T.C.

Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu

2026/200 E., 2026/424 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/567 E., 2025/1075 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 24.02.2025 tarihli ve
2024/8313 Esas, 2025/2444 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince temyizin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin temyiz isteminin reddine dair ek karar verilmiştir.

Ek kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra hüküm bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu Çanakkale ili Biga ilçesi ... Köyü 4021 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak açılan tapu iptali ve tescil davasında verilen kararın 2015 yılında kesinleşmesi sonrasında taşınmazın tapu kaydının iptal edilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığını, bu zarardan 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi uyarınca Hazinenin sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 1.000.000,00 TL tazminatın davalı Hazineden tahsilini talep etmiş, 14.04.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini artırmıştır.

II. CEVAP

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davaya Orman İdaresinin de dahil edilmesi gerektiğini, ayrıca zamanaşımı süresinin dolduğunu, esas yönünden de davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 06.12.2017 tarihli ve 2016/290 Esas, 2017/404 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 1.666.561,00 TL tazminatın 30.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.10.2018 tarihli ve 2018/672 Esas, 2018/1177 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın arsa vasfında olup olmadığının araştırılması, arsa niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde emsal araştırması yapılması, tarım arazisi niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde ise gelir metoduna göre değerinin tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

V. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR

İlk Derece Mahkemesinin 15.01.2020 tarihli ve 2018/284 Esas, 2020/16 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile, 1.336.666,59 TL'nin 30.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

VI. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2023 tarihli ve 2021/1415 Esas, 2023/2387 Karar sayılı kararıyla; kuru arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net ürün gelirine göre değer biçilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, tapu iptali ve tescil davasının 2015 yılında kesinleştiği, eldeki davanın 2016 yılında on yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre uygulanan kapitalizasyon faizi oranı ile objektif değer artışı oranının uygun olduğu, bilirkişi heyet raporunda belirtilen münavebe ürünleri ve verilerinin bölgenin münavebe yapısı ve resmî tarım verileri ile uyumlu olduğu, bu nedenle davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, ancak; davalı idare harçtan muaf olmasına rağmen kabul edilen değer üzerinden davacıdan harç alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca davacılar vekilinin ilk verdiği ıslah dilekçesinde taleplerini 2.020.660,00 TL olarak ıslah etmesine karşın bir gün sonra verdiği ıslah dilekçesinde maddi hata yaptıklarını belirterek taleplerini 1.818.549,00 TL olarak ıslah ettiklerini beyan ettiği, ıslah harcını da son beyan ettikleri bedel üzerinden yatırdıkları anlaşıldığından dava değerinin harcın yatırıldığı 1.818.549,00 TL olduğu, bu bedel dikkate alınarak reddedilen değer üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, dava değerinin 2.020.660,00 TL kabul edilerek reddedilen değer üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne 1.336.666,59 TL tazminatın taşınmaz mülkiyetinin kaybedildiği 30.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

2. Hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince ek karar ile temyizin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

VII. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
''...Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının 23.07.2022 tarihinde emekli olan ve bu tarih itibarıyla davalı Hazine ile ilişiği kesilerek vekillik görevi son bulan Avukat ...’a 14.02.2024 tarihinde tebliğ edildiği, geçersiz olan bu tebligat dışında, davalı Hazineye kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, bu nedenle de davalı Hazine vekili Avukat ... tarafından 03.04.2024 tarihinde verilen temyiz dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda temyiz dilekçesinin süreden reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin 02.05.2024 tarihli ek kararının ve 13.03.2024 tarihli kesinleşme şerhinin hatalı olduğu anlaşılmakla kaldırılması gerekir.
....

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu Çanakkale ili, Biga ilçesi, ... köyü 4021 parsel 500.000,00 m² yüzölçümlü taşınmazın tamamını davacının 20.10.2005 tarihinde cebri icra yoluyla satın aldığı, satış işleminin tapuya 07.11.2005 tarihinde tescil edildiği, 22.05.2002 tarihinde yapılan orman kadastrosu ile taşınmazın orman vasfında olduğu ancak tapuya 20.04.2015 tarihinde "kısmen orman olarak sınırlandırılmıştır" şeklinde şerh konulduğu, davacının Biga 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/767 Esas, 2012/216 Karar sayılı dosyası ile Orman İşletme Müdürlüğüne karşı orman kadastrosunun iptali istemiyle dava açtığı bu davada taşınmazın 101.033,00 m² yüzölçümlü kısmının orman vasfıyla kabul edilerek davacının tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tesciline karar verildiği ve iş bu kararın 30.11.2015 tarihinde kesinleştiği eldeki davanın 20.05.2016 yılında 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

4. Dosya kapsamına göre, yargılama sırasında davacı ...'in 07.10.2019 tarihinde düzenlenen temlikname ile iş bu davadaki alacağını tüm ferileriyle birlikte ...'e temlik ettiği anlaşılmıştır.

5. 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin; "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.'' hükmü nazara alındığında tapu orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına tescil edildikten sonra tapu kaydının iptali nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi ile açılan davadaki alacağı devir alan temlik alanın iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemez. Hâl böyle olunca, bir zararının oluştuğu kabul edilse bile bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığı söylenemeyeceği gibi tapu kaydının orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiğinden bahisle taşınmaza ilişkin önceki tapu malikinin taşınmaz hakkında mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle açılan tazminat istemli davadaki alacağı temlik almasından dolayı uğradığı zararı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletten isteyen davacının uğradığı zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirir.
..'' gerekçesiyle karar oy çokluğu ile bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava hakkı, asıl (subjektif) hakkın içinde bulunan bir hak olduğu için asıl hakkın devri ile dava hakkının (açılmış olan davayı takip etme hakkı) da devredilmiş olacağı, asıl hak devredilince devreden kişinin davacı sıfatının da devir alana geçeceği, dava konusu hangi aşamada devredildiyse o andan itibaren devralan kişinin davanın tarafı hâline geleceği, önceki malikin talep hakkının bulunmadığı bir durumda yeni malik talep hakkı elde edecek olsa ve devir sırf bu amaçla yapılmış olsaydı, davacının eyleminin illiyet bağının kesilmesine neden olduğunun kabul edilebileceği, zarar görenin eyleminin zararın ortaya çıkmasının bir sebebi halini almadığı durumlarda, zarar ve sorumluluk zaten doğmuş olduğundan illiyet bağının kesildiğinden söz edilemeyeceği, dava konusunu devralanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 183. maddesinde sayılan engel durumlar söz konusu olmadığı halde kötüniyetli olduğu görüşüne katılmanın mümkün olmadığı, yargılama sırasında dava konusunu devralan kişinin 6100 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının yerine geçerek onun hak ve yetkilerini kullanacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

VIII. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Hazine vekili; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tazminat şartlarının oluşmadığını, zamanaşımının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı ... tarafından 20.05.2016 tarihinde açılan ve yargılama sırasında davacının 07.10.2019 tarihinde düzenlenen temlikname ile iş bu davadaki alacağını tüm fer'îleriyle birlikte ...’e temlik ettiği eldeki 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkin davada, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı bir zararın doğup doğmadığı, davacının uğradığı zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davanın reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.D. Ön Sorun

Hukuk Genel Kurulunca 18.06.2026 tarihinde yapılan ilk oylamada nisap sağlanamaması üzerine yapılan ikinci görüşme sırasında; 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin eldeki davaya etkisi ve oluşan yeni durum karşısında dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.

E. Gerekçe

1. İlgili Hukuk
6831 sayılı Orman Kanunu'nun Ek 22. maddesi,

2. Değerlendirme
1. 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin 3. ve 5. fıkraları; "...Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen kararlardan infaz edilerek/rızaen terk edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde önceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulması, taşınmaz bedeli karşılığı olarak herhangi bir ödeme yapılmamış olması veya ödeme yapılmış olması halinde yapılan toplam ödemenin Hazineye geri ödenmesi halinde ilgilisine iade edilir. Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamaz.
...
Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır.

a) Yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar orman idaresi veya Hazine tarafından açılması gereken davalar açılmaz, devam eden davalar yönünden bu maddedeki işlemler bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır, bu taşınmazların aynına yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez. Taraflarca vazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptali sebebiyle açılmış tazminat davaları da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmez..." düzenlemesini içermektedir.

2. Anılan madde hükmü, 18.06.2026 tarihinde yapılan ilk oylamada nisap sağlanamaması üzerine 01.07.2026 tarihinde yapılan ikinci görüşme öncesi 20.06.2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle sonradan yürürlüğe giren kanun doğrultusunda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

3. Hâl böyle olunca temyiz isteminin incelendiği tarih itibariyle yürürlüğe giren kanun ile oluşan yeni durum karşısında, dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

IX. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

20.06.2026 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesi ile oluşan yeni durum karşısında davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

İlk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 01.07.2026 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.