Kaliforniya Eyalet Meclisi’nin kabul ettiği SB 574 sayılı “Avukatlar, Hakemler, Yargı Görevlileri ve Alternatif Çözüm Sağlayıcıları Kanunu”, avukatlık faaliyetinin üretken yapay zekâya devredilmesini yasaklıyor; YZ ile üretilen hukuki içeriğin doğrulanması, mahkemeye sunulan belgelerde YZ kullanımının açıklanması ve müvekkil bilgilerinin korunması için kanuni yükümlülükler getiriyor. Hakemler de karar verme sürecinin hiçbir bölümünü YZ’ye bırakamayacak. Kanun 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek.
Kaliforniya, avukatların ve hakemlerin üretken yapay zekâ kullanımına ilişkin mesleki sınırları doğrudan kanunla düzenledi.
Vali Gavin Newsom, eyalet yasama organından oy birliğiyle geçen SB 574’ü 30 Eylül’de imzaladı. Aynı gün Kaliforniya Eyalet Sekreterliği tarafından 2026 Yasaları, Bölüm 858 olarak kayda geçirilen kanun, avukatların yapay zekâdan yararlanmasını yasaklamıyor, ancak hangi mesleki görevlerin YZ’ye devredilemeyeceğini, üretilen bilginin nasıl denetleneceğini ve mahkemeye sunulan belgelerde avukatın sorumluluğunu açık hükümlerle belirliyor. Newsom yönetimi de SB 574’ü 30 Eylül’de imzalanan YZ mevzuatı paketinin parçalarından biri olarak duyurdu.
SB 574, Kaliforniya Anayasası’nın olağan kanunlar için öngördüğü takvim uyarınca 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek.
Avukatlık faaliyeti yapay zekâya devredilemeyecek
Kanunun temel düzenlemesi: Avukat, avukatlık faaliyetini üretken yapay zekâya devredemez.
Bu hüküm YZ kullanımını yasaklamıyor. Avukatlar araştırma, taslak hazırlama, belge inceleme veya bilgi tarama gibi işlerde bu araçlardan yararlanabilecek. Ancak YZ kullanılması, avukatın mesleki yeterlilik ve özen yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor; hukuki değerlendirme ve bunun sorumluluğu avukatta kalıyor.
Düzenleme, YZ sistemlerinin yalnız metin üreten yardımcı araçlar olmaktan çıkıp insanın sürekli yönlendirmesi olmadan çok aşamalı görevleri yerine getirebildiği bir dönemde yürürlüğe giriyor. Kaliforniya Barosu da Mayıs 2026’da güncellediği mesleki rehberine, belirli hedefler doğrultusunda görevleri kendi başına planlayıp yürütebilen ajan tabanlı yapay zekâ sistemlerini dahil etmişti.
Bununla birlikte kanun, “avukatlık faaliyetinin devri” sınırını ayrıntılı biçimde tanımlamıyor. Bir YZ sisteminin çok sayıda sözleşmeyi incelemesi veya dava dosyasındaki belgelerden özet çıkarması ile avukata ait hukuki muhakemenin sisteme bırakılması arasındaki çizginin uygulamada nasıl belirleneceği, kanunun önemli yorum sorunlarından biri olmaya aday.
YZ’nin ürettiği bilgiyi doğrulamak kanuni yükümlülük
Üretken yapay zekâyı mesleki faaliyetinde kullanan avukat, sistemin ürettiği içeriğin doğruluğunu kontrol etmek için makul adımlar atmak zorunda.
Kanun özellikle mahkeme kararları ve mevzuat atıflarının doğrulanmasını istiyor. Avukatın kullandığı materyalde YZ tarafından üretilmiş yanlış veya gerçekte bulunmayan içerik varsa bunun düzeltilmesi de ayrıca zorunlu.
Hüküm, son yıllarda ABD mahkemelerinde ortaya çıkan YZ kaynaklı uydurma içtihat sorununa doğrudan parmak basıyor. Üretken YZ sistemlerinin gerçekte bulunmayan kararlar, dosya numaraları veya alıntılar üretmesi ve avukatların bunları yeterince denetlemeden mahkemeye sunması çok sayıda yaptırıma yol açtı. Tasarı yasama sürecindeyken Senatör Tom Umberg de yanlış veya uydurma YZ materyallerinin mahkemelere sunulmaya devam ettiğini belirterek daha açık kurallara ihtiyaç olduğunu savunmuştu.
Mahkemeye sunulan belgelerdeki bütün hukuki dayanaklar avukat tarafından şahsen doğrulanacak
SB 574, yalnız YZ çıktılarıyla sınırlı olmayan daha geniş bir usul kuralı da getiriyor.
Kaliforniya Hukuk Usulü Kanunu’nun 128.7. maddesine eklenen hükme göre bir dilekçe, talep veya mahkemeye sunulan başka bir belge; imzalayan veya hazırlanıp sunulmasından sorumlu avukatın şahsen doğrulamadığı hiçbir hukuki atıf içeremeyecek. Kanun, üretken yapay zekânın sağladığı atıfların da bu kapsama girdiğini ayrıca düzenliyor.
Dolayısıyla yükümlülük yalnızca “YZ’nin verdiği kararları kontrol et” biçiminde dar değil. Bir içtihat veya başka bir hukuki kaynak hangi araştırma yöntemiyle ortaya çıkarsa çıksın, mahkemeye sunulmadan önce sorumlu avukatın doğrulamasından geçecek.
İhlal halinde 128.7. maddede öngörülen mevcut yaptırım mekanizması işletilebilecek. Böylece mahkemeye bir hukuki dayanak sunan avukat, kullandığı kaynağın doğruluğundan sorumlu olmaya devam edecek.
YZ kullanımı mahkemeye açıklanacak
Kanun, üretken yapay zekânın mahkemeye sunulan belgelerin hazırlanmasında kullanılması halinde bunun mahkemeye açıklanmasını da zorunlu kılıyor.
Kamuyla paylaşılacak içeriklerin hazırlanmasında YZ kullanıldığında ise avukatın bu kullanımın açıklanmasının gerekip gerekmediğini değerlendirmesi isteniyor.
Bu hüküm doğrulama yükümlülüğünden ayrı bir şeffaflık kuralı getiriyor. Başka bir ifadeyle belgedeki hukuki dayanakların doğru olması, avukatın YZ kullanımını açıklama yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor.
ABD’de bu alandaki kurallar bugüne kadar büyük ölçüde meslek kuralları, baroların etik görüşleri ve mahkemelerin kendi düzenlemeleri üzerinden şekillenmişti. Amerikan Barolar Birliğinin 2024 tarihli 512 sayılı görüşü de mesleki yeterlilik, gizlilik, müvekkille iletişim, denetim ve mahkemeye karşı dürüstlük gibi mevcut yükümlülüklerin üretken YZ kullanımında aynen devam ettiğini belirtmişti. ABA’nın bu görüşü bağlayıcı değil, meslek etiğine ilişkin rehber niteliğinde.
Bloomberg Law ise SB 574’ü avukatların üretken YZ kullanımını düzenleyen “türünün ilk örneği” eyalet kanunu olarak nitelendirdi.
Müvekkil bilgilerinde mutlak yasak değil, erişim güvencesi
SB 574, müvekkile veya dosyaya ilişkin bilgilerin üretken yapay zekâ sistemlerine girilmesini bütünüyle yasaklamıyor. Kanunun benimsediği ölçüt, bilginin YZ sistemine aktarılması değil, bu bilgiye kimlerin erişebildiği.
Avukat; sır niteliğindeki, kişiyi belirlemeye yarayan veya kamuya açık olmayan bilgileri, bu bilgilere erişimin yalnızca kendisiyle ve yetkilendirdiği, gizlilik yükümlülüğü altındaki kişilerle sınırlandırılmadığı bir üretken YZ sistemine aktaramayacak.
Bu nedenle bir YZ aracının “kurumsal” veya “bireysel” olarak adlandırılması tek başına belirleyici değil. Önemli olan, sisteme girilen müvekkil veya dosya bilgilerinin üçüncü kişilerin erişimine açılıp açılmadığı ve erişimin hukuken ve teknik olarak yeterli biçimde sınırlandırılıp sınırlandırılmadığı.
Kaliforniya Barosunun halen değerlendirme sürecinde bulunan meslek kuralı değişiklikleri de benzer sorunlara odaklanıyor. Baro, mesleki yeterlilik, müvekkilin bilgilendirilmesi, gizlilik, mahkemeye karşı dürüstlük ve büro içi denetim dahil altı meslek kuralında YZ kullanımına ilişkin değişiklik önerdi. İkinci kamuoyu görüş süreci 6 Ağustos 2026’da sona erdi; öneriler henüz yürürlükteki meslek kurallarına dönüşmüş değil.
Görüldüğü üzere Kaliforniya’da YZ kullanımına ilişkin düzenleme iki ayrı kanaldan ilerliyor: Bir yandan mevcut meslek kurallarının yapay zekâ kullanımına uyarlanmasına yönelik çalışma sürüyor, diğer yandan bazı yükümlülükler artık doğrudan kanunla düzenleniyor.
Hakem karar verme yetkisini YZ’ye bırakamayacak
SB 574, tahkim yargılamasında da üretken yapay zekânın kullanımına açık bir sınır getiriyor.
Kaliforniya Hukuk Usulü Kanunu’nun 1282.1. maddesine göre hakem, karar verme sürecinin herhangi bir bölümünü üretken yapay zekâya devredemeyecek. Hakem, dosyada bulunmayan ve YZ tarafından üretilen bir bilgiye dayanmayı düşünüyorsa bunu önceden taraflara açıklamak ve mümkün olduğu ölçüde taraflara bu konuda görüş bildirme imkânı tanımak zorunda olacak.
Kanun, hakemlerin YZ’den her türlü yararlanmasını yasaklamıyor. Açık yasak, karar verme sürecinin YZ’ye devredilmesiyle sınırlı. Dolayısıyla kanunun çizdiği sınır, YZ’nin yardımcı araç olarak kullanılmasından çok, uyuşmazlığı değerlendirip karara bağlayan muhakemenin sisteme bırakılmasına ilişkin.
Hakemler için getirilen bu yasak arabulucular için geçerli değil. Bunun temel nedeni, arabulucunun uyuşmazlık hakkında karar verme yetkisinin bulunmaması. SB 574’ün arabuluculara ilişkin hükümleri ise esas olarak Kaliforniya Barosunun alternatif uyuşmazlık çözümü alanındaki gönüllü sertifikasyon sistemi ile etik şikâyetlerin incelenmesine ilişkin usule yönelik.
Bununla birlikte YZ kullanımının arabuluculuk bakımından da ayrı sorunlar doğurması mümkün. Özellikle gizlilik, tarafsızlık ve sürecin insan denetiminde yürütülmesi gibi başlıklar, tahkimden farklı hukuki temellere dayansa da arabuluculuk açısından da önem taşıyor.
Hâkimler için mevcut YZ standardı yeniden ele alınacak
SB 574, hâkimler bakımından avukatlar ve hakemler için öngörülen türden yeni bir yasak getirmiyor. Bunun yerine, hâkimlerin üretken yapay zekâ kullanımını düzenleyen mevcut kuralların güncellenmesini öngörüyor.
Kanun, Kaliforniya Yargı Konseyine, Standard 10.80’i yeniden değerlendirme ve teknolojideki gelişmelere göre gerekli değişiklikleri yapma görevi veriyor.
1 Eylül 2025’ten beri yürürlükte olan Standard 10.80; hâkimlerin gizli veya kamuya açık olmayan bilgileri herkese açık YZ sistemlerine girmemesini, YZ kullanılarak hazırlanan veya elde edilen bilgilerin doğruluğunu denetlemesini ve tespit edilen yanlışları düzeltmek için makul adımlar atmasını öngörüyor.
Böylece hâkimler bakımından yeni bir YZ rejimi kurulması yerine, 2025’ten beri yürürlükte bulunan mevcut standardın teknolojideki gelişmelere göre güncellenmesi tercih ediliyor.
Yeni bir sorumluluk rejiminden çok mevcut mesleki yükümlülüklerin somutlaştırılması
SB 574’e yöneltilen başlıca eleştirilerden biri, düzenlemenin avukatlar bakımından bütünüyle yeni yükümlülükler yaratmadığı, mevcut mesleki ödevleri büyük ölçüde YZ kullanımı bakımından yeniden ifade ettiği yönünde.
Berkeley Center for Law and Technology Direktörü Wayne Stacy de tasarı yasama organından geçtikten sonra Reuters’a yaptığı değerlendirmede, düzenlemenin önemli ölçüde mevcut etik kuralları tekrar ettiğini belirtmişti.
Gerçekten de avukatın kullandığı hukuki bilgiyi doğrulaması, müvekkil sırlarını koruması, mesleki muhakemesini kendisinin yapması ve bunun sorumluluğunu üstlenmesi YZ ile ortaya çıkan yeni ödevler değil.
SB 574’ün asıl yeniliği, bu yerleşik mesleki yükümlülüklerin üretken YZ kullanılırken hangi somut davranışları gerektirdiğini kanun düzeyinde açıklığa kavuşturması. Özellikle mahkemeye sunulan dilekçelerdeki hukuki atıfların avukat tarafından şahsen doğrulanması ve varsa YZ kullanımının mahkemeye açıklanması, genel meslek ilkelerini daha belirli ve uygulanabilir yükümlülüklere dönüştürüyor.
Türk hukukunda karşılığı: Bağlayıcı genel kurallar, tavsiye niteliğinde YZ rehberi
Kaliforniya’daki düzenleme, Türkiye bakımından da doğrudan karşılaştırma imkânı veriyor.
Türkiye Barolar Birliği, 28 Ağustos 2026’da “Avukatlar İçin Yapay Zekâ Kullanımı Tavsiye Rehberi”ni yayımladı. Rehberde meslek sırrının korunması, kişisel verilerin güvenliği, insan denetimi, hukuki bilgilerin doğrulanması ve nihai sorumluluğun avukatta kalması temel ilkeler arasında sayılıyor. TBB Başkanı Erinç Sağkan da mesleki sorumluluğun hiçbir aşamada yapay zekâya devredilemeyeceğini vurguluyor.
Bu yaklaşım SB 574 ile büyük ölçüde aynı noktada buluşuyor: yapay zekâ mesleki faaliyette yardımcı araç olarak kullanılabilir, ancak avukatın hukuki değerlendirmesinin ve mesleki sorumluluğunun yerini alamaz.
Türk hukukunda bu sonucu destekleyen bağlayıcı kurallar zaten mevcut. Avukatlık Kanunu m. 34, avukatın görevini özen, doğruluk ve meslek kurallarına uygun biçimde yerine getirmesini zorunlu kılıyor. Av. K. m. 35, belirli hukuki işlerin avukatlar tarafından yerine getirilmesini öngörüyor. Av. K. m. 36 ise avukatın görevi nedeniyle öğrendiği sırları açıklamasını yasaklıyor. TBB Meslek Kurallarının 37. maddesi de meslek sırrına ilişkin yükümlülüğü ayrıca düzenliyor.
Bu nedenle Kaliforniya ile Türkiye arasındaki fark, “birinde kural var, diğerinde yok” şeklinde ortaya konulamaz.
Asıl fark, yapay zekâ kullanımına özgü kuralların açıklık ve bağlayıcılık düzeyinde ortaya çıkıyor. Türkiye’de avukatın özen, sır saklama ve mesleki sorumluluk yükümlülükleri zaten bağlayıcı hukuk kurallarına dayanıyor. Ancak TBB’nin YZ’ye özgü metni tavsiye rehberi niteliğinde. Kaliforniya ise YZ ile üretilen hukuki bilgilerin doğrulanması, YZ kullanımının mahkemeye açıklanması, gizli bilgilerin hangi sistemlere aktarılabileceği, hukuki atıfların şahsen kontrol edilmesi ve avukatlık faaliyetinin YZ’ye devredilememesi gibi konuları doğrudan kanunla düzenledi.
SB 574’ün karşılaştırmalı hukuk bakımından önemi de burada ortaya çıkıyor. Kanun, yapay zekâyı hukuk mesleğinin dışında tutmaya çalışmıyor; YZ kullanılsa dahi hangi mesleki yetki, muhakeme ve sorumlulukların insanda kalması gerektiğini açıkça belirliyor.
Türkiye açısından bundan sonraki tartışmanın da bu somut yükümlülükler üzerinde yoğunlaşması muhtemel. Mesele artık yalnızca “Avukat yapay zekâ kullanabilir mi?” sorusu değil; hangi bilgiyi hangi sisteme verebilir, hangi sonucu kendisi doğrulamak zorundadır, hangi işi YZ’ye bırakamaz ve kullanımını hangi durumda açıklamalıdır? sorularına açık cevap verilmesidir.
Next