T.C.

Yargıtay

4. Hukuk Dairesi

2022/1311 E., 2024/6777 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi


Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait aracın davalı ... şirketi nezdinde kasko sigorta poliçesi bulunduğunu, müvekkiline ait aracın 03.07.2015 tarihinde dava dışı sürücü ...'ın idaresinde seyir halinde iken tek taraflı trafik kazasına karıştığını, kazadan sonra kaza yerine kolluk görevlilerinin çağrıldığını ve tutanak tutulduğunu, kolluk görevlilerince sürücü tespiti yapılamadığı yönünde tutanak hazırlandığını, hazırlanan tutanağın gerçeği yansıtmadığını belirterek oluşan hasar nedeni ile müvekkiline ait aracın pert olması halinde aracın bedelinin, aracın pert olmadığının tespiti halinde yapılacak inceleme neticesinde belirlenecek hasar-onarım masrafı olan şimdilik 15.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile müvekkiline ait aracın pert olması halinde tespit edilen pert bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, aracın pert olmadığının tespiti halinde ise hasar onarım masrafı olan 46.392,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin, kaza yapan kişinin kimliğinin belli olmaması nedeniyle Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.10 maddesi gereğince reddedildiğini, kazanın ne şekilde meydana geldiğinin belli olmadığını, sürücü tespiti yapılamadığını, davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Dosya kapsamında Bakırköy CBS'nin soruşturma dosyası, kasko poliçesi, tanık beyanları mevcuttur. Tanık ... beyanlarında ; yol yardım işlerini yaptığını, kendisinin sabit bir işyerinin olmadığını, internetten verdiği ilanlardan ulaşan olduğu takdirde yol yardım işlerini yerine getirdiğini, ...'u mahalleden tanıdığını, ...'un aracını satın almak istediğini, bu nedenle aracı denemek için kendisinden 23:00 sıralarında Çinçin Deresinden aldığını, 500 metre yakınlarında kaldırıma çarptığını, araçta hasar oluştuğunu, ...'un kardeşi ... polisi sık sık aramaya başladığını, aynı esnada kaskoyu da aradığını, hatta kaskoya ait bir çekici aracın olduğu mahalleye geldiğini, ümitin agresif davranışları nedeniyle gelen polis ekibiyle de tartıştıklarını, bu nedenle gelen polis ekiplerinin araç sürücüsünün belli olmadığına dair tutanak tuttuklarını beyan etmiştir. Tanık ... beyanlarında; ...'u ve ...'ı mahalleden tanıdığını, ... ... aracını satın almak istediğini, bu nedenle aracın test sürüşüne çıkmak istediğini, aracı ... dükkanından çıraklarından anahtarı aldığını, o sırada ...'in dükkanda olmadığını,kardeşi ... birlikte araca bindiğini, 10-15 dakika sonra telefon geldiğini, kaza yaptıklarını söylediklerini, ... ile ... 64.000 ile 70.000 arasında pazarlık yaptıklarını, kaza mahaline gittiğinde Ümitinde orada olduğunu, Ümit'in panik atak tezcanlı olduğunu, kaza mahalline gittiğinde ...öfkeli bir şekilde sitem ettiğini, kasko görevlilerinin kamera kayıtlarını aldıklarını beyan etmiştir. Tanık ... beyanlarında ; kardeşi ile ortak iş yerinin olduğunu, beraber aldıkları bir Honda Civic 2013 model bir araçlarının olduğunu, işyeri borçları için aracı satılığa çıkardıklarını, ilk olarak 70.000 TL fiyat koymuş ancak daha sonra 55.000 TL ye kadar düştüklerini, kazanın olduğu gün ... kendisini arayarak ...'ın araca bakmak istediğini anahtarı ...'a vermemi söylediğini, ...'ın araçla ilgilendiğini de bildiğini, ... geldiğinde anahtarı ...'a verdiğini, birlikte yola çıktıklarını, Bağcılar araştırma hastanesinin alt caddesinde ... kaldırımın kenarındaki mantarlara vurduğunu, olayın olduğu yer işlek bir cadde ve her tarafında kamera mevcut olduğunu, hem kaskoyu hem trafik polislerini aradığını, polis olay yerine geldiğinde işlemleri yapıp sabah kendisine uğramalarını gerektiğini söylediğini, aklına hiçbir artniyet gelmediğini, araç servisteyken polis tutanağını almaya gittiklerinde, sürücüyü tespit edemediklerine dair tutanak tuttuklarını, olay yerinde alkol tespiti yapılabilecekken yapmadıklarını, aracın 45.000 TL masrafı çıktığı için onarım işlerini yapamadıklarını, ... daha sonra aracı almadığını, masrafı da karşılamadığını, aracı satılığa çıkardığımız için pek kullanmadıklarını beyan etmiştir. Yargıtay yerleşik uygulamasına göre her ne kadar aracın alkollü kullanılmış olması tek başına aracın kasko poliçesindeki teminatın dışında bırakılmasını gerektiren bir husus olmadığı, sürücünün alkollü olması bunun yanı sıra hasara neden olan kazanın da alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerektiği mahkememizin de kabulündedir. Ancak dosya kapsamındaki CBS'nin soruşturma dosyasındaki beyanlar gerekse de 03/07/2015 tarihli trafik kazası tespit tutanağındaki tespitler gerekse de mahkememizce dinlenen tanık beyanlarından; dava konusu aracın satışa çıkartılması üzerine tanık ...'ın araca talip olduğu, aracın ... tarafından kullanılırken tek taraflı kazanın meydana gelmiş olduğu beyan edilmiş ise de tüm dosya kapsamından aracın görmüş olduğu hasara rağmen hasara sebebiyet verdiği iddia edilen ...'a açılmış bir dava veya talep olmadığı anlaşılmaktadır. Gerek tanık beyanları gerekse de trafik kazası tespit tutanağındaki tespitlerden ...'ın kaza yerinde kazanın oluştuğuna ilişkin herhangi bir beyanda bulunamaması, tutanak tanıklarının soruşturma dosyasındaki beyanları ve mahkememizce dinlenen tanık beyanları birlikte göz önünde bulundurulduğunda aracın kaza tarihinde ... tarafından kullanılmış olduğu, kendi beyanından anlaşılacağı üzere kaza tarihinde ehliyetsiz olduğu, bu haliyle açılan davanın kabulü için gerekli yasal koşulların oluşmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; olay yerine gelen kolluk görevlilerinin kanunların kendilerine yükledikleri görevleri yerine getirmek, objektif ve bilimsel tespitler yapmak yerine olayla ilgili kanaatlerini bildiren rapor tanzim ettiklerini, ilk derece mahkemesince otomobili kullandığı kabul edilen ve dördüncü celse de tanık olarak dinlenen ...'un ehliyetine el konulmasına ilişkin cezasının son bulmasına rağmen sadece gidip teslim almadığını, bu haliyle ...'un sürücü belgesinin yok denilemeyeceğini, davada ispat yükü ihlal edilerek varsayımlara dayalı biçimde hüküm kurulduğunu, davalı tarafın aracı dava dışı ...'ın kullanmadığını, aracı kullanan kişinin sigorta kapsamı dışında olduğunu veya kazanın sigorta kapsamı dışında kalacak biçimde meydana geldiğini ispat etmesi gerektiğini, bu davanın asıl konusunun kaza anında aracın kimin kullandığının tespiti olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Kolluk tarafından 3/7/2015 günü düzenlenen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağında ... plaka sayılı otomobilin tespit edilemeyen sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kaldırım üzerindeki dubalara çarpması sonucunda tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kaza yerinde bulunan ve davranışlarından aşırı biçimde alkollü olduğu gözlenen ... isimli kişinin ısrarlı biçimde sürücü olmadığını beyan ettiği, kaza yerinde bulunan ... isimli kişinin ise kazanın meydana geliş biçimi ile ilgili tam bir beyanda bulunamadığı ve kazanın meydana geliş biçimini de anlatamadığı belirtilmiştir. Poliçenin tanzim tarihinde ve olayın meydana geldiği günde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 1409'uncu maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2'nci fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5'inci maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın A.5'inci maddesi ve TTK'nin 1446/2'nci maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yükü yer değiştirir. Bu durumda oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer. Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; aksi sabit oluncaya karşı geçerli belge niteliği taşıyan maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı içeriğine göre, kasko sigortalı 34 EF 4364 plakalı otomobilin, dava dilekçesinde ileri sürüldüğü biçimde dava dışı ... tarafından kullanılmadığının anlaşılması karşısında, rizikonun teminat içinde kaldığını kanıtlama yükü davacıdadır. Duruşmada tanık olarak dinlenen ... ve ...'ın, otomobilin tanık ... tarafından kullanıldığına ilişkin trafik kazası tespit tutanağı içeriğinde yer alan anlatımlarıyla örtüşmeyen beyanları davacının iddiasını kanıtlamaya elverişli değildir. Bu haliyle davacının iddiası kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kaza tespit tutanağında, ... ve ...’ın imzası ve anlatımının bulunmadığını, kaza tespit tutanağını onayladıklarına dair bir kabullerinin olmadığını, tutanağa taraflarınca itiraz edildiğini, söz konusu tutanağı düzenleyen kolluk görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, tutanakta sürücüyü tespit eden bir belgenin bulunmadığını, tutanakta sürücünün tespit edilemediğinin belirtildiğini, mobese kamera kayıtlarının alınmadığını, alkol kontrolünün yapılmadığını, olay anında ... ve ...’ın beyanlarının tutanağa yazılmadığını, kolluk görevlilerinin kendi beyanlarına göre tutanağı tuttuğunu, huzurdaki davanın kaza tespit tutanağını iptal etmek amacıyla açıldığını, kazayı gören sadece iki kişi olduğunu, mobese kayıtları alınmadığından, başkaca ispat vasıtası bulunmadığını, geriye sadece tanık beyanları kaldığını, tanıkların da olayı aynen anlattığını, eldeki davada ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, ispat yükünün davacı tarafta olduğu yönündeki tespitin hatalı olduğunu, kasko tarafından gelen çekici araç ile ilgili tespitin yapılmadığını, mahkemenin sürücüyü tespit ettiğini, bu tespit yapıldıktan sonra tanık ...’un beyanının karara esas alındığını, kararın gerekçesinde aracın alkollü kullanılmış olmasının tek başına zararı kasko poliçe teminatının dışında bırakmayacağını, kazanın alkolün etkisiyle meydana gelmesinin gerektiğini, ... kaza tarihinde ehliyetsiz olduğu ve ehliyetsiz araç kullanılması nedeniyle davanın reddedildiğini, oysaki 14.03.2018 tarihli celsede dinlenen ...’un beyanında 54 promil alkolle yakalanması sebebiyle 6 ay süreyle ehliyetine el konulduğunu, sürenin dolmuş olmasına rağmen gidip ehliyetini almadığını beyan ettiğini, ...’un ehliyet cezasının son bulduğunu, bu haliyle ...’un ehliyetinin bulunduğunu, söz konusu durum araştırılmadan hüküm kurulduğunu, bununla birlikte zaten aracın şoförünün ... olmadığını, aracın ... tarafından kullanıldığını, davalı ....’nin ...’ın “çekicilik, yol yardım işi” ile uğraştığı gerekçesiyle hasar bedelini karşılamaktan kaçındığını, ...’ın mesleğinin yol yardım işi olmasının davalıyı sorumluluktan kurtarmadığını, davalının aracı ...’ın kullanmadığını, aracı kullanan şahsın sigorta kapsamı dışında kalan bir kişi olduğunu, sigorta kapsamı dışında kalacak şekilde kazanın meydana geldiğini ispat etmesi gerektiğini, dinlenen tanıkların olay yerine kasko sigortasına ait çekicinin geldiğini, kaza yerinde başka çekici olmadığını ifade ettiklerini, kaza tespit tutanağında da olay yerinde ...’a ait bir çekici olduğu yönünde tespit bulunmadığını, ..., ... ve davacı ...’un aynı mahallede yaşayan birbirlerini tanıyan insanlar olduğunu, tanık ...’ın mahkemede tüm sorulara cevap verdiğini, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu araçta meydana gelen hasar bedelinin tazmini talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 uncu maddesi, 1446 ıncı maddesinin 2 nci fıkrası.

3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, kasko sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın tek taraflı kaza yapması sonucu hasara uğradığı iddiası ile davalı kasko sigortacısından tazminat talep edilmiş; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sigortalı aracın kaza anındaki sürücüsünün tespitine ilişkin deliller de dikkate alındığında zararın teminat kapsamında kaldığını ispat yükünün davacıda olduğu ve davacının bu ispatı sağlayamadığı, davalı sigortacının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacının sigortalı aracının 03.07.2015 günü saat 02:00'de tek taraflı kaza yaptığı; olaya ilişkin olarak kolluk görevlileri tarafından kaza tespit tutanağı düzenlenmiş olmakla birlikte davacı yanın iddiasına göre olay anını gören MOBESE kayıtları kolluk tarafından temin edilmeden tutanak düzenlendiği; tutanak düzenlenirken kaza yerinde bulunan davacının kardeşi ve sürücü olduğu iddia edilen ...'ın alkol kontrollerinin yapılmadığı; davacı yanın bu eksiklikler ile tutanak düzenleyen kolluk görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

6102 sayılı TTK'nın 1409 uncu maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2 nci fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.1.5. maddesi ve TTK'nın 1446/2 nci maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer.

6102 sayılı TTK'nın 1409/1 inci maddesi gereği kural olarak zararın teminat dışı olduğunu ispat yükü sigortacıda olup ispat yükünün yer değiştirip sigortalıya geçmesi istisnai bir haldir ve ancak sınırlı sebeplerin varlığı halinde söz konusu olacaktır. Rizikonun gerçekleşme biçimini ve kaza anındaki sürücünün kimliğinin tespitini sağlayacak ispat vasıtalarının kolluk görevlileri tarafından eksik toplanması halinde, bu eksikliğin oluşmasında hiçbir kusuru olmayan sigortalıya ispat yükünün geçtiğinden bahsedilemez. Böylesi bir durumda sigortacı davalı, kaza anındaki sürücünün ehliyetsiz ya da alkollü oluşu nedeniyle zararın teminat dışı olduğunu ispat etmek zorundadır.

Açıklanan tüm bu hukuksal ve maddi olgulara göre; kolluk görevlilerinin kaza anını ve hemen sonrasında sürücünün tespitini sağlamaya yarar ispat vasıtalarını eksik toplamasından kaynaklanan belirsizliğin davacı sigortalıya yüklenemeyeceği, davalı sigortacının araç sürücüsünün alkollü ya da ehliyetsiz olduğunu somut biçimde ispat edemediği, zararın sigorta teminatı kapsamında kaldığı kabul edilerek karar verilmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına katılmıyorum.