Daha önce Zorunlu Müdafiin Görevinin Son Bulması yazımızda[1]; soruşturma evresinde yaş küçüklüğü nedeniyle kendisine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.150/2 uyarınca müdafi tayin edilen çocuğun 18 yaşını doldurduktan sonra müdafiin yardımından artık faydalanmak istemediğini beyan etmesi halinde müdafilik görevinin sona erip ermeyeceği tartışılmış, CMK m.150/2 uyarınca çocuğa müdafi görevlendirildiğinde, suçun cezasının zorunlu müdafiliği gerektirip gerektirmediğine bakılmaksızın, ortada suçun cezası yönünden zorunlu müdafilik olmasa bile, eski adı ile suça sürüklenen çocuğun, yeni adı ile adli süreçteki çocuğun çocukluktan çıktığı durumda müdafiin görevi kendiliğinden son bulmayacağı anlatılmış, konu ile ilgili CMK m.156/3 ve Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik (Yönetmelik) m.7 düzenlemeleri anlatılmıştı.
Yine yazıda; Müdafiin görevlendirilmesi başlıklı CMK m.150’de şüpheli veya sanığa hukuki yardımda bulunacak müdafin nasıl görevlendirileceğinin açıklandığı, CMK m.150/2’de müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığın çocuk olduğu, yani işlendiği iddia edilen suç tarihinde 18 yaşını doldurmadığı halde, talebi aranmaksızın bir müdafi görevlendirileceğinin belirlendiği, CMK m.150/4’de ise zorunlu müdafilikle ilgili hususların Türkiye Barolar Birliği’nin görüşü alınmak suretiyle yönetmelikle düzenleneceğinin ifade edildiği, Adalet Bakanlığı tarafından Yönetmelikte düzenlendiği, mevcut durumda yasal düzenlemenin ve bu çerçevede yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerinin, suça sürüklenen çocuğa CMK m.150/2 gereğince müdafi görevlendirildikten sonra, bu müdafiin görevinin kendiliğinden ve hatta çocukluktan çıkmış şüphelinin veya sanığın iradesi ile de son bulmayacağı, burada müdafiin görevlendirildiği anın şartlarının ve savunma hakkının gözetilmesi gerektiği, ancak şüphelinin veya sanığın kendisinin bir avukat bulması ile sürecin sonlanabileceği, 18 yaşını dolduran şüphelinin veya sanığın soruşturmasının ve kovuşturmasının devam ettiği tüm aşamalarda görevlendirilmiş müdafiin görevinin devam edeceği, bu sorunun ancak yasal düzenleme ile giderilebileceği, hatta CMK m.150/4’e göre çıkarılan Yönetmeliğin 7. maddesinde yapılacak bir değişikliğin de sorunu çözemeyeceği, konunun yasal değişiklikle çözülmesi gerektiği, çünkü ortada savunma hakkını kısıtlayan bir durum olduğu açıklanmıştı.
Yazıyı yazdığımız dönemde verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.03.2025 tarihli, 2024/7-19 E., 2025/114 K. sayılı kararında da bu değerlendirmemizle aynı yönde karar verilmiş olup karara göre; “Görüldüğü gibi yaş küçüklüğü nedeniyle görevlendirilen zorunlu müdafiin görevinin, suça sürüklenen çocuğun 18 yaşını ikmal etmesiyle sona ereceğine dair hukuki bir düzenleme bulunmamaktadır. Bilakis Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik'in 7/2. maddesinde; ‘Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının talebi üzerine görevlendirilen müdafi veya vekil azledilemez.’ denilmek suretiyle zorunlu müdafiin özel ve spesifik konumuna vurgu yapılmış, görevlendirilmesinde olduğu gibi görevinin sona erdirilmesinde de şüpheli veya sanığın iradesine kural olarak belirleyici bir değer atfedilmemiştir. CMK’nın 150 nci maddesinin 3. fıkrasında yer alan şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde, baro tarafından görevlendirilen avukatın görevinin sona ereceğine ilişkin düzenlemenin de, şüpheli veya sanığın seçmiş de olsa bir müdafin hukuki yardımından faydalanmaya devam ettiği hale işaret ettiği açıktır. Keza anılan yönetmeliğin 7. maddesinde de aynı yönde hükümler va’zedildiği anlaşılmaktadır. Yönetmelik’in 6/6. maddesinde CMK’nın 151/1. maddesine paralel olarak; ‘Müdafi veya vekil, soruşturma evresinde ya da duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme derhal başka bir müdafi veya vekil görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar.’ biçimindeki değişiklikle zorunlu müdafiin değiştirilmesi mümkün kılınmış ise de görevinin, artık bir müdafin hukuki yardımından faydalanmayacak şekilde sona ermesi öngörülmüş değildir.
Açıklanan nedenlerle; yaş küçüklüğü nedeniyle CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca görevlendirilen zorunlu müdafiin görevinin, suça sürüklenen çocuğun yargılama sürecinde 18 yaşını ikmal etmesiyle re’sen ya da suça sürüklenen çocuğun iradesine bağlı olarak sona ermeyeceğinin kabul edilmesi gerekir”.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 08.06.2026 tarihli, 2026/5916 E., 2026/10606 K. sayılı kararında; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 05.03.2025 tarihli ve 2024/7-19 Esas, 2025/114 Karar sayılı ilamı uyarınca; yaş küçüklüğü nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 150/2. maddesi uyarınca görevlendirilen zorunlu müdafiinin görevinin, suça sürüklenen çocuğun yargılama sürecinde 18 yaşını ikmal etmesiyle re'sen ya da suça sürüklenen çocuğun iradesine bağlı olarak sona ermeyeceğinin kabul edildiği” hususuna yer vermiştir.
Dairenin 04.02.2026 tarihli, 2025/12136 E., 2026/1578 K. sayılı kararına göre de; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun; 05.03.2025 tarihli ve 2024/7-19 Esas, 2025/114 Karar sayılı ilamı uyarınca, yaş küçüklüğü nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 150/2. maddesi uyarınca görevlendirilen zorunlu müdafiin görevinin, suça sürüklenen çocuğun yargılama sürecinde 18 yaşını ikmal etmesiyle re’sen ya da suça sürüklenen çocuğun iradesine bağlı olarak sona ermeyeceğinin kabul edildiğinden müdafiinin temyiz yetkisi bulunduğu kabul edilmiştir”[2].
Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin bu görüşü Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararından sonra oluşmuş olup, 05.03.2025 tarihi öncesi 2. Ceza Dairesi kararlarında aksi yönde görüş bildirildiği, adli süreçteki çocuğun 18 yaşını doldurduktan sonra müdafi istemediğini beyan ettiği durumda; Dairenin, müdafiin görevinin sona erdiğine kanaatinde olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 03.04.2024 tarihli, 2023/3932 E., 2024/5537 K. sayılı kararında; “Suça sürüklenen çocuğa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında zorunlu olarak atanan müdafii hükmü temyiz etmiş ise de, suça sürüklenen çocuğun 23.05.2012 ve 17.03.2016 tarihli savunmalarında 18 yaşını doldurduğu, suça sürüklenen çocuğun mahkeme huzurunda ‘…müdafii talebinin olmadığını, savunmasını kendisinin yapacağını…’ bildirmesi nedeniyle zorunlu müdafiin görevinin sona ereceği” belirtilmiştir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 22.11.2023 tarihli, 2022/15200 E., 2023/7414 K. sayılı kararı da 03.04.2024 tarihli kararı ile aynı doğrultudadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararı öncesi verilen Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 11.05.2022 tarihli, 2021/9958 E., 2022/6892 K. sayılı kararına göre de; “Suça sürüklenen çocuğa 5271 sayılı CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca bozma öncesi kovuşturma aşamasında zorunlu olarak atanan müdafii hükmü temyiz etmiş ise de, bozmadan sonra 07/11/2019 tarihinde 18 yaşını doldurmuş olan suça sürüklenen çocuğun alınan savunmasında müdafii talebinin olmadığını, savunmasını kendisinin yapacağını bildirmesi nedeniyle zorunlu müdafiinin görevinin sona ereceği gerekçesiyle red isteyen tebliğnamedeki görüşe, suça sürüklenen çocuğun müdafiinin müdafilik görevi sona erdirilmediğinden iştirak edilmemiştir”.
Aynı şekilde Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin; 23.06.2020 tarihli, 2020/1158 E., 2020/6156 K. sayılı kararında, “Suça sürüklenen çocuğa 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca bozma öncesi kovuşturma aşamasında zorunlu olarak atanan müdafii hükmü temyiz etmiş ise de, bozmadan sonra 09/07/2019 tarihinde 18 yaşını doldurmuş olan suça sürüklenen çocuğun alınan savunmasında müdafii talebinin olmadığını, savunmasını kendisinin yapacağını bildirmesi nedeniyle zorunlu müdafiinin görevinin sona ereceği gerekçesiyle red isteyen tebliğnamedeki görüşe, suça sürüklenen çocuğun müdafiinin müdafilik görevi sona erdirilmediğinden iştirak edilmemiştir”.
Son olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 17.12.2019 tarihli, 2019/3456 E., 2019/8393 K. sayılı kararında; “Baro tarafından atanmış olan müdafiin, sanığın 18 yaşını doldurması ile kendiliğinden görevi sona ermediğinden sanığın yakalama sonrası işlemlerinin uzamaması için ‘Benim yaşım büyüdü müdafiim olmadan savunma yapmak isterim’" şeklinde açıklama yaparak müdafii olmadan beyanda bulunması, daha önce atanmış olan müdafiinin görevini sona erdirmediğinden tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmeden” inceleme yapıldığı görülmektedir.
Netice itibariyle; CMK m.150/2 uyarınca müdafi tayin edilen çocuğun 18 yaşını doldurduktan sonra, CMK m.150/3 kapsamına da girmeyen suçla ilgili müdafiin yardımından artık faydalanmak istemediğini beyan etmesi halinde de müdafiin görevi kendiliğinden son bulmaz. Mevzuatta bu hususun aksini gösteren bir düzenleme olmadığı gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile ceza daireleri kararları (Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin de görüş değiştirmesi ile birlikte) müstakardır.
Prof. Dr. Ersan Şen
Av. Ertekin Aksüt
(Bu makale, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)
-------------
[1] https://www.hukukihaber.net/zorunlu-mudafiin-gorevinin-son-bulmasi, Çevrim İçi Erişim Tarihi: 27.10.2026
[2] Dairenin aynı yönde kararları için bkz. Yargıtay 2. CD, 04.05.2026, 2026/673 E., 2026/8196 K.; 03.12.2025, 2025/12944 E., 2025/21739 K.
Next