TCK m.217/A’da düzenlenen halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunun;

Kamu barışına karşı işlenen bir suç olarak düzenlendiği, korunan hukuki yararın kamu barışı olduğu, maddede geçen “kamu barışını bozmaya elverişli şekilde”ibaresi ile bu suçun somut tehlike suçu olarak düzenlendiği, “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle” ibaresi ile failde özel kast arandığı,

Maddede dikkat çeken en önemli meselenin “gerçeğe aykırı bilgi” kavramı olduğu, madde gerekçesinde de suçun maddi unsurunun konusunu oluşturan bu kavramdan ne anlaşılması gerektiğinin açıklanmadığı, bir bilginin “gerçeğe aykırı bilgi” olup olmadığının, kime, neye göre ve hangi ölçütler esas alınarak tespit edileceğinin belirsiz olduğu, bu belirsizliğin “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi bakımından sorun teşkil ettiği, belirliliğin “kanunilik” ilkesinin ayrılmaz bir parçası olduğu, “belirlilik” ilkesinin bir dayanağını da Anayasa m.13’ün teşkil ettiği, çünkü madde metninde; “ülkenin iç ve dış güvenliği”, “kamu düzeni”, “genel sağlık” ve “kamu barışı” gibi belirli olmayan, soyut ve tespiti zor kavramlara yer verildiği, bu kavramların; kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade hürriyetini kısıtlayıcı şekilde yorumlanmaması gerektiği, BAM kararları ve bu kararlar arasında çelişki olması halinde Yargıtay kararları ile uygulanma koşullarının belirlenmesi gerektiği,

Failin yaydığı bilginin gerçeğe aykırı olduğunu biliyor olması, başka bir anlatımla, yayılan bilginin gerçeğine vakıf olmasına rağmen, sırf hükümde gösterilen özel kastla, vakıf olduğu gerçek bilgiye aykırı olarak paylaşımda bulunması ve bu paylaşımın maddede gösterilen somut tehlikeye neden olması gerektiği,

Ayrıca; gerçeğe aykırı bilginin yorum ve tahmin niteliği taşımaması gerektiği, yorum niteliği taşıyan açıklamanın bu suçun konusunu teşkil etmediği,

Ceza Hukukunun, ifade hürriyetine bu şekilde müdahale ile ceza sorumluluğunu genişlettiği, Ceza Hukukunun fikri alana sirayetinde isabet olmadığı, bu suçla korunan hukuki yarar ile getirilen kısıtlamanın demokratik toplumda yol açtığı sınırlama arasında dengenin bozulabileceği, neyin gerçek neyin gerçek dışı bilgi olduğuna, bunları öğrenen toplumun karar vermesinin uygun olacağı, ifade hürriyetinin özünün korunması gerektiği,

Dikkate alınmalıdır.