TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

F. S. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/19423)

Karar Tarihi: 22/9/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Yücel ARSLAN

Başvurucular

:

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, kapalı görüş kayıtlarının silinmesi talebi hakkında karar verilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyeti ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucular, Kilis L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum) kalmakta iken 20/3/2023 (Y. T.) ve 28/8/2023 (L.B.), 27/2/2024 (F. S.) tarihlerinde denetimli serbestliğe nakil suretiyle Kurumdan tahliye edilmiştir. Kurumdan kapalı görüşlerin kaydedildiğini öğrenen başvurucular Y.T. ve L.B., 31/12/2020 tarihlerinde bu konuda hak ihlali olduğu iddiasıyla ve Anayasa Mahkemesinin Eşref Köse ([1. B], B. No: 2017/38098, 3/6/2020) kararına göre meselenin değerlendirilip karar verilmesi talebiyle Kilis İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) başvurmuştur. Başvurucu F. S. ise diğer başvurucuların talebine ek olarak kapalı görüş kayıtlarının silinmesi talebini de içeren dilekçesiyle 18/2/2021 tarihinde İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur.

3. İnfaz Hâkimliği, değişik tarihlerde şikâyetleri reddetmiştir. Kararların gerekçesinde 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 83. maddesi ile 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) 7. maddesi hatırlatıldıktan sonra her ne kadar anılan Yönetmelik uyarınca kapalı görüşlerin kayda alınması mümkün olmasa da ceza infaz kurumuyla yapılan yazışmalar neticesinde kapalı görüşlerin telefon ile yapıldığının anlaşıldığı, başvurucuların ancak telefonla yaptığı görüşmelerinin ve belirtilen yakınlarıyla yaptığı konuşmaların kayda alınmasında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

4. Başvurucular, Kilis Ağır Ceza Mahkemesine (Ağır Ceza Mahkemesi) itirazda bulunmuştur. Başvurucular, itiraz dilekçelerinde kapalı görüşlerin kaydedilmesine ilişkin mevcut uygulamanın durdurulması ve kayıtların silinmesi talebinde bulunmuştur. Başvurucu Y. T. ayrıca Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiği itiraz dilekçesinde manevi tazminat talebinde de bulunmuştur. Ağır Ceza Mahkemesi, değişik tarihlerde kapalı görüşlerde yapılan konuşmaların sistematik bir şekilde teknik araçlarla dinlenmesine ve kaydedilmesine yönelik bir kanunun mevzuatta yer almadığı gerekçesiyle İnfaz Hâkimliği kararlarının kaldırılmasına ve itirazların kabulüne kesin olarak karar vermiştir.

5. Başvurucular, nihai kararları 16/3/2021 tarihinde öğrendikten sonra 12/4/2021 ve 14/4/2021 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

6. Komisyonca 2021/19423, 2021/24376 ve 2021/27948 numaralı bireysel başvuru dosyaları arasında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle başvuruların 2021/19423 numaralı bireysel başvuru ile birleştirilerek incelenmesine ve kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

7. Başvurucuların adli yardım talebi bulunmaktadır. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

8. Başvurucular; derece mahkemelerince ceza infaz kurumunda yaptıkları kapalı görüşlerinin teknik araçlarla dinlenmesine ve kaydedilmesine yönelik işlemin durdurulmasına karar verildiğini ancak mevcut kayıtların silinmesine yönelik itirazlarının ise yargı mercilerince değerlendirilmediğini belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuruların kabul edilebilirlik kriterleri yönünden incelenmesi gerektiği belirtilmiş, esasa ilişkin ise Anayasa Mahkemesi içtihatlarına, mevzuat hükümlerine ve ceza infaz kurumu uygulamalarına ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Görüşte 5275 sayılı Kanun'da 2021 yılında 17/6/2021 tarihli ve 7328 sayılı Kanun'la değişiklik yapıldığı belirtilerek herhangi bir soruşturma ya da kovuşturmaya konu edilmemiş kayıtların en geç bir yıl içinde silinmesinin sağlandığı ve yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu F. S., Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru dilekçesindeki iddialarını tekrarlamıştır. Diğer başvurucular ise beyanda bulunmamıştır.

10. Bakanlık görüşü ekindeki belgelere göre Kurumun kurulduğu günden 25/1/2021 tarihine kadar yapılan ve herhangi bir soruşturmaya ve kovuşturmaya konu olmayan kapalı görüş ses kayıtlarının 25/1/2022 tarihli İdare ve Gözlem Kurulu (Kurul) kararıyla 25/1/2022'den 22/6/2022'ye kadar yapılan kayıtların da 15/6/2023 tarihli Kurul kararıyla ceza infaz kurumu Cumhuriyet savcısı denetimi altında silindiği anlaşılmıştır.

11. Ayrıca Kurulun 12/3/2021 tarihli kararında Anayasa Mahkemesinin ve İnfaz Hâkimliğinin almış olduğu kararlar üzerine ilgili mercilerce yasal zemin oluşturuluncaya kadar kapalı görüşlerin dinlenmemesine ve kayıt altına alınmamasına karar verilmiştir.

A. Başvurucu F. S. Yönünden

12. Başvurucu, kaydedilen kapalı görüşlerin kayıtlarının silinmesine ilişkin talebi hakkında yargı mercilerince karar verilmediğinden şikâyet etmektedir.

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. Başvurucunun kapalı görüş kayıtlarının silinmesi talebini hem İnfaz Hâkimliğine şikâyet dilekçesinde hem de Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yaptığı itirazda öne sürdüğü anlaşılmıştır. İnfaz Hâkimliğinin talebi sadece kapalı görüşlerin kaydedilmesine ilişkin olarak ele aldığı ve şikâyeti reddettiği; Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın kabulüne ilişkin kararında ise kayıtların silinmesi talebine ilişkin bir değerlendirme yapmadığı ve talep konusunda hüküm kurmadığı görülmektedir.

15. Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumlarındaki birtakım uygulamaların temel hak ve hürriyetlere müdahale teşkil ettiği ve kaldırılması gerektiği konusunda ileri sürülecek iddiaların esasının incelenmesine imkân sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının olmasının ilgililere etkili başvuru hakkının sağlanması bakımından bir gereklilik olduğunu Meral Danış Beştaş (3) ([2. B], B. No: 2017/34087, 13/10/2020) kararında kabul etmiştir (Meral Danış Beştaş (3), § 40). Dolayısıyla başvurucunun kapalı görüşlerinin kaydedilmesine ilişkin uygulama konusunda ileri sürdüğü iddialarının da bu kapsamda ele alınması ve bir yargı merciince incelenmesi, başvurucuya etkili bir başvuru yolunun sağlanması açısından önemlidir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Meral Danış Beştaş (3), § 44).

16. Bu itibarla somut olayın koşullarında yargısal fonksiyonun esasını oluşturan uyuşmazlığın içinde yer alan maddi ve hukuki sorunların bütünüyle ele alınması ve karara bağlanması işlevinin ilgili mahkemelerce yerine getirilmediği, başvurucunun kapalı görüş kayıtlarının silinmesi talebine ilişkin olarak kabule ya da redde ilişkin esasa yönelik herhangi bir karar verilmediği görülmektedir. Böylece başvurucunun Hâkimliğe ve itiraz merciine yaptığı şikâyet ve itiraz başvurularında verilen kararların bu yönüyle ilgili ve yeterli gerekçe içermediği, başvurucunun iddialarının incelenmesine ve uygun bir telafi şansı sunmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. İtirazın yapıldığı Ağır Ceza Mahkemesi de bu eksikliği gidermeye yönelik bir gerekçeye yer vermemiştir. Neticede başvurucuya kayıtların silinmesi talebine ilişkin olarak özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyeti kapsamında olduğunu ileri sürdüğü müdahalenin ortadan kaldırılması talebiyle başvurabileceği ve asgari güvenceleri içeren, pratikte de işleyen etkili bir hukuk yolunun sunulmadığı sonucuna varılmıştır.

17. Açıklanan gerekçelerle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer Başvurucular Yönünden

18. Somut olayda başvurucular, kaydedilen kapalı görüşlerin kayıtlarının silinmesine ilişkin talepleri hakkında yargı mercilerince karar verilmediğinden şikâyet etmektedir.

19. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir başvuru yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt [2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

20. Başvurucular, İnfaz Hâkimliğine yaptıkları başvurularda kapalı görüşlerin kaydedilmesinden şikâyet etmiş ancak mevcut kayıtların silinmesi taleplerini İnfaz Hâkimliği önünde dile getirmemiştir. Bu durumda İnfaz Hâkimliği önünde dile getirilmeden kapalı görüş kayıtlarının silinmesine yönelik olarak itiraz merci önünde söz konusu iddianın ilk defa dile getirilmesi ve ardından bireysel başvuruda bulunulması idari ve yargısal yolların usulüne uygun şekilde tüketildiğinin kabulü için yeterli kabul edilemeyecektir. Sonuç olarak başvurucuların hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yolları usulüne uygun şekilde tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu değerlendirilmektedir.

21. Açıklanan gerekçelerle söz konusu başvuruların diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

22. Başvurucu F. S.; ihlalin tespiti, ihlalin tüm sonuçlarıyla giderilmesi ile 250.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

23. Başvuru konusu kayıtların silindiği ve başvurucu F. S.'nın tahliye olduğu dikkate alındığında ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

24. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucu F. S.'ya manevi zararları karşılığında ihlalin niteliği de dikkate alınarak net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucuların adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Başvurucu F. S.'nın özel ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Başvurucular Y. T. ve L.B.'un özel ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Başvurucu F. S.'nın Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak Anayasa’nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

Ç. Başvurucu F. S.'ya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucular Y.T. ve L.B.'un yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.