına yönelik bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılan vekili ve sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1)Aynı takvim yılı içinde birden fazla sahte fatura düzenlemek eyleminin zincirleme suç oluşturduğu ve sanık hakkında TCK'nin 43. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2)5237 sayılı TCK'nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçeleri ile bozma kararı verilmiş, bozma üzerine 2019/198 Esas sırasında kaydedilen dosyada 18.07.2019 tarihinde sanık hakkında 20 10... takvim yıllarında sahte belge düzenleme suçlarından ayrı ayrı 213 sayılı Kanun'un 359/b-1, 5237 sayılı Kanun'un 43, 62... . maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, sanığın temyizi üzerine Yargıtay 11.Ceza Dairesi'nin 26.01.20 21... /2679 Esas, 2021/659 Karar sayılı ilamı ile, "Bozmaya uyularak yapılan yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışılarak değerlendirildiği, fiilin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezaların kanuni takdir sınırlarında uygulandığı, incelenen dosyaya göre kurulan hükümlerde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan, hükümlerin onanmasına," karar verilmiş, 15.04.2022 tarihli ek karar ile "Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 15/04/2022 tarihli 2021/2-7477 -7478 ilam sayılı talepleri ile Resmi Gazete'de 15/04/2022 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun'un 4,5. ve 6. maddesi ile 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde belirtilen suçlara ilişkin olarak "eklenen fıkralar ile hükümlü lehine olarak CEZAYI AZALTAN ETKİN PİŞMANLIK hükümleri ve birden fazla takvim yılı içinde işlenen suçlarda da TCK'nın 43. maddesine göre ZİNCİRLEME SUÇ hükümleri uygulanır." şeklinde yapılan değişiklikler ile aynı Kanun'un 6. maddesi ile 213 sayılı Kanun'a eklenen GEÇİCİ MADDE 34 ile lehe yapılan değişikliklerin kesinleşen ilamların infaz aşamasında UYARLAMASININ nasıl yapılacağının düzenlendiği, bu düzenlemelerin TCK'nın 7/2 maddesine göre hükümlü lehine olduğu anlaşıldığından" infazın durdurulmasına karar verilmiş, Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/542 Esas sayılı dosyasınında sanık hakkında aynı mükellefiyeti nedeniyle 20 10... yılında sahte belge düzenleme suçundan kamu davasının derdest olduğu ve dosya ile birleştirilmesi gerektiğinden dosyanın yeni esasla ele alınması gerektiği kabulü ile dosyanın 2022/555 Esas sırasına kaydedildiği, Antalya 25.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/542 Esas sayılı dosyasının Antalya 37. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/10 Esas sırasına aktarımından sonra 21.09.2022 tarihinde işbu dosya ile birleştirilmesi karar verilmiş ve devamında incelemeye esas ilk derece mahkemesi dosyasında sanık hakkında 20 10... takvim yıllarında sahte belge düzenleme suçundan sanığın mahkumiyetine, defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/7. maddesi gereğince reddine, karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 18.09.2007 tarihli ve 2007/8-125 Esas, 2007/186 Karar sayılı kararında; "...duruşma açılarak yapılsa da, uyarlama yargılamasının sonraki yasanın lehe hükümlerinin saptanması ve uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile sınırlı ve kendine özgü bir yargılama olduğu, lehe yasanın tespiti amacıyla yapılan yargılamada, önceki kararın dışına çıkılmadan, kesinleşen karardaki suça uygulanması olanağı bulunan hükümlerinin tamamının uygulanarak, bulunacak cezaların karşılaştırılıp lehe yasanın tespiti ile yetinilmesinin gerekeceği, her iki yargılamanın koşulları ve sonuçları birbirinden farklı bulunduğundan, haklarındaki hüküm kesinleşenlerle, yargılamaları devam edenlerin birlikte yargılanmasının yasal olarak mümkün olmadığı..." hususu dikkate alındığında, yargılama koşulları ve sonuçları itibarıyla farklılık arz eden infaz aşamasındaki dosyalar ile yargılaması devam eden dosyaların birleştirilmesinin mümkün olmadığının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.04.2026 tarihinde karar verildi.
Next





