T.C.
Yargıtay
4. Hukuk Dairesi
2021/27083 E., 2024/717 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/956 Esas 2021/1602 Karar
vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ : 25.03.2015
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine/İsitinaf Başvurusunun Esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2020/145 E. 2021/2 K.
Taraflar arasındaki kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.01.2015 tarihinde müvekkilinin maliki olduğu, davalı ... tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenen aracın karıştığı trafik kazası neticesi hasarlandığını, araç sürücüsünün korku ve olayın şoku ile olay yerinden ayrıldığını, bilahare olay yerine geldiğinde, polisin tutanak düzenleyerek araçları olay yerinden kaldırdığını, araç sürücüsünün daha sonra hastaneye giderek alkol testi yaptırdığını, kazanın sigorta şirketine ihbar edildiğini, sigorta şirketinin hasar bedelini ödemediğini iddia ederek fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydı ile kaza sonucu katma değer vergisi (KDV) dahil 88.500,00 TL hasar bedeli ile 531,00 TL kurtarma, nakliye masrafı olmak üzere toplam 89.031,00 TL hasar bedelinin 10.02.2015 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, poliçede T.İş Bankası... Şb. nin dain'i mürtehin kaydı olduğunu, 20.01.2015 tarihinde meydana geldiği bildirilen kaza ile ilgili hasar tespiti için eksper görevlendirildiğini, yapılan inceleme sırasında araç sürücüsünün kim olduğu hususundaki şaibeli durum sebebi ile dosyanın araştırmaya verildiğini, araştırma sonucunda aracın ... tarafından kullanılmadığının ve sürücü değişikliği yapıldığının, alkollü ya da ehliyetsiz sürücü yönetiminde kaza olduğunun düşünüldüğünü bu sebeple hasarın reddedildiğini, ispat külfetinin sigortacıya ait olmasına rağmen, somut olayın hayatın olağan akışına ters düştüğünün görüleceğini, poliçe genel şartlarına göre sigortalının gerekli tüm tedbirlerleri sigortalı değilmişçesine almasının zorunlu olduğunu, davacının yükümlüklerini yerine getirmediğini, rizikonun poliçe kapsamı dışında kalmasını gerektiren hallerin olduğu yolunda kuşku ve belirsizlikleri ortadan kaldırmadığını, bu sebeple ispat külfetinin yer değiştirdiğini, rizikonun teminat içinde kaldığını sigortalının ispat etmesi gerektiğini, talebin fahiş olduğunu, hasar miktarının 86.435 TL olarak eksper tarafından tespit edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 12.03.2019 tarih, 2018/156 Esas ve 2019/150 Karar sayılı kararında; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar vermiş, bu karar hakkında davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2020 tarih, 2019/2881 Esas, 2020/405 Karar sayılı kararı ile; davacının dinletmek istediği tanığın dinlenmemesi sebebiyle verilen karar kaldırılmış, dosyanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " Olay tarihinde davacıya ait ...plakalı aracın davalıya sigortalı olduğu rikikonun poliçe teminat süresi içinde meydana geldiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında kazanın belirtilen yer ve şekilde meydana geldiği konusunda itilaf bulunmamakta davalı tarafından yapılan savunmada sigortalı araç sürücüsünün değişikliği; araç sürücüsünün değiştirildiği, kaza sırasında aracı ehliyetsiz yada alkollü sürücünün kullandığı, sürücünün kimliği konusunda şaibeli bir durum yaratıldığı, bu durumda Kasko Sigorta Poliçesi Genel Şartları A.5.10 madde düzenlemesi gereğince davacı aracında oluşan hasarın teminat kapsamı dışında kaldığı yönündedir. Poliçe genel şartlarında 01/04/2013 tarihinde yapılan değişiklikle A.5 maddesinde belirtilen 'teminat dışı hallere' ilave maddeler eklenmiştir. A.5.10 madde de yer alan " zorunlu haller ( tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşlarına gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma v.s ) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tesbit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması" şeklindeki düzenleme 01/04/2013 tarihinden sonra düzenlenen kasko poliçesi genel şartlarına ilave olarak getirilmiştir. Dava konusu poliçede bu değişiklik kapsamındadır. Bu nedenle teminat dışı bu maddenin uygulaması için öncelikle sigortalı davacının "araç sürücüsünün kaza mahallinden ayrılması konusunda haklı bir gerekçesi" olduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Haklı gerekçesinin ispat edilmesinden sonra TTK 1409 madde de yer alan ispat yükümlülüğü sigortacıda olacaktır. Olay sonrasından ...'ın karakola verdiği ifadesinden davacının Kasko Poliçesi Genel Şartları A.5.10 madde çerçevesinde olay yerinden sürücüsünün terk sebebinin haklı gerekçesini ispat edemediği, dosya kapsamındaki trafik kazası tespit tutanağı ve taraf beyanları ile sürücünün olay yerini terkettiği hususunun sabit olduğu, bu nedenle davacıya ait ...plakalı araçta meydana gelen hasarın 01/04/2013 tarihinden sonra düzenlenen kasko poliçeleri için yürürlüğe giren yeni genel şatların A.5.10 maddesi gereğince teminat dışı durum olarak mahkememizce kabul gördüğü, 02/05/2016 tarihli bilirkişi heyet raporu hüküm kurmaya elverişli kabul edildiğinden davanın reddine karar verilerek" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin ispat yükü ve ispat yükünün yer değiştirmesi ile ilgili değerlendirmelerinin hukuka aykırı olduğunu, sürücü değişikliği yapılması, sürücünün alkollü olması ve sürücünün haklı gerekçe bulunmaksızın olay yerini terk etmesi gibi bir durumun olmadığını, müvekkili şirkete ait araç sürücüsünün kaza sebebiyle yaşamış olduğu şok ve korku neticesinde olay yerini terk etmiş olduğunu, ispat yükünün sigortacıya ait olduğunu, ispat yükü üzerinde olan sigortacının hasarın teminat dışı kaldığını somut delillerle ispat etmek zorunda olduğunu, müvekkilinin rizikoyu kazanın meydana geliş şekline uygun olarak ihbar etmiş olduğunu, bilirkişi raporunda, hasarın teminat dışı kaldığının sigortacı tarafından ispat edilemediğini, araştırma raporunun delil niteliği taşımadığı ve somut anlatımlar içermediğinin belirtilmiş olmasına rağmen davanın reddine karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın A.5. maddesi ve TTK 1446/2 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer.
Somut olayda dava dışı Nusret Can tarafından, ertesi gün 21/01/2015 tarihi saat 06:36 itibarıyla hastaneye başvurulmuş olup, yine 21/01/2015 tarihi saat 04:30 itibarıyla polis merkezinde verdiği ifade ile kazanın oluş saatine (23:30 suları) ilişkin beyanı ve tutulan kaza tespit tutanağı saatine göre, kaza tespit tutanağı düzenleyen polislerin kazadan hemen sonra kaza mahallinde oldukları anlaşılmaktadır. Kaza, çok taraflı olup, olay yerini terk eden araç sürücüsünün kimliğinin tespit edilemediği sabittir. Gerek duruşmada dinlenilen tanık beyanı ve gerekse kazadan sonra olay mahalline gelen polis memurlarınca düzenlenen kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamına göre araç sürücüsünün korku, kaygı panik yaşamasını gerektirir bir durumun varlığından da söz edilemez.
Bu itibarla da, somut olayın özellikleri gereği, davacıya ait araç sürücüsünün Nusret Can olduğu ispat edilemediği gibi araç sürücüsünün kaza anında alkollü olmadığı ve zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığı davacı tarafından ispatlanamamıştır. Sonuç olarak İlk Derece Mahkemesince, dairemiz önceki kararına uygun olarak dinlenen tanık beyanı da değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır..." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; aracın sürücüsünün değişmediği, sürücünün alkollü olmadığı, zararın poliçe kapsamında kaldığı hususlarının ispat yükünün sigortacı üzerinde olduğunu, ispat yükünün yer değiştirdiği söylense dahi tanık beyanı ile bu hususların ispat da edildiğini, sigortalı araç sürücüsünün korku ve panikle olay yerini terkettiğini, kazanın büyük bir kaza olduğunu, sürücünün korku, panik ve endişe duymadığının kabul edilemeyeceğini, ispat yükünün sigortacı üzerinde olduğunu, ispat yükünün yer değiştirdiğine ilişkin kabulün hatalı olduğunu, rizikonun teminat dışı olduğunu sigorta şirketinin ispat etmesi gerektiğini, ispatın somut deliller ile yapılması gerektiğini, ancak bu hususta dosyada hiçbir somut delil bulunmadığını, kazanın ihbar edilen yer, zaman ve şekilde gerçekleştiğinin sübut bulduğunu, davanın kabulü yerine ispat külfetinin yer değiştirdiğinin kabulü ile davanın reddinin yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Kara Taşıtları Kasko Sigorta Poliçesi düzenlenen davacıya ait aracın karıştığı trafik kazası sonucu araçta oluşan hasar bedeli talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1409 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Next





