ABD'de bazı hukuk fakülteleri bu öğretim yılına ilk bakışta çelişkili görünen iki kararla başladı: Öğrencilerin ders sırasında dizüstü bilgisayar ve telefon kullanmasını sınırlarken, aynı öğrencilere yapay zekâ eğitimi vermeyi zorunlu hale getirdiler.
Ortaya çıkan yaklaşım, yapay zekâyı hukuk eğitiminden uzaklaştırmayı değil, hangi aşamada devreye gireceğini yeniden belirlemeyi amaçlıyor. Öğrencinin hukuki muhakemeyi, yazmayı ve sözlü tartışmayı kendi zihinsel çabasıyla öğrenmesi istenirken; mesleğe hazırlanırken YZ araçlarını kullanması, çıktıları denetlemesi ve hatalarını yakalaması ayrı bir yeterlilik olarak görülmeye başlanıyor.
Reuters'ın 21 Eylül'de yayımladığı araştırmaya göre, ABD'de en az 12 hukuk fakültesi bu yaz YZ kullanımına ilişkin politikasını değiştirdi veya yeni kurallar getirdi. Suffolk University Law School Dekanı Andrew Perlman'ın oluşturduğu veri tabanı da 180 hukuk fakültesindeki açık kaynaklı politika ve eğitim uygulamalarını izliyor. Reuters'ın incelemesine göre bunların otuzdan fazlasında öğrencilerin bir şekilde YZ eğitimi alması artık zorunlu.
Bu tablo, hukuk eğitiminde birkaç yıl önce daha çok "Öğrenci YZ ile ödevini yaparsa ne olacak?" sorusu etrafında yürüyen tartışmanın yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Yeni mesele artık yapay zekânın kullanılıp kullanılmayacağından çok, öğrencinin hangi beceriyi YZ yardımı olmadan edinmesi gerektiği, hangi aşamadan sonra da YZ ile çalışmayı öğrenmesi gerektiği.
Georgia: Derste cihaz yok, mezuniyet için teknoloji yeterliliği gerekli
Bu yeni yaklaşımın en belirgin örneklerinden biri University of Georgia School of Law.
Fakültenin 2026-2027 öğretim yılı için benimsediği politika uyarınca sınıfta dizüstü bilgisayar, tablet ve telefon kullanılması kural olarak yasak. Öğretim üyesi dersin niteliğine göre cihaz kullanımına izin verebiliyor; özellikle YZ araçlarının doğrudan öğretildiği dersler bunun dışında tutulabiliyor.
Aynı fakülte, 2026 güzünde eğitime başlayan öğrencilerden mezun olmadan önce "teknolojik yeterlilik" şartını karşılayan en az bir ders almalarını da istiyor. Birinci sınıftaki hukuki araştırma eğitiminde verilen YZ eğitimi de bunun öncesindeki temel katmanı oluşturuyor.
Georgia Hukuk Fakültesi Dekanı Usha Rodrigues'in Reuters'a anlattığı gerekçe, cihaz yasağının neden yalnız disiplin veya dikkat meselesi olmadığını gösteriyor.
Amerikan hukuk eğitiminde yaygın olan Sokratik yöntemde öğretim üyesi, öğrenciye önceden hazırlanmadığı bir soru yönelterek onun o anda hukuki muhakeme yürütmesini bekliyor. Amaç yalnız doğru cevabı bulmak değil; öğrencinin baskı altında düşünmesi, yanılabilmesi, gerekçesini savunması ve diğer öğrencilerin cevaplarını değerlendirmesi.
Öğrencinin o sırada soruyu gizlice bir YZ sistemine yöneltmesi, yalnız cevabın kaynağını değiştirmiyor; gelişmesi amaçlanan zihinsel muhakemenin kendisini ortadan kaldırabiliyor. Rodrigues, fakültenin "analog sınıf" yaklaşımının ortaya çıkmasında bu tür örneklerin de etkili olduğunu söylüyor.
Buradaki ayrım hukuk eğitimi bakımından önemli: Meslek hayatında zaman kazandıran bir araç, öğrenme aşamasında erken kullanıldığında kazanılması gereken becerinin gelişmesini engelleyebilir.
Chicago: Önce YZ'siz yaz, sonra YZ ile çalış
University of Chicago Law School ise bu ayrımı doğrudan eğitim programına yerleştirdi.
Fakülte, 2026-2027 öğretim yılında zorunlu birinci sınıf derslerinde dizüstü bilgisayar, tablet ve telefon kullanımını kural olarak kaldırdı. Birinci sınıf sınavları da internet, uygulama ve elektronik dosyalara erişim olmadan yapılacak.
Ancak aynı fakülte, hukuki araştırma ve yazma dersinde bambaşka bir yaklaşım benimsiyor.
Chicago'nun modeli, öğrencinin önce YZ kullanmadan yazabilmesini temel kabul ediyor; ardından bu becerinin üzerine YZ ile araştırma, metin geliştirme, taslak üzerinde çalışma ve sözlü savunmaya hazırlanma yeteneğini ekliyor. Öğrencilerin yalnız YZ çıktısı üretmesi değil, bu çıktıyı incelemesi, değerlendirmesi ve iyileştirebilmesi hedefleniyor.
Dolayısıyla teknoloji eğitime sonradan eklenen bağımsız bir ders olmaktan çıkıyor. Öğrenciye iki ayrı beceri kazandırılmaya çalışılıyor:
YZ olmadan hukuki muhakeme edebilmek ve YZ kullanırken hukuki muhakemeyi YZ'ye devretmemek.
Bu ayrım, hukuk fakültelerinin karşı karşıya olduğu temel çıkmazı da görünür hale getiriyor. Hukuki muhakemesi yeterince gelişmemiş bir öğrencinin YZ'nin verdiği cevaptaki ince bir hatayı yakalaması güç. Buna karşılık YZ araçlarını hiç kullanmamış bir öğrencinin de teknolojinin hızla yerleştiği hukuk piyasasına hazırlanmış sayılması giderek zorlaşıyor.
Berkeley daha sert, Columbia daha esnek
Bununla birlikte ABD'de üzerinde uzlaşılmış tek bir model yok.
Berkeley Law'ın 2026 yazında yürürlüğe giren politikası daha sınırlayıcı. Öğrencilerin not verilen çalışmalarında YZ'yi konu veya tez bulmak, taslak planlamak, metin yazmak, düzeltmek, yeniden düzenlemek ve hatta dilbilgisi hatalarını gidermek amacıyla kullanmaları kural olarak yasak. Sınavlarda da YZ kullanımına izin verilmiyor.
Ancak Berkeley bunu "YZ yasağı" olarak tanımlamıyor. Öğretim üyeleri dersin amacı gerektiriyorsa farklı kurallar benimseyebiliyor; fakülte ayrıca YZ ve teknoloji alanında çok sayıda ders veriyor. Berkeley'in gerekçesi, YZ'yi etkili kullanabilmek için öğrencinin önce kendi başına hukuki analiz yapabilecek zihinsel altyapıya sahip olması gerektiği düşüncesine dayanıyor.
Columbia Law School ise 1 Ağustos 2026'da yürürlüğe giren yeni politikasında daha esnek bir çizgi izliyor.
Öğrenciler YZ'yi hukuki kavramları öğrenmek, kaynak araştırmak, örnekler üretmek, kendi gerekçelerini sınamak, eleştiri almak ve anlatımı geliştirmek için kullanabiliyor. Buna karşılık ödevin ölçmeyi amaçladığı özgün hukuki analiz, muhakeme ve hüküm verme sürecinin YZ'ye bırakılması yasak. Öğrenci sunduğu çalışmadaki her önemli düşünceyi açıklayabilmek, savunabilmek ve doğruluğundan sorumlu olmak zorunda. Sınavlarda ise öğretim üyesinin açık izni bulunmadıkça YZ kullanılamıyor.
Farklılıklarına rağmen bu politikaların ortak noktası belirgin: YZ'yi tamamen dışlamak yerine, insana ait olması gereken zihinsel faaliyet ile YZ'ye devredilebilecek yardımcı işler arasındaki sınırı tarif etmeye çalışıyorlar.
Bir yılda tartışmanın yönü değişti
Bu dönüşüm birden ortaya çıkmadı.
Reuters, Eylül 2025'te ABD'de en az sekiz hukuk fakültesinin birinci sınıf öğrencilerine YZ eğitimini zorunlu hale getirmeye başladığını bildirmişti. O dönemde Fordham, Arizona State, Case Western, Suffolk ve Washington University gibi okullarda zorunlu oryantasyonlar, hukuki araştırma-yazma derslerine eklenen YZ bölümleri veya ayrı dersler ortaya çıkıyordu. Eğitimlerde genel amaçlı modeller ile hukuk alanına özgü araçlar arasındaki fark, doğru istem verme, çıktıların doğrulanması ve YZ'nin uydurduğu hukuki kaynakların fark edilmesi gibi konular işleniyordu.
Bir yıl sonra tartışmanın ikinci yarısı daha görünür hale gelmiş durumda.
Hukuk fakülteleri artık yalnız öğrencinin YZ kullanmayı öğrenmesi gerektiğini kabul etmiyor; YZ'nin kullanılmaması gereken öğrenme alanlarını da yeniden belirlemeye çalışıyor.
Bunun ardında mesleki hayatın oluşturduğu baskı da var. Reuters'ın görüştüğü hukuk eğitimcileri, hukuk büroları ve diğer işverenlerin yeni mezunlardan en azından temel düzeyde YZ aşinalığı beklemeye başladığını belirtiyor. Öte yandan mahkemelere YZ'nin uydurduğu içtihatları sunan avukatlar hakkındaki yaptırımlar, aracı kullanmanın tek başına yeterlilik sayılamayacağını da gösteriyor.
Dolayısıyla hukuk fakültelerinin önünde birbirine zıt görünen iki risk var:
YZ'siz çalışmayı bilmeyen hukukçu ile YZ ile çalışmayı bilmeyen hukukçu.
Yeni eğitim politikaları bu iki risk arasında bir denge arıyor.
Türkiye'de dersler çoğalıyor; fakat iki farklı YZ eğitimi birbirinden ayrılmalı
Türkiye'de de yapay zekâ hukuk fakültelerinin müfredatına girmiş durumda.
MEF Üniversitesi'nde "Yapay Zekâ Hukuku", Başkent Üniversitesi ve Ankara Bilim Üniversitesi'nde "Yapay Zeka ve Hukuk", Bursa Uludağ Üniversitesi'nde "Yapay Zeka ve Ceza Hukuku", Çukurova Üniversitesi'nde "Yapay Zeka ve İdare Hukuku", Yeditepe Üniversitesi'nde "Yapay Zeka ve Robotik Hukuku" gibi dersler bulunuyor. TOBB ETÜ ise "Hukukta Yapay Zekâ Uygulamaları" başlıklı seçmeli bir ders sunuyor.
Ancak erişilebilen ders tanımları önemli bir ayrımı da ortaya çıkarıyor.
Türkiye'deki örneklerin önemli bölümü "yapay zekânın hukuku" üzerine yoğunlaşıyor: YZ'nin hukuki statüsü, sorumluluk, kişisel veriler, fikrî mülkiyet, ceza hukuku, idare hukuku veya teknolojinin nasıl düzenleneceği.
Bu alanın öğretilmesi kuşkusuz gerekli. Fakat öğrencinin "yapay zekâ ile hukukçuluk" yapmayı öğrenmesi başka bir eğitim meselesi.
Bir hukuk öğrencisinin YZ destekli hukuki araştırma yapması, modelin gösterdiği içtihadı asıl kaynaktan doğrulaması, bir sözleşmedeki riskleri YZ ile taradıktan sonra analizi denetlemesi, gizli veya kişisel verileri hangi sisteme aktarabileceğini değerlendirmesi, modelin cevabındaki uydurma atfı fark etmesi ve gerektiğinde YZ kullanmamayı seçmesi farklı yeterlilikler gerektiriyor.
Türkiye'de uygulamaya yönelik örnekler de bulunuyor. TOBB ETÜ'nün dersi YZ'nin hukuk alanındaki kullanım yerlerini ele alırken, üniversiteler bünyesinde hukuki araştırma, belge inceleme, sözleşme analizi ve YZ platformlarının kullanımına ilişkin uygulamalı eğitimler de görülmeye başlanmış durumda. Ancak ABD'deki bazı fakültelerde ortaya çıkan biçimiyle, bütün öğrenciler için aşamalı ve sistematik bir mesleki YZ yeterliliğinin hukuk lisans eğitiminin ortak unsuru haline geldiğini söylemek için henüz yeterli veri yok.
Türk hukuk eğitiminin YZ çağında yeniden ele alınması gerektiği akademik alanda da tartışılıyor. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi'nde Nisan 2026'da yayımlanan ve TÜBİTAK desteğiyle hazırlanan bir çalışma, yalnız yeni YZ dersleri eklemenin yeterli olmayacağını; öğrencilerin YZ çıktılarının doğruluğunu denetleyebilmesi ve teknolojiyi sorumlu biçimde kullanabilmesi için öğretim yöntemlerinin de değişmesi gerektiğini savunuyor.
TBB rehberi fakülteler için de bir yön işaret ediyor
Meslek tarafındaki gelişmeler bu tartışmayı daha da somutlaştırıyor.
Türkiye Barolar Birliği'nin 28 Ağustos 2026'da yayımladığı "Avukatlar İçin Yapay Zeka Kullanımı Tavsiye Rehberi"; meslek sırrının ve kişisel verilerin korunması, insan denetimi, hukuki doğrulama ve avukatın nihai sorumluluğu gibi ilkeleri öne çıkarıyor. Rehber bağlayıcı bir meslek kuralı değil; ancak avukatın YZ kullanırken hangi yeterliliklere sahip olması gerektiğine ilişkin açık bir çerçeve sunuyor.
Bu durum hukuk eğitimi bakımından doğal bir konuyu beraberinde getiriyor:
Meslek örgütü avukattan YZ çıktısını doğrulamasını, veriyi korumasını ve kullandığı aracın sınırlarını bilmesini bekliyorsa, bu beceriler hukukçunun mesleğe başlamasından sonra mı edinilecek, yoksa hukuk fakültesinde mi öğretilecek?
Türkiye'deki Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'nın güncel konu dağılımında da yapay zekâ, hukuk teknolojileri veya dijital hukukçuluk ayrı bir yeterlilik alanı olarak yer almıyor. Bu durum tek başına bir eksiklik göstergesi değil; sınav esas olarak temel hukuk disiplinlerindeki bilgiyi ölçmek üzere tasarlanmış durumda. Ancak mesleğe girişte ölçülen bilgi ile modern hukuk pratiğinde giderek önem kazanan teknolojik yeterliliklerin şimdilik iki ayrı kulvarda ilerlediğini gösteriyor.
Asıl mesele YZ'nin kullanılıp kullanılmayacağı değil
ABD'deki son uygulamalar kalıcı hale gelir mi, bütün hukuk fakültelerine yayılır mı, henüz belli değil. Berkeley'in sınırlayıcı modeliyle Columbia'nın daha serbest yaklaşımı arasındaki fark bile hukuk eğitimcilerinin doğru denge konusunda henüz ortak bir kanıya sahip olmadığını gösteriyor.
Fakat tartışmanın yönü değişmiş görünüyor.
Hukuk fakültelerinin önündeki mesele artık yalnız "Öğrenci ChatGPT kullanabilir mi?" sorusu değil. Esas mesele, hukukçunun mesleki gelişiminin hangi aşamasında hangi zihinsel işi teknolojiye devredebileceği.
Bu nedenle hukuk eğitiminde belirmeye başlayan yeni formül, teknoloji taraftarlığı ile teknoloji karşıtlığı arasındaki bir uzlaşmadan daha fazlasını ifade ediyor:
Önce kendi başına düşünmeyi, yazmayı ve hüküm vermeyi öğren; ardından bunları yapay zekâ ile daha etkili yapmayı ve yapay zekânın nerede durması gerektiğini öğren.
Türkiye bakımından da önümüzdeki tartışmanın yalnız hukuk fakültelerine "Yapay Zekâ Hukuku" dersi eklenip eklenmeyeceği üzerinden yürümemesi muhtemel. Daha önemlisi, YZ ile çalışacak hukukçunun ihtiyaç duyduğu araştırma, doğrulama, veri güvenliği, mesleki sorumluluk ve insan denetimi becerilerinin hukuk eğitiminin neresinde ve nasıl öğretileceği olacak.
Çünkü giderek belirginleşen ayrım, YZ kullanmayı bilen hukukçu ile bilmeyen hukukçu arasında değil; hangi işi yapay zekâya bırakabileceğini ve hangi işi önce kendisinin öğrenmesi gerektiğini bilen ve bilmeyen hukukçu arasında olabilir.
Next