“Arzumuz, dışarda bağımsızlık, içerde kayıtsız ve şartsız millî egemenliği korumadan ibarettir.”

Mustafa Kemal Atatürk (1923)

Özet

Bu çalışma, 7 Ağustos 2026’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM’ce onaylanırsa, yürütmenin Suudi Arabistan’ın talebi üzerine Meclise yeniden sormadan asker gönderme yetkisi kazanıp kazanmayacağını incelemektedir. İnceleme; Anayasa’nın 92. maddesi, Anayasa Mahkemesinin bu maddeye ilişkin 1990 ve 2001 tarihli iki kararı, TBMM uygulaması ve NATO örneği üzerinden yapılmıştır. Anlaşma saldırı halinde yardım sözü vermekle birlikte asker göndermeyi zorunlu kılmadığından, Anayasa’daki andlaşma istisnası uygulanamaz; her somut gönderme için TBMM’nin ayrıca izin vermesi gerekir. Anayasa Mahkemesi bu izin kararlarını denetlemediğinden asıl güvence Meclisin kendisidir. Meclise sorulmadan asker gönderilmesi riski ise Anlaşmanın kendisinden değil; uygulama protokollerinden, yeni konuşlanma anlaşmalarından ve “eğitim/teknik destek” adı altındaki görevlendirmelerden doğabilir. Çalışma bu riske karşı onay kanununa eklenebilecek bir hüküm önermektedir.

GİRİŞ

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan 7 Ağustos 2026’da Mekke’de bir ortak savunma anlaşması imzalamıştır. Anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunmasına ilişkin kanun teklifi 27 Ekim 2026’da TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul edilmiş ve Genel Kurul görüşmesini beklemektedir.[1] Kamuoyundaki temel soru şudur: Anlaşma onaylanırsa ve Suudi Arabistan asker isterse, hükümet TBMM’ye yeniden sormadan Türk askerini gönderebilir mi?

Bu soru yeni değildir. Türk anayasa hukukunda yurt dışına asker gönderme yetkisinin Meclise ait olduğu kabul edilir; ancak bu yetkinin nasıl kullanılacağı ve hangi hallerde Meclise sorulmayacağı uygulamada sık sık tartışılmıştır. Anayasa Mahkemesi konuyu 1990’da Körfez krizi, 2001’de 11 Eylül saldırıları vesilesiyle iki kez ele almıştır. Bu kararlar bilinmeden tartışmanın anlaşılması güçtür. Bu nedenle çalışmada önce Anlaşma ve Anayasa’nın 92. maddesi, ardından iki karar incelenmekte; daha sonra soru, TBMM uygulaması ve NATO örneğiyle karşılaştırılarak cevaplanmaktadır. Çalışma, 29 Ekim 2026 itibarıyla mevcut resmî belge ve açıklamalara dayanmaktadır.

I. MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI

Anlaşma 16 maddeden oluşmaktadır.[2] Konumuz bakımından önemli hükümleri şunlardır:

– m.2 (kolektif savunma): Taraflardan birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırı hepsine yapılmış sayılır. Diğer taraflar “askerî imkân ve kabiliyetler de dahil olmak üzere mevcut imkânları çerçevesinde” yardım eder. Yardımın kapsamı ve niteliği, ihtiyacın değerlendirilmesinden sonra belirlenir. Hüküm, BM Şartı’nın 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkına dayanır.

– m.8 (kurumsal yapı): Dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarından oluşan bir Komite kurulur. Uygulama için gerektiğinde ayrı anlaşma veya protokoller yapılır. Yeni ülkelerin katılım usulünü Komite belirler.

– m.10 (lojistik): Taraflar barışta ve savaşta mühimmat, yakıt ve yedek parça dahil lojistik destek sağlar.

– m.11 (iç hukuk): Uluslararası hukuk ve tarafların iç hukuku saklıdır; gerekirse ek yasal düzenleme önerilir.

– m.16 (yürürlük): Anlaşma, son onay belgesinin Sekretaryaya tevdi edildiği tarihte yürürlüğe girer.

Kanun teklifinin gerekçesi de kolektif savunma hükmünün “kendiliğinden işlemeyeceğini”, desteğin her tarafın anayasal yükümlülükleri, millî mevzuatı ve yetkili makamlarının kararları çerçevesinde verileceğini belirtmektedir.[3] Komisyonda hükümet temsilcisi, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın iç onay süreçlerini tamamladığını bildirmiştir.[4] Bu durumda Anlaşma, Türkiye’nin onay belgesini tevdi etmesiyle yürürlüğe girecektir.

Kısaca Anlaşma, saldırı halinde yardım sözü verir; ancak bu yardımın asker gönderme biçiminde olacağını öngörmez. Aşağıda görüleceği gibi bu ayrım, Anayasa’nın 92. maddesinin uygulanmasında belirleyicidir.

II. ANAYASA’NIN 92. MADDESİ

A. Kural: Asker Gönderme Yetkisi TBMM’nindir

Anayasa’nın 92. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Milletlerarası hukukun meşru saydığı hallerde savaş hali ilânına ve Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği haller dışında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına izin verme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir.”

Kural açıktır: Yetki TBMM’nindir. Hükmün kendisi iki istisna öngörür. Birincisi, Türkiye’nin taraf olduğu andlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının bunu “gerektirdiği” hallerdir. İkincisi, ikinci fıkradaki olağanüstü durumdur: TBMM tatilde veya ara vermedeyken ülke ani bir silahlı saldırıya uğrarsa Cumhurbaşkanı da Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) kullanılmasına karar verebilir.

Uygulamada Cumhurbaşkanlığı, gerekçeli bir izin istemiyle (tezkere) TBMM’ye başvurur; Genel Kurul izni verir veya vermez. TBMM İçtüzüğünün 130. maddesine göre bu izin “belli bir süre için” verilir ve kararı Cumhurbaşkanı uygular.[5] Anayasa Mahkemesi üyesi Yılmaz Aliefendioğlu’nun 1990 tarihli karşıoyunda bu süreç şöyle anlatılır: Yürütme “lüzum, amaç ve kapsamı belirli bir istekle” Meclise başvurur; Meclis bunu değerlendirerek izin verir ya da “sebepleri geçerli görmezse bu isteği reddeder.”[6]

Bu noktada iki işlem birbirinden ayrılmalıdır. Onay kanunu bir andlaşmayı iç hukuka sokar. Tezkere ise belirli bir yere, belirli bir görev ve süre için asker gönderilmesine izin verir. Kamuoyunda bu ikisi zaman zaman karıştırılmaktadır.

B. Kuralın Tarihsel Arka Planı

Kuralın neden bu kadar ayrıntılı yazıldığını Anayasa Mahkemesi üyesi Ahmet Necdet Sezer 1990 tarihli karşıoyunda şöyle açıklar:

“… 1961 Anayasası’na ilişkin Kurucu Meclis görüşmeleri incelendiğinde TBMM’ne yetki veren böyle ayrıntılı bir düzenleme getirilmesinde Osmanlı İmparatorluğu’nun 1. Dünya Savaşı’na yetkililerin çoğunun bilgisi dışında yalnızca birkaç kişinin kararı ile sürüklenerek kendisini bir oldu bitti içinde bulması ve 1950 yılında da Kore’ye asker gönderme kararının TBMM toplantıya çağrılmaksızın, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Millî Savunma Bakanı’nca verilmesi gibi olaylar etkin olmuştur.”[7]

Sezer bundan şu sonucu çıkarır: Hükümet, “savaşı kışkırtıcı nitelikteki davranışlarıyla, meclisi savaş ilânına zorunlu kılacak durumlara düşürmemesi ve onu oldu bitti karşısında bırakmaması” gerekir; 92. madde yurt dışına asker göndermeyi bu nedenle Meclisin iznine bağlamıştır.[8] Bu tespit, çalışmanın sonunda ele alınan “Meclise sorulmadan asker gönderme” riskinin de anayasal ölçüsüdür.

C. İstisna: “Andlaşmaların Gerektirdiği Haller”

Tartışmanın düğüm noktası bu istisnadır. “Gerektirmek” zorunlu kılmak demektir. Bir andlaşmanın asker göndermeye imkân tanıması veya bunu teşvik etmesi, onu “gerektirmez”.

Sezer, istisnanın mantığını şöyle açıklar: Asker gönderilmesine olanak veren andlaşmalar önceden Meclisin onayından geçtiği için onun bilgisi içindedir; “Çünkü bu durumda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gönderilebileceği yabancı ülkeler ile gönderme nedenleri … önceden bilinmektedir.”[9] Demek ki istisna, Meclisin andlaşmayı onaylarken askerin nereye ve neden gönderileceğini bildiği, yani andlaşmanın bunu belirlediği hallerde işler.

Aynı karardaki Yekta Güngör Özden’in karşıoyu da istisnaya giren halleri eğitim, inceleme, tören ve dostluk ziyareti gibi sınırlı amaçlarla ilişkilendirir.[10] İki görüş birlikte okunduğunda istisnanın dar yorumlanması gerektiği açıktır: Kural Meclisin yetkisidir; istisna ancak andlaşmanın kendisi yeri, amacı ve kapsamı belirleyip gönderme yükümlülüğü getirdiğinde uygulanabilir.

III. ANAYASA MAHKEMESİNİN İKİ KARARI

A. Körfez Krizi Kararı (1990)

Irak’ın 1990 yazında Kuveyt’i işgal etmesi üzerine TBMM iki karar almıştır. 12.8.1990 tarihli ve 107 sayılı kararla hükümete, ülkeye bir saldırı halinde derhal karşılık verilmesi amacıyla savaş hali ilânı, silahlı kuvvet kullanılması, yurt dışına asker gönderilmesi ve yabancı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması konularında izin verilmiştir. 5.9.1990 tarihli ve 108 sayılı kararla da Körfez krizi nedeniyle asker gönderme ve yabancı kuvvet kabul etme izni, “lüzum, hudut ve şümulü Hükümetçe takdir ve tayin olunacak şekilde” verilmiştir.[11] Ana muhalefet partisi SHP, Grup Başkanı Erdal İnönü eliyle bu kararların iptalini istemiştir. Davacıya göre Meclis, yalnızca kendisine ait bir yetkiyi hükümete devretmişti.

Anayasa Mahkemesi 24.9.1990’da davayı esasa girmeden, yedi üyeye karşı dört üyenin oyuyla reddetmiştir. Mahkemeye göre bu kararlar kanun, kanun hükmünde kararname veya İçtüzük değildir; bunlarla eşdeğer metinler de değildir. Mahkeme kararları “özel, somut, geçici ve sübjektif” nitelikte, TBMM’nin “irade açıklaması biçimindeki özel kuralları” olarak görmüş ve hükümete verilen iznin “yasama yetkisinin devri değil, izin kararının yerine getirilmesi” olduğunu kabul etmiştir.[12]

Gerekçede bugün de önem taşıyan iki güvence yer alır. Birincisi, izni veren Meclis “gerektiğinde bu izni değiştirir ya da geri alabilir.” İkincisi, hükümetin Meclisi “uygun zaman aralıklarıyla … gelişmeler hakkında bilgilendirmesi, parlamenter geleneğin doğal sonucudur.”[13] Mahkeme, süresiz görünen “kriz sonrası” ifadesini de sınırsız bir yetki olarak değil, “mâkul ve kabul edilebilir süre” ile sınırlı bir izin olarak yorumlamıştır.[14]

Kararda Yekta Güngör Özden, Yılmaz Aliefendioğlu, Selçuk Tüzün ve Ahmet Necdet Sezer karşıoy kullanmıştır. Karşıoyların ortak noktası, bu kararların adı “karar” olsa da içerik olarak bir yetki devri olduğu ve esastan incelenmesi gerektiğidir.[15] Sezer ayrıca Meclis izninin içeriği için bir ölçüt koymuştur: Bu konudaki Meclis kararlarında “yer, süre ve koşulların açıkça belirtilmesi zorunludur.” Çünkü “Ülke, yer ve süre belirtmeyen, koşulsuz bir meclis kararı belirsiz ve dolayısıyla sınırsız olacaktır.”[16]

B. 11 Eylül Kararı (2001)

11 Eylül 2001 saldırılarından sonra NATO, ortak savunmayı düzenleyen 5. maddeyi işletmiştir. TBMM 10.10.2001 tarihli ve 722 sayılı kararıyla, “NATO Anlaşması’nın 5 inci maddesine işlerlik kazandırılmıştır” tespitine ve BM Güvenlik Konseyinin 1368 ve 1373 sayılı kararlarına dayanarak, “Sürekli Özgürlük Harekâtı” kapsamında hükümete yurt dışına asker gönderme ve yabancı kuvvetleri Türkiye’de bulundurma izni vermiştir. İznin “gereği, kapsamı, sınırı, zamanı ve süresi” hükümete bırakılmış; bir bitiş tarihi konmamıştır.[17]

Recai Kutan ve Yasin Hatiboğlu’nun da aralarında bulunduğu 113 milletvekili iptal davası açmıştır. Davacılara göre İçtüzüğün 130. maddesi izni “belli bir süre için” öngörmektedir; süresiz bir izin İçtüzüğü fiilen değiştirmiştir ve bu nedenle Mahkeme bu kararı denetleyebilir.

Anayasa Mahkemesi 22.11.2001’de davayı görevsizlik nedeniyle, yine yedi üyeye karşı dört üyenin oyuyla reddetmiştir. Gerekçeye göre Anayasa’da, 85. maddedeki istisna dışında, TBMM kararlarını “anayasal yargı denetimine tâbi tutan … açık bir düzenleme yoktur.” İçtüzük değiştirme usulü izlenmediği için 722 sayılı karar İçtüzük değişikliği de sayılamaz.[18]

Haşim Kılıç, Yalçın Acargün, Sacit Adalı ve Ali Hüner ise karşıoylarında, İçtüzüğe göre iznin ancak Meclisçe tespit edilecek belli bir süre için verilebileceğini vurgulamıştır: “Süresi belli olmayan bir iznin ve yetkinin verilmesi söz konusu olamaz. Verilen iznin kapsamının da somut bir şekilde kararda belirtilmesi gerekir.” Karşıoya göre 722 sayılı karar, İçtüzükteki “belli bir süre” şartını fiilen “belirsiz bir süre” biçimine dönüştürmüştür.[19]

C. İki Kararın Ortak Sonucu

İki karardan üç sonuç çıkmaktadır. Birincisi, tezkereler Anayasa Mahkemesinin denetimi dışındadır; bu nedenle güvence yargıda değil, Meclistedir. İkincisi, yürütme uygulamada geniş ve süresiz izinler istemiş, Meclis de bunları vermiştir; 2001’de NATO’nun 5. maddesi işletildiği halde Meclisten ayrıca izin alınmış, ancak bu izin çok geniş tutulmuştur. Üçüncüsü, karşıoylar ve çoğunluk gerekçesinin kendisi, iznin yer, süre ve koşul bakımından belirli olması, Meclisin izni geri alabilmesi ve hükümetin Meclisi düzenli olarak bilgilendirmesi gerektiği konusunda ortak bir zemin sunmaktadır.

IV. MEKKE ANLAŞMASI YÜRÜTMEYE OTOMATİK YETKİ VERİR Mİ?

Vermez. Anlaşma onaylansa bile Suudi Arabistan’a asker göndermek için TBMM’nin ayrıca izin vermesi gerekir. Gerekçeler şunlardır:

(1) Andlaşma istisnası uygulanamaz. Anlaşma yardımın türünü sonraya bırakır; askerin nereye, hangi amaçla ve ne kadar süreyle gönderileceğini belirlemez. Sezer’in ölçütüyle söylenirse, Meclis Anlaşmayı onaylarken askerin gönderileceği yeri ve gönderme nedenini bilmemektedir. Bu nedenle Anlaşma asker göndermeyi “gerektirmez”.

(2) Anlaşma ve gerekçesi iç hukuku saklı tutar. m.11 iç hukuku saklı tutmakta, gerekçe de kolektif savunmanın “kendiliğinden işlemeyeceğini” söylemektedir.

(3) Yürütme de aynı görüştedir. 5 Ekim 2026 tarihli ortak bildiri, kuvvet konuşlandırmayı tarafların “ulusal mevzuatlarına uygun olmak kaydıyla” öngörmüştür.[20] Millî Savunma Bakanlığı da “anlaşmanın TBMM tarafından uygun bulunması ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışına gönderilmesine ilişkin gerekli yetkilendirme süreçlerinin tamamlanması” gerektiğini açıklamıştır.[21]

(4) Onay kanunu tezkere yerine geçmez. Onay kanunu yer, görev ve süre içermez; İçtüzüğün aradığı “belli bir süre” şartını da karşılamaz.

(5) Cumhurbaşkanının olağanüstü yetkisi doğmaz. m.92/2 yalnızca Türkiye’ye yapılan ani bir saldırıda ve Meclis tatildeyken uygulanır; Suudi Arabistan’a yapılan saldırı bu kapsamda değildir.

V. TBMM UYGULAMASIYLA KARŞILAŞTIRMA

Benzer anlaşmalara dayanılan örneklerde Meclis izninin nasıl alındığı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Tablo 1. Andlaşma dayanağı ve TBMM izni

Örnek

Dayanak andlaşma

Meclis izni

Azerbaycan (2020)

2010 tarihli Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardım Anlaşması: saldırıda askerî imkânlar dahil yardım; yardımın biçimi ve kapsamı sonradan belirlenir.[22]

Ayrı tezkere alındı (bir yıl); tezkere bu Anlaşmaya atıf yapıyor.

Libya (2020)

Güvenlik ve Askerî İşbirliği Mutabakat Muhtırası (2019).[23]

Ayrı tezkere alındı; yer, kapsam, miktar ve zaman Cumhurbaşkanının takdirine bırakıldı.

Somali (2024)

Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması (08.02.2024).[24]

Ayrı tezkere alındı; 2026’da yenilenmek üzere yeniden Meclise geldi.

NATO (2001)

NATO Antlaşması m.5 işletildi.

Ayrı tezkere alındı (TBMM Kararı 722).

Katar (2015)

Türk kuvvetlerinin Katar’da konuşlanmasını açıkça düzenleyen ikili anlaşma.[25]

Ayrı tezkere alınmadı; Anlaşmanın onayı m.92 izni sayıldı.

Patriot (2013)

NATO çerçevesinde yabancı kuvvetlerin Türkiye’ye konuşlanması.[26]

Meclis kararı alınmadı; andlaşma istisnasına ve AY m.90’a (uygulama andlaşması) dayanıldı.

Tablodan çıkan kural şudur: Anlaşma yalnızca yardım sözü veriyorsa ayrıca tezkere alınmıştır (Azerbaycan, Libya, Somali, NATO 2001). Mekke Anlaşması bu gruptadır. Özellikle Azerbaycan örneği dikkat çekicidir: 2010 tarihli anlaşmanın 2. maddesi de saldırı halinde “askerî imkan ve kabiliyetlerinin kullanılması da dahil” yardım öngörmekte ve “yardımın biçimi ve kapsamı”nı sonraya bırakmaktadır. Bu hüküm, 2020’de ayrıca tezkere alınmasını engellememiştir. Tezkeresiz iki örnekten Katar’da anlaşmanın kendisi konuşlanmayı düzenlemekte, Patriot’ta ise NATO’nun yerleşik düzenine dayanılmaktadır.

VI. NATO ÇERÇEVESİNDE ASKER GÖNDERME

NATO Antlaşmasının 5. maddesine göre bir müttefike yapılan saldırıda her üye, silahlı kuvvet kullanmak da dahil “gerekli gördüğü” önlemi alarak yardım eder. 11. maddeye göre ise Antlaşma hükümleri tarafların anayasal usullerine göre uygulanır.[27] Yani NATO da asker göndermeyi otomatik kılmaz; yardımın biçimini her devlet kendi anayasasına göre belirler.

2001 uygulaması bu nedenle önemlidir: NATO’nun 5. maddesi işletildiği halde TBMM’den ayrıca izin alınmış ve 722 sayılı karar bu izni NATO’nun 5. maddesine işlerlik kazandırıldığı tespitine dayandırmıştır. NATO’nun olağan faaliyetlerinde ise uygulama farklıdır. Hükümet 2013’te Patriot bataryalarının konuşlandırılması sırasında, “geçmişteki uygulamalarla aynı doğrultuda NATO çerçevesinde yapılacak konuşlandırmalar için ayrı bir Meclis kararı alınmasına gerek bulunmamaktadır” görüşünü açıklamıştır.[28] Tatbikat gibi olağan faaliyetler de bu yorumla tezkeresiz yürütülmektedir.

Sonuç olarak NATO’da bir müttefikin savunması için asker gönderilecekse TBMM izni gerekir ve alınmaktadır. Mekke Anlaşmasında ise bugün itibarıyla NATO’daki gibi yerleşik bir ortak komuta ve kuvvet planlaması yoktur. Bu nedenle “ittifakın olağan faaliyeti” gerekçesi, Suudi Arabistan’a savunma amacıyla asker gönderilmesine uygulanamaz.

VII. MECLİSE SORULMADAN ASKER GÖNDERİLMESİ RİSKİ

Hukuken Anlaşma Meclisi devre dışı bırakmaz. Risk uygulamadadır ve üç yoldan doğabilir:

– Uygulama protokolü: m.8’e dayanan protokoller için TBMM onayı zorunlu değildir (AY m.90/3); Patriot örneğinde bu gerekçe kullanılmıştır. Kanaatimizce bir protokol, Anlaşmanın zorunlu kılmadığı bir asker göndermeyi zorunlu hale getiremez ve 92. maddedeki izni ortadan kaldıramaz.

– Yeni konuşlanma anlaşması (Katar modeli): Türk kuvvetlerinin Suudi Arabistan’da konuşlanmasını açıkça düzenleyen bir anlaşma onaylanırsa ayrıca tezkere aranmayabilir. Böyle bir anlaşma Meclise geldiğinde bir tezkere gibi incelenmelidir.

– “Eğitim/teknik destek” görevlendirmesi: Millî Savunma Bakanlığı, Suudi Arabistan’da “hâlihazırda … Türk askerleri tarafından çalıştırılan hava savunma sistemleri” bulunduğunu açıklamıştır.[29] Bunun için verilmiş bir TBMM izni bilinmemektedir. Kanaatimizce başka bir ülkenin hava savunmasında fiilen görev almak 92. madde kapsamındadır.

Üçüncü yol, Sezer’in uyardığı “oldu bitti” tehlikesinin ta kendisidir. Özden’in karşıoyundaki tespit de aynı yöndedir: Gönderilmenin amacı savaş olmasa bile “gönderilen ülkenin yorumu, karşılayışı ve davranışı savaş sonucunu getirebilir. Bu olasılığı gözardı etmek olanaksızdır.”[30] Bölgedeki gerginlik dikkate alındığında bu uyarı güncelliğini korumaktadır.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Mekke Ortak Savunma Anlaşması yürütmeye otomatik asker gönderme yetkisi vermez. Anlaşma yardım sözü verir, ancak asker göndermeyi zorunlu kılmaz; bu nedenle Anayasa’nın 92. maddesindeki andlaşma istisnası uygulanamaz. Anlaşma onaylansa bile Suudi Arabistan’a asker göndermek için TBMM’nin tezkere ile ayrıca izin vermesi gerekir. NATO’da da uygulama budur. Anayasa Mahkemesinin 1990 ve 2001 kararları tezkereleri yargı denetimi dışında tuttuğundan, bu alandaki asıl güvence Meclisin kendisidir. Bu çerçevede şu öneriler yapılabilir:

(1) Onay kanununa açık bir hüküm eklenmesi. Genel Kurul aşamasında onay kanununa şu hüküm eklenebilir:

“Anlaşmanın 2 nci maddesi kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi, Anayasanın 92 nci maddesi uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisinin iznine bağlıdır.”

Bu hüküm, iç hukuku saklı tutan m.11 ile uyumlu olduğundan kanaatimizce Anlaşmanın yeniden müzakeresini gerektirmez.

(2) Tezkerenin içeriğinin sınırlandırılması. Sezer’in ölçütü ve İçtüzüğün “belli bir süre” şartı doğrultusunda bir Suudi Arabistan tezkeresinde en azından yer (Suudi Arabistan toprakları; Yemen hariç), görev (hava savunması, eğitim, danışmanlık; muharip kara harekâtı hariç) ve süre (bir yıl) açıkça yazılmalıdır.

(3) Meclisin düzenli olarak bilgilendirilmesi. Anayasa Mahkemesinin 1990 kararında “parlamenter geleneğin doğal sonucu” saydığı bilgilendirme, tezkerede açık bir yükümlülük olarak yer almalıdır.

(4) Mevcut personelin dayanağının açıklanması. Suudi Arabistan’da görev yaptığı açıklanan personelin hukuki dayanağı Genel Kurulda açıklanmalı ve çıkarılacak tezkere bu personeli de kapsamalıdır.

Atatürk’ün dışarıda bağımsızlığı içeride millî egemenlikle birlikte andığı söz, bu konunun özünü de ifade eder: Türk askerinin hangi şartlarla yurt dışına gideceğine milletin temsilcisi olarak TBMM karar vermelidir.

Av. Şafak UĞURLU

Adana Barosu

KAYNAKÇA

Mevzuat ve uluslararası metinler

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (1982), m.87, 90, 92, 104.

TBMM İçtüzüğü, m.130.

Kuzey Atlantik Antlaşması (1949), m.5, 11; 5886 sayılı Kanun (1952).

Mekke Ortak Savunma Anlaşması (07.08.2026), TRT Haber’de yayımlanan metin (20.10.2026).

Anayasa Mahkemesi kararları

AYM, E.1990/31, K.1990/24, 24.09.1990, RG 22.01.1991, S. 20763.

AYM, E.2001/424, K.2001/354, 22.11.2001, RG 04.02.2003, S. 25014.

TBMM belgeleri ve tutanakları

TBMM S. Sayısı 645 (23. Dönem): Türkiye-Azerbaycan Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardım Anlaşması.

TBMM S. Sayısı 697 (24. Dönem): Türkiye-Katar Askeri Eğitim, Savunma Sanayii ile Katar Topraklarında Türk Silahlı Kuvvetlerinin Konuşlandırılması Konusunda İşbirliği Anlaşması.

TBMM Kararları: 107 (12.08.1990), 108 (05.09.1990), 722 (10.10.2001), 1238 (02.01.2020), 1272 (17.11.2020).

TBMM Genel Kurul tutanakları: 05.02.2013, 19.03.2015, 02.01.2020, 17.11.2020, 21.07.2026.

TBMM, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi TBMM’de”, 21.10.2026.

Resmî açıklamalar ve diğer kaynaklar

Millî Savunma Bakanlığı haftalık basın bilgilendirmeleri, 08.10.2026 ve 15.10.2026.

Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi ortak bildirisi, Riyad, 05.10.2026.

TRT Haber, Mekke Anlaşmasına ilişkin haberler, 05.10.2026-27.10.2026.

Millî Eğitim Bakanlığı, “Atatürk’ten Bağımsızlık Üzerine Görüşler”.

-----------

[1] TRT Haber, “Mekke İttifakı Anlaşması Komisyon’dan geçti”, 27.10.2026, trthaber.com/haber/gundem/mekke-ittifaki-anlasmasi-komisyondan-gecti-961369.html; “Mekke Anlaşması TBMM Dışişleri Komisyonunda”, 27.10.2026, trthaber.com/haber/gundem/mekke-anlasmasi-tbmm-disisleri-komisyonunda-961342.html.

[2] Anlaşma metni: TRT Haber, “Mekke İttifak Anlaşması TRT Haber’de”, 20.10.2026, trthaber.com/haber/gundem/mekke-ittifak-anlasmasi-trt-haberde-960642.html.

[3] TBMM, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi TBMM’de”, 21.10.2026, tbmm.gov.tr/Haber/Detay?Id=ed60a249-9dff-44e5-91ae-01a15edfe201.

[4] TRT Haber, “Mekke Anlaşması TBMM Dışişleri Komisyonunda”, 27.10.2026 (Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü’nün sunumu).

[5] İçtüzük m.130’un, aşağıda incelenen 2001 tarihli kararda aktarılan metni şöyledir: “Anayasanın 92 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına belli bir süre için, Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce izin verilir. Bu kararı Cumhurbaşkanı uygular.” AYM, E.2001/424, K.2001/354, 22.11.2001, RG 04.02.2003, S. 25014, normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/Dosyalar/Kararlar/KararPDF/2001-354-nrm.pdf.

[6] AYM, E.1990/31, K.1990/24, 24.09.1990, RG 22.01.1991, S. 20763, Üye Y. Aliefendioğlu’nun karşıoyu, normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/Dosyalar/Kararlar/KararPDF/1990-24-nrm.pdf.

[7] AYM, K.1990/24, Üye A. N. Sezer’in karşıoyu. Sezer daha sonra Anayasa Mahkemesi Başkanı (1998-2000) ve Cumhurbaşkanı (2000-2007) olmuştur. Karşıoya göre 92. maddenin birinci fıkrası 1961 Anayasası’nın 66. maddesinden aynen alınmıştır; 1924 Anayasası da savaş ilânını TBMM’nin “bizzat kendi ifa ettiği” görevler arasında saymıştır.

[8] AYM, K.1990/24, Sezer karşıoyu. Karşıoyun devamında: “Hangi devlete veya devletlere savaş ilân edileceğine TBMM’nin kendisi karar vereceği gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri yabancı ülkeye gönderilecekse bu ülke veya ülkelerin hangileri olacağını da TBMM saptamalıdır.”

[9] AYM, K.1990/24, Sezer karşıoyu. Aynı yerde, milletlerarası nezaket kurallarının gereği olarak silahlı kuvvet göndermek ve kabul etmek için de Meclis kararı alınmasının gerekli görülmediği belirtilir.

[10] AYM, K.1990/24, Y. G. Özden’in karşıoyu: “Bilgi ve görgü artırma, araştırma ve inceleme, deneyim, tören, karşılıklı dostluk ziyareti, konukluk ya da turistik gezi amaçlanmadığına göre ‘Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği haller dışında’ Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesinin başka anlamı olamaz.” Özden’e göre asker gönderme yetkisi, savaş ilânı gibi, bir yasayla belirlenmelidir.

[11] 107 sayılı karar (RG 14.08.1990, S. 20605) izni “Ülkemize bir tecavüz vukuu halinde derhal mukabele edilmesi maksadına münhasır olarak” vermiştir. 108 sayılı karar (RG 07.09.1990, S. 20628) ise izni, Ortadoğu’da barış ve istikrarın yeniden tesisi, ülkenin güvenliğinin sağlanması ve “kriz süresince ve sonrasında” Türkiye’nin yüksek menfaatlerinin kollanması amaçlarına bağlamıştır. Her iki metin AYM, K.1990/24’te aynen yer alır.

[12] AYM, K.1990/24, çoğunluk gerekçesi. Mahkeme ayrıca şu tespiti yapmıştır: Yetkinin “ancak her olayın somut koşulları içinde TBMM’nde yapılacak değerlendirmeler sonucunda kullanılmasının gerektiği yolundaki sav, hukuksal idealizm açısından çekici ve doğru görülebilirse de, uygulamadan kaynaklanan gereksinmeler ve gerçeklerle bağdaştırılması son derece güçtür.” Kararların yeterince ayrıntılı yazılmamış olması ise “üslûp sorunu” ve “yerindelik denetimi” kapsamında görülmüştür.

[13] AYM, K.1990/24, çoğunluk gerekçesi.

[14] AYM, K.1990/24, çoğunluk gerekçesi: Bu ifade “söz konusu kararın sınırsız süreyle kullanılabilme olanağını değil, ancak uluslararası ilişkiler geleneğinin körfez krizi nedeniyle zorunlu kılabileceği, mâkul ve kabul edilebilir süredeki meşru bir gereksinimi öngörmektedir.”

[15] Aliefendioğlu’na göre “amaç ve kapsam belirlemeden ve herhangi bir süreyle sınırlamadan” asker gönderme değerlendirmesinin hükümete bırakılması, “TBMM’ne ait olan ‘izin verme yetkisinin’ hükümete devredilmesi anlamına gelir” ve bu yetki devri “Meclis kararıyla yapılamaz.” Tüzün’e göre ise “Aksi halde Meclis kararları ile ‘kanun niteliğinde’ işlemler yapma olasıdır.” Özden de kararları yasama yetkisinin devri niteliğinde görmüştür. AYM, K.1990/24, karşıoylar.

[16] AYM, K.1990/24, Sezer karşıoyu. Sezer’e göre 108 sayılı kararla “ortada somut bir olay bulunmaksızın meclise ait bir yetki çok uzun ve belirsiz bir süre için Hükümete verilmektedir.” Sezer, usulüne uygun bir 92. madde kararının yargı denetimine bağlı olmadığını kabul etmekle birlikte, yetkiyi hükümete devreden bir kararın yasa niteliği taşıdığını ve denetlenmesi gerektiğini savunmuştur.

[17] Kararın son fıkrası (RG 12.10.2001, S. 24551): “… Hükümet, Anayasanın 92 nci ve 117 nci maddeleri uyarınca, gereği, kapsamı, sınırı, zamanı ve süresi Hükümetçe belirlenmek üzere, terörizme karşı başlatılan sürekli özgürlük harekâtı ve devamının icrası kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi, yabancı silahlı kuvvetler unsurlarının Türkiye’de bulunması ve Hükümetçe verilecek izin ve belirlenecek esaslar çerçevesinde bu kuvvetlerin kullanılması için Hükümete izin verilmesi …” AYM, K.2001/354’te aynen yer alır.

[18] AYM, K.2001/354, çoğunluk gerekçesi. Mahkemeye göre aksi kabul, “Anayasa’nın 85. maddesinde belirtilenler dışında kalan kimi kararlar”ın da denetim alanına alınması sonucunu doğurur; “bu tür yorumla bu sayılanlara ilave yapılmasında Anayasa’ya uyarlık yoktur.” Anayasa’nın 85. maddesi, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ve üyeliğin düşmesine ilişkin Meclis kararlarını Anayasa Mahkemesi denetimine açar.

[19] AYM, K.2001/354, karşıoy. Karşıoya göre çoğunluk, “İçtüzüğün 130. maddesinde öngörülen ‘belli bir süre’ ile izin verilip verilmediği tartışması”nı karşılamamıştır.

[20] TRT Haber, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Komite Toplantısı sonrası ortak bildiri yayımlandı”, 05.10.2026, trthaber.com/haber/dunya/mekke-ortak-savunma-anlasmasinin-komite-toplantisi-sonrasi-ortak-bildiri-yayimlandi-959191.html.

[21] MSB haftalık basın bilgilendirmesi, 15.10.2026: TRT Haber, “MSB: Suudi Arabistan’a askeri destek süreci Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda yürütülecek”, trthaber.com/haber/gundem/msb-suudi-arabistana-askeri-destek-sureci-anayasa-ve-mevzuat-hukumleri-dogrultusunda-yurutulecek-960171.html.

[22] Anlaşma m.2: TBMM S. Sayısı 645 (23. Dönem), cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D23/Y5/T1/DosyaKomisyonRaporunuVerdi/c0a62100-adf9-4839-86fd-e76d96865978.pdf. Tezkere (3/1394) görüşmesi: TBMM Genel Kurulu, 17.11.2020, tbmm.gov.tr/Milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=92209; TBMM Kararı 1272.

[23] TBMM Genel Kurulu, 02.01.2020, tezkere görüşmesi, tbmm.gov.tr/Milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=84452; TBMM Kararı 1238.

[24] TBMM Genel Kurulu, 21.07.2026, Somali tezkeresinin yenilenmesine ilişkin görüşme, tbmm.gov.tr/Milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=147022.

[25] Anlaşma m.4 ve Dışişleri Komisyonu raporu: TBMM S. Sayısı 697 (24. Dönem), cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D24/Y5/T1/DosyaKomisyonRaporunuVerdi/ebbda2b4-2aac-4000-b63f-d7b334ed5fdf.pdf; hükümetin onay kanununun izin yerine geçeceği yönündeki açıklaması: TBMM Genel Kurulu, 19.03.2015, tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=39212.

[26] TBMM Genel Kurulu, 05.02.2013, Millî Savunma Bakanı İ. Yılmaz’ın açıklaması, tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=22444.

[27] Kuzey Atlantik Antlaşması m.5 ve m.11, nato.int/cps/en/natohq/official_texts_17120.htm. Türkiye Antlaşmaya 18.02.1952 tarihli ve 5886 sayılı Kanunla taraf olmuştur.

[28] TBMM Genel Kurulu, 05.02.2013, Millî Savunma Bakanı İ. Yılmaz’ın açıklaması. Bakana göre “Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası antlaşmaların gerektirdiği hâllerde yabancı silahlı kuvvetlerin gelmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinden izin almaya gerek yoktur”; uluslararası bir antlaşmaya dayanan uygulama antlaşmalarının TBMM’ce uygun bulunması da zorunlu değildir (AY m.90).

[29] MSB haftalık basın bilgilendirmesi, 08.10.2026 (aktaran NTV), ntv.com.tr/turkiye/msb-acikladi-turk-askeri-riyada-gidecek-mi-1745391.

[30] AYM, K.1990/24, Özden karşıoyu.