|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
A. B. K. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2023/95766) |
|
Karar Tarihi: 22/9/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Ayça GANİDAĞLI |
|
Başvurucular |
: |
|
|
Vekili |
: |
Av. Ayten İZMİRLİ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında ihtiyati haciz kararı verilmesi ve ihtiyati haczin uzun süredir devam etmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
A. Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına ve Darbe Girişimine İlişkin Genel Bilgiler
2. Fetullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) ve darbe girişimine ilişkin genel bilgiler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-36; FETÖ/PDY'nin mali yapılanmasına ilişkin genel bilgiler için bkz. Hamdi Akın İpek [2. B.], B. No: 2015/17763, 24/5/2018, § 15.
B. Bireysel Başvuruya Konu Süreç
3. Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) başvurucuların da aralarında bulunduğu 661 kişiye karşı 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirdikleri darbe girişimi sırasında neden oldukları fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla meydana gelen 34.559.647,07 TL maddi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmin edilmesi için Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 3/11/2017 tarihinde dava açmıştır. EGM 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257. ve devamı maddeleri gereğince davalıların mal varlığı değerleri üzerine teminatsız ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
4. Dava dilekçesinde haksız eylem nedeniyle zarar oluştuğu, tespit edilecek zarara yönelik fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu ifade edilmiştir. EGM ayrıca başvurucular ve dava dilekçesinde belirtilen diğer davalılar adına kayıtlı taşınır, taşınmaz mallar, kara, hava ve deniz taşıtları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ile varsa emekli ikramiyeleri ve şirket hisseleri üzerine 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 20/A maddesi gereğince konulan tedbir kararının devamı niteliğinde teminatsız olarak ihtiyati haciz şerhi konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
5. Mahkeme 17/11/2017 tarihli ara kararı ile ihtiyati haciz talebinin teminatsız olarak kabulü ile dava değeri olan 34.559.647,07 TL ile sınırlı olarak davalıların menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine 2004 sayılı Kanun'un 257. ve 264. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca ihtiyati haciz şerhi konulmasına karar vermiştir.
6. İhtiyati haciz kararına itiraz edilmişse de Mahkeme 20/8/2021 tarihinde davalıların ihtiyati haciz kararına itirazlarının reddine karar vermiştir.
7. Mahkeme 28/2/2020 tarihli celse ara kararı ile davalılarca gerçekleştirildiği iddia edilen eylemlere ilişkin olarak yürütülen ceza yargılamalarının -somut olayların özellikleri de dikkate alındığında- eldeki davada doğrudan yaratabileceği etki ve sonuçları gözeterek Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/504, 4. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/43, 20. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/23, 17. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/109 ve E.2019/7, 4. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/180 ve E.2017/107, 18. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/200, 16. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2019/408 sayılı dosyalarında verilen ve verilecek olan kararların bu dosya açısından bekletici mesele yapılmasına karar vermiştir.
8. Başvurucular, muhtelif tarihlerde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon, başvurucuların adli yardım talebinin kabulü ile 2023/103872, 2023/103900 numaralı başvurular dışındaki başvurularda adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma hakkının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına yönelik başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
C. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç
9. Başvuruculardan bir kısmının içinde bulunduğu davalılar ihtiyati hacze itirazın reddi kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi (Daire) 18/7/2024 tarihli kararı ile eksiklikler sebebiyle dosyanın geri çevirilmesine karar vermiştir.
10. Başvurucuların da içinde bulunduğu davalıların bir kısmı ihtiyati haczin devamına ilişkin ara karara itiraz etmiş; Mahkeme 16/1/2024 tarihli kararlarıyla davalılar açısından 20/11/2017 tarihli ihtiyati haciz kararının aynı tutarla sınırlı olarak yalnızca taşınır ve taşınmazlar açısından uygulanmasına, bunun dışında banka hesapları, OYAK birikimleri ve emekli ikramiyeleri, üçüncü kişiler nezdindeki alacakları açısından kaldırılmasına karar vermiştir.
11. Başvuruculardan bir kısmının içinde bulunduğu davalılar ihtiyati hacze itirazın reddi kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş ve Daire 18/9/2024 tarihli kararı ile mahkemece verilen ihtiyati haciz kararının infaz edildiği ve icra aşamasına geçildiği, buna göre ihtiyati haciz kararına yönelik talep ve itirazları incelemeye görevli mahkemenin İcra Mahkemeleri olduğu gerekçeleriyle 16/1/2024 ve 3/4/2024 tarihli -başvurucular dışında bir davalı hakkında verilen- ara kararların gerekçe yönünden kaldırılmasına karar vermiştir. Bireysel başvuru inceleme tarihi itibariyle Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde yargılama devam etmektedir.
II. DEĞERLENDİRME
12. Başvuruculara ait 2023/97051, 2023/98770, 2023/98804, 2023/99202, 2023/99340, 2023/99360, 2023/99244, 2023/100011, 2023/103297, 2023/103872, 2023/103900, 2023/103611, 2023/104302, 2023/105726 numaralı bireysel başvuru dosyalarının 2023/95766 numaralı dosya ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.
A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
13. Başvurucular, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında ihtiyati haciz kararı verilmesi ve ihtiyati haczin uzun süredir devam etmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının, kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti olmamasına rağmen tazminata konu fiillerden sorumlu tutulmaları nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. Adalet Bakanlığı görüşünde, yargılamanın devam etmesi sebebiyle verilen ihtiyati haciz kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği ifade edilmiştir. 2004 sayılı Kanun'un 259. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ihtiyati haciz isteyen alacaklının hacizde haksız çıkması durumunda borçlunun ve üçüncü kişilerin haciz sebebiyle uğradıkları zararlardan sorumluluğunun düzenlendiği, başvurucuların bahsedilen düzenleme uyarınca alacaklıya karşı tazminat davası açmaksızın bireysel başvuruda bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu, meşru ve ölçülü olduğu ifade edilmiş; yapılacak incelemede Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.
15. Başvurucuların iddiaları mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
17. Anayasa Mahkemesi benzer bir davada verilen ihtiyati haciz kararına ilişkin yapılan bireysel başvuruları A.B. K.ve diğerleri ( [1.B.], B. No: 2023/25236, 24/12/2025) kararında incelemiştir. Anılan kararda benzer şikâyet yönünden ihtiyati haczin kapsamı ve süresi itibarıyla başvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet yüklenmediği, bu sebeple müdahalenin kamu yararı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengeyi başvurucular aleyhine bozmadığı gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmiştir. Mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükler bağlamında değerlendirme yapılan kararda öncelikle başvurucuların ihtiyati hacze karşı iddia ve savunmalarını etkin bir biçimde ortaya koyabilme imkânına sahip oldukları belirtilmiştir. Başvuruya konu hukuk yargılamasının çok aktörlü olduğu, taraf teşkili ve zararın tespiti bakımından farklı boyutları olan karmaşık bir yapısının bulunduğu değerlendirilmiştir. Yapılan yargılamada her bir davalının sorumluluğunun tespitinde yaşanan zorlukların, tarafların yargılama sürecindeki tutumlarının ve yargılamaya katılımları ile taraf teşkilinin sağlanmasındaki güçlüklerin, ihtiyati haczin kapsamı ve uygulandığı mal varlığının tespiti ile bu kapsamda yapılması gereken işlemlerin süreç almasının yargılamanın ilerlemesi bağlamında olumsuz etkilerinin bulunduğu ifade edilmiştir. Kararın devamında tazminat davasıyla bağlantılı olarak başvurucuların da dâhil olduğu pek çok sanık hakkında açılan, yine pek çok suç sebebiyle çok aktörlü olarak yürütülen ve arka plan bilgisinin oldukça karışık olduğu anlaşılan ceza yargılamalarının devam ettiği, verilen mahkûmiyet hükümlerinin bir kısmının da henüz kesinleşmediği belirtilmiştir. Anılan yargılamalarda yapılacak tespit ve değerlendirmelerin tazminat davası açısından belirleyici unsurlar taşıyabileceği gözetilerek ihtiyati haciz süresinin uzunluğunun tek başına ölçüsüz olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca kararda söz konusu ihtiyati haczin sürecin niteliği gereği zorunlu bir müdahale aracı olduğu, yargı makamlarınca sürecin keyfî biçimde uzatılmadığı ve nihai olarak ihtiyati haczin haksızlığının tespiti hâlinde uğranılan zararın giderimine ilişkin bir tazminat yolunun da hukuk sisteminde var olduğu tespitlerine yer verilmiştir (A. B. K. ve diğerleri, §§ 54-62).
18. Somut başvuruda da darbe girişimi sırasında verilen zararlar sebebiyle açılan tazminat davasında başvurucuların mal varlığı üzerinde 17/11/2017 tarihli ara karar kapsamında dava değeri ile sınırlı olarak ihtiyati haciz konulduğu ve konulan ihtiyati hacizlerin uygulanmaya devam ettiği anlaşılmakta olup başvuruda A.B. K. ve diğerleri kararında açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
19. Sonuç olarak ihtiyati haczin kapsamı ve süresi itibarıyla başvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet yüklenmediği, bu sebeple müdahalenin kamu yararı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengeyi başvurucular aleyhine bozmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre ihtiyati haciz kararıyla başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
B. 2023/103872, 2023/103900 Numaralı Bireysel Başvurular Yönünden Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
21. Başvurucular, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
22. Anayasa Mahkemesi olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 12/3/2024 tarihinde yürürlüğe giren 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'la 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a eklenen 5/A maddesi ve ayrıca anılan Kanun'un geçici 3. maddesinde yapılan değişiklik gereği 12/3/2024 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvurularda anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
23. Açıklanan gerekçelerle başvuruların bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,
B. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. 2023/103872, 2023/103900 numaralı bireysel başvurular yönünden makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
Ç. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Next





