19 Aralık 2025 tarihli 33112 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7566 sayılı Kanun uyarınca 01.01.2026 tarihi itibariyle, yani düzenlemenin yayımlanmasından yalnızca 12 gün kadar kısa bir süre sonra genç girişimcilere sağlanan 1 yıllık Bağ-Kur prim muafiyeti uygulaması ortadan kaldırılmıştır.
Yeni düzenlemenin yalnızca yürürlük tarihinden sonra iş kuranlara uygulanması ve önceden iş kuran genç girişimcilerin 1 yıllık muafiyetlerinin devamı yine aynı düzenleme uyarınca gerekirken; uygulamada, halihazırda genç girişimcilikten faydalanan kişilerin de bir yıllık Bağ- Kur prim muafiyetlerinin SGK birimleri tarafından durdurulduğu görülmektedir.
GVK mükerrer md. 20 uyarınca genç girişimcilik şartlarını sağlayan kimseler iki teşvikten yararlanmaktaydılar:
1. Üç yıl boyunca GVK 103’te yer alan ikinci vergi matrahına kadarki tutarlar (yani, 2026 yılı için 400.000 TL’ye kadarki gelir vergisine tabi gelirler) gelir vergisinden müstesna olacaktır (GVK mükerrer md. 20);
2. Genç girişimcilikten yararlanan kimselerin mükellefiyet başlangıçlarından itibaren bir yıl süreyle Bağ-Kur primleri Hazinece karşılanacaktı (7143 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca değişik SGK Kanunu’nun 81. maddesinin (k) bendi).
Genç girişimciler, 01.01.2026 tarihine kadar yukarıdaki iki teşvikten de faydalanabilmekteydiler. Ancak, 19.12.2025’te yayımlanan yeni düzenleme (7566 s.K. md. 23 ve 38/ç) ile genç girişimcilere bir yıllık Bağ-Kur muafiyeti sağlayan hüküm (SGK Kanunu 81/k), 01.01.2026 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır.
Kimlerin genç girişimci kapsamında olduğu GVK mükerrer md. 20 uyarınca düzenlenmektedir. Buna göre, şu şartları sağlayanlar genç girişimcilik kapsamındadır:
- 29 yaşını doldurmamış,
- Adlarına daha önceden ticari, zirai veya mesleki faaliyet nedeniyle mükellefiyet tesis olunmamış,
- Tam mükellef gerçek kişi (Türkiye’de ikamet eden şahıslar) olan,
- İşe başlama bildirimlerini süresinde vermiş olan,
- Kendi işini kendisi sevk eden (işçi, çırak, kalfa çalıştırılması veya geçici olarak işin başında bulunulmamış olması bu şartı bozmaz),
- Eş ve çocuklardan ölüm nedeniyle faaliyetin devri hariç olmak üzere, işin akrabalardan devralınmamış olması.
Ayrıca, faaliyetin ortaklık kapsamında yapılması halinde bütün ortakların da bu şartları taşıyor olması gerekir. Bununla birlikte, sonradan mevcut bir işletmeye veya mesleki faaliyete ortak olunmaması gerekir. Uygulamada, bu şartları taşıyan kimselerin bağlı bulundukları vergi dairesine bu şartları taşımaları sebebiyle kendilerinin genç girişimcilikten faydalanması gerektiğine ilişkin bir dilekçeyle başvurmaları gerekmektedir. Kişinin başvuruda bulunduğu vergi dairesi genç girişimci başvurusunu kabul ettikten sonra “Genç Girişimci İstisnası Onay Yazısı” hazırlayıp, bunu başvuru sahibine tebliğ etmektedir.
Genç girişimcilikten faydalananların prim muafiyetlerinin durdurulmuş olması hukuksuz müdahaledir. Her ne kadar, bir yıllık Bağ-Kur muafiyeti getiren SGK Kanunu’nun 81 maddesinin (k) bendi, 01.01.2026 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmış olsa da, SGK birimlerinin 01.01.2026 tarihinden önce halihazırda genç girişimcilikten faydalanan kişilerin de Bağ-Kur muafiyetlerinin durdurulduğuna dair birçok şikayet bulunmaktadır. SGK birimlerinin bu yöndeki uygulaması halihazırda genç girişimcilikten faydalanan bu kimselerin sahip olduğu kazanılmış haklarına müdahale niteliğinde olduğundan dolayı hukuka açıkça aykırıdır.
Bununla birlikte, SGK genç girişimcilerin kazanılmış nitelikteki ve elde etmeyi haklı olarak umdukları Bağ-Kur teşvikinin durdurulmuş olması aynı zamanda hukuk güvenliği ilkesini de ihlal etmektedir. AYM tarafından verilmiş bir kararda, toplumun yürürlükteki mevzuatın devam edeceğine dair haklı beklentilerinin de korunmasını şu ifadelerle hukuki güvenlik ilkesinin bir unsuru olarak görmüştür:
Aynı zamanda, 19.12.2025 tarihinde, yani yürürlüğe girmesinde yalnızca 12 gün kadar kısa bir süre önce yayınlanan ve 01.01.2026 tarihinde SGK Kanunu’nun Bağ-Kur muafiyeti öngören hükmünü kaldıran 7566 sayılı Kanun hazırlanırken, genç girişimci istisnasından halihazırda yararlananların hakları gözetilerek bunlara ilişkin geçiş sürecinin sağlanmasına dair istisna hükmü konulması gerekirdi. Ancak 7566 sayılı Kanun geçiş sürecinin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi için herhangi bir istisna hükmü içermemektedir. AYM verdiği bir kararda önceki düzene dayanan beklentilere ilişkin olumsuz düzenlemelerin yapılabilmesi için geçiş hükümleriyle özel haller için hakkaniyete uygun istisnalar gerektiğini şu şekilde ifade etmiştir:
Sonuç olarak, 01.01.2026 tarihinden önce genç girişimci teşvikinden yararlanmakta olan kişilerin dönemin düzenlemeleri uyarınca elde edeceklerini haklı olarak bekledikleri kazanılmış haklarının sonradan kaldırılmış olması hukuka aykırıdır. Genç Girişimci Bağ- Kur Prim Desteği” hakkının 01.01.2026’dan itibaren kaldırıldığı ve bu destekten yararlananların haklarının ortadan kalktığına ilişkin ayrı bir düzenleme yapılmadığı dikkate alınmadan; yasaya ve kanun koyucunun iradesine açıkça aykırı şekilde 2026 yılı başı itibariyle borçlandırma yoluna gidilmesi, teşvik süresinin sonuna dek haktan yararlandırılmaları gerektiğinin gözetilmemesi ve 31.12.2025’e kadar yapılan başvuruların işleme alınmaması, hukukun evrensel ilkelerine aykırılık içermektedir.
Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” kapsamında genç girişimcilere sağlanan ve Hazine tarafından karşılanan Bağ-Kur prim desteğinin kaldırılmasının öngörülmesi; Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesiyle, 5. maddesinde düzenlenen devletin temel hak ve özgürlükleri sınırlayan engelleri kaldırma yükümlülüğüyle, 36. maddesinde yer alan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkıyla ve 73. maddesinde belirtilen vergi yükünün adaletli ve dengeli dağıtılması ilkesiyle açıkça çelişmektedir.
Artan vergi yükleri, kira, sigorta primi ve büro giderleri karşısında meslektaşlarımız ağır bir ekonomik baskı altındadır. Hazine tarafından karşılanan prim desteği, bu yükü hafifleten sınırlı ancak hayati bir destektir. Bu desteğin kaldırılması; hukuki güvenlik ilkesini zedeleyecek, savunma makamının kurumsal gücünü zayıflatacak ve adalete erişimi toplumsal ölçekte zorlaştıracaktır.
Bu destek bir ayrıcalık değil, adalet hizmetinin ülkenin her köşesinde sürdürülebilirliğini sağlayan zorunlu bir düzenlemedir. Devletin asli görevi, savunmayı zayıflatmak değil adalet mekanizmasını güçlendirmektir.
Genç Girişimcilerin Sahip Olduğu Bağ-Kur Muafiyetininin Kaldırılmasına Karşı Olası Hukuki Yollar
İlk olarak, SGK birimlerinin genç girişimcilerinin Bağ-Kur muafiyetlerini durdurmasına gerekçe olduğu ifade edilen genelgeye karşı iptal davası açılabilmesi mümkündür.
İkinci olarak, SGK’ya haksız olarak tahakkuk ettirilen Bağ-Kur prim borçlarının düzeltilmesi için bir dilekçeyle idari talepte bulunulabilir. Bu talebin reddi halinde ret kararının tebliği tarihinden veya 30 gün boyunca talebe ilişkin cevap verilmemesi halinde ilgili 30 günlük sürenin sona erdiği tarihten itibaren 60 gün içinde SGK’nın zımnen veya doğrudan ret kararına karşı iptal davası açılabilecektir.
Üçüncü olarak, SGK’nın ödeme emri göndermesi halinde hem ödeme emrine 6183 s.K. md. 58 uyarınca 15 gün içinde itiraz edilmesi hem de ödeme emrine ilişkin yürütmenin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir talep edilerek dava açılabilmesi mümkündür. SGK prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun’un uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde SGK’nın alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir.
SGK Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklarda kural olarak iş mahkemesinde dava açmadan önce SGK’ya idari olarak başvurulması ve başvurunun reddi gerekmektedir. Gerçekleştirilen başvuruya 60 gün içinde cevap verilmezse başvuru reddedilmiş sayılır. SGK’ya yapılan başvuru zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesabında dikkate alınmaz.
Yeni düzenleme ile genç girişimci desteklerinden en önemlisi olan 1 yıllık Bağ-Kur desteği, 01.01.2026 tarihi itibariyle, yürürlük tarihinden yalnızca 12 gün önce Resmi Gazete’de yayımlanan bir kanun ile kaldırılmıştır. Bağ-Kur desteğinin kaldırılması yetmemiş; halihazırda 1 yıllık Bağ-Kur desteğinin kapsamındaki genç girişimcilerin de destekleri SGK tarafından durdurulmuştur. Gerek yürürlüğünden yalnızca 12 gün önce yayımlanan 7566 sayılı Kanun’un halihazırda Bağ-Kur desteğinden faydalananlara ilişkin geçiş hükümleri içermiyor olması gerekse de SGK’nın halihazırda genç girişimcilikten faydalananların desteklerini kesmesi, Anayasanın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesi kapsamında değerlendirilen kazanılmış hakların korunması ve hukuk güvenliği ilkelerine aykırıdır. Bu kapsamda, SGK’nın genç girişimcilere karşı haksız uygulamasına karşı, ilgili genelgenin iptaline ilişkin dava, SGK’ya karşı prim borçlarının silinmesinin talep edilmesi ve talebin reddi haline iptal davası açılması veya da SGK’nın ödeme emri göndermesi halinde iş mahkemesinde dava açılması yollarına başvurulabilmesi mümkündür.
Genç girişimcilere sağlanan Bağ-Kur prim desteği, 5510 sayılı Kanun’un 81. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde düzenlenmekte iken, 7566 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle söz konusu düzenleme yürürlükten kaldırılmış ve uygulama 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla sona ermiştir. Böylece daha önce şartları sağlayan genç girişimcilerin bir yıl süreyle Hazine tarafından karşılanan Bağ-Kur prim desteğinden yararlanma imkânı yeni dönem bakımından ortadan kalkmıştır.
Bununla birlikte, teşvikin kaldırılması özellikle 2025 yılı içerisinde teşvikten yararlanmaya başlamış ve bir yıllık destek süresi henüz tamamlanmamış genç girişimciler açısından hukuki bir sorun ortaya çıkarmıştır. Teşvikten yararlanma hakkının hangi tarihte doğduğu, sigortalılık başlangıcı, teşvikten yararlanma koşullarının yerine getirilip getirilmediği ve 2026 yılında SGK tarafından tahakkuk ettirilen primlerin hukuki dayanağı somut olay üzerinden değerlendirilmelidir. Bu konuda kazanılmış hak, hukuki güvenlik ve geçmişte yürürlükte bulunan düzenlemeye göre yapılan işlemlerin yeni düzenlemeden nasıl etkileneceği ayrıca incelenmelidir.
Dolayısıyla genç girişimci Bağ-Kur teşvikinin kaldırılması nedeniyle ortaya çıkan prim borçları bakımından yalnızca teşvikin yürürlükten kaldırılmış olması yeterli bir değerlendirme değildir. Sigortalının teşvikten yararlanmaya başladığı tarih, mevcut teşvik süresi, SGK kayıtları ve prim tahakkuklarının hangi hukuki gerekçeyle yapıldığı birlikte değerlendirilmelidir. Gerektiğinde SGK işlemlerine karşı idari başvuru ve yargısal yolların kullanılması gündeme gelebilir.
Next